türkiye ekonomisi

18 /
tayyaraga
bu şekilde devam ederse en geç 2017 içinde ağır bir kriz ile yüzleşecek olan ekonomidir.

2002 öncesinde türkiye'de bir kriz çıkacağı zaman bu bütçe açığına dayanan bir hazine krizi olarak kendisini gösteriyordu. o da çeşitli yaptırımlar karşılığında imzalanan imf stand-by anlaşması ile zor da olsa bir şekilde telafi ediliyordu. ancak 2002'de akp'nin iktidara gelmesi ile birlikte devletçi yapı belirli hizmetlerin dışında geri plana atılarak özel sektör sürükleyici güç olarak ön plana çıkarıldı. önemli kamu kurumları da özelleştirilerek özel kesimin ekonomideki rolü güçlendirildi. ayrıca 2001 krizi öncesi özel sektörün ne borçlanma sağlayacak imajı ne de o denli büyük bir payı vardı ekonomide. ancak 2002'den itibaren bu tablo değişti ve dış borç stoku zaten oldukça az olan özel sektör de imajını düzelterek borçlanmaya başladı. yani bir kriz çıkması durumunda bütçeyi onarmayla halledilecek bir hazine krizinin ötesinde çok daha büyük ve komplike bir yıkımla karşı karşıya kalınacağı aşikar.


yukarıdaki tabloya göre türkiye'nin brüt dış borçları 1989 – 1999 arsındaki dönemde gsyh'nın yüzde 30 – 35'i aralığında seyrederken 1999 yılında yüzde 40'ın üstüne çıkmış, 2001 kriziyle birlikte yüzde 58'e gelip dayanmış görünüyor. 2000-2003 arasındaki sıçrama ise 2001 krizinin etkisi olarak ortaya çıkmış bir durumdan ibaret. sonraki yıllarda bu oran eski düzeyine gerilemese de yüzde 40'ların altında seyretmiş. bu düşüşte türkiye'nin 2004 yılı sonunda ab ile adaylık müzakeresine başlamasının etkisi yüksektir. bu müzakerelerle birlikte türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişi rekor düzeylere çıkmış ve dış borçlanmanın yerini almıştır. 2009'dan başlayarak adaylık sürecinin ilk yıllardaki ciddiyeti kaybolmuş ve bu gelişmeyle birlikte yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermayeden yeniden borç biçimine dönmesi söz konusu olmuştur. bunun da etkisiyle 2012 yılından başlayarak brüt dış borç stoku / gsyh oranının yeniden yükseldiğini ve 2001 krizinde olduğu gibi yüzde 50'lerin üzerine çıktığını tablodan görebiliyoruz. son günlerdeki ab'ye üyelik sürecinin tamamen kopma noktasına gelmesi ve ohal ile hukuk devleti yapısının temellerinin çatırdamaya başlaması ile doların fişek gibi fırlaması artık bırakın doğrudan yabancı sermaye ile kaynak yaratılmasını, kolay kolay dış borç bile bulunamayacağının işaretlerini taşır nitelikte. yani bu durum katma değeri yüksek üretimden oldukça uzak olan ve borcu borçla dönderen güzel ülkemin reel sektörü için cenaze namazı öncesi okunan sala anlamına geliyor.

kısaca üzgünüm ama akp dream sona erdi sayın asfalt fetişistleri. türkiye ekonomisini 2017 yılbaşı kutlamalarına müteakip teşvikiye camisinde kılınacak cenaze namazı ile defnetmeyi düşünüyoruz. asgari ücretle çalıştığınız iş yerinin sahibine sorun döviz borcu ne kadarmış? eğer çok derse kapının önüne koyulmanız yakındır. neyse en azından yol yapıldı. e bu da bir şey.
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
1958'den başlayıp 91'de vites değiştiren 2002'den itibaren de zirvesine çıkan ve güya adına serbest ekonomi denen ilüzyonun sıçması,şapkanın düşüp kelin görünmesi hadisesidir.

dünyada reel sektörden kopup tamamıyla türev kağıtlara yönelmiş,para çevirmeyle,dost doları ile ayakta kalabilen hiçbir ekonomi görülmemiştir.birleşik devletler'in bile ki kendileri çin'deki amerikan varlıklarını da sayarsak dünyanın tamamından daha fazla üretim yapmaktadırlar, türev kağıtlarla nasdaq'ı yok sayıp dow jones'a sırtını yasladığında,nasıl sıçtı gördünüz.

türkiye cumhuriyeti sıfırdan hatta eksiden geldiği süreçte "5 yıllık plan" lar silsilesini hayata geçirerek sadece iki sene bütçe açığı vermiş ve 50'lere kadar yavaş da olsa sanayileşme belirtileri göstermeye başlamıştı.özellikle tarım'da mekanizasyon ve tarım destekli sanayii'yi belli bir noktaya getirmişti.tekstil,cam ve mineral gibi geleneksel üretim dalları da mekanize edilip şöyle veya böyle dünya ile yarışabilecek noktaya getirilmişti.

fakat bu sanayileşme sürecinin bedelleri vardı.ağır çalışma koşulları,işçi sınıfının doğum sancıları,iç piyasadaki tutumlu ve yerliye yönelik tavır katlanılması zor bir süreç haline geldi.
avrupa ulusları,birleşik devletler,rusya,çin gibi sanayileşmiş devletlerin hepsi bu sancıları çektiler.ghetto'larda ortalama yaşam süresi sanayii inklabı döneminde 40 yılın altına inmişti,çin'de insanların dişleri bile sökülüp çelik üretiminde kullanıldı,sovyetlerde insanlar kolhozlarda öldüler.dünyanın en çalkantılı siyasi ortamlarından birine sahip japonya'da tarihinde dökülmediği kadar kan döküldü.amerika'da iç savaş yaşandı.büyük buhran geçildi.hatta dünya savaşları çıktı.

fakat zeki,çalışkan,necip türk milleti ancak 50'ye kadar dayanabildi.50'de bütün bu eziyetleri çekmeye ne gerek var?kendi yağını kuyrukta bekleme gel amerikan süt tozu al.tarımda niye makineleşeceksin ki onun yerine traktör al traktör sat boşver tarımı gibi daha kolay?!,daha eziyetsiz?!, yolu gösteren ve bugün bir kesimin pankartlarında "halk adamları" diye lanse edilen silsile geldi.özal'ın memurları işini bildi.menderes'in zenginleri yükünü tuttu.sonunda o necip,çalışkan millet kendi üretip kıt kanaat da olsa geçinebilen bir topluluktan,kredi kartına abanıp sonra mağdura yatan pek necip millete kadar evrildi.

2001'de ilk ciddi çöküş sinyali geldi.üzerine yaslanılan bankacılık ve faizli ticaret sistemi çöktü.2002'de gelen siyasi iktidar,daha evvelkilerin yapmadığını yaptı.cumhuriyet'in güç bela kurduğu işletmeleri sattı.kaynak yarattı.bu kaynak akılcı kullanılsaydı belki beklenen sıçrama yapılabilirdi.ama yine "halk adamlığı"ndan olsa gerek tribünlere oynandı.rant içeren sektörlere kaynak aktarılıp sözde üretim ve bankacılık sektörü şişirildi.sonunda iptidai metodlarla güç bela ayakta duran üretim öldü.tamamıyla tüketime dönüldü.2008'de bütün dünyanın oynayıp sıçtığı türev kağıtlar da patlayınca iflas geliyorum demeye başladı.ali babacan "sadece inşaat sektörü olmaz.üretmezsek biteriz.parayı millete köprü ihalesi otoyol ihalesi diye dağıtıyoruz,bari birazını kalıcı reformlara harcayalım" dedi.tard edildi.fetö cü oldu.iran altını,kuzey irak petrolü,suriye'ye silah satışı filan gibi geçici çözümler ve kaynak arayışları da bir bir sıçınca gidecek yer kapı kalmadı.

şimdi satacak bir şey de yok.özel sektör diye şişirdiğiniz selamsız bandosunun üretimle alakası da yok.köylü de pert olmuş durumda.hepsi bir nahiyede bir tarım ürününün cenaze namazını kıldırmakla meşgul.özetle yarrağı yedik.halk adamlarınız isviçre'ye kuveyt'e katar'a para istifliyorlar.o yüzden de piyasada dolar kalmadı.kur aldı yürüdü.

sakın dolar satmak gibi bir dalyaraklıkta bulunmayın.tersine alabildiğiniz kadar alıp,anam babam yastığınızın altına istifleyin.alacaklılar gelince dolarları gömüp vuruşacağız.kazanırsak tekrar bir tekalif-i milliye yapıp istiflerimizi çıkaracağız.sanayiimizi kurup oyunu kuralına göre oynamaya çalışacağız.kazanamazsak yarrağı yedik.bak kaçmak da yok.bu boku siz yediniz.ben ona rağmen bu memleket benim olduğu için sizinle birlikte savaşacağım.kaybedersek zaten yarrağı yedik.hiç olmazsa açlıktan değil şerefimizle vuruşurken ölürüz.
bibiş
ot ve samanı dahi ithal eden, doğrudan değil dolaylı vergilerle ayakta kalmaya çalışan, ar-ge yatırım harcamaları volkswagen'in harcamalarının yarısı kadar bile olmayan bir ekonomidir.bugün tüm dikkatimizi dolar karşısında eriyen tl'ye çevirmişken, karnımızı doyuracak temel besin maddelerini bile üretemediğimiz gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. toprak mahsülleri ofisi 90 bin ton ab menşeili buğday ithalatı için ihaleye çıkmıştı.
(bkz: türkiye, ab'den 90 bin ton buğday almak üzere ihale açtı toprak mahsulleri ofisi (tmo), ab'den toplam 90 bin ton buğday alımı için bir dizi uluslararası ihale açtı. sputniknews )
meseleyi biraz araştırınca sadece arpa buğday değil, beğenmediğimiz ot ve samanı dahi ithal ettiğimiz gerçeğiyle karşılaştık.
(bkz: türkiye tarihinde ilk kez saman ithal edecek nisan ayında yağış az olunca türkiye'nin hayvan yemi olarak kullanılan ot ve saman üretimi düşük çıktı. fiyatlar 4 kat artınca bakanlar kurulu itha... mynet )
ot ve saman üretemeyen ülke aynı zamanda sığır da yetiştiremez durumdaymış.
(bkz: devletin sığır ithalatı 2017'de de tam gaz sürecek! et ve süt kurumu'nun (esk) 2017 sonuna kadar sıfır gümrük vergisiyle ithal edebileceği damızlık hariç büyükbaş canlı hayvan tarife kontenjanı 500 b... tarım analiz )
acarabi
çökmüştür.
dua ve satıp savmayla olmuyorsa demek ki. çalıp çırpmayla da hiç olmayacağına göre!
merak ediyorum. dolar 1,60 tl olduğunda faiz lobisi, yabancı sermaye oyunu, küresel güçlerin tezgahları diye yeri göğü inletenler şimdi ne yapıyorlar acaba?

ülke ekonomisiyle ilgili evvelce girdiğim yorumlarda "acarabi dediydi dersiniz" demiştim değil mi?
@acarabi demişti. çökmüştür...
18 /