türkiye deki sağlık sistemi

1 /
epicomius epicomius
yozlaşmış sistem.

daha bu sabah hastaneye gittim. 5 dakikalık mücadele ile kalabalığı yırtıp koridorları
aşmayı başarabilmişim ki kendimi sekreterliğin önünde buldum. kuyruğa girdim.tam o
sırada sekreter bayan ile kuyruğun en önündeki adamın dialoğunu işittim.

adam muayene olmak istiyor. sekreter kız ise bir sonraki haftaya randevu alması için
gelmesini ve ondan sonraki hafta boş bir günde muayene olabileceğini söylüyor. bu da
10-14 gün süren bir bekleyiş demek. daha sonra da ekliyor sekreter kız: "ama
isterseniz bugün hocalarımız sizi özel olarak muayene edebilir 120 lira karşılığında"
adam da; zaten param olsa buraya gelirmiyim diyor.

diyelimki 10-14 gün beklediniz doktorla ilk karşılaşmayı. ondan sonra ne oluyor?
tahliller için yine randevu alıyorsunuz. tahlillerin sonuçlarını doktora göstermeye
bir randevu daha gerekiyor. doktorun teşhis koyup tedaviye başlaması 1 ay.

sonra bana sordu sekreter kız : "randevunuz ne güne olsun".
-olmasın!
çekip gittim.

işte sağlık sistemimiz maalesef bu halde. oysa ki gecikmiş tedavi tedavi midir?
sosyal güvencesi olup parası olmayan vatandaşların zamanında tedavi olmaya hakkı
yok mudur?

vatandaş epicomius
epicomius epicomius
şu her seçim dönemi kaldırım taşlarının sökülüp yerlerine yenilerinin takılmasına harcanan parayla bi nebze olsun düzeltilemez mi diye düşündüren aksak sistem.
hplovecraft hplovecraft
olmayan sistemdir. yerin dibine batası sistemdir. annem dolayısıyla emekliğ sandığından yararlanmama ve rahat olmama rağmen söylüyorum bunu zira görüyorum insanları o hastanelerde. perişan oluyorlar.
kuzeyde bir yer kuzeyde bir yer
eğitimcisinden manavına sivil toplum örgütçüsünden öğretmeninden aylağına kadar ahlaklı olmayan insanlardan oluşan birtoplum ve devlet yapı içinde neden sağlık sisteminin iyi olmasını bekliyorsunuz. laiklik ve cumhuriyet mitinglerindne geri kalmayan doktorların özel muayenehane tavırları sizi nend eşaşırtıyor. biliyorum yazdığım şeyler ironik ve alakasız şeyler ama yanlış değil. ahlaklı olmayan ama doğruyu isteyen, aydın geçinen tabipler birlğinin tavırları nın payı yokmudur. neyse bişey anlamdınız zaten. gidiyorum tamam tamam..
galliani galliani
her şeyin denilebileceği ama asla "parası olmayan sağlık hizmeti alamıyor" gibi popülüst eleştiriler getirilemeyecek sistemdir. hatta tam tersi olarak, bu memlekette sağlık alanında beleşçilik o kadar arttı ki, ilerleyen yıllarda bu beleşçilere verilenler yüzünden düzenli olarak sosyal güvenlik primi yatıran vatandaşların mağdur olacağı sistem olacaktır.

bir defa, 18 yaş altı tüm tc vatandaşları kimliklerini ibraz etmek koşuluyla devlet hastanelerinin tüm hizmetlerinden tamamen ücretsiz olarak faydalanmaktadır. emekli sandığı, ssk ve bağkur mensupları 4 ytl karşılığında devlet hastanelerinin tüm hizmetlerinden köküne kadar faydalanmaktadır (bu 4 ytl için laf edene ağız burun dalarım, 4 ytlsi olmayan zaten yaşayan bir ölüdür, gitsin intihar etsin. burada bir soru şu olabilir, ahan da adam hastaneye acil başvurdu, hiç oarası yok. o da sorun değil, 4 ytl daha sonradan eczanelerde tahsil ediliyor). geriye 18 yaşından büyük olup emekli sandığı, ssk, bağkur gibi sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayanlar kalıyor. onlar da kaymakamlık araştırması sonucunda dişinden tırnağından artırıp prim yatıran ve ssk-bağkur güvencesi elde eden vatandaşların karnesine denk gelen yeşil kartlarını alıyorlar. son rakamlara göre 11 milyon yeşil kartlıdan bahsediliyor ki bu hiç de azımsanmayacak bir sayıdır. burdan geriye zaten hiçkimse kalmıyor, kalanlar da bir şekilde ihmalden dolayı yeşil kart almayanlardır. onlar da sorgusuz sualsiz borç takip belgesiyle tedavi ediliyor, tedaviden sonraki günlerde bu ya yeşil kart getiriyor (onu bir şekilde alamamışsa) ya da kaymakamlık sosyal yardımlaşma ve dayanışma masasına başvurarak hastane borcunun ödenmesini istiyor. hiç ücret ödeyen yok mu, var, ama onlar genellikle sikleri götlerine denk vatandaş sınıfındalar.

her şeyi devlet versin. versin ama devlet denen aygıt parayı baharda daldan toplamıyor, senin benim vergilerimizle topluyor. doğal gaza, elektiriğe yaptığı zamlarla topluyor. toplumda beleşçilik arttığı oranda mükelleflerin vergi yükü artar. temel ihtiyaç maddeleri zamlanır. neticede bir tarafa akan para başka bir taraftan toplanmak zorundadır. bu da en çok beleşçilerin bir üstünde kalan ve kıt kanaat geçinen kesimi vurur. bu kesim de bu memlekette bugünün öğrencileri, memurları, asgari ücretlileri, başka yerlerde maaşla çalışan kişiler, küçük ve orta boy işletme sahipleri, esnaf ve çiftçidir. şöyle bir paradoksla konuyu açayım. ankara'da melih gökçek denen zat 65 yaş üstüne otobüsleri beleş yapmıştır. ayrıca sosyal yardım adı altında birçok beleşçiye ego kartları dağıtmaktadır. bazı kurum çalışanlarına belediye otobüslerini ücretsiz yapmıştır. eee, bu beleşçiler de boş durmuyor, kendi oturdukları semtlere mutlaka ego otobüsü koyduruyorlar. ben yolcularının tamamına yakınının beleşçilerden oluşan hatların olduğunu biliyorum. örneğin, dikimevi tarafından gelip, beşevler, gazi ve ordan lalegül batıkente ulaşan hat. bu hatta parayı özel halk otobüsleri toplar, arada bir de ego otobüsleri geçer. onlara kimse binmez, sadece ısrarla ego otobüsü bekleyen beleşçiler biner. otobüs 1 tam seferinde en fazla 3-5 tane paralı yolcu taşımıştır. zamanın birinde şoförüne sormuyştum da, bana bu cevabı vermişti: serbest kart sahiplerini taşımak için. neyse, sonuçta bunlar hep parayla olan şeyler. ego'nun yıılık masrafı 100 liraysa, bu 100 lirayı benim gibi para ödeyenlerden toplamak zorunda. bunun için de melih gökçek yıllardır toplu taşıma araçlarına fahiş fiyatlar uygulamaktadır. mesela, bugün 1700 lira veriyorum, bunun 0,5 lirası benim ücretim, 0,5 lirası beleşçiler için verdiğim pay, 0,7 lirası da yine beleşçilere yaptığı odun, kömür, erzak gibi yardımlardan benim payıma düşen pay. daha bitmedi. ego fiyatı fahiş olur da, özel otobüs ve dolmuş fiyatları daha ucuz olur mu? tabiatın düzenine aykırı, onlar da bizlerden 1,7 lira toplamakta, ama onlar beleşçileri taşımamakta, aynı zamanda odun kömür erzak yardımları yapmadıkları için de muazzam paralar kazanmaktadırlar. biraz önce sözünü ettiğim abidinpaşa-batıkent hattı özel halk otobüsünün 2 soför, 2 biletçi çalıştırdıktan sonra günlük kalan net karının 1000 ytl olduğu söyleniyor. sonuçta bir yanda birileri beleşçilik yaparken diğer yanda birileri malı götürüyor, beleşçileri ve malı götürenleri de bizler finanse etmiş oluyoruz. sağlıktan bahsederken konu egoya geldi. anlatmak istediğim buydu aslında, beleşçi diye bir şey yok, bizim finanse ettiklerimiz var. devlet bedava dağıttığı her şeyi yine bizden almaktadır. onun için tamamen beleş olmasındansa insanların ödeyemeyecekleri bir oranda değil ama ödediklerinde canlarının yanacağı bir ücret olsun sağlık hizmetlerinde. yoksa seneye doğal gaza %100, elektiriğe %80 zam yine kaçınılmaz olacaktır.
azwepsa azwepsa
geçenlerde bir ufak rahatsızlığım sebebiyle denedim sistemi.

-doktora gittim. içeri girdim.
-muayene oldum (sadece sırtımı dinledi)
-teşhisi koydu. (ama bana söylemiyo lavuk. ağzından kerpetenle aldım lafı. bronşit. sanki kanser olmuşum da söylemeye çekiniyor.)
-reçetemi yazdı. (okunmuyor yazısı)
-dışardaki kadına sadece tc kimlik numaramı söyledim, kaydetti. (yazısı güzel)
-eczaneye gittim, reçeteyi verdim (adam okudu ya onu, helal olsun.)
-ilaçlarımı aldım, bir birimize sağlık şifa ve iyi günler diledik. (eczacı kız hoştu allah için.)
-para mara vermedim.

irdeleyelim:

vatandaş ufak bir rahatsızlık sebebiyle (ciddi durumlar için ne olur, bunun bilgisi çıkarılamaz.) doktora gidiyor. ücretsiz muayene oluyor. doktorlar biraz sallıyor hastayı ama ona da iş yükü diyelim. zira aile hekimlerinin kelle başı 4000 hastası olacak. ondan sonra eczaneye gidiyor hasta. ilaçlarını da ücretsiz alıyor. gidiyor evinde dinleniyor. ama bikbik etmekten de geri kalmıyor.

sonuç: fena değil sistem, gayet güzel görünüyor. ama umarım sistemin sıçtığı anı yaşamam.
final donemi sozluge takilan mal final donemi sozluge takilan mal
henüz sistemleşemediği için böyle bir şeyden söz etmek zor. bazı insanlar mutlu çoğu insan mutsuz. aslında yapılmaya çalışılan şey güzel ama nüfus çok kalabalık. hangi birimize yetişsinler. başımızdakiler çocuklarına gemi alacağına, fabrika kuracağına, cebe az indirseler hastahane açsalar belki biraz daha düzelecek.
velhasılı kelam düzeltilmesi gereken çok fazla bug ı olan sistem.
elessar 5 elessar 5
bugün bir komşumuzun yaşadığı olayla ne kadar boktan olduğunu bir kez daha anladığım sistemdir... kadını "böbrek taşınız var" diyerekten ameliyata alıp ameliyat sonrası "aa burda böbrek taşı yokmuş" şeklinde bir cevap vermişler.. ameliyat parası tabiki aynen cebe...

para uğruna hastaların sağlığıyla oynayacak kadar adi doktorları da bünyesinde barındıran sistemdir ( iyi ve tıp etiğine sadık doktorları ayrı tutup saygılarımı sunarım.)
dahi anlamındaki de kadar popülerim dahi anlamındaki de kadar popülerim
niteliksiz ve sağlıksız hastane koşulları yaratıp özel hastanelerin buralardan ekmeğine bal sürdürme sistemi.
şimdi benim yaklaşımıma 'paranoya' diyeceksiniz ama ulan hanginiz önemli bir ameliyatı devlet hastanesinde yaptırdı?
yaptıramazsınız.
adam çifte vatandaş, burada adama 'yatak yok hemşerim' derler ama taa isviçreden helikopter gelir adam için. elbette ki oradaki koşullar insana verilen değeri artırmıştır ama bizden değerli ne var siktimin dünyasında? bizimkiler bunun farkına varamamışlar mı?
bebekleri aynı küveze koyup öldüren de bu sistemsizliğin ürünü.
götünüzde neşter bile unutturur bu sistemsizlik.
1 /