türkiye ekonomisi

1 /
tazmanya canavarı
düşük faizle de bu günkü kadar sıcak parayı çekebildiği zaman düzeldiğini söyleyebiliriz ki bu bile aslında çok sağlıklı bir yorum değildir, dönem koşullarına bakmak gerekir.

şu anda gsmh büyüklüğünün artması gayet normaldir, ithalatta ve de ihracatta patlama yaşanan her ülkede gsmh artışı kadar doğal bir şey yoktur. gsmh'nın artması elbette ki önemlidir fakat her bir birim ihracata karşılık 1.7 birim ithalat yapma zorunluluğunuz varsa gerek direk mal talebi ya da ara malları talebi yüzünden gsmh artışı perişanlığınızı analiz etmekten başka bir işe yaramaz.

peki ne yapmalı? mevcut durumda ilk önce ekonomide sürekli kaynak israfına neden olan, gelirlerin erimesine neden olan yapısal sorunların onarılmasına ve devlet kurum ve kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasına gidilmelidir. kısa vadeli borçları mümkün olduğunca uzun vadeli borçalara çevirmeye çalışmalı aynı zamanda da istihdam arttırıcı politikalar geliştirmeliyiz.

yüksek faiz uyuşturucu bağımlılığından başka bir şey değildir! hepsinden de önemlisi, enflasyonla mücadele sürecinde enflasyon kadar faizin de düşük tutulabileceği gerçekçi politikalar geliştirmeliyiz. yoksa yüksek faizle sıcak para sağlayarak sistemin devamlılığı sağlamaya çalışıldığında "altın vuruş" kaçınılmazdır.
zsa zsa zsu
yeditepe üniversitesinde turkish economy adı ve econ 442 kodu ile okutulan 3 kredilik iktisat dersidir. iktisat, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler ve kamu yönetimi öğrencilerinin alması zorunlu olan ders prof. dr. cevat karataş tarafından verilir. osmanlıdan cumhuriyete geçiş dönemi ve cumhuriyet sonrası türkiye ekonomisinin anlatıldığı ders için kaynak kitap olarak yakup kepenek ve nurhan yentürk ün yazdıkları türkiye ekonomisi tavsiye edilir.
insanlık halleri
kağıtlar üzerinde! küresel kriz ortamında dış ticarete dayalı bir ekonomidir. küresel kriz rüzgarı eserken teğet geçmek gibi tabirlerle piyasaları okşanmıştır. temiz döviz girdisi sağlanacak vakitte, turizm sektörünün içinde henüz arttırılan kdv oranlarıyla baltalandığı ekonomidir. finansal derinlik ve baskınlıktan bahsedilirken, kamuoyuna pek yansımada borsasının sürekli manipüle edildiği bir ekonomidir. kendi doğal kaynaklarına sahip çıkamazken,nabucco gibi içi boş boru hatlarından gelecek (muhtemelen sadece geçiş ücreti olacak. vergiler avusturya'ya uçacak) bel bağlayan bir ekonomiye sahiptir. bütçe açıklarını, bilim kurumlarına yaptığı haraç zamlarıyla, sektörlerde kdv oranlarını arttırarak, kendi iç karışıklıklarını dahi halledemeden, senin 1974'ten bu yana haklı olarak bulunduğun yerdeki iç işlerin aleyhinde söz söyleyebilecek yeşil sermaye ile kapatmaya çalışan, amuda kalkan ekonomi yöneticilerine sahip bir ekonomidir.
paleface
2010 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşen %11,4'lük büyümenin destan niyetine pompalandığı ekonomidir.

geçen senenin aynı dönemine göre hesaplanan bu büyüme sürpriz olmadığı gibi başarı da değildir esasında.

şöyle düşünün, zemine ayağınızı basmadan zıplayamazsınız! işte bu da böyle bir şey. sen geçen sene aynı dönemde %13,8 küçülmüşsen, bu dönem büyürsün bu da destan falan değildir. ha destan arıyorsanız çin'e bakacaksınız.

senin geçen sene %13,8 küçüldüğün dönemde adamlar %6,7 büyüdüler. buna ek olarak senin geçen seneki küçümeyle ilintili olarak gayet normal olarak büyümene karşılık adamlar bu sene aynı dönemde %11,9 büyüdüler.

türkiye'nin bu yılki büyüme oranının da %4-4,5 bandında olacağını da belirtmekte fayda var. yani, yılın 2. çeyreğinde bu büyüme oranı en az %50 azalacak demektir. madem başarı, hadi bakalım tutun aynı oranda? dedik ya, "başarı falan değil esasında" diye.

bu zıplama olayını daha da somutlaştırmak isterim. bakınız bu ülke 2001'de büyük bir kriz geçirdi ve %9,5 küçüldü bu arkadaşların sonunda -kasım ayında- iktidar koltuğuna oturduğu 2002'de ise bu ülke %7,8 büyüdü. aynı yılın son çeyreğinde ise %11,5 büyüdüğünü de eklemek gerekir. o büyümenin sürpriz olmadığı gibi, bu büyüme de sürpriz değildir.

bugün birçok akp'li politikacı bugün açıklanan büyüme oranının krizin teğet geçtiğinin çok net göstergesi olduğunu iddia etmekteler. bakınız, bu arkadaşlar iktidara geldiklerinden beri "enkaz" edebiyatı yapıyorlar e o zaman benzer verilerle biz de iddia edebiliriz ki, senin yıl sonunda bu sene %4,5 büyüyecek olan ekonomini o adamlar 2001 krizinin ertesi yılında %7,8 büyütmüşler demek ki, 2001 krizi teğet geçmiş ve size enkaz falan bırakmamışlar? senin iktidarının ilk yılında ise %5,9 büyümüş ekonomi o zaman sen daha başarısızsın?

bakınız farklı bir argüman kullanmıyorum. aynı kategorilerdeki oranları gösteriyorum benzer durumları ortaya koyuyorum.

özetle kriz geçiren bakınız teğen geçen değil, krize giren ekonomilerde kriz uzun vadeye yayılmamışsa yüksek oranda büyüme ne sürprizdir ne de başarı.

başarı, siz "kriz teğet geçti" derken ekonominiz ilk çeyrekte %13,8 küçülürken, dünyada en fazla küçülme yaşayan 3. ekonomi olup sonrasında bu sürece bağlı olarak gerçekleşen ve gayet de normal olan büyüme değildir.

başarı, kriz döneminde çin'in yaptığı gibi %6,7 büyüyüp ertesi sene %11,9 büyüyebilmektir. son büyüme oranı asla ve asla geçen senenin aynı dönemindeki %13,8 küçülmesinden bağımsız da değildir.

geçtiğimiz yıl gerçekleşen küresel krizden sonra büyümeyen ülke zaten yok? tıpkı 11 eylül 2001'den sonra değişen konjonktürle birlikte ortaya çıkan likiditenin yarattığı sanal büyümeden pay almayan, ekonomisi büyümeyen ülkenin olmadığı gibi.

hükümet eğer bu büyümeyi başarı olarak lanse ediyorsa kendilerine bir teklifim var, hodri meydan!

bu ülkede "reel kredi hacmi" ne kadar daralmıştır aynı dönemde? "ücret gelirleri" ne kadar daralmıştır aynı dönemde?

bahsettiğimiz unsurlar daralma göstermişse siz istediğiniz kadar "ekonomiyi şöyle büyüttük, böyle büyüttük" diye caka satın, ekonomiden anlayanlar aslında hiçbir halt yemediğinizi bilmektedir.

son olarak, akp iktidara gelmiş olduğu günden bu yana kemal derviş'in ekonomi politikasını aynen idame ettirmektedir. ilgili politika 2004 sonunda ömrünü tamamlayıp, finansal piyasayı sağlam bir dengeye oturttuktan sonra üretim odaklı ekonomiye geçmeyi öngörmekteydi. 2004'te o programdan, üretim odaklı programa geçmesi gerekirlerken geçmeyip, hala aynı çizgi üzerinde gitmektedirler. buradan da şu çıkmaktadır, aslında ekonomi bağlamında hiçbir şeyden çakmamaktadırlar zira özgün bir programları bile yok.
morşapka
üretmeyen başka ülkelerin ürettiğini kullanan ekonomidir.düşük kur yüksek faiz 'in esas alındığı bir ekonomimiz var. bu ise ithalatı cazip hale getirip bizi tüketim toplumu yapıyor. ihracatçıyı ise cezalandırıyor. neden mi? çünkü türk lirası aşırı değerli. türk parasıyla bir şeyler üreten ihracatçı iş bu ürünleri satmaya gelince buna karşılık gelen kurun düşük olması sebebiyle maliyetini kurtaramıyor. ihracatçılar birliğinin açıklamalarına göre euro'nın 2.2, doların ise 1.6 seviyesinin altında olmaması lazım. gerçek değeri bu. ama merkez bankası enflasyon hedefi gözetip, üretimi bertaraf ettiği için bunu uyguluyor.göz boyama ve uzun vadede işsizlik sorununu çözmeyecek aksine sorunu daha ağır hale getirecek bu politika. ihracatçılar birliği ithalatçılar birliği olacak bu gidişle.
düşük kur ithal malları daha ucuz hale getiriyor. ve biz başkalarının ürettiği ürünleri kullanıp, onlar için pazar haline geliyoruz. bu durumu değiştirmek ancak para politikasını değiştirmekle mümkün olur.
twelve
neredeyse bütün gün çalıştığım ve şu saatte aklımda en ufak bir bilgi kırıntısı olmayan derstir. bu dersi kınıyorum ve ona laflar hazırladım.

sınav sonrası edit: aklımda en ufak bilgi kırıntısı yoktu ama % 35 oranında küçültülmüş notlarım vardı kollarımın içinde.
1 /