türkiye nin 59 yıllık avrupa birliği süreci

gelu gelu
bugün kalk hadi zirve yapalım zirvesi sırasında avea'dan telefonuma gelen bir mesajla, 59 yıl önce bugün avrupa birliği'ne üyelik için başvurduğumuzu öğrenmiş oldum.
sadece büyük küçük harf meselesi dışında(o da mecburiyetten malum) mesajı aynen aktarıyorum:

"turkiye 9mayis1950'de baslayan ab tam uyelik yolunda kararlilikla ilerliyor. 9mayis avrupa gununuz kutlu olsun. avea ulkemizi ab ile butunlestiren bir koprudur."

59 yıldır kararlı kararlı yürüdüğümüz yol ne de bitmez bir yolmuş... avrupa kıtasındaki ülkelerin bu yolu bizden daha erken almaları başka türlü açıklanamaz sanırım. daha yakın olduklarından olsa gerek.

diyecek pek bir şey yok aslında. hayır, çok şey var. ama ben özellikle politik konularda hiç laf yapamayan bir insan olduğum için söze nerden girsem, nasıl devam ettirsem bilemiyorum.

sadece, ab üyeliğini bir çıkış yolu olarak, sorunların çözümü olarak görenlere, bu şekilde görmemizi isteyenlere, avrupa'yı mutlak uygarlığın ve refahın beşiği olarak addedenlere bir iki şey söylemek istiyorum:

avrupa birliği'ni bu kadar ulaşılmaz, imkansız kılan bizzat siz kendinizsiniz. eğer kurulduğu günden beri "ne zaman üye yapacaklar" diye ellerine bakmasaydınız, üyelik konusu her gündeme geldiğinde eliniz ayağınız dolaşmasaydı, adaylığımız kabul edildiğinde milletçek sokaklara dökülmeseydik, belki ab bu kadar kritik, önemli bir konu olmayabilirdi. aydınların çıkması gereken illerde "bir gün mutlaka avrupa birliği'ne gireceğiz, buna bütün kalbimle inanıyorum, hayat standartlarımızı da buna göre düzenlemeliyiz" diyen çakma idealistler yetişiyorsa, sırf birliğe girebilmek için "ab'ye uyum yasası" diye bir şey çıkarılıyorsa, basın* ülkenin başbakanını bu yasa sebebiyle "2006 yılının kişisi" olarak manşete taşıyıp halkın bilinçaltına "avrupa birliği is good" mesajını işlemeye çalışıyorsa, tabi ki ab kıymetli olur.

ve bu sanal, sanrısal bir kıymet değil, gerçek kıymettir. şu anda avrupa birliği bizim için bir "zorunluluk" haline "gelmiştir". çünkü ona bu kıymeti yükleyen bizzat bizdik. ab üyelerine tanınan imtiyazların arttırılıp avrupa ile her türlü ilişkimizde ab üyelerine kıyasla çok daha fazla sıkıntı çekmemizin sebebi de biziz. artık bütün bunlardan kurtulmak için, her zamankinden daha fazla onların eline bakıyoruz, çünkü "avrupa birliği'ne kabul edilirsek avrupa seyahatlerinde türkiye'ye vize uygulaması kalkacak, gümrük vergilerinde indirime gidilecek, artık türklere ikinci sınıf birey muamelesi yapılmayacak."

biz bu şekilde devam edersek, kendimiz bir şeyler oluşturmaya çabalamadan başkalarının birliğinden medet umarsak, onlar da aynen şimdiki gibi gösterip vermemeye devam eder, bütün pürüzler giderildi derken müzakereleri ertelemek için başka bir sebep ortaya konulur, şunları şunları yapın, avrupa'ya böyle giremezsiniz denilir. bunun altından kalkmak için yeni uyum yasaları çıkarılır, yeni vergiler eklenir. olan vatandaşa olur, anayasaya olur. göstermelik geçici ıslahatları benimseyemeyen vatana millete olur.

bu yolda artık dönemeyeceğimiz kadar, ya da avea'nın tabiriyle "kararlı adımlarla" ilerlemişiz. işin kötüsü, gün gelir de dönmemiz gerektiği anlaşılırsa, çoktan geç kalmış olmamız. ama bu da kimsenin umrunda değilmiş gibi gözüküyor. koskoca gsm operatörü bile abonelerinin "avrupa günü" nü kutladığına ve "ülkemizi ab ile bütünleştiren bir köprü" olma görevini üstüne aldığına göre... hala gümbür gümbür avrupa birliğine ilerliyoruz. ama sanki biz ilerledikçe o da bizden kaçıyor. bir yandan da işaret parmağıyla "gel gel" hareketi yapıyor.
luto luto
"davet ederlerse düşünürüz" ya da "alırsanız ekime almazsanız s...me kadar" diyemediğimiz için 59 yılı bulan süreçtir.
gulhane parkindaki ceviz agaci gulhane parkindaki ceviz agaci
"ab komisyonu, türkiye'yi ortadoğu ve kuzey afrika birimine kaydırdı"

tr.euronews.com

"türkiye, avrupa birliği komisyonu'nun 'komşuluk ve genişleme müzakereleri genel direktörlüğü' (near) bölümünde ortadoğu ve kuzey afrika birimine kaydırıldı.

komşuluk ve genişleme müzakereleri genel direktörlüğü'nde (near) yeni bir yapılanmaya giden komisyon, türkiye'yi de içine aldığı, daha önce ortadoğu ve kuzey afrika olan birimin adını da "güney komşuları ve türkiye" olarak değiştirdi.

"politikalarda veya fonlarda bir değişiklik olmayacak"

genişleme ve komşuluk komiserliği'nde görevli bir kaynak euronews türkçe'ye yaptığı açıklamada bu değişikliğe ilişkin kararın mayıs ayında alındığını ancak uygulamaya yeni geçildiğini belirtti.

i̇sminin açıklanmasını istemeyen kaynak, türkiye'nin farklı bir birime kaydırılmasıyla ilgili şunları söyledi:

"bu hiçbir şeyi değiştirmeyecek. türkiye ile ilgili politikalarda hiçbir değişiklik olmayacak. ne verilen fonlarda ne de ilişkilerde bir fark yaratmayacak. bu şekilde düzenlenmesi uygun görüldü, hepsi bu." (kesinlikle öyledir, kesinlikle)

"bu değişimde üye ülkelerin rolü bulunmadığını da ekleyen komisyon kaynağı, bunun komiserin inisiyatifinde olan ve tamamen komiserlik içerisinde yapılan bir yenilenme olduğunu dile getirdi.

"ab'nin iç işi, izahat gerektirmiyor"

ab'nin dışişleri birimi olan eeas'den euronews türkçe'ye konuşan bir başka kaynak da "bu tür iç yapılanmaların tamamen ab'nin kendisini ilgilendiren şeyler olduğunu ve dışarıya karşı herhangi bir açıklama veya izahat gerektirmediğini" kaydetti.


ab antlaşmasında coğrafi olarak avrupa'da yer almayan ülkelerin ab üyesi olamayacakları kuralı bulunuyor.

bu durumun ileride türkiye'nin aleyhine bir zemin yaratıp yaratamayacağını sorduğumuzda ise "bu zorlama bir senaryo olur. kesinlikle söz konusu bile olamaz" yanıtı verildi."
anabacı vokke anabacı vokke
işin gerçeği aslında gümrük birliği'ne girildiği gün bitmiştir. ama takdir etmek lazım, gerek dönemin türkçe konuşamayacak kadar avrupai başbakanı tansu çiller gerekse sol stepnesi deniz baykal tarafından üyeliğe atılan dev bir adım gibi pazarlanabilmiştir. ama işin gerçeği avrupa için türkiye'nin üyeliğinin btek çekici tarafı dünyanın en büyük pazarlarından birisi olmasıydı. başka da hiçbir artısı yoktu avrupa için... gümrüğü açtıktan sonra üye olmasının hiç avantajı yoktu. o yüzden türkiye o tarihten sonra üyelik sürecinde sürekli geri gitti. biraz da türkiye siyasetinin boka sarması da o yüzdendir. eskiden avrupa hiç değilse türkiye'yi üyeliğe hazırlamak için olumlu yönde müdahale ediyordu. şimdi hiç müdahale etmiyor ve türkiye her türlü çılgınca politkayı istediği gibi uyguluyor.