türkiye de kitap okunmamasının sebepleri

1 /
platonun ütopyası platonun ütopyası
deveye sormuşlar boynun neden eğri diye o da nerem doğru ki diye cevap vermis.

kitap okunmaz bu ülkede çünkü baştan kokmuş bi milletiz. tek derdi çıkarları olan insanlarla dolu bir ülkede neden okunsun ki kitap ne kazandıracak edebiyat şiir karın mi doyuruyor ha okuyanlar mı bunca çıkarcının yanında bir iki kişide sindiriliyor ister istemez ayrıca güzelim kaidemi bozacak kadar bir istisna da yok. maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisinde güzel bir mantık vardır alt hiyerarşi tamamlanmadan üste çıkamazsınız. o yüzdendir ki bu ülkede hiç bir zaman kitap okunuyor diyemeceksiniz genelleme yapacak kadar kitap okuyan hiç bir zaman olmayacak. kendimizi güvende hissetmeden geçim derdini unutmadan insanlara güvenmeden kitap falan okuyamayız çünkü.
akrofobik akbaba akrofobik akbaba
çok okuyanların en son okuduğu kitap sefiller olduğu için olabilir.
şaka bir yana bu sözlükte bile örnekleri var mesela bir yazar bilgi içerikli çok güzel uzun bir giri yazmıştır.bir alttaki giri "bunu okuyan kör oldu ehueehue" veya "param yoktu okuyamadım kardeş" benzeri esprilerle doluyor.
kitap okumak sadece plajda şezlongta aklımıza geliyor.veya otobüsle uzun yolculukta.bunu zevk için değilde vakit geçirmek amaçlı yapıyoruz.
(bkz: tembellik)
thesecret thesecret
okuma eğitiminin üniversitede alınmış olacağının düşüncesi bile şaşırtıcı. evet bir öğretmenin okuma alışkanlığını bir şekilde alması bekleniyor ama olmayabiliyor. bunu öğretmen diye garipsemeye gerek yok. artık durum öğretmenlik akademisyenlik değil de salla başı al maaşı olduğu için insanlar işlerinde bir ileri gitmeyi düşünmüyor.
her neyse okuma alışkanlığı ilkokul zamanlarında hatta daha önceden başlayan bir alışkanlık. sonradan kazanılması biraz daha zor. aile bu anlayışta olmayınca çocukta öyle yetişiyor. yani eğitim sistemiyle vs. ile alakası var elbet ama az. aileler bilinçlenmeli ki cocuklar da bu bilinçle yetişsin.

e birde devlet stratejisi okumaya karşı olunca...
ekşi lahana ekşi lahana
öncelikle kitap okumanın elit bir eylem olduğu düşüncesidir.
bu kulaklar "filmi varken neden okuyayım" cümlesini duydu.

ha bir de şu var.
"kitaba para mı verilir yeaa" "nasıl, kitaba para mı veriyorsun"
"peygamber değilim, gökten inmiyor" deyince "ukala" oluyoruz. halbuki aylık ortalama 200-250 tl gibi mütevazı bir bütçe. bugün o parayı nelere vermiyoruz.

ayrıca okuyan insanların genelde ("öğrenilmiş çaresizlik"ten dolayı olduğunu düşünmek istiyorum) bilgi paylaşımlarını, okumamış ve hatta önyargılı insanlarla yapmamaları, özendirici ve bilgilendirici tavır takınmamalarına da bağlı görüyorum.
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
çok fazla sorunla mücadele ediyor oluşumuz.
ben canım sıkkınken tavana bakıyorum göklerden bir güç gelip her şeyi düzeltecekmişçesine. bazısı kavga ediyor, düşünüyor, çözüyor çözemiyor hep bi mücadele. okulda okudun okudun hayata atılınca afedersiniz ama sikiyorlar!

olabildiğince sorunsuz bir hayat sürmek için o kadar çok çaba sarfediyorum ki zor şartlar içinde doğmuş ya da bu şartların içine düşmüş insan kim bilir neler yapıyordur.
bahanesi var amfmek! her şeyin bir nedeni var. gülmenin bile bir nedeni var sorsan bedava dersin bok bedava!
tatlısu müslümanı tatlısu müslümanı
iyi türkçe kitap yazılmaması sonucu , yabancı kültüre aşina insanlar kitaba yöneliyor. bizim yapımız 19.yy rusyası yada napolyon dönemi fransa'sı gibi değil. o yüzden o kitaplardan birşey alabilecek kişi sayısı da az.
tanım: kendi dilinde kendi kültüründe kaliteli kitap yazmayan halkın başka kültürlerin yazıtlarına da mesafeli yaklaşıyor olmasının sonucudur.
2
clitor eastwood clitor eastwood
kimse kusura bakmasın babalar.
ülkemizde hali hazırda basılı ve ucuz çok çok iyi kitaplar var, boktan dediğimiz eğitim sistemimizden çıkıp dünyanın en iyi yerlerinde çalışan, tahsilini yükselten insanlar var. yani suçu sektöre, piyasaya, sisteme atmayalım.
kitaplar pahalı olabilir biraz, evet. ama sıtarbaks'a gidip bir kahveye 20, bir gece alemine 200-300 lira kişi başı verebilen milyonlarca insan olaraktan, bir kitaba 20-30 lira mı verilemiyor? bu mu fazla, zor olan?

kitap okuma, diş fırçalama, temel hayâti eğitim ve öğrenim aile ile başlar.
aile alıştıracak, kitabın ve bilginin büyülü dünyasına merak uyandırması gereken kişiler başta anne ve baba olmak üzere amca, hala, teyze, dayı ve eniştedir.
lakin sen gel dogma inançlarla çocuk büyüt, bilgiye ve ilime dair herhangi bir şey aşılama, "çocuk da bizle büyür yaa, evde ses olsun, evliliğimiz tehlikeye girdi çocuk yapalım, hanım evde sıkılıyor çocuk yapalım oyalansın" gibi düşüncelerle nüfus planlamasını olumsuz yönde sabote et; sonra çocuk bir şey başaramayınca "bizimki de hayırsız" diye ötekileştir.

ikinci bir yoluysa, aile öğretmediyse çocuk elindekiyle yetinemiyor. hayal gücü geniş çünkü, merak ediyor. alıyor eline bir kitap okumaya başlıyor. kendini kurtarabilen güzel insanlar olmasa çekilir mi lan şu dünya.
çöpçüleri, belediye işçilerini, kapıcıları falan küçümserler ama ben öğle paydos vaktinde veya yorulduğunda bir ağaç altına yarım saat oturup kitap okuyan işçiler, çöp arabası diğer konteynera giderken tutunduğu yerde birkaç sayfa okuyan çöp arabası çalışanları gördüm.
yapacağınız tek şey okumak yani. bir şekilde kitap da bulunur, e-kitap da.

işte bu yüzden, sıkıntı bizim insanımızda.
öğrenmeye, bakış açısını genişletmeye, başka başka diyar manzaralarına tanık olmaya ihtiyaç duymuyor. sorun bu.
e-kitapların artık binlercesinin beleş olduğu bir internet aleminde,
hangi ünlünün kimi siktiğini, berkcanların ayşelerin kimi beğendiğini şerlok gibi stalklayıp iğne deliğinden delil bulan, tüm gün saatlerce instagram içeriği okuyup bakan insanlar diyor ki: "kitaba vakit olmuyor."

yani kusura bakmasınlar ama, yarrağımın başı yani rıfat abi!
1
1 /