türkiye ekonomisi

1 /
acarabi
çökmüştür.
dua ve satıp savmayla olmuyorsa demek ki. çalıp çırpmayla da hiç olmayacağına göre!
merak ediyorum. dolar 1,60 tl olduğunda faiz lobisi, yabancı sermaye oyunu, küresel güçlerin tezgahları diye yeri göğü inletenler şimdi ne yapıyorlar acaba?

ülke ekonomisiyle ilgili evvelce girdiğim yorumlarda "acarabi dediydi dersiniz" demiştim değil mi?
@acarabi demişti. çökmüştür...
bibiş
ot ve samanı dahi ithal eden, doğrudan değil dolaylı vergilerle ayakta kalmaya çalışan, ar-ge yatırım harcamaları volkswagen'in harcamalarının yarısı kadar bile olmayan bir ekonomidir.bugün tüm dikkatimizi dolar karşısında eriyen tl'ye çevirmişken, karnımızı doyuracak temel besin maddelerini bile üretemediğimiz gerçeğiyle karşı karşıya kaldık. toprak mahsülleri ofisi 90 bin ton ab menşeili buğday ithalatı için ihaleye çıkmıştı.
(bkz: türkiye, ab'den 90 bin ton buğday almak üzere ihale açtı toprak mahsulleri ofisi (tmo), ab'den toplam 90 bin ton buğday alımı için bir dizi uluslararası ihale açtı. sputniknews )
meseleyi biraz araştırınca sadece arpa buğday değil, beğenmediğimiz ot ve samanı dahi ithal ettiğimiz gerçeğiyle karşılaştık.
(bkz: türkiye tarihinde ilk kez saman ithal edecek nisan ayında yağış az olunca türkiye'nin hayvan yemi olarak kullanılan ot ve saman üretimi düşük çıktı. fiyatlar 4 kat artınca bakanlar kurulu itha... mynet )
ot ve saman üretemeyen ülke aynı zamanda sığır da yetiştiremez durumdaymış.
(bkz: devletin sığır ithalatı 2017'de de tam gaz sürecek! et ve süt kurumu'nun (esk) 2017 sonuna kadar sıfır gümrük vergisiyle ithal edebileceği damızlık hariç büyükbaş canlı hayvan tarife kontenjanı 500 b... tarım analiz )
iwouldpreferkalıbındanhoslasmayaningilizceerbabı
1958'den başlayıp 91'de vites değiştiren 2002'den itibaren de zirvesine çıkan ve güya adına serbest ekonomi denen ilüzyonun sıçması,şapkanın düşüp kelin görünmesi hadisesidir.

dünyada reel sektörden kopup tamamıyla türev kağıtlara yönelmiş,para çevirmeyle,dost doları ile ayakta kalabilen hiçbir ekonomi görülmemiştir.birleşik devletler'in bile ki kendileri çin'deki amerikan varlıklarını da sayarsak dünyanın tamamından daha fazla üretim yapmaktadırlar, türev kağıtlarla nasdaq'ı yok sayıp dow jones'a sırtını yasladığında,nasıl sıçtı gördünüz.

türkiye cumhuriyeti sıfırdan hatta eksiden geldiği süreçte "5 yıllık plan" lar silsilesini hayata geçirerek sadece iki sene bütçe açığı vermiş ve 50'lere kadar yavaş da olsa sanayileşme belirtileri göstermeye başlamıştı.özellikle tarım'da mekanizasyon ve tarım destekli sanayii'yi belli bir noktaya getirmişti.tekstil,cam ve mineral gibi geleneksel üretim dalları da mekanize edilip şöyle veya böyle dünya ile yarışabilecek noktaya getirilmişti.

fakat bu sanayileşme sürecinin bedelleri vardı.ağır çalışma koşulları,işçi sınıfının doğum sancıları,iç piyasadaki tutumlu ve yerliye yönelik tavır katlanılması zor bir süreç haline geldi.
avrupa ulusları,birleşik devletler,rusya,çin gibi sanayileşmiş devletlerin hepsi bu sancıları çektiler.ghetto'larda ortalama yaşam süresi sanayii inklabı döneminde 40 yılın altına inmişti,çin'de insanların dişleri bile sökülüp çelik üretiminde kullanıldı,sovyetlerde insanlar kolhozlarda öldüler.dünyanın en çalkantılı siyasi ortamlarından birine sahip japonya'da tarihinde dökülmediği kadar kan döküldü.amerika'da iç savaş yaşandı.büyük buhran geçildi.hatta dünya savaşları çıktı.

fakat zeki,çalışkan,necip türk milleti ancak 50'ye kadar dayanabildi.50'de bütün bu eziyetleri çekmeye ne gerek var?kendi yağını kuyrukta bekleme gel amerikan süt tozu al.tarımda niye makineleşeceksin ki onun yerine traktör al traktör sat boşver tarımı gibi daha kolay?!,daha eziyetsiz?!, yolu gösteren ve bugün bir kesimin pankartlarında "halk adamları" diye lanse edilen silsile geldi.özal'ın memurları işini bildi.menderes'in zenginleri yükünü tuttu.sonunda o necip,çalışkan millet kendi üretip kıt kanaat da olsa geçinebilen bir topluluktan,kredi kartına abanıp sonra mağdura yatan pek necip millete kadar evrildi.

2001'de ilk ciddi çöküş sinyali geldi.üzerine yaslanılan bankacılık ve faizli ticaret sistemi çöktü.2002'de gelen siyasi iktidar,daha evvelkilerin yapmadığını yaptı.cumhuriyet'in güç bela kurduğu işletmeleri sattı.kaynak yarattı.bu kaynak akılcı kullanılsaydı belki beklenen sıçrama yapılabilirdi.ama yine "halk adamlığı"ndan olsa gerek tribünlere oynandı.rant içeren sektörlere kaynak aktarılıp sözde üretim ve bankacılık sektörü şişirildi.sonunda iptidai metodlarla güç bela ayakta duran üretim öldü.tamamıyla tüketime dönüldü.2008'de bütün dünyanın oynayıp sıçtığı türev kağıtlar da patlayınca iflas geliyorum demeye başladı.ali babacan "sadece inşaat sektörü olmaz.üretmezsek biteriz.parayı millete köprü ihalesi otoyol ihalesi diye dağıtıyoruz,bari birazını kalıcı reformlara harcayalım" dedi.tard edildi.fetö cü oldu.iran altını,kuzey irak petrolü,suriye'ye silah satışı filan gibi geçici çözümler ve kaynak arayışları da bir bir sıçınca gidecek yer kapı kalmadı.

şimdi satacak bir şey de yok.özel sektör diye şişirdiğiniz selamsız bandosunun üretimle alakası da yok.köylü de pert olmuş durumda.hepsi bir nahiyede bir tarım ürününün cenaze namazını kıldırmakla meşgul.özetle yarrağı yedik.halk adamlarınız isviçre'ye kuveyt'e katar'a para istifliyorlar.o yüzden de piyasada dolar kalmadı.kur aldı yürüdü.

sakın dolar satmak gibi bir dalyaraklıkta bulunmayın.tersine alabildiğiniz kadar alıp,anam babam yastığınızın altına istifleyin.alacaklılar gelince dolarları gömüp vuruşacağız.kazanırsak tekrar bir tekalif-i milliye yapıp istiflerimizi çıkaracağız.sanayiimizi kurup oyunu kuralına göre oynamaya çalışacağız.kazanamazsak yarrağı yedik.bak kaçmak da yok.bu boku siz yediniz.ben ona rağmen bu memleket benim olduğu için sizinle birlikte savaşacağım.kaybedersek zaten yarrağı yedik.hiç olmazsa açlıktan değil şerefimizle vuruşurken ölürüz.
tayyaraga
bu şekilde devam ederse en geç 2017 içinde ağır bir kriz ile yüzleşecek olan ekonomidir.

2002 öncesinde türkiye'de bir kriz çıkacağı zaman bu bütçe açığına dayanan bir hazine krizi olarak kendisini gösteriyordu. o da çeşitli yaptırımlar karşılığında imzalanan imf stand-by anlaşması ile zor da olsa bir şekilde telafi ediliyordu. ancak 2002'de akp'nin iktidara gelmesi ile birlikte devletçi yapı belirli hizmetlerin dışında geri plana atılarak özel sektör sürükleyici güç olarak ön plana çıkarıldı. önemli kamu kurumları da özelleştirilerek özel kesimin ekonomideki rolü güçlendirildi. ayrıca 2001 krizi öncesi özel sektörün ne borçlanma sağlayacak imajı ne de o denli büyük bir payı vardı ekonomide. ancak 2002'den itibaren bu tablo değişti ve dış borç stoku zaten oldukça az olan özel sektör de imajını düzelterek borçlanmaya başladı. yani bir kriz çıkması durumunda bütçeyi onarmayla halledilecek bir hazine krizinin ötesinde çok daha büyük ve komplike bir yıkımla karşı karşıya kalınacağı aşikar.


yukarıdaki tabloya göre türkiye'nin brüt dış borçları 1989 – 1999 arsındaki dönemde gsyh'nın yüzde 30 – 35'i aralığında seyrederken 1999 yılında yüzde 40'ın üstüne çıkmış, 2001 kriziyle birlikte yüzde 58'e gelip dayanmış görünüyor. 2000-2003 arasındaki sıçrama ise 2001 krizinin etkisi olarak ortaya çıkmış bir durumdan ibaret. sonraki yıllarda bu oran eski düzeyine gerilemese de yüzde 40'ların altında seyretmiş. bu düşüşte türkiye'nin 2004 yılı sonunda ab ile adaylık müzakeresine başlamasının etkisi yüksektir. bu müzakerelerle birlikte türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye girişi rekor düzeylere çıkmış ve dış borçlanmanın yerini almıştır. 2009'dan başlayarak adaylık sürecinin ilk yıllardaki ciddiyeti kaybolmuş ve bu gelişmeyle birlikte yabancı kaynak girişinin doğrudan yabancı sermayeden yeniden borç biçimine dönmesi söz konusu olmuştur. bunun da etkisiyle 2012 yılından başlayarak brüt dış borç stoku / gsyh oranının yeniden yükseldiğini ve 2001 krizinde olduğu gibi yüzde 50'lerin üzerine çıktığını tablodan görebiliyoruz. son günlerdeki ab'ye üyelik sürecinin tamamen kopma noktasına gelmesi ve ohal ile hukuk devleti yapısının temellerinin çatırdamaya başlaması ile doların fişek gibi fırlaması artık bırakın doğrudan yabancı sermaye ile kaynak yaratılmasını, kolay kolay dış borç bile bulunamayacağının işaretlerini taşır nitelikte. yani bu durum katma değeri yüksek üretimden oldukça uzak olan ve borcu borçla dönderen güzel ülkemin reel sektörü için cenaze namazı öncesi okunan sala anlamına geliyor.

kısaca üzgünüm ama akp dream sona erdi sayın asfalt fetişistleri. türkiye ekonomisini 2017 yılbaşı kutlamalarına müteakip teşvikiye camisinde kılınacak cenaze namazı ile defnetmeyi düşünüyoruz. asgari ücretle çalıştığınız iş yerinin sahibine sorun döviz borcu ne kadarmış? eğer çok derse kapının önüne koyulmanız yakındır. neyse en azından yol yapıldı. e bu da bir şey.
orta
türkiye cumhuriyeti tarihinin en kötü ekonomisine sahip olan bir dönemdeyiz.yıllara göre alım gücüne bakarak bile ekonominin berbat olduğunu söyleyebiliriz.

teşekkürler akparti hükümeti.
general flavius octavius maximus cassius
güzel bir ekonomidir.

2002 yılında asgari ücret 184 liraydı. 2016 türkiyesinde 1300 lira oldu. asgari ücretle alım gücü olarak günümüzde çok çok öndeyiz. devlet hiç olmadığı kadar sosyal yardım yaptı fakirlere, yaşlılara ve hastalara.

kan emici gibi iş yapmadan para alan çoğu kurum özelleştirme kapsamında elden çıkarıldı. buradan büyük kâr elde edildi.

türkiye yıllardır terörle mücadele ediyor. terörün en büyük gideri askeri harcamalardı şehirlerde bombalar patlayınca az da olsa turizm de etkilendi.
asker ve polisimize son 2 yıldır terörle mücadele kapsamında milyarlarca dolarlık harcama yapıldı. bakın artık g3 le operasyona giden asker kalmadı. polislere dünyanın en pahalı tüfeklerinden ar-15 alındı. güneydoğu ya asker ve polis kullanımına sunulmak amacıyla 2000 i aşkın ağır zırhlı araç alındı. yüzlerce zırhlı güvenlik kulubesi onlarca kalekol yapıldı doğuya. pkk ya yönelik hava operasyonlarda güdümlü füzeler kullanılmaya başlandı oldukça pahalıya mal oluyor uçak masrafı hepsi birlikte. pkk yetmedi ışid çıktı suriye topraklarında operasyon yapıyoruz.

bütün bunların üstüne suriyeliler çıktı. onlara harcadığımız para ortada.

çeşitli siyasi eylemlerle milyonlarca liralık zarar verildi ülkeye. heryer yakıldı yıkıldı yağlamandı. borsaya etkisi dış basında gündeme getirilmesi ülkeye yine zarar verdi.

yetmediii darbe yapıldı bu ülkeye.

yıkılmadık. ekonomi yıkılmadı. şu yaşadıklarımızı başkası yaşasa batmıştı şimdiye kadar.

buradan yazmak kolay arkadaşlar neler yaşıyoruz neler görüyoruz ortada. biraz düşünen sürekli kötülemek yerine. amerika veya almanya gibi modern ve teknoloji üreten bir ülkeyi devralmadı erdoğan? 2002 türkiyesini ve öncesini araştırın. neler varmış neler yokmuş.
2
ınternationalrelationist
saha kenarlarında forma renklerine boyanmış, heybetli gibi gözüken fakat esasında gazdan ibaret olan ve sallanıp duran bir balon adamdan farkı yoktur. şimdi beni bu cümleyle bile hain ilan edecek ahmaklar, sebep oldukları bu saçma ekonomi modeli bir gün çöktüğünde suphesiz yine suçu ben ve benim gibilere atacaktır.
teknokrasinin reisi
tüm dünyada altyapı girişimciliği diye bir fırtına esiyor. nedir bu altyapı girişimciliği? ülkenin daha çok uretebilmesi için gerekli altyapıyi hazırlayan ve bu surecte para kazanan kişiler altyapı girişimcileridir. mesela elon musk un kurduğu spacex bir altyapı girişimidir. uzay teknolojileri konusunda ülkesinde atılım yaratır. elektrik motoru (cer konvertöru) ureten bir startup ya da batarya geliştiren bir şirket de altyapı girişimi örneğidir. türkiye de altyapı girişimciliği denilince eminim ki akpli yöneticilerinin ve seçmeninin aklına gelen tek şey inşaat sektörü olur. kanalizasyon, yol, köprü... sonuçta altyapı çalışması bunlar yani.

türkiye ne yazık ki uzun yıllardır bu kafayla yönetiliyor. biz diğer ülkeler gibi resesyon yaşayıp pazar bulunca tekrar bolluğa erişen batı ülkeleri gibi kriz yaşamayız. biz de altyapı olmadığı için var olan sikindirik sektörleri kaybettiğimiz anda yeni bir pazar bulup da krizden çıkmamız imkansız olur bizim. bakalım ne olacak, göreceğiz.

bu arada altyapı girişimciliği devletlerin arge birimiyle koordine halinde gelişiyor tüm dünyada. mesela spacex, nasa ortaklığı olmadan ayakta kalamaz. turkiye de bu gorev tübitak a dusuyor. hani şu başında imam hatip mezunu hayvanat bahçesi mudurunun bulunduğu tübitak. neyse kim bilir belki biz de krizden tüm dünyaya ledli ekmek kutusu ya da papaz eriğini imam eriğine çeviren makineleri satarak çıkarız. sonuçta papaz eriğini imam eriğine ceviren makine ilk defa tübitak destekli olarak turkiye de geliştirildi, bakir bir pazar var bu alanda.
imkansizhayaller
demokrasinin olmadığı, dolasıyla siyasi istikrarın bulunmadığı her ülkede olduğu gibi çöküştedir.

tüm dünyada bu böyle: demokrasi yoksa terör ve kaos var. terör varsa da ekonomi yok. biz daha her akp'li olmayana terörist demeye devam edelim.
acarabi
ithal ikamesine dayalı ve üretimden çok tüketime dayalı bir ekonomik model benimsendiğinden ve bu sakat durum yıllardır ülkedeki ekonomik değerler satılarak sürdürülebildiğinden, sanırım bu yıldan başlamak üzere ülkemiz derin bir okonomik krizle başbaşa kalacak ve ne yazık ki bunun faturasını her zaman olduğu gibi küçük esnaf ile sabit ücretli dar gelirliler sırtlanacaktır.
orta
inşaat ekonomisidir.şu an milleti uyutuyorlar.en fazla 2 sene içerisinde ekonomi tamamen çökecektir.

akparti iktidarı gelmeden önceki asgari ücretin alım gücü ile şimdiki asgari ücretin alım gücünü kıyasladığınız zaman aradaki bariz farkı göreceksiniz.o zamanlar misal veriyorum bir maaşa gramı yüksek 100 ekmek alınıyorsa şimdi ise gramı düşük 60 ekmek alınıyor.bu hesap bu kadar net iken halen ekonomi gitgide düzeliyor demek tamamen yalancılıktır.
2
1 /