türkiye malezya olur mu

1 /
zuppettin zuppettin
yıllarca türkiye iran olur mu dendi şimdi ise bu soru gündemi meşgul etmekte. sadece türkiye'de görülebilecek, türkiye'de ortaya atılabilecek bir polemiktir. saçmalıktır. oldukça farklı yapılara sahip ülkelerden bahsediliyor. iki ülkenin tek ortak özelliği batı tarafından işbirliği yapmaya uygun görülmeleridir. tabi batı ile işbirliği illaki ekonomik boyutludur, her zamanki gibi.
bu tür polemiklerle kriz yaratmak ise demokrasiye darbe vurmak isteyenlerin işidir. hatta bu kişiler güya demokratik rejimi korumak için böylesi saldırgan bir tutumun içine girmiş gibi davranmaktadırlar.
ayrıca iran'ı da burdan anmak istiyorum. emektar iran yıllarca türkiye'yi iran'a çevirecekler polemiklerine konu olmuştu. malezya geldi iran unutuldu, geçmiş yılların hatrına ara sıra iran'a da değinmek lazım.
floydian floydian
medyamızın belirli dönemlerde yaptığı gibi bir konunun suyunu çıkardığı gereksiz sorudur. kimsenin aklında böyle birşey yokken zorla kafalara sokulmya çalışılmaktadır. eğer olmaya da başlarsa ;

(bkz: ordu)
(bkz: darbe)
nectar nectar
malezya'nın tanıtımına yaramış sorudur.daha düne kadar;malezya nın yerini bile bilmezken,şimdi tarihine kadar öğrendik.şüpheleniyor insan;malezyalılar mı attı bu söylentiyi ortaya diye?
jassmine jassmine
sivil anayasa taslağının tartışıldığı son günlerde ortalığa atılan soru. çünkü malezya'da 1999 yılında anayasasında bazı değişiklilere giderek 11. maddesini değiştirdi. malezya anayasının 11. maddesi şöyle der: "herkes istediği dine inanmakta ve ibadet etmekte özgürdür." fakat 1999’da yüksek mahkeme bu maddedeki "herkes" kelimesinin anlamını değiştirdi: "herkes ama müslümanlar hariç." müslümanlar din değiştirmek istiyorlarsa şeriat mahkemesine gidecek bundan böyle dediler. (kaynak:habervitrini.com)

oysa bizim anayasamızın değiştirilemeyen 2. maddesinde şöyle der; madde 2 - türkiye cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıç'ta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

sorunun cevabı için anayasamızın ikinci maddesine bakılması yeterlidir.
talen talen
bizi daha önemli sorulardan uzaklaştıran sorudur bu.

malum gündemde bir anayasa taslağı var. 80 döneminden sonra hukuk alanında uzman akademisyenlerin uğraşlarıyla bir anayasaya sahip olacak olmamız mutluluk verici bir şey. üstelik 80 dönemine göre toplum olarak daha iyi bir noktada olduğumuz için hak ve özgürlükler konusunda da bu anayasadan çok şey bekliyoruz.

ama ne oluyor, anayasa sadece türbanın üniversitelere girmesi için hazırlanıyormuş havasında seyrediyor. bir bayan çıkıyor mahalle baskısı diyor, büyüttükçe büyütüyoruz bunu. insanlar, milletimiz, korkar hale geliyor. yolda siyah çarşafla bir kadın görsek aklımızda dünya maketi dönüyor, pat diye malezya'da duruyor. ani zoom efekti ile malezya'ya giriyoruz.

ve sonunda ab'den bir adam* çıkıyor - hiç konuşulmasa da - "türkiye'de laikliği koruyucusu ab olur" diyor. mehmet ali birand çıkıyor " ııı olli rehn haklı, ab bizi korur" diyor.

dur bakalım biraz daha korkalım da malezya'nın denizlerine düşmeden avrupa yılanına sarılma sürecini sancısız atlatalım...
altlejant altlejant
1950'lerdeki "küçük amerika", 80'lerdeki iran'dan sonra gele gele geldiğimiz ve olacağımıza kanaat getirdiğimiz son rol modeli ülke. dikkatinizi çekerim yüz ölçümü , servet ve tanırlılık seviyesi giderek düşüyor. 2020'de türkiye togo olur mu sorusunu soracak gibiyiz. dur bakalım.
this is the end this is the end
türkiyede son dönemde açılan bütün tartışmaları gereksiz ve yapay bulan bir cenah oluştu. herşeyi gereksiz buluyorlar, tartışanları dogmatik-elitist olarak şuçluyorlar. onlara göre herşey gereksiz, önemli olan kurdukları yapay ekonomik istikrarın devamı. tüm bunlar konuşulurken, bülent ortaçgil'in normal şarkısını güncellemesi gerektiğini düşündüm. hatta onu beklemeden nacizane güncelledim.

biraralar soğuk mu dedim
dedi ki normal
peki ya havalar?
valla gayet normal
işler dedim gidişler dedim?
hepsi normal
peki ya sen, ben
normal
peki biz, ikimiz?
normal
halimiz dedim?
ne dese beğenirsiniz, normal!

uf biri anlatsın nedir bu normal
canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal

peki dedim türkiye?
dedi ki normal
ya ab?
bilmem! normal
ya abd dedim?
dedi ki çok normal
peki dedim malezya
dedi normal
peki ya mahalle baskısı, türban
valla gayet normal

uf biri anlatsın nedir bu normal
canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal

peki ya dedim kıbrıs, izolasyonlar
dedi ki normal
ya kuzey ırak, kürt devleti?
valla yapay gündem, normal

uf biri anlatsın nedir bu normal
canım sıkıldı yoksa ben miyim anormal


"türkiye laikliği özümsemiştir" teranesini satmaya çalışan arkadaşlara, anadoluyu bir gezmelerini, yapamıyorlarsa bağcılar,fatih ya da herhangi bir varoşa gitmelerini tavsiye ediyorum. bu işler etilerden, nişantaşıdan bakarak yapılan gözlemlerle yorumlanamaz. 26 yıldır yaşadığım,gezdiğim yerlerden ve insanlardan edindiğin tecrübe ve kanaat o dur ki; laiklik bu ülkede özümsenmiş falan değildir. büyük bir kesim şeriat hükümelerinin gelmesini ise hayatta yadırgamaz.
bozuk klavye bozuk klavye
rtenin cow parade' e türban takmış inek tasarımıyla katıldığında cevabını daha rahat verebileceğimiz soru. herhalde nişantaşı ya da levent e koymazlar.fatih uygundur.
alkolikikon alkolikikon
bi heteroseksüeli zorla homoseksüel yapmaya benzer. artık bu bıkkınlığın freni boşalmış gibi üzerime çullanmasından sıkıldım. kimyası tutmaz, kervan geçmez düşüncelerle genim uyuşmuyor. kanım donuyor. saçmalığından gayri hiç bir bok değildir. suni bir gündemi yarıyorlar, içine nüfusunun yüzde altmışı müslüman olan bir ülkeyi koyuyorlar, yok çok hukuklu bir sistem, yok ılımlı islam, yok ayy bakın çok şekerler böyle çekik gözleri var, yok ekonomileri çok iyi kişi başına düşen kadın miktarı bin, şey dolar miktarı bin bilmem kaçlarda, petronas kuleleri var böyle iki tane uzun uzun. sonra bunu fırınlayıp, şebelek şebelek masamıza bırakıp, yediriyorlar, içiriyorlar ama ne sana faydası dokunuyor ne de bana. buyrun imam bayıldı. allah aşkına ye!..
1 /