türk tabipleri birliği

1 /
galliani galliani
en önemli görevleri:

1. ülkede pratisyen hekim ve özellikle uzman hekim sayısını daima ihtiyacın çok altında tutmak
2. muayene ve tedavi ücretlerini sürekli fahiş fiyatlarda tutmak.
3. sağlıkla ilgili her politikaya şiddetle muhalefet etmek.

bu arada, "bıçak parası" adı altında alınan rüşvetlere hiç ses çıkarmazlar.
ikiokeylebitemeyenpiresedat ikiokeylebitemeyenpiresedat
19-20 nisan tarihlerinde eylem yapacaklarmış. başkanı eriş bilaloğlu açıklama yapmış: bu tarihler arasında acil olmadığı sürece sağlık kuruluşlarına halk başvuru yapmasınmış, zira kendilerine bakılmayacakmış. sağlık çalışanlarına şahsım adına saygım sonsuz, ancak bu açıklamayı hiç de etik bulmadığımı belirtmeden geçmek istemedim.

19-20 nisan'da hep birlikte türk tabipleri birliği başkanı dr. eriş bilaloğlu, 19-20 nisan'da yapılacak "görev" etkinliği dolayısıyla, sağlık kuruluşlarında sadece acil hastal... ttb
cest tres excitant cest tres excitant
başbakan'a çok sağlam ayar vermiştir. işte size basın açıklamasının tam metni:

basin açiklamasi

başbakan’a cevabımızdır:

hiçbir yere çekip gitmiyoruz,

buradaydik, buradayiz, burada kalacağiz!

biz hekimler ve sağlık çalışanları “iş güvencesi, gelir güvencesi, can güvencesi, herkese eşit ücretsiz sağlık hakkı” için 19-20 nisan 2011 günleri bütün türkiye’de görevdeydik.

eylemimizi büyük bir sorumlulukla, hiçbir hastamızı mağdur etmeden; dahası, hastalarımızın da desteğiyle, başarıyla gerçekleştirdik.

istedik ki; sözümüz dinlensin, sorunlarımız anlaşılsın, haklı taleplerimize kulak verilsin.

ancak gördük ki; yüreklerin kulakları sağır.

önce sağlık bakanı “sayın” recep akdağ konuştu.

hekimi, hemşiresi, diş hekimi, ebesi, eczacısı, laborantı, radyoloji teknisyeni, fizyoterapisti, diyetisyeni, sağlık teknisyeni, sağlık memuru, psikologu, biyologu, paramediki, hastabakıcısı, taşeron sağlık işçisi; kısacası bütün sağlık çalışanlarının katıldığı görev eylemini “marjinal gruplar”ın işi olarak tanımladı.

şimdi de “sayın” başbakan recep tayyip erdoğan konuşmuş;

“sağlık hizmetinde grev uygulamasına gidenler bu milletten beddua alırlar ve iflah etmezler.” demiş.

12 eylül 2010 referandumu’nda “ileri demokrasi” vaadinde bulunan bir siyasetçinin bu sözlerini çok yadırgadığımızı belirtmek isteriz. grev hakkı, bırakın “ileri”yi, “normal” demokrasilerde bile diğer bütün çalışanlar gibi sağlık çalışanlarının da en temel haklarındandır ve sağlık çalışanları bu haklarını özgürce kullanırlar.

“beddua alma” meselesine girmek dahi istemiyoruz. sağlık hizmetine ulaşamayan, ulaşsa bile nitelikli hizmet alamayan, aldığı sağlık hizmeti için sürekli daha fazla para ödemek zorunda kalan milyonlarca vatandaşın bedduasını bir yana koysak bile…

daha birkaç ay önce samsun’da açlıktan ölen iki buçuk aylık kübra bebeğin bedduası müsebbiplerine yeter ve artar.

“sayın” başbakan sonra da “çok açıkça söylersiniz. çalışmak istemiyoruz dersiniz istediğiniz yere çeker gidersiniz.” diye devam etmiş.

sayın” başbakan’a öncelikle hatırlatırız ki; bizler “tebaa” değil, bu ülkenin yurttaşlarıyız ve demokrasilerde, başbakan da olsalar, hiçbir yöneticinin hiçbir yurttaşa “çeker gidersiniz” deme hakkı yoktur.

dahası; biz hekimiz, sağlıkçıyız.

tıbbın kurucuları istanköy’lü hipokrates’ten, bergama’lı galenos’dan bu yana burada, bu topraklardaydık.

bugün de buradayız.

acillerde, polikliniklerde, laboratuvarlarda, ameliyathanelerde gece gündüz çalışıyor; günde bir buçuk milyon hasta muayene ediyoruz, yılda altı milyon ameliyat yapıyoruz, 1,3 milyon doğum gerçekleştiriyoruz.

bizim ne pensylvania’da ikametgâhımız,

ne de isviçre bankalarında hesaplarımız var.

bu ülke insanlarının sağlığını imf, dünya bankası gibi uluslararası sermaye örgütleriyle pazarlık konusu yapan,

sağlıkta özelleştirmeden nemalanan,

ata yadigârı vakıf hastanelerini, kamu binalarını yağmalayan,

ihale peşinde koşan biz değiliz.

biz, topluma adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak emeğimizle, bilgimizle, uzun yıllar süren eğitim ve mesleki deneyimlerimize dayanan birikimimizle insanlara hizmet için çalışıyoruz.

biz, yıllar içinde,

“doktorları ağaca bağlayın da kaçmasınlar.” diyen diktatör bozuntularını da,

“doktorların gözü doymaz.” diyen kasaba siyasetçilerini de,

“paracı doktorlar gürültü yapıyor.” diyen sağlık yöneticilerini de gördük/görüyoruz.

hepsi gitti, biz kaldık; mesleğimiz ve meslek onurumuz kaldı.

bugün de hiçbir yere çekip gitmiyoruz.

güçsüzlerin gücü, çaresizlerin çaresi olmak, ölümle ve hastalıklarla mücadele etmek, sağlık ve şifa dağıtmak için,

dün, bugün olduğu gibi yarın da burada, bu topraklarda kalacağız.

ne ülkemizden, ne mesleğimizden, ne hakkımız olanı istemekten,

ne de “iyi hekimlik, nitelikli sağlık hizmeti” mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

çekip gitmemizi bekleyenlere duyururuz.

türk tabipleri birliği
merkez konseyi
bi arkadaşa bakıp çıkıcam bi arkadaşa bakıp çıkıcam
bir mesleki örgüt olmaktan ziyade artık neredeyse tamamıyla bir siyasi partiye dönüşmüş sivil toplum kuruluşu. aslına bakarsanız sendika da diyebilirim kendilerine.

ha bünyeleri çelişkilerle doludur. her gelen hükümetin yaptığı icraatlara "istisnasız" muhalefet olmaları, işlerine geldiğinde sosyal devlet sosyal iktidar vs goygoyculuğu yaparken, kılıcın ucu kendilerine dönünce gayet kapitalizmi savunabilecek kadar şuursuz olmaları hasebiyle açıkçası artık skimde bile olmayan birliktir.

"sosyalistsiniz madem, hekimlerin özel muayenehane açmasının önüne geçildiğinde neden ayaklanıyorsunuz?!" diye bir allahın kulu da sormuyor şunlara üstadım..

ttb'deki bu yapılanmanın bir an önce değişmesi, daha homojen bir oluşuma dönüşmeleri gerekiyor.. aksi halde kendi kendilerini yok edecekler..
deli degilim deli degilim
a.ku.p'ye muhalif ve en iyi çalışan meslek örgütüdür.

iktidar yanlıları tarafından karalanması normaldir.

hekimler olarak desteğimiz, dayanağımız, geleceğe dair umudumuz, onurumuzdur.

sağlık politikalarına yaptığı eleştiriler, "bedava sağlık hizmeti verilsin ama muayenehanelerimiz kapatılmasın" değildir.

medyanın dolduruşuna gelinmeyip, sağlık politikaları ile ilgili bir kaç bilimsel makale incelenirse görülecektir ki, 12 eylül sonrası çökertilen "sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi hakkındaki kanun" olan 224 sayılı kanunun türkiye için en uygun model olduğunu savunan örgüttür.

bu kanunun bazı maddeleri şunlardır:
- sağlık hizmetleri ücretsizdir (madde 1 ve 14).
- kamuda çalışan hekimler özel hasta bakamazlar (madde3 ve 4).
- sağlık hizmetleri tek elde toplanacaktır (madde 8 ve 30).
- yansız ve adil bir atama, yer değiştirme ve yükselme yöntemi uygulanacaktır (madde 24).

ttb, hekimlerin tam gün çalışmasına karşı değildir, sadece muayenehaneleri ilgilendiren bir yasaymış gibi gösterilen ama sağlıkta piyasalaşmanın ve yandaşların özel hastane açıp zengin olmasının önünü açan bu yasaya bu haliyle karşıdır.

ttb genel sekreteri feride aksu tanık (ankara tıp), halk sağlığı profesörüdür ve sağlık politikaları hakkındaki konuşmaları can kuşağıyla dinlenmelidir.

bu konuda uzmanlaşmış prof.dr. kayıhan pala'nın (uludağ tıp) ya da doç.dr. ilker belek'in (akdeniz tıp) en azından bir yazısı olsun okunmalıdır, "ttb çok rerörerö" diye bik bik bik ötmeden önce.
mfk md mfk md
doğru şeyleri yanlış aktaran kurum. özellikle bu recep akdağ denen kişiye karşı savundukları tutumun yanında olsam da, bazı açıklamalar gerçekten bakan'a pas verir cinsten. bugün fikret bila'ya önceki günlerde recep akdağ'ın sözlerine cevap niteliğinde yazı gönderen dr. eliş bilaloğlu (ttb merkez konseyi başkanı) şunu demiş.:

"“sayın bakan ‘bu sabit ücreti nasıl belirleyeceğiz?’ demektedir. size ekte 2011 yılı için nasıl belirleneceğine dair yasa maddesi önerilerimizi iletiyorum. (bu öneriye göre, ttb’nin istediği sabit ücretler şöyle: 1. derece klinik şefi 8833 lira, 1. derece klinik şef yardımcısı 8375 lira, 1. derece uzman doktor 7799 lira, 1. derece doktor 7676 lira, 8. derece doktor 6243 lira. üniversitelerde ise profesör 10617 lira, doçent 10096 lira, yardımcı doçent 9174 lira, 1. derece uzman doktor 8092 lira, asistan doktor 6347 lira)
bunu 2009’dan bu yana her yıl yenileyerek sayın bakan’a da iletmiştik. görüleceği gibi çok mümkün ve mütevazı talepler. ayrıca söylemekte yarar var; bugün bir uzman doktorun temel ücreti 3200 lira değildir. maaş temel ücret olup emekliliğe yansımakta, bu da birin dördü kademesinde olan hekim için 1850 lira civarındadır. sabit döner sermaye ödemesi adı üstünde döner sermayedir.”

fiyatlar genelde hekimlerin istediği/talep ettiği miktarlar. lakin "görüleceği gibi çok mümkün ve mütevazı talepler." cümlesi o kadar sakat ki, bakanın eline resmen koz veriyorsun. adam, ortalama bir hekimin ne yaptığını bilmeyen mühendis şu cümleyi rahatlıkla kurabiliyor/kurduruluyor: "ulan bu adam da 5 senelik memur, ben de, aldığımız para 2200 lira, bunların istediği miktar 8000 lira." bu ve bunun gibi örnekler/sözler, zaten doktora karşı hınçla dolu/doldurulan kitleyi zaten çok rahat gaza getiriyor. ama diğer açıklamalarına tamamen katılıyorum. link için:

ttb'den akdağ'a imalı örnekler sağlık bakanı prof. dr. recep akdağ, bir hâkimin özel hukuk bürosu veya bir polisin özel dedektiflik bürosu olması; hâkimin bürosuna uğrayanların d... milliyet
orlov orlov
metroda(istanbul taksim-hacıosman hattı) bana ayar vermeye çalışan, yanılmıyorsam sağlık sektöründe çalışan kadına istinaden:

olay şöyle oldu, 1 saat önce metroda seyir halinde iken karşımda bir kadın ve iki erkekten oluşan ve hararetli ancak kısık sesle bir tartışma yürüten 3 kişi; sağlık sektöründe gelişen olayları, durumları, vs. konuşmaları dikkatimi çekti. ardından kadının elinde bir bildiri gördüm. görebildiğim kadarıyla bildiride bazı aksaklıklardan, sorunlardan bahsediliyor, yüklenmelerle sürüyordu. 4e katlanmış bildiride görebildiğim kadarıyla

"ceo, büyük millet meclisi, tabipler, devlet hastaneleri, akp, çalışma, meslek sömürüsü" gibi kelimeler dikkatimi çekti.

kendisinden özür dileyerek bildiriyi okumak için iznini istedim. karşılaştığım durum ise:

- (çok atarlı ve yargılar biçimde)ne hakkında olduğunu biliyor musun(2. tekil şahısa hitaben(!))? ne hakkında konuştuğumuzu biliyor musun? neden sizi ilgilendirsin ki, bi alakanız var mı?

kendisine sektörde çalışmadığımı ancak genel olarak bu tip sistem sorunlarına yönelik ilgim olduğunu, bu durumun dikkatimi çektiğini ve bildiride adı geçen kararnameden haberim olmadığını söylememe rağmen dışlaması hat safhada devam etti.

deyim yerindeyse ısrarla bildiriyi kendisinden alabildim.

o sinirle okuyup anlayabildiğim kadarıyla:

-devlet hastanelerinin özelleştirilmesinden,
-imf destekli denetçilerin türemesinden,
-ceo tadında kişilerin hastanelerin başına getirilmesinden
-mesleğin sömürülmesinden ve yazlaştırılmasından
-meclis kararının hiçe sayılarak akp bünyesinde bir karar çıkarılmasından,
-kadrolaşmadan bahsediyordu.

bu duruma karşı bir toplantı için çağrı yapılıyordu.
söz konusu toplantıyı buldum: türkiye (büyük) sağlıkçılar meclisi toplanıyor! türkiye (büyük) sağlıkçılar meclisi 19 kasım 2011 cumartesi günü saat 15.30'da ankara'da toplanıyor. akp hükümeti'nin 2 kasım 2011 gece yarısında t... ttb

ancak şunu o anda başımın ağrısından ve hanımefendinin küçük gören tavırlarından dolayı sinirimden-şaşkınlığımdan dile getiremedim: eğer siz bunu sadece kendi birliğiniz içinde, zaten sizinle aynı uzlaşıda olan kişilere yönelik toplantı ve bildirilerle ayakta tutmaya çalışırsanız, yorulursunuz. bildirinin amacı insanlara bir bildirimde bulunmaktır. bunun, kişinin sektöre dahil olması ya da olmamasıyla alakası yoktur. zira siz amacınız hakkında topluma yönelik genel bir algı ve yargı yaratamadığınız sürece başarılı olamazsınız. hanımefendi artık bildiride belirtilene dayanan siyasi çekinceleri dolayısıyla mı ifadede eksiklik yaşadı bilemiyorum ancak, bir bildiriyi okumak isteyen birine(kim olursa olsun) karşı çıkmak, böyle bir bildiriyi cemaat(teşbih) gibi bir yapılanmaya -sektörel bile değil- yönelik kılmak hiç de mantıklı ve de yakışık alacak bir davranış biçimi değildir. bu kalıtlaşmış ve kalıplaşmış önyargılarınız ve çekinceleriniz olduğu sürece ancak "kendiniz çalıp kendiniz eğlenebilirsiniz". sizinle birlikte olacak onlarca insanı (belki de) algıda seçicilik yaptığınız için davanızdan soyutluyorsunuz.

umarım bu yazdığım hanımefendiye ulaşır ve kendimi(kendisini) kendine ifade edebilirim. en azından bu yazı, aksak mantıktaki her kime ulaşabilirse benim için bir mutluluk kaynağı olacaktır.

ps: bu yazdığım konusunda hemfikir olanlar konuyu yayabilirse sevinirim.
wasabie wasabie
bugün babayı almış birlik, hala anlamıyorlar, bu doktorlar ne ister? istekleri nedir? sormaz..
1.giderler hekim sayısı yeter derler, bilmezlerki periferde bir acil doktorunun günde 300 400 hastaya baktıklarını
2.derler biz che'nin doktoruyuz, sonra sağlık bakanı dinlemez bile,
3.bakarsınız içindeki tipleri, hep komunist tipler, uzlaşmayla uzaktan yakından olmayan tipler, protesto manyağı olan tipler
neyse böyle insanlardan arınmadıkça her zaman babayı alacak birliktir, ziya bu tiplerin ise konumlarını bırakıp uzlaşmacı olacakları yoktur, olan arada bizim gibi mesleki bazı sorunların çözülmesini isteyen ılımlı olanlara olmaktadır.
1 /