türk mitolojisi

1 /
mystra mystra
"oğuz han gökten ateş gibi indi, ağaç kuytusunda bir hanım buldu onunla evlendi, bebeleri oldu, bebe doğar doğmaz öküzü yıktı ve yedi..." benzeri olayların anlatıldığı masalsı hikayeler bütünü.
en belirgin özelliklerinden biri hep iyilerin kazanmasıdır, yunan mitolojisi gibi devamlı bir çatışma yoktur, iyinin dediği olur. geniş bilgi için (bkz: dede korkut masalları)
hepten aykırı hepten aykırı
elin mitolojisini bir kenara atıp, kafa yormamız gereken kendi mitolojimiz.
iki karşıt tanrı vardır. ülgen ve erlik. ülgen bizim bildiğimiz yaratıcı göktanrıdır. erlik ülgen'in torunudur ve dedesine kafa tutup yeraltına çekilip şeytanlaşmıştır. türk tanrıları da aynı yunan tanrıları gibi evlenirler, çoluk çocuğa karışırlar. tanrının kızları peridir, oğulları kutsal yarı tanrılardır. en karizmatik yarı tanrı karakan'dır. bunlardan gayrı sürüyle tanrı vardır.
yani bize ilkokuldan beri yutturulan tek göktanrı olayı safsatadır, yalandır, ayıptır, araplaştırmadır.
suspiria suspiria
yamulmuyorsam uygurların yaratılış miti aşağı yukarı şöyledir:
dünyanın üzerinde sudan başka birşey yokken, yani her taraf suyla kaplı iken ülgen tanrı dünyayı dolaşır da dolaşır velakin konacak bir yer bulamaz ve yorgunluktan bitkin düşer. onun bu halini görüpte acıyan bi su perisi ya da başka bişey de olabilir tam bilmiyorum sudan kafasını çıkarır ve ' ülgenciğim canım bebişim. e sen tanrısın be şekerim. oturacak yer mi yok; ol de olsun. bunu da biz söylemeyelim artık yani.' der ve tekrar sulara gömülür. bunu duyan ülgen tanrı toprak olsun der ve toprak olur. oturup dinlenen ülgen tanrı bu dünyada yalnız olmak istemediğine karar verir ve olaylar gelişir.
charlienin dorduncu melegi charlienin dorduncu melegi
aslında yeni yeni incelemeye başladım, henüz engin bir bilgim ve oluşmuş derin fikirlerim yok, fakat eğlenceliye benziyor. dün insanın var oluşunu okudum, hoşuma da gitti, aktarayım:

bir bahar günü yağmur yağar, ortalığı seller götürür ve bu çamurlu akıntı (toprak ve su) bir mağaraya girer, buradaki yarıklara dökülür. zaman geçer, temmuz ayının başında güneş (ateş) bu yarıklardaki malzemeyi pişirir. daha sonra 9 ay boyunca rüzgar (hava) eser ve nisan ayında, yani baharın başlangıcında ilk erkek doğar: adı ay baba'dır. ay baba, daha sonra daha rahat koşullardaki bir yerde yaşamak için mağarayı terk eder.

ay baba'nın doğduğu yıl, aynı olaylar bir kez daha tekrarlanır, fakat güneşin bu malzemeyi pişirmesi ağustos ayının sonuna denk gelir, güneşin konumu farklıdır. rüzgar yine 9 ay eser ve ertesi yılın haziran ayında başka bir doğum gerçekleşir: doğan bir kadındır, adı ay-va'dır.

ay atam (ay baba) ve ay-va evlenirler, 20 kız 20 erkek çocukları olur* ve bunlar da türk toplumunu oluşturur. daha sonra ay atam ve ay-va ölünce, çocukları onları doğdukları mağaraya gömer, mağaraya çiçekler bırakır ve her yıl onları ziyaret ederler.

daha önce islamiyet'teki mezar taşı ve türbe gibi kavramların türk kültüründen entegre olduğunu okumuştum, hakikaten bu efsane de onu doğrular nitelikte.
the knight who says ni the knight who says ni
orta asya kaynaklı bakıldığında temel olarak iki dönemden oluşur. ilk dönemde kozmoloji gök tanrı ve çocuğu ülgen etrafında şekillenip genişlerken ikinci dönemde gök tanrı'nın vasıfları ülgen'e ithaf edilmiş; kutsal görülen varlık ve objelerin sayısı artmıştır. bunun nedeni ilk döneme göre ikinci dönemde şamanizmin etkisinin artması ve uygurların budizme doğru kaymasıdır.

ayrıca inanış sistemi üzerindeki etkisi çok büyük olduğundan şamanist bir yaklaşımla incelenmesi gerekir ve yine bu sebepten dolayı anaerkil bir temele sahiptir.
dünyaböyledegüzel dünyaböyledegüzel
'poşetli teyze destanı'

tarihteki en eski buluntulara bakarak ilk olarak pazar poşetlerini emanet bırakma olayına türk teyzelerde rastlanır.. bugünkü kuzey çin'de bulunan eski yazıtların ve arkeolojik kazıların bir sonucu olarak bu tanıya varılır..

destanımız ise şöyledir:
türk akınlarını önlemek için çinliler meşhur çin seddini yaptıklarında artık hiç bir türkün içeriye girmesinin imkansız olduğu sanıyorlardı.. teyzenin biri zamanın türk beyinin yanına gelerek sadece bir yolla bu seddi aşarız diyerek ona teklifte bulunmuştu. 'peki planın nedir? ey hatun teyzem' diyen uç beyine bizim teyzemiz planını şöyle aktardı; ilk önce benim belirlediğim yine benim obamdan 6-7 kadın şöyle bir güzel çarşı-pazar dolaşıp bol-bol alış-veriş yapacağız. öyle bir alış veriş yapacağız ki; ellerimize ve kollarımıza poşetler dolduracak hatta gerdanlarımızdan bile poşetler sarkacak. sonra ben çin seddinin obamıza en yakın olan kapısına yaklaşıp nöbetçileri yanıma çağıracağım ve onlara şöyle diyeceğim; 'evladım! poşetler kalsın, biz dönüşte onları alalım olur mu yavrum? dediğimde onlar da eşşek değil ya; bizim gibi yaşlı, poşet taşımaktan yorulmuş teyzeciklerine, 'tamam olur teyzem, işinizi görün siz dönüşte alırsınız' diyecekler tabi! böylece benim bu içeriye girişim uzakta mevzilenmiş savaşçı ve akıncılarımızı harekete geçirecek ve nihayet jet bir hızla bu açılan seddin kapısından çin topraklarına girebileceğiz der bizim teyzemiz..

uç beyimiz bu plana hemen okey der! derhal bizim teyze önderliğinde toplamda 8 teyze çarşı-pazar koşturup bol-bol alış-veriş ederler. adeta teyzenin planladığı gibi 8 kadın gerdanlarına kadar ağırlıklarınca poşetlerle dolmuşlar.. doğruca seddin en yakındaki kapıya dayanmışlar. nöbetçiler hemen yanlarına gelerek; 'ne istersiniz bunaklar?' diye seslenmişler. teyze de daha önce planlanmış o meşhur mısralarını döktürmüş; evladım! poşetler kalsın, biz dönüşte onları alırız emi anam? haydi şimdi kapıyı açın da biz de içeri girek! der.. bu destansı cümleler dökülür dökülmez nöbetçiler yumuşamış, 'tabi teyzeciğim ne demek sen işini gör! dönüşte onları alırsın' demişler. fakat bir kaç nöbetçi ise şüphe etmemiş değildir. hatta bir tanesi çok ileri giderek; teyze içinde bomba falan yok di mi?' der.. teyze de boş durur mu; 'evladım ne bombası, daha top icat edilmedi ki bomba yapalım' diyerek nöbetçiyi bir şekilde ikna etmiş! hatta destanın anlatıldığı ana kitabetin kuzeyindeki başka bir kitabette de(yazıtta da) alaycı bir nöbetçinin teyzeye şöyle söylediği yazılıdır; 'teyze ben sana emanetlerini dönüşte alırsın demiştim ya! tabi kide alırsın, alırsın ama üçün birini alırsın' diyerek teyzemizle dalga geçmiş ama teyzemiz bunu da karşılıklı gülüşmelerle bir şekilde bertaraf etmeye çalışmıştır diye yazar kitabette.. yani o zamanın kitabetleri öyledir, onlar öyle yazar..

sonrasında teyzeler içeri girer-girmez geride mevzilenmiş olan savaşçı ve akıncılarda bu boş kapıdan içeri girerler! sonrasında daha çok türk içeri girer, ve sonrasında daha çok savaşçı ve akıncı! daha-daha çok türk bu kapıdan geçer, ve sonra çok daha çok akıncı ve savaşçı teyzeler geçmiştir bu kapıdan diye yazar kitabette (yazıtta).. evet kitabettekileri aynen böyle şimdiki türkçeye aktarıldığı gibi yazdım! valla ben de onların yalancısıyım! yani yazıtların(kitabetlerin)..



peki kahramanlarımıza ne oldu? teyzemiz, diğer teyzeler, savaşçılar, ve akıncılar! kitabetlerde ve buluntularda kahramanlarımızın akıbetleri hakkında hiç bir bulguya rastlanmadı. fakat herkese anlatacak bir destanımız, bir de çin seddinin kuzeyindeki bir kapısına yazılmış kahramanımız var! bu kahramanımız destanımıza adını veren meşhur alış-veriş kolik teyzemiz, kapının ismi de 'poşetli teyze kapısı' olarak kalmıştır..
kahnesty kahnesty
elimde bir adet 907 sayfalık e-ansiklopedisi bulunan konu başlığıdır. isteyen yazarın mail adresine gönderebilirim.
internet üzerinden paylaşım herhangi bir hukuksal problem çıkartmayacaktır zira ansiklopedinin ikinci sayfasında aşağıdaki ibare mevcuttur;

"vicdani uyarı:

lütfen bu kitabı paylaşın.
bu eseri okuyorsanız veya kaynak olarak kullanıyorsanız

yazar tarafından

sizden mutlaka istenen tek şey:

bir maile ekli olarak bu e-kitabı en az beş (5) kişiye kesinlikle göndermenizdir.

paylaşım yapılmadığında bu durum

vicdani bir hak ihlali olacaktır."

bu nedenle paylaşmaktan mutluluk duyacağım bir eserdir.

yazar edit: 5 gün için böyle buyurun efendiler, buyurun buyurun, buyurun!
transfer big files transferbigfiles.com allows computer users to send large files to anyone. videos, pictures, documents or any other file that is too large to send a... transferbigfiles
1 /