türkiye de sol

1 /
la mer
bizi çok ağlatan, görünen odur ki ağlatmaya da devam edecek, malesef halen bir araya gelememiş, örgütlenememiş oluşumdur. kendilerine solcu diyenler tarafından nerdeyse sağcılardan çektikleri kadar çekmiştir. an itibarı ile türkiye'de ki manzara iki farklı sol gösteriyor bize. ne üzücü ki ikisi de aslen sol falan değildir.

birinci grup chp'nin olduğu grup. hatta kendilerine sol parti diyen(ciddi ciddi) akp'lilerin dahil olduğu grup.

ikinci grup da sosyalizm falan ayağına yatan aslında akıllarında bir kürdistan olan grup.

iki grubun da ilerici olmakla, sosyal devlet olmakla, işçiyle, emekçiyle, yoksulla, toplumsalcılıkla alakaları yoktur.

düzenleme: yazar türkiye'ye gerçekten solcu olan, bu uğurda canını veren solcuların geldiğini ve (hatta sırf bu yüzden daha da içi parçalanarak) şu an da türkiye'de geçekten solcuların var olduğunu bilerek yazmıştır.
beşincicemre
türkiye'de çok sağlam bir şekilde olması gereken siyasi, sosyal yaşam tarzı. temsilcilerinin sağ görüşlerde de olduğu gibi savunduklarını iddia ettikleri fikirlerin arkasında duramadıklarını görebildiğimiz yerdir bi de.
earendill
(türkiye özelinde...) herhangi bir gerçekliğe tekabül etmeyen, fakat üzerinde tartışılması artık "kafa ütüleme" derecesinde bir külliyata dönüşmüş siyasi akım. türkiye'de gerçekte sadece sünni-türk çoğunluk ideolojisi karşıtı aleviler ve gene sünni-türk çoğunluk ideolojisi karşıtı kürtler bulunur. bunlar cumhuriyetin başından beri kimliksel muhalif pozisyonlarını "sol" partiler kanalıyla ifade ederler. dolayısıyla gerçek"sol"un bu ülkede kitleselliği son derece tartışmalıdır, olan kitle bunlardır ve bunlar soldan desteklerini çekerler ve sol da yol arkadaşlığı yaptığı bu muhalif kimlik temalarına değil sadece orijinal iktisadi temalara yönelmek zorunda kalırsa aslında ortada dikkate değer herhangi bir insan grubu veya fikir, dolayısıyla da bir toplumsal rahatsızlık olmadığı anlaşılacaktır. türk toplumu kapitalizmden memnundur, değilse bile bunu zaten sağ partilerin dağıttıkları ulufelerle gidermeyi sola tercih eder/etmektedir.
artık yeni birşey söylemek lazım
olmayandır,bir türlü olamayandır...
"19 aralık operasyonunda iktidarda sağcılar mı vardı yoksa?" sorusunu soran 30'lu yaşlarının ortasındaki bir şahsiyetin varlığının beni hayretlere düşürmesinde ifadesini bulan yokluktur bu...
alternatifsizlikten oy verilen "parti" lerin "solcu" sanılmasındadır bu yokluk...
"deniz gezmiş de kim?" sorusunu soran 20 yaşındaki bi gence kızmaya bile tenezzül etmememdedir bu yokluk.
"1980'de ne olmuş ki?" sorusunu sordurandır bu yokluk..
koskoca bir geçmişin ve mirasın nasıl tüketilip bitirildiğini çaresiz seyreylememdedir bu "yokluk"...
sumatriptan
bir grubu gerçekten solcudur.bir grubuda kendini değişik göstermek istemesinden midir solunu sağını bilmediğinden midir demokrat sandığı sağ partilere oy verir ha bunlar solcu molcu değildir o ayrı.
puxa vida
70'ler, kırdan mı başlayacak kentten mi; 80'ler pavyondan mı başlayacak meyhaneden mi; 90'lar, bardan mı başlayacak toplu mezardan mı tımarhaneden mi; 2000 kusur, yuutupdan mı feysbuktan mı?
off!
yazarken sıkıldığım sol. evet, bir sol var, inanıyorum ama. inanmak kelimesini seçtiysem bence yok bir sol, türkiye'de sol. en bir gördüğüm, duyduğum, şahit olduğum sol, o'su uzun sol... "sağol" anlamında, böyle soool! gibi. okulda ve askeriyede komtana şükran belirtisi olarak yırtınılan sool.
doriangray
2.dünya savaşı( ya da 2.paylaşım savaşı) sonrasında giderek ayyuka çıkan komünizm tehlikesine karşı sanayiileşmiş ülkelerin bir çoğunun sosyal demokrat politikalara yönelerek kendi bekaalarını komünist tehditten kurtarmak istemeleri sonucu işçi sınıfı lehine yürütmek zorunda kaldığı politikalar sovyetlerin çökmesiyle birlikte ortadan kalkan komünist tehlike ile birlikte işçi sınıfına karşı başlatılan amansız, pervasız ve fütursuz mücadelenin ana zeminini oluşturdu.

bizim ülkemizde de chp nin ortanın solu diyerek kavramsalaştırdığı yaklaşım özünde bir ulus devlet kurucu partisininin kendi bekaası için kendini sosyal demokrat sosa bulaması yahut bulanması veyahut da bulanmak zorunda kalması şeklinde tezahür eden bu uluslararası konjüktür sosyalist taleplerin sosyal demokrat arzlarla savuşturulmaya çalışılmasının tipik bir örneğini oluşturdu.

buna mukabil 1970 sonrası türk islam sentezci yaklaşımları, komünist tehdite karşı anne sefkati ile palazlandırılan kesimlerin, sovyetlerin çöküşü ile birlikte palas-pandıras erken emekliliğe sevk edilmiş olmasının uluslararası konjüktürün yurt içine yansımaları olarak okumakta gayet mümkündür.

90lı yıllardan evvel devletin asli görevi olan eğitim sağlık, barınma, ulaşım gibi alanların hızla piyasalaştırılarak sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda deregüle edilmesi, açık ya da gizli faşist politikalar ile askeri muhtıra ve darbelerle, sürekli kan kaybeden sosyalistlerin, günü kurtarmak adına dünün burun kıvırdıkları sosyal demokrat politikalarına, burjuva kavramlarına teşne bir biçimde daha sıkı bir biçimde tutunmalarına yol açtı.

çürüyen çürütülen ve/veya öyle olduğu iddia edilen sosyalizmin yaydığı kokudan o'nu sosyal demokrasi ile tuzlayarak kurtulmak isteyenler kendilerine burjuva zihin dünyalarında sunulan alanlarda sahte cennetler yaratarak yol alınabileceğini sandı.

oysa dünyayı kasıp kavuran sovyet tehditinin dinmiş olmasının bir tezahürü olan bu yaklaşım, burjuva kavramlarla üretilen politik diskurun açmazları ile buluştuğunda sosyalistlerce sosyalistlerde çürümenin boyutları yeni yeni farkediliyordu.

bugüne geldiğimizde herkesin yüzünü sola döndüğü, en ufak bir olayda bile sol zihin dünyasının derinliğinden faydalanmak adına bile olsa, acaba sol bu olay hakkında ne diyor diye merak ettiği bir zaman kesitinden geçiyor olmamıza rağmen, sol ve solcular adına, her fraksiyondan solcular da dahil olmak üzere kabul etmek lazım ki bir umutsuzluk hakim.

sağ/muhafazakar iktidarların yanlışlarının muhalefet üzerinden meşrulaştırıldığı, 20.yüzyılın ilk yarısında sola bulaşmış bazı ulusculuk kökenli hastalıklar ile aydınlanmacı ulus/ devlet temelli bazı yaklaşımlara eser miktarda serpiştirilmiş sol anlayışların tatlarının kokularının birbirinden ayırt edilemeyecek bir raddeye ulaşmış olduğu bu dönemde, sadece türkiye halkları değil bütün dünya halklarının hiç olmadığı kadar sola ve solcuların kılavuzluğana ihtiyaç duyduğu aşikar.

hülasa türkiye de solu ve solculuğu anlamak için bir çok kesim tarafından godot'u bekler gibi büyük bir özlemle beklenen sol ile nasıl vuslata erilecek sorusunu cevaplamaya çalışmak herkes ve her kesim için iyi başlangıç olabilir.

hörmetler...
1 /