türkiye de liboşluk tarihi

nautilus nautilus
artık yurt dışından fonlanamayacaklarmış. iki gündür boşuna avaz avaz bağırmıyorlardı.

2010 lar liboşlar için kazık yeme onyılı oldu.
dale nunes dale nunes
yetmez ama evet öncesi ve yetmez ama evet sonrası diye ikiye ayrılabilir.

yetmez ama evet öncesi kemalist düzenden ağzı yanan herkes, bu liboşları ciddiye alır ve ağzının icine bakardı. özgürlük, demokrasi, hak, ifade özgürlüğü, ab ilkeleri gibi kavramlar o günlerde cok kıymetliydi. bunlar da toplumu aydınlatan yüce zekalı aydın pozlarında gerim, gerim gerinirlerdi. nitekim eski refah partililerden oluşan akp, askerlerin ve yargının hışmına uğramamak adına özgürlük ve acılım rüzgarları estirince, bu zevat derhal bu konjonktürel duruşa kanıp, düne kadar islam devleti istiyoruz diyenlerle yan yana yürümekte bir beis görmemişlerdi.

öyle ya, baskıcı kemalistler gitmiş, yerine ise bu düzenden ağzı yanan demokrat islamcılar gelmişti ve türkiye artık isvicre, fransa falan olacaktı!

ama olmadı. ülkede islami bir düzen kuruldu ve bunlar da tam anlamıyla kullanıldılar ve kandırıldılar. akp işi bitince bunları derhal yakalarından tutup bir kenara fırlatıverdi. zaten bu rezillikten sonra da ortaya cıkacak yüzleri ve sözlerine değer verecek kimse de kalmadı.
anabacı vokke anabacı vokke
bence 3'e ayırmak gerekir. çünkü 80'lerin shp'si de 90'ların chp'si de askeri vesayeti savunan değil askeri vesayetten ağzı yanan partilerdi. 2000'lerin chp'si gibi askeri vesayetin katı savunucusu değildiler. dolayısıyla 2000'lerde liberallerin konumu da sol kitle tabanı tarafından kime liboş denildiği de çok farkediyordu...

80'ler 12 eylül yıllarıydı. en çok sol'u ezdi. sol'la daha içli dışlı olmaları ve dinci gericiliğin önünün açılması hasebiyle de kemalistleri rahatsız etti. dönem öyle bir dönemdi ki uğur mumcu'nun bile dersim katliamını eleştirebildiği, adını unuttuğum kemalist bir şariin-behçet aysan'dı yamulmuyorsam- bingöl'de cesedi asker cipine bağlanıp sürükleyerek tüm bingöl'de teşhir edilen kadın gerilla için şiir yazabildiği bir dönemdi. shp baya baya yök ve mgk gibi 12 eylül kurumlaırnı kaldırma vaadiyle siyaset sahnesine atılmış, 89 seçimlerinde zafer kazanmıştı. günümüzdeki ulusalcı çizgiyi daha çok ecevit temsil ediyordu. liboş denilince de anap ve bir kısım sol kökenli aydın anlaşılıyordu. ha bir de bugün ulusalcılık bayrağını kimseye kaptırmayan deniz baykal...

liboş denilince bugünkü gibi kürt özgürlük mücadelesini destekleyen, işte iç ve dış politikada daha barışçıl daha az militarist insanlar anlaşılmazdı. esas olarak anap'ın prensleriyle ahmet altan, engin ardıç gibi sol kökenli ama ana akım medyanın baş köşesine kurulmuş insanlar anlaşılırdı. engin ardıç tamamen sol'a saldırıyordu. ahmet altan ise gene gazetesine polis fotoğrafıyla "köpekler geldi" manşeti atacak kadar anti militaristti. ama mızrağın sivri ucunu gene sol'a yöneltirdi... ama 80'ler ve 90'larda liberal denilince şimdiki gibi dmeokrasi ve özgürlüklerden yana olan kişi anlaşılmazdı. piyasacı anlaşılırdı...

türkiye'de liboşluğun ilk dönemi bu. o dönem liboş denince bu kadar genişçe bir kesim anlaşılmazdı. kürt hareketi kesinlikle liboş olarak tanımlanmazdı mesela... bugün liboş denilen baskın oran, lale mansur, doğan tarkan gibi isimlere liboş denilmezdi mesela. liboşluk tanımı 2000'den sonra sosyalistleri ve kürtleri de içericek bir şekilde genişletildi ki bu chp'nin değişen konumuyla ilgili bir şey. zira bu liboş lafı chp'lilerden çıkmış bir şey. hiç de bugünkü gibi önüne gelene liboş demiyorlardı...

liboşluğun ikinci dönemi de 2000-10 arasıdır diyebiliriz. bu dönemin chp'si gerçek bir oksimorondu. programında yök'ün ve mgk'nın kaldırılması yazan ama gündelik politikada her iki kurumun da en keskin savunucusu olan saçma bir oluşumdfu chp... öyle olunca chp'liler bu iki kuruumun kalkması gerektiğini söyleyen herkese liboş demeye başladılar. halbuki eskiden bunları savunanlara liboş diyorlardı... gene bu dönem taraf gazetesinde cisimleşen bir siyasi çizgi çıktı ortaya. taraf'ın misyonundan bahsetmiyorum temsil ettiği siyasi çizgiden bahsediyorum. bizim memleket solcusu maalesef misyonları pek okuyamaz. ama taraf'ın temsil ettiği siyasi çizgi yıllardır askeri vesayetin sillesini yemiş solculara ve kürtlere eni konu sosyal faşist olmuş baykal chp'sinden daha sempatik geliyordu. deniz baykal burada öyle bir şey yaptı ki 12 eylül sonrasının günahlarında payı olmamasına rağmen eski türkiye'nin temsilcisi oldu. yani eski türkiye'yi chp yönetiyordu gibi bir algı oluştu kafalarda. düşünün solcular bile konuyu "dsip asker güçlüyklen chp'ye oy veriyordu" diye tartışabiliyor. yavrucum, sene 1995... o tarihte ordu lice'yi yakarken baykal lice'ye girmeye çalışıyordu. ohal valisi hayri kozakçıoğlu adamın yolunu silahlarla kesip durduruyordu. bilmem anlatabildim mi?

2010-20 arası ise evet, liboşluğun üçüncü dönemi. akp'den beslenen büyük umutlar büyük hayalkırıklığına dönüşünce fatura liberallere kesildi tabi. tıpkı cezayir anlaşmasından sonra kürtlerin faturayı barzani'ye kesmesi gibi... bu oldukça doğaldı da. erkenden bir özeleştiri verip iktidara karşıt konumlansalardı gene toparlama şansları vardı. onu da beceremediler...

ancak şu dönemde medyascope ve fonlar üzerinden kopartılan fırtına da tam olarak iktidarla odatv'nin danışıklı dövüşüdür. soner yalçın lafı ortaya attı abdurrahim boynukalın üstüne atladı "beşinci kollara izin vermeyeceğiz" diye. bakın bu ülkede youtube'dan yayın yapmıyorsanız, yani ciddi bir medya portalı kuracaksanız size finans sağlayacak kimse yok. chp'ye gitseniz zaten halk tv'si var adamların. duvar'ından birartıbir'e hepsi fonlarla çalışıyor. fonların kesilmesi demek muhalif medyanın ağır darbe yemesi demek. buna tuzlukla koşturan muhalifin salaklığı da hiç 2010'daki yetmez ama evetçilerden hafif olmayacak. kimilerinin bu liberallere bu kadar takık olmasının sebebi ulusalcıların ihanetini gizlemek istemeleri... kendisine burada nautilus ismini uygun görmüş eşşek de bu işi meslek haline getirenlerden.
nautilus nautilus
twitterda biri çok iyi açıklamış;

yurtdışından fonlanma tartışması nasıl başladı?
sınırdan kaçak geçiş görüntülerine tepki gösterenlerin "irkçı, faşist" gibi hedef gösterilmesiyle.
bunu merkez medya mı yaptı? hayır, çünkü onlar savunma bile yapamıyordu, söz bitmişti. muhalif bilinen isimlerdi bunlar...

ortada bir realite vardı, sınırların delik deşik olduğu, şehirlerin kimyasının değiştirildiği "kontrolsüz göç" hareketlerine tepki gösterilmesi kadar doğal bir durum yoktu.
ancak bazı muhalif görünenler buna nedense aşırı tepki ve reaksiyon gösterdiler.

sonrasında herkesin rahatlıkla ulaşabileceği, bazı medya kuruluşlarının kendi sitelerinden bile yayınladığı fon destekleri konuşulmaya başlandı.
bu aslında çok medeni ve güzel bir tartışma.
gazetecilik etiği açısından da kıymetli.
fakat burada da hakaret, küfür, kıyamet gidiyor.

ve olay yine ana bağlamından koparılıyor.
medya kuruluşlarının yurtdışından fonlanması tartışılabilir, eleştirilebilir.
ancak, sokakta kendisini güvende hissetmeyen vatandaş bu kuruluş veya mensupları tarafından hedef gösterilemez.
böyle bir hak yoktur, gazeteciliğe de aykırıdır.

en önemlisi de yıllarca eleştiren bu muhalif görünen isimlerin, iktidarın en sıkıştığı mesele olan sığınmacılar konusundaki gösterdiği savunma refleksidir.
kendi seçmenine bu konuyu izah edemiyor.
çünkü dünyada eşi, benzeri yok ve olamaz.

tam herkesin eleştirdiği, kamuoyunun tepkisinin patlak verdiği bir durumda aniden bu "muhalif" görünümlü hesaplar ortaya atlıyor, bir bakmışsınız buna yol açanları oradan çekip çıkarmaya çalışıyor.
i̇şte burada fonlanmanın dışında bambaşka bir etik problem doğuyor.

kimler kimlerle hangi ortak çıkarlarda bütünleşiyor.
hatırlayın n ilk yıllarda en yakınındaki medyadaki isimleri, abant platformunun baş müdavimlerini. kullanma tarihleri dolunca "muhalif" olmadılar mı!
dolayısıyla gizli ittifakları iyi okumak gerekiyor.
madafakamanki madafakamanki
ızdırabını sevdiğim ülkesinde en fazla yazılmış tarih olabilir.

kendini azıcık bir duruş sahibi, ilke sahibi hisseden tip anında bu tarihi kendi müthiş donanımıyla yazıyor ve en geç 2 iş günü içerisinde ''bu vatan harbiden size emanet'' rozeti evine kargolanıyor.
ofansif sol bek ofansif sol bek
george orwell türü dezenformatif çalışmalara sahne olan tartışma konusu. hayır, bir de demiyorlar mı "baykal lice yanarken oraya gidiyordu, hayri kozakçıoğlu onu engelliyordu, o yüzden dsip'in chp için oy istemesi çok normal" diye, ağız kullanmadan gülesim geliyor. bir bak bakalım zülfü livaneli neler diyormuş senin o pek solcu (!) baykal için. bu doğan tarkan denen liboşun müritleri, iyice adnan oktar'ın müritlerine benzemeye başladı. o yüzden ben artık bunlara doğan tarkan'ın kedicikleri diyeceğim. bak kedicik, dep'li milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılıp meclisten polis zoruyla atıldıklarında da aynı baykal vardı. o yüzden şeyhinin yaptığı saçmalıkları normal göstermek için hiç palavra sıkma, yemezler.

dsip çevresi, kendine solcu diyen bir çevreydi. ama, kalkıp da hadep için oy isteyemezdi, zira işin ucunda yurtta ve cihanda pkk destekçisi olarak yaftalanmak da vardı. o hiç sevmediğin aydemir güler-kemal okuyan-metin çulhaoğlu triosu gitti hadep ile ittifak yaptı. ha, onlar da hadep'i sevdiklerinden, kürt halkını düşündüklerinden değil, tamamen kitleselleşme kaygısıyla yaptılar, o ayrı. zaten birkaç yıl sonra dümeni sol kemalizme kırıp orada murat aradılar. dsip ise "sol" alternatifler içerisinde en risksizi baykal'ın chp'si olduğu için chp'ye oy çağrısı yaptı. zira, ne kadar karşı devrimci ve allahına kadar sağcı bir tekke olsa da "anap veya dyp'ye oy atın" diyecek hali yoktu. zira solcu görünmek zorundaydılar.

bakın, bunların chp için oy istedikleri, hadep ile ittifak yapan sip'i kıyasıya eleştirdikleri tarih 1995. bir önceki yıl dep kapatılmış, hadep yerel seçimlere sokulmamış, kumkapı'daki özgür ülke gazetesi binası bombalanmış, dep'in yüzlerce üye ve taraftarı faili meçhullere kurban gitmiş, dep'li milletvekilleri polis zoruyla meclisten atılmıştı. durum buyken hadep'i değil de chp'yi desteklemelerinin, öyle iddia edildiği gibi baykal'ın lice seferi ile ilgisi yok. utanmasalar, sırf şeyhlerini savunmak için deniz baykal gibi düzen siyasetçisinden che guevara gibi gerilla komutanı yaratacaklar. hey allah'ım ya.

liboşluk böyle iğrenç bir şey işte. askerler güçlüyken "şeriata karşı oylar chp'ye" dersin, islamcılar güç kazanınca da aynı şeyi söyleyeni ergenekoncu ilan edersin. hadep ile ittifak yapanları kıyasıya eleştirirsin, iktidar partisi üç-beş kürt oyu fazla almak için apo'dan çok apocu olunca da en fanatik hdp savunucusu oluverirsin. bu kadar ilkesizliği midem kaldırmıyor şahsen.
anabacı vokke anabacı vokke
offff bir bitmedin be bilader, çocuk olarak yaşadığım tarihi bana anlatacaksın utanmasan. bir dakika karanlık eylemlerini görmemiş bir nesilden frankenstein'lar yetiştirdi bu ulusolcu tayfa hamdolsun. ben dsip chp'yi baykal lice'ye gittiği için destekledi demedim. tamamen o senin montajın. dönemin atmosferi böyleydi, günümüzün chp'si gibi değildi o chp demek için dedim. kaldı ki asker falan da arkasında değildi chp'nin... baykal 2000'den sonra mal gibi askeri vesayeti savunduğu için öyle bir imaj oluştu ama eski türkiye'yi chp yönetmiyordu, dyp ve anap yönetiyordu. dsip'in o seçimlerde chp'yi desteklemesinin sebebi de faşizme karşı birleşik cephe muhabbeti. ama gene hadep'i destekleyen, bu yüzden ödp'yi bölen kurtuluşçularla ittifak halindeydiler. ve kürdistan'a sömürge de derlerdi ve aynı kurtuluşçular gibi kürdistan'da örgütlenme çalışması yürütmezlerdi. hadi atmosferi solumadınız, biraz reel insanlardan öğrenin ya bazı şeyleri. sadece okuyarak olmuyor...

onun dışında konuya dönersek muhalefetin üçün birini gene hamuduyla alacağı başlık. bakın adam ne demiş:

"en önemlisi de yıllarca eleştiren bu muhalif görünen isimlerin, iktidarın en sıkıştığı mesele olan sığınmacılar konusundaki gösterdiği savunma refleksidir.
kendi seçmenine bu konuyu izah edemiyor.
çünkü dünyada eşi, benzeri yok ve olamaz"

arkadaş bakın çok açık ve iddialı söylüyorum, siz siyaset ideoloji falan bilmiyorsunuz. o akp günü geldiğinde "ensarlığı" bir kenara bırakıp "muhacirleri" öyle bir keser ki küçük dilinizi yutarsınız. akp'nin bu adamları burada tutmasının tek sebebi yurtdışından gelen para ve suriye'de, libya'da cihatçılarla iş tutması... ucuz işgücü bile en alt sırada bu sebeplerde. yarın bu bölgesel ittifak bitsin, mültecilere ilk girişecek de akp tabanı. zaten şimdiden ticaret yapan suriyelilerin dükkanlarına göz diktiler... yani yeni sağ nedir az buçuk bilen adam bunu görür. ama siz mal gibi sokakta suriyelilerden yakınan vatandaşa bakıp bize buradan ekmek çıkar diye oradan yürürseniz gene üçün birini alırsınız. çünkü siz sadece konuşmuş olacaksınız ama akp silahlı milsleriyle, kitle tabanıyla yapacak bunu...

bakın aynı salaklığı kürt açılımında da yaptınız. sokaktaki vatandaşın sıradan milliyetçiliğinin gazına geldiniz. "akp ülkeyi bölüyor" diye feryat kopartınca da bütün oylar size gelecek zannettiniz. aksine akp en çok oyu o dönemde aldı. ha bugün de kürt şehirleirni bombalayıp yıkan gene akp... allah aşkına sürekli akp'yi yapacağı şeylerle eleştirip, sonra "başkaları konuşur akp yapar" denilmesinden bıkmadınız mı?

bence mülteci konusunda ruşen çakır'la akp aynı safta değil ama yurtdışı fonları konusunda akp ile odatv aynı safta... ya ibrahim boynukalın "beşinci kollara izin vermeyeceğiz" dedi, daha ne desin adam ya? bu kadar salaksınız...
ofansif sol bek ofansif sol bek
doğan tarkan'ın kediciği okuduğunu anlama konusunda neden bu kadar sorun yaşıyor bilmiyorum ama ben hiçbir zaman "eski türkiye'yi chp yönetiyordu" falan demedim. dediğim şey şu: dsip, '95 seçimlerinde chp'yi destekledi, çünkü devir "irtica ve bölücülük ile mücadele" devriydi ve bu konjonktürde destekleyebilecekleri en risksiz "sol" alternatif de chp'ydi, bu yüzden de hadep için değil, chp için oy istediler. okuduğunu anlasan fena olmayacak kedicik.

bir de şu "dsip 'kürdistan sömürgedir' diyor" meselesi var, o da ayrı komedi. dsip böyle bir şeyi savunuyorsa, o zaman türkiye'nin de sömürgeci bir devlet olduğunu savunuyor demektir. peki, dsip'in sömürgeci dediği bu devletin kurucu partisi kim? chp. peki, dsip neden sömürgeci ilan ettiği bir partiyi destekliyor? bir sosyalist parti, sömürgeci dediği partiyi destekler mi? sosyalist değil de güce tapan liboş bir partiyse destekler. zaten "düzenin makul, cici sosyalisti" olarak '95 seçimleri öncesinde koalisyon ortağı olan chp'yi desteklemeleri de, "askeri vesayete karşı mücadele" goygoyu ile 2000'ler ve 2010'larda akp savunuculuğu yapmaları da, akp'lilerin kürt oyları için apo'dan çok apocu oldukları dönemde hdp'ye angaje olmaları da rastlantı değil kesinlikle. liboşluk böyle bir şey nitekim.
absimiliard absimiliard
son zamanların tarihi damgasına vuran en leş kesmi " yae" ci tayfadır. kökleri hala var olmak ile birlikte çoğalarak devam ederler. ekseriyeti de azılı kemalist düşmanıdır. siyasal islamcılar ile benzer olan bu yönü tartışmaya dahi açık değildir.