türkiye de internet

1 /
thedewil thedewil
daha düne kadar, 56kbit hızında olan internettir. o zamana kıyasla, şu andaki skydsl geliyor insana. tabi interneti 1024 kbit adsl'le görüp, gördüğünüz her şeyi indirmek gibi bir heves edindi iseniz, "yavaş ulen bu" demeniz de normaldir.

keza, eskiden internet paketi ve bağlantı ücreti birleşince, 56k için bile bundan daha feci rakamlar çıkarıyordu. 50 mb'lık cm update'i, indirilebilecek maksimum dosya idi benim için.
ameleperver cemiyeti ameleperver cemiyeti
yıllar önce 56k ile bağlanıp telefon faturası kıçına kaçmaması için takla atan kişi için harika yerlerde, interneti adsl ile evine, yurduna sokan kişi için bir kamyon laf edebilecek düzeydedir.

ortası yoktur, şahsidir.
prezerlatif prezerlatif
aslında yok. olanları da bi şekilde soğutup vazgeçirmeye çalışıyolar bence. beceremiyoruz diyeceklerine her seferde kendilerini de avrupa ile yarıştırıyolar. hızımız iyi, hızımız güzel, hızımız pek bi hamarat. gelsin kahveler.

sebebi feryadımız malum.

başta tabi telekom muhalefeti var. adım başı her yerden adsl başvurusu alıp bunu doğru düzgün yapamayan bi telekom. maalesef ki tüm kablo ağı elinde olan telekom bu. senelerdir sömürüp durur bu berbat hizmet anlayışına rağmen.

evdeki telefonu değiştirme gafletinde bulunuyorum. kapatıyorum telefon borcunu iptal ediyorum kökünden. yeni abonelik içinde başvuruyorum yine. başvuru sırasında tesadüfen öğreniyorum ki önceki sene eski evde iptal ettirdiğim adsl'ye tonla borcum görünüyor. üstelik 2 ay önce icraya verilmişim ve haberim de yok. gidip soruşturuyoruz nedir ne değildir diye öğreniyoruz ki olmayan telefon hattına 8 ay internet hizmeti fatura edilmiş. üstelik "telefon hattı olmadan internet hizmeti veremiyoz ki biz" diyen bi kurum yapıyo bunu. gidiyoruz hukuk bölümüne, veriyoruz dilekçeyi avukatlarına o da "hahlısız abi ama ödersiniz gibi bunu" diyor. [sonuca baglanmadı bu mevzu daha]

o arada da bi yandan biri adsl'yi arıyorum. bunlarından telekomdan çok bi farkı yok aslında. hizmet anlayışı hakkında müşterileri kadar kendi çalışanlarının da belli ki fikri yok. sadece ilgileniyomuş gibi yapıyolar o kadar. arka planda cidden hakkikaten çalışan eden yok. aslında hiç çalışan olmasa daha iyi. en azından ağız birliği olur da sinir yıpratmazlar. çünkü birinin dediğini öbürü inkar ediyor. ilk telefon görüşmesinde özetle deniliyo ki yeni numarayı bildirin hemen nakil işlemini yapalım. duyuyorum rahatlıyorum.

neyse bunu alıyorum kenara. alıp enişteyi götürüyorum telekoma. onun adına alıyorum paşalar gibi hattımı da eve. gelip tekrar arıyorum bizim biriyi. bu sefer de bi dilekçe ve bi kaç bi şeyi faks istiyolar. bi an 90lı yıllarda sanıyorum kendimi ama telgraf istemediklerine dua edip yolluyorum acil tarafından. 2 iş günü içinde de döneceklermiş güya. 4 gün geçtikten sonra arıyorum meşhur hatlarını, bir kaç sistemimiz güncelleniyor bulamadık kaydı yalanını duyduktan sonra ve öğreniyoruz ki faks ellerine ulaşmamış. aynı gün 2-3 kere daha gönderiyorum ve tekrar arayıp teyit ediyorum, yine bi 3 iş günü.

dönen yok tabi. çünkü süper hizmet veren can servisim 152 kere söyleyip yine de ne olur ne olmaz diye dilekçeye de yeni numarayı yazdığım halde eski numarayı arıyolar ve bana da ulaşamıyor. bilmiyorum bu eski numarayı aramak hobi mi yoksa bi sik mi var da ben bilmiyorum. bi 2 gün daha bekleyip arıyorum. sonuç dehşet tabi. bunlar da kapalı olan eski numarayı arayıp bana ulaşamadıklarından, önce yaptığım nakil talebini sonra da adsl hizmetimi komple iptal ediyolar. açıp soruyorum ne alaka diye "eee ımm şey ulaşamamışız size" deyip arkasından da aradığım için teşekkür ediyolar.

ben teşekkür ederim amına koyim. bi daha sikseler internet almam eve.
ikiguzelhareketbirden ikiguzelhareketbirden
sabır taşıdır.

bir yıl kadar evvel internetimiz borç yüzünden kapandı. ödeyemedik belli süre. öğrencilik işte. en iyisi ailenin yanında okumak zaten. her gün mis gibi sıcak yemek. temiz ev. oh!

3 ay sonra elimde bi tomar para ile gittim telekoma. dedim ''bizim borcumuz var. bunu ödeyip kapamak istiyoruz.'' veznedeki adam dedi ki ''kapandığı için ben göremem borcu, gidin selma hanım ile görüşün''

gittim selma hanıma. 1,50 boylarında, sürekli çay içen ve ağzının kenarında -muhtemelen- öğle yemeğinden kalma kurumuş yemek izi olan bir hanımdı. şimdi gidenler eğer bulamazsa diye tasvir ediyorum. gidin bakın, şimdi de aynı şekildedir.

''benim internet borcum var. ahada numarası. ahada para'' dedim.
''bakayım'' dedi çayından bi fırt çekip.

elindeki toplam parmak sayısının sadece 10'da 2'sini kullanarak içine çekirdek kabukları girmiş klavyesine bir şeyler yazdı.

''borcunuz yok sizin'' dedi.
''nasıl olur, iyi bakın. bizim borcumuz var'' diye ısrar ettim.
''yeaa yok işte. çok paran varsa verecek, bana ver'' diye ikinci sınıf bir alay-espri karışımı bir şey geveledi.

bunun üzerine durumu kabullenip (biraz da sevinerek, bi sürü para kaldı cebe oğlum) ''yeni bir internet açtırmak'' isteğimi söyledim. beni ekrem bey diye birine gönderdi. ekrem bey'den bir kağıt alıp doldurdum. sonra o da beni sinem hanıma gönderdi. sonra o da beni kadri bey'e yönlendirdi. kadri bey de tekrar beni ekrem beye paslayınca anladım ki üçlü bir döngünün içine girmiş, sonsuzluğa doğru gidiyordum. allah'tan 3 tur sürdü de eve gidebildim.

bi süre sonra internetimiz açıldı. deli gibi google'a girdim. parayı da bi güzel ev arkadaşıyla yedik.

------bir yıl sonra-----

taşınacağımızdan ötürü interneti kapamak için tekrar türk telekoma gittim. dedim ''ben interneti kapatacam. ahada parası.'' baktılar. ''sizin bunun haricinde bir internet borcunuz var ama'' dediler.

ciğerimi yediler o an.

''nasıl'' dedim. ''bir yıldır'' dediler. ''yapma'' dedim. ''500 milyon'' dediler. ''o-ha'' dedim. ''avukata gitmiş. avukat parası bi de.'' dediler.

kendimi toparlayıp selma hanımın yanına gittim.

''bizim internet borcumuz varmış''dedim.
''eee..'' dedi.
''sen bana yok dedin, almadın'' dedim.
''beyfendi ben öyle bi şey demem. ben borcunuza bakamam bile.'' diye en tiz sesten girdi.
''ama sizdiniz. dediniz'' diye geveledim bi süre.

''beyfendiii o ben değildim. saçmalayın!..'' diye çıkışmaya başladı. ''sizdiniz!!! ağzınızın kenarındaki yemek artığından hatırlıyorum sizi. bakın hala orda!!!'' diye çıkışmak istedim ama yapmadım. sakin kalmaya çalıştım. beni başka birine yönlendirmesini bekledim, sonra da gittim.

bu raddeden sonra dünya kadar ''hasan bey, ilknur hanım'' tanıdım. sanki terk farkları kravatlı olanlar ve olmayanlar gibiydi. hepsine mağduriyetimi anlatıyor, değişik örneklerle süslüyordum. ''bir telefon hattına iki adsl olur mu?'' diye soruyor, ''hayır olmaz'' cevabını aldıktan sonra, ''e bu ne o zaman. bana niye iki adsl hattı verdiniz vicdansızlar...'' diye ağlıyordum. karşılığında da ''hata olmuş'' yanıtını alıyordum. yaklaşık 2 saat içinde türk telekom içindeki tüm çalışanları tanır olmuştum artık.

bu kadar tanışıklık yeter deyip dışarı çıktım. türk telekom binasının karşısına geçip iki elimi belime koyup bir süre binayı izledim. ''orspu çocuuuu!!!'' diye bağırdım.

ek bilgi: uzun bir süre o avukat senin bu avukat benim dolandıktan sonra, ancak faizimizi sildirebildik. geri kalanını hala ödüyoruz.

ek bilgilendirici bilgi: uyanık olun arkadaşlar. bu anlattığım sadece benim başıma gelmiş bi şey değil. aynısı sözlük yazarlarından birinin başına daha geldi, biliyorum. avukata gittiğimizde aynı dertten müzdarip bir yaşlı amcada tanıdım. örgütlenelim bence. sonuçta bu grup içinde 100 bin kişi toplarsak dünyaya ne kadar güçlü olduğumuzu gösteririz. listesindekileri eklemeyecek arkadaşlar katılmasın!

o değil de 500 liraya yakın para ödeyecez, ben işin hala komikliğindeyim, şakasındayım. hey yavrum hey! bu yazı 500 tl'ye mal oldu. beşyüz!..
mevtai mevtai
türkiye de internet gayet güzeldir. gerek altyapısı gerek üst yapısı, her şekilde teknik açıdan sorunsuzdur.

gel gör ki; bu hizmetin sunuş şekli akıllara zarardır. en komiği ise hizmetin kişiye ulaşma biçimidir, telefon bağlantınızın olması gerekir. buradan çıkacak mantık şudur ki, telefon ile internet birbiri ile bağlantılı şeylerdir.
e madem aynı kanal yolu ile geliyor, neden aynı hat üzerinden ikisine de ayrı abonelik gerekiyor? peki ya neden bu abonelikler ayrı kişilerin adına olabiliyor. varsay telefon başkasının adına internet başkasının adına, internet faturası tıkır tıkır ödenirken, telefon faturası ödenmedi ve kapandı. neden parasını verdiğimiz internet hizmetini kullanamıyoruz?

hiç kullanmadan parasını ve vergisini verdiğimiz telefon hattımız bağlı, tüketmediğimizden tüketim vergisi veriyoruz o denli komik, verginin adı da komik ya neyse, internetimiz de geldi, pahalı olmasını geçtim, kablomuzun ucuna kadar kullandığımızdan kat kat hızlı bir bağlantı geliyor, ve biz bunun bir kısmını kullanabiliyoruz. öyle tarifesi filan yemez arkadaşım. 8 megabitmiş 16 megabitmiş, sınır tanımam. sen bunu tutup sınırlıyor ve paramızı istiyorsun daha fazlası için. hadi veriyoruz parasını,
dünya standartlarının altında bir internet hızımız var, her ne kadar santrallerindeki elemanların mallıklarından kaynaklı sorunlar yaşasak da idare ediyoruz. giriyoruz internete yasaklarla karşılaşıyoruz. 7000 küsür yasaklı site var.
kesintisiz ve yüklenmesini beklememek için hızlı kullandığımız internetimiz ile parasını verdiğimiz internetimiz ile, dünyanın en çok kullanılan internet sitelerinden birinden vidyo izleyemiyoruz. neden? yasaklı.
her birimiz dns uzmanı olup çıkıyoruz. proxy filan derken ağ uzmanı haline dönüşüp bu da yetmezmiş gibi ek yazılımlar filan kullanıyoruz. faturamızı ödemesek dahi hizmetimizi kesseniz dahi, yardırıp proxy değiştirip çatır çatır kullanıyoruz interneti.
ayrıca skype gibi bir program bile sen internetimizi kesince bağlanmaya devam ediyor. bu kadar da mal iş yapan bir şirket telekom. neyse.

ikincisi arada sırada santralde geliştirme çalışmaları adı altında ne yapıyorsun bilmiyorum, hafta sonu öğlen vaktinde internetimi 3 saat kullanmamama neden olacak ne yapıyorsun bilemiyorum. gece çalışmalarına ayrı hastayım.
dahası bu çalışmalardan sonra garip bir şekilde internet hızımı normal tarifesinden düşürmeyi başarıyorsun, ve bunu 2 ay boyunca bana zorla yediriyorsun, mecburen telefonu kullandırtmak zorunda kalıyorsun bana.
ilgisiz operatörlerle kafa patlatıyorum. modemi kapatıp açtırtmaktan başka iş yapamayan dangalakları oturtuyorsun oraya. dahası elemanın bir şekilde internetimi keserken ekseri telefonumu da kesiyor (nasıl beceriyorsa)
hat kesiliyor, hat yeniden geldiğinde yeniden arayıp yeni elemana tekrardan aynı şeyleri anlatmak zorunda kalıyorum. mevzuyu anlamadığından süründürmeye devam ediyor aynı şekilde.
ve ben senin elemanlarının yetersizliğinden dolayı, senin müşteri hizmetleri hattını arayıp bunun için bir de sana ek ücret ödüyorum. bir bakkal bile bana verirken elinden düşürdüğü kola şişesini, bana yedirtmeye çalışmıyorken, senin bu yaptığın nasıl bir iş etiğidir, anlayamıyorum. en son şikayet hattınızı arayıp şikayet bırakıyorum. peşi sıra genel merkezinizi arayıp bizzat üst mercilere dil döküyorum. tabi onun için de ücret ödüyorum.
bir müşteri hizmetleri operatörü bana santralinizi arayın diye telefon numarası verebiliyor. sizin sorununuz mu bu benim sorunum mu anlamıyorum? kendi işini kendin hallet mantığı ile bizi de şirketin bir parçası yapmanıza bayılıyorum, öptm kib bye.

gel gelelim yasaklar ile şirket bağlantısına. şahsen iş etiği şunu gerektirir, "ben hizmetimi başka sebeplerden dolayı, reklam ettiğim bir biçimde veremiyorsam, suçlu konuma düşerim. öyleyse ya bunun için farklı bir hizmet ortaya koyacağım, ya da ücretini talep etmeyeceğim."
ikinci seçenek zor bunun farkındayız, birinci seçenek de kanunen imkansız. öyleyse kalan tek seçeneği yerine getireceksin, arda kalan hizmet imkanını iyileştireceksin. bunu da yapmadığının farkındayız. zaten sende bunu sunacak iş etiği yok.

gelelim akıllara zarar kısma, yasaklara. youtube'dan başlayalım. atatürk'e hakaret zıkkımına. atatürk'ü koruma amaçlı yapıldığı göz önünde, peki sevdirmeyi nasıl başaracaksın merak ediyorum. şahsen şu anda yasaklı olan youtube'a girip,
atatürk yazdığımda, atatürk'ü öven, destekleyen o kadar çok vidyo var ki, ayrıca atatürk'ü her türlü tanıtan ve hakkındaki belgesellerini, filmlerini, boy boy parti parti sunan o kadar vidyo var ki. atatürk hakkında tam bir bilgi deposu anlayacağın.

e sen bana atatürk ü yasaklıyorsun?

yaptıkların, dediğin ile bağdaşmıyorsa, art niyet görmemde neden sakınca görüyorsun? ben şimdi benim elimden aldığın şeyi senin götüne soksam suç. o yüzden bunu dillendirmiyorum yüce adaletin karşısında, nahoş benzetmem için de özür dilerim,
maksadım bunu birisi günün birinde yapar, canın sıkılır, sonra uğraş işin yoksa yenilerini yasaklamak için. biliyorum canıııım biliyorum güzeliim, yasakçı değilsin sen, atatürkçüsün çünkü, öpüyorum bitanem.
ne yasaklamıştın başka, myspace'i hatırlıyorum, sonra last.fm var, gözüme batan iki yer burası şimdilik. batıyor çünkü mantığıma sığmıyor. gerizekalıyım da biraz. farmville var gözlerinden öper.

son bombanı sen de biliyorsun, ip'den yasaklama vs. google'ı ayrıca onun piyasayı sarsan tarayıcısının hizmetlerini, bir sürü şirketin kullandığı ekstra hizmetlerini tek tek istemeden yasakladın.
şunu dile getirmeden edemeyeceğim yalnız; hani şu google sites hizmeti hakkında atatürkçü düşünce derneği'nin açtığı dava, hani altta, bu hizmet google sites tarafından desteklenmektedir. yazısını görünce "vay şerefsizler atatürk'e hakaret edeni nasıl destekler google!" diye tepki verdiğiniz, üzgünüm ki o açıklama, o sitenin açılmasına imkan sağlayan sistem için geçerli, yani her sitesinde yazıyor google'ın, üzgünüm sizin sitenizin de bir çok özelliğini google destekliyor. ve biliyorum üyelerinizin bir çoğunun açılış sayfası da "google.com" içten darbe indirmişler size, korkutmak gibi olmasın bu işin sonu çok kötü, bence acilen bir şeyler yapmalısınız, çünkü internet siteniz bile google'a yazınca gözüküyor, ve site içi arama özelliğiniz bile google'a ait.
nasıl olur da atatürk'e hakaret edenleri destekleyen bir şirketin arama özelliğini kullanırsınız! inanamıyorum ya ühühüüh. atatürkçü olmaktan vazgeçeceğim o denli ühühüh.

diğer yasaklarında hepimiz dns uzmanı olmuştuk. şimdi de proxy uzmanı olduk sayenizde, ona da el atacaksınız, ondan sonra düz kontak ile internete gireceğiz.
hapisaneleri genişletin bir an önce, çünkü internet kullanıcılarının %90'ı koyduğunuz yasakları delip, yasadışı iş yapıyor. hepimizi hapse atın bir an önce. yoksa bu böyle devam ettikçe bu işin sonu ip'de bitecek. asın ulan. benimki kablosuz olsun parası neyse vereceğim.
telege telege
en kısa sürede bu hızına kadar çıkmış olmasıyla övünülmesinin saçma olduğunu düşündüğüm hala yavaş ve aşırı pahalı hede. övünmek saçma çünkü adamlar üretiyor biz sadece getirme işlemini yapmaya çalışıyoruz. arada sanırsam hafiften bi fark var ama ucundan, birazcık bi fark.
wondrous wondrous
örneğin halka açık alanlarda ücretsiz bir kablosuz internet bağlantısı bulabilmek türkiye'de çok kolaydır. aynı şekilde, gerçekten sürekli olarak buna ihtiyacınız varsa, 3g ile internet erişimi hizmeti alma maliyeti kabul edilebilir seviyelerdedir.
boş vaktim vardı boş vaktim vardı
ookla'nın net index verilerine göre 6.88 mbps indirme hızıyla 56. sırada, mbps başına 5.41 dolar ile 31. sıradadır.

download speed in turkey | net ındex from ookla explore broadband and mobile performance statistics from around the world. compiled from billions of tests run on ookla's websites and apps like oo... netindex
download speed by country | net ındex from ookla explore broadband and mobile performance statistics from around the world. compiled from billions of tests run on ookla's websites and apps like oo... netindex
1 /