türkiye ve iran arasındaki farklar

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
undiscovered man
devletin resmi adı iran islam cumhuriyetidir.
bizimse türkiye cumhuriyetidir.

tayyip ve türevleri tepemizden inmediği sürece fark olmaktan çıkıcak durumdur.alt alttan dini devlet işlerine, politikaya bulaştırıyorlar zaten.
gezgiiin
2008 yılı sonu itibariyle
türkiye'nin dış borcu: 247,1 milyar dolar -- dış borç sıralamasında 23.
iran'ın dış borcu: 20,7 milyar dolar -- dış borç sıralamasında 74.
lorenzen
türkiye'de atatürk'ü sevmiyorum, humeyni'yi seviyorum diyenler çıkmıştır.
iran'da humeyni'yi sevmiyorum, atatürk'ü seviyorum diyen henüz çıkmamıştır.
çıksa bile haberimiz olmamıştır.
wondrous
aynı dönemlerde ülkelerinde iktidarı ele geçiren mustafa kemal atatürk (osmanlı hanedanından) ve rıza han (kaçar hanedanından) bu noktadan sonra bazı açılardan benzer, bazı açılardan ayrı çizgilere ilerlemişlerdir. mustafa kemal monarşiyi tamamen ortadan kaldırıp beraberindeki ekiple cumhuriyet rejimini tesis etmişse de rıza han ülkeyi anayasal monarşiyle devam ettirme yolunu izlemiştir. savaş bakanlığından şahlığa terfi ettiğinde pehlevi soyadını aldı. pehlevi, pers hanedanı döneminde dili ve yazıyı ifade eden sembolik bir addır.

burada keskin farklar şu şekilde ortaya çıkmıştır. mustafa kemal atatürk'ün tesis ettiği yeni rejime engel koymaya çalışan (aslında aksi son zamanlarda iddia edilse de) ingiltere iken, rıza şah'ı o dönem ülkeyi işgal eden ruslara karşı destekleyen bizzat ingiltere'ydi. rıza han iktidarı ele geçirdiğinde sonradan çok iyi dostu olacak mustafa kemal gibi bir cumhuriyet rejimi tesis etmek istemişse de destekçisi ingiltere'nin çıkarlarına uygun olmayan bu durum engellenerek anayasal monarşi devam etmiştir. ilginç bir nokta: şahlık rejiminin devamı için rıza şah'a "bu ülkeyi bağlayan iki şey vardır, biri din ikincisi şahlık" şeklinde yoğun baskılarda bulunan mollalar, 56 yıl sonra halk üzerinde yarattıkları etki yoluyla şahlık rejimini kendi elleriyle devirecektir.

bu iki yakın ülkenin 920'lerden sonraki kaderi, kısa sürede kalkınıp ortaçağ ülkesi görünümünden kurtulmaları, sayısız darbelerle ilerleyişinin sayısızca sekteye uğraması gibi noktalarla birbirine çok benzeyecektir. öte yandan iki ülkenin en başta cumhuriyet-monarşi şeklinde ayrışan yolları yakın tarihlerini farklı şekillerde etkilemiş olup gelecekteki durumlarını da mutlaka farklı şekillerde etkileyecektir. çok benzeşimler gösterse de türkiye'yle iran tarihleri ve olayları hiçbir zaman birbirinin karbon kopyası olmamıştır, üst üste koymak mümkün değildir. gelecekte de olmayacaktır.
tembel
eğer iran ve türkiye'nin tarihlerini yirminci yüzyıldan başlatırsak, gerçekten de, aralarındaki yedi fark bulunması beklenen iki resmi andırır bir yakınlık görürüz. ikisinde de yakın tarihlerde birer devrim ve onu izleyen geniş çaplı reformlar meydana gelmiş, her iki ülke de yarı diktatoryel laik-modernleşmeci hareketlerin önderliğinde dünya ile entegrasyon çabasına girmiş ve bunda kısmen başarılı olmuşlar. kırılma noktası ise iran'ın dünya ile entegrasyon sürecini alıp tersine çeviren karşı devrim. türkiye'de, bildiğimiz kadarıyla, böyle bir şey gerçekleşmedi. bu perspektiften bakınca, toplumsal ve kültürel yapıları da görünüşte benzer bu iki ülkenin kaderini yalnızca bir olay ayırmış gibi duruyor. romantik edebiyata veya meb tarih kitaplarına yakışır bir tarih çözümlemesi.

neyse ki tarih o kadar da basit bir şey değil. 300 spartalı filmini hemen hemen hepimiz seyrettik, oradaki pers ve yunan kültürlerinin savaşı üzerinden son derece kaba ve biçimsiz bir alegoriyle gözümüze sokulan medeniyetler çatışması tezine tanık olduk, hatta, okuduğum yorumlara bakarak söylüyorum, birçoğumuz bu kadar kör göze parmaktan rahatsız da olduk. filmden bahsetmemin sebebi doğu ile batı arasındaki sanal ama evrensel sınır imgesine dikkat çekmek. eğer böyle bir sınır varsa, yaklaşık olarak, bugünkü iran ile bugünkü türkiye arasından geçer.

bir tarafta mirasını son büyük batı imparatorluğu osmanlı'dan, yani bizans'tan, yani roma'dan, yani yunan'dan alan türkiye ile diğer tarafta doğunun bütün o ruhani aleminin doruk noktalarından pers imparatorluğu ve iran. bir tarafta yüzyılların emeğiyle inşa edilmiş bir maddi dünya daima birinci planda olmuş, diğer tarafta yine yüzyılların imbiğinden süzülmüş son derece sofistike ruhban sınıfı geri kalan her şeyi daima ikinci plana atmış. bunların biri veya diğeri daha iyidir demiyorum, ama birbirine zıt iki varoluş, ak ile kara kadar farklı iki ayrı hayatı algılama biçimi var ortada. elbette sınırlar bu kadar belirgin ve yalıtkan değil, kültürler birbirinden fazlasıyla etkilenmiş, ama sonuçta temeller ayrı.

o nedenle, iran ile türkiye benziyor diye korkup farklılıklar aramaya başlamak yerine, bir arada yaşamak durumunda olan iki farklı kültür olduğunu kabul edip, yakınlaştırıcı ortak paydalar üzerine gitmek daha yapıcı olur sanırım. aksi halde, artık muhafazakar amerikalılara bile tiksinti vermeye başlayan medeniyetler çatışması fantezilerine, istemeden bir katkı da bu bölgeden koymuş oluruz.
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın