türklerin tembel ve bir sikime yaramaması gerçeği

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR CC:bu fonksiyonu kullanarak girinizi doğrudan seçmiş olduğunuz sosyal platformda da yayınlayabilirsiniz
1
barrak obama
bu gerçeğin en büyük sebebi ülkede torpilin her kademede var oluşu ve ekonominin serbestleşmesiyle oluşan çarpıklıktır. şöyleki, insanlar çalışarak çabalayarak birşey kazanamayacağını görmektedir. türkiye'deki sosyal sınıflar çok katıdır ve geçişler zordur. yani babası zengin olan zengin olmakta, babası fakir olan sürünmekte ve ne kadar uğraşsa bunu değiştirecek gücü olmamaktadır. eğer hatırlı kişileri de yoksa kişi kendini iyice salmakta ve "neden boşuna kasayım" mantığıyla hareket etmektedir. bir yandan da işe yaramaz (hepsi değil tabiki) zengin çocuklarını gözlemlemektedir. tüm bunların sonucu olarak piyango kültürü hakim olmakta ve kısa yoldan köşe dönmek arzusu yerleşmektedir.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
suursuz
kesinlikle kanun olabilecek kadar gerçek bir önermedir.. öyle ki türkler impratorluk döneminden gelen güdülmeye alışmışlar zaten, yeni gencecik türkiye cumhuriyeti kurulduğunda ise ancak 15 sene falan çalışabilmişler.. evet çalışmışlar çabalamışlar ama nasıl biliyor musunuz bunları hiç.. devlet zorla vergiler almış yine.. mecbur kalmış ülkeyi geliştirmek için.. sonrasında ise çalışmak insanlara zor gelmiş pes etmişler.. gerilemişler.. zaten bu ülkenin gerilemesini isteyenler de çokmuş.. öylece bırakmışlar çalışmayı.. bir insan işsizim işsizim diye ağlıyorsa onun ben kafasına edeyim afedersiniz ama türkiyede merdiven silmeyi aşağı gören insanlar çok fazla.. tembeller gerçekten de.. dinimiz de buna bir bakıma müsaade ediyor.. şu tevekkül anlayışını abartanlar mesela.. sen yat otur hiçbir iş yapma, allah verir elbet.. bu kadar basitler işte.. zeki olan türkler elbetteki var, çalışkan olanlar da var.. ama bunların hiçbiri türkiyede değil.. adam bakıyor okumuş etmiş ne heba edicek kendisini bu ülkede.. zaten ona çalışması için olanak da verilmiyor.. bakalım hatırlayacak mısınız.. şu aselsan daki mühendislerin ölümleri.. noldu? kim hatırlıyor şimdi onları? oysa ne kadar da zeki türklerdi.. ne kadar da çalışkandılar.. türkiyeyi tam bağımsızlığa, ekonomik özgürlüğe kavuştaracak gelişmeleri bulmuşlardı.. bir anda ardı ardına öldü hepsi.. intihar falan ettiler.. sonra birdenbire kesildi ölümler.. onlardan başka dahi türk kalmamıştı o yüzden.. peki ya (yanlış hatırlamıyorsam) diyarbakırda düşen uçağın içindeki bilim adamı ve araştırmacılar neydi.. onlar çalışkan ve zeki değiller miydi.. hepsi yokedildiler.. fikirleri ve çalışmalarıyla beraber.. aslında türkler içinde gerçekten akıllı, çalışkan ve çok da işe yarayan insanlar var ama bunlar azınlıklar.. çok az bir kesimdeler.. birileri türkiyenin gelişmesinden fena rahatsız olduğu için onların önünü ksiyor, çoğunlukta olan tembel ve cahil, ayrıca da gözü açılmamış aptal türkler de bu oyunları ya görmüyorlar ya da bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyerek salak salak kaderim neyse onu yaşarım diyorlar.. işte türklerin bir sikime yaramaması budur.. eğer bu türk milleti biraz daha çalışkan olsa, biraz daha kendinden başkasını da düşünüp hep benci olmayıp vatanını, gelişimini düşünseydi türkiye bugün bu halde olmazdı..

cevap vermeden de edemeyeceğim.. dünya üzerinde öyle 10-15 tane ülke yok kendini geliştirip bir şeyler yapan.. bir amerika var, bir çin var, bir fransa, bir ingiltere bir de rusya var.. bunlar kim mi? birleşmiş milletler güvenlik konseyi daimi üyeleri.. bunlar dünyayı yöneten güçler.. bunların izni olmaksızın bu dünyada hiçbir bok yapılmıyor.. ve onlar izin vermediği sürece de bu ülkenin kendini geliştirip de çalışkanlığı öğrenip de ilerleyeceği falan yok.. baksanıza ilkokulda öyle bir eğitim sistemi yarattılar ki hangi çocuktan çalışkanlık bekleyebilirsiniz.. 5. sınıftaki çocuğa gidip belediye başkanıyla röportaj yapma proje ödevini veren zihniyet aslında hem ailenin bunu yapmak zorunda kalarak yetişkinlerin başka salak saçma şeylerle ilgilenmelerini sağlıyor hem de çocukları tembelliğe alıştırıyor.. işte türkiyenin tembelliğini ve de hiçbir sikime yaramamasını tüm bu sebeplere bağlayabilir.. amma da komplo teorisi yazdın demeyin biraz daha çalıştırın o küçük beyinlerinizi.. yüzde 2 ile olmuyor bu işler.. daha fazlasını çalıştırmak lazım.. ayrıca o uganda falan da ney.. onlar sömürge devlet.. sen sömürge misin ha? nesin olm sen? emperyalizme karşı savaşan ilk devletiz biz.. dünya tarihinde böyle anılıyoruz.. bunu bir anlayın.. o bahsettikleriniz 200 bilmem kaç ülkeyse sömürgeyle hala savaşmaya çalışan ülkelerdir.. kıyaslamanın da bir sınırı bir adabı vardır yahu..

çok sinirlendim sözlük.. sabah sabah..
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir

bu giri sakıncalı bir içerik barındırıyor olabilir

yine de görüntülemek için tıklayın

attila the hun
kurtuluş savaşındaki kahramanlıklar, savaşçı bir millet olma, bağımsızlığa düşkünlük vb. gibi övgü içeren bir özellikten bahsedilmeye kalkıldığında hemen milliyetçilik karşıtı-bireyci moda geçerek "herhangi bir özellik nasıl bir milletin tüm fertleri için genellenebilir?" gibi tepkiler veren ama ortada bir hakaret, olumsuz bir özellik olduğunda "tam türk işi hehe" geyikleriyle prim yapma peşine düşen siyaset ekmeğinden beslenen ortam çocuklarının dünyasından sikimsonik bir gerçek.

kendilerine sormak lazım, bir sikime yarama kriteri nedir? bir sikime yarayan millet nasıl olmalı, hangi özellikleri bünyesinde bulundurmalıdır? türklerin bu zihniyetin akıl küpü (!) temsilcilerinin sikine yarayabilmesi için ne gibi özelliklerinden arınmaları gerekmektedir? aynı zamanda kendilerini bir uzman psikoloğa inceletmek lazım, nasıl bir ruh hali dünya milletlerini kendi sikinin kriterine göre yargılayıp "bir sikime yarar"-"bir sikime yaramaz" olarak etiketleyebilir? bu hale gelmek için nasıl bir çocukluk geçirmiş, nasıl iç dinamiklerin etkisinde kalmış olmak gerekir?

türklerin yüzyıllardır onlarca devlet kurmuş, ortadoğu gibi cadı kazanı bir coğrafyada varlığını sürdürebilmiş olması bu "sike yaramasına" yetmezken acaba hangi milletler bu über sike yarayabilmektedir? emperyalizmin, köleliğin mucidi, bugünkü refahını başka milletlerin kanı üzerine kuran avrupa milletleri mi, yoksa dünyanın jandarmalığına soyunan amerika mı? ya da kızlarını sünnet edip cinsel zevk peşinde koşmasın, sonra da iyi başlık parasına gitsin diye hesaplar yapan o çok sevgili millet mi yoksa bir sikime yarayan millet?

beynini sikeyim diye güzide de bir küfür var ama onu uygulamak için de karşı tarafta bir beyin olması gerekiyor malesef...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
cant do a thing with ashes
napolyon un yıllar yıllar önce cevabını verdiği soru : para, para, para.

para kaygısı güden ve yapmak istediği değil, toplumun ona dayattığı işleri yapmak zorunda kalan insanlardan, hayata dair doğru sorular sormasını, bilginin ve çalışmanın erdemini kavratılmasını bekleyemezsiniz. yani beklersiniz de... kızamazsınız. hayatında makinelerden nefret eden birinin makine mühendisi olması ve her gün işe ölerek gitmesi, ne fena bir durum değil mi?

olayın başı bu. geri kalan her şey ayrıntı. ve gerçekten tembeldir, gerçekten de halinden memnundur, tembel olduğu her dakika sevmediği iğrenç bir işi yapmaktan yeğdir çünkü. insan insanın kurdudur felsefesini bi tarafa bırakıp bu soruna bir çözüm nasıl bulunur da herkesin hayatına kendisine iade ederiz diye düşünülürse bir ihtimal değişir bu durum.

bir de şöyledir de türkler; sorunu ortaya atıp sorunun esas kaynağını bulmamak buna karşın insanları heba etmek, satmak ve hakkı olanın arkasında durmamak hastalığına da yakalanmışlardır.

kronik sanıyorum bu hastalıklar.
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
1

sneaker tarihinin ikonik ailesi the air max

instela
air max 1 modelinin başını çektiği nike air max ailesi, kendi kişiliğini yansıttığı birkaç kuşağa dayanıyor. her biri birbirinden farklı özellikleriyle sneaker tarihine damga vuran air max modelleri; cesur renkleri, enerjik desenleri ve görünür hava konseptinin evriminde oynadığı kilit rolleriyle öne çıkıyor. nike, 2. air max günü için geri sayıma devam ederken, geçmişe doğru zamanda yolculuk ederek air max ailesinin ikonlarını hatırlıyor.



air max 1

devrim yaratan hava taban inovasyonunu görünür hale getirerek sneaker tarihini değiştiren nike air max 1, 1987 yılında tanıtıldı. bir yastıklama sistemi olarak geliştirilen nike air, bir anda kendini ifade etmek, stilini cesurca ortaya koymak ve performans göstermek için adeta bir fırsat penceresine dönüştü. 28 yıldır evrimini sürdüren air max ailesi şimdiye kadar yüzlerce unutulmaz versiyonunu geliştirse de, her yeni modelin varlığını bir ölçüde nike air max 1'e borçlu olduğu bir gerçek?

air max'i hayata geçiren nike baş tasarımcısı tinker hatfield, "nike air, o zamanlar bir yenilik değildi. 1978 sonlarında nike air tailwind modelinde ilk kez kullanılan air taban ünitesi, köpüğün içine etkin bir biçimde gizlenmişti. bir gün, paris mimarisinin sıradışı yapıtlarından esinlenmek adına, şehri ve özellikle pompidou center'ı görmek için paris'e gittim. orada, mimarlık eğitimi almış olmamın verdiği bakış açısıyla, daha önce hiç karşılaşmadığım ters yüz edilmiş pompidou center binasında esinlenerek oregon'a geri döndüm. almış olduğum ilhamdan ortaya çıkardığım fikirleri, daha büyük air tabanlar üzerinde çalışan teknisyenlerle paylaşarak, onlarla, air taban teknolojisinin görünür hale getirebileceği ve benzeri olmayan bir ayakkabı yaratabileceği üzerine görüşmeler yaptım. o zamanlar birçok insan, bunun tuhaf bir fikir olduğunu düşünüyordu. ancak ben ve ekibim, dönemin koşu ayakkabılarından daha farklı olmak ve görünürlük mesajını iletmek amacıyla köpük tabanın orta kısmını kestik. böylece daha büyük bir air taban ünitesini açığa çıkararak, görünürlüğü artırdık. bununla birlikte ilk nike air max'te, dikkat çekici ve cesur bir renk paleti kullandık." dedi.



air max 90

durduğu zaman bile hareket halindeki bir şaheser gibi görünen nike air max 90, kendine has duruşuyla fark yaratıyor. 1990'da sahneye çıkan ayakkabı, air max ailesinin dördüncü modeli olma özelliği taşırken, öncekilerden daha büyük nike air hacmine sahip. modelde, ayağa mükemmel bir uyum sağlamak için çıkıntılı paneller kullanılırken, çeşitli bağcık seçenekleri sunuluyor. ayrıca modelin daha sonra "infrared" olarak adlandırılacak canlı kırmızı rengi, görünür havayı vurgularken, tıpkı modelin formu gibi nike air max 90'la birlikte hatırlanıyor.

kendinden sonraki yıllarda ilk formunun çeşitli kombinasyonları geliştirilse de, ilk günden itibaren popüler olan ve yeni bir 10 yılı sembolize eden nike air max 90, her zaman için en sevilen ve temel formlardan biri olmaya devam ediyor.



air max 180

nike air max 180, hatfield ile air force 1 tasarımcısı bruce kilgore'un ortak zekâsının bir ürünü olarak doğdu. iki efsanevi ismin max air ünitesini dış ve orta tabanda görünür hale getirmek ve ayakkabının 180 derecelik yastıklamasına vurgu yapmak için yola çıktığı modelde, ayakla birlikte esneyen yeni ve dinamik bir iç kılıf yer alırken, kalıplı topukla ayağa destek sağlanıyor.

modelin, kısa zamanda dünyanın her yanında tanınmaya başlanan görünür hava konsepti, air max 1'de olduğu gibi efsanevi çizerler, özel efekt ustaları ve sinema yönetmenleri tarafından yaratılan reklamlarla desteklenerek büyük bir üne kavuştu.



air max 93

nike air max 93'ün itici gücü görünürlüktü. defalarca şaşırtılmış bir kitlenin nasıl yeniden şok edileceği üzerine düşünen hatfield, topuk kısmının her zaman odak noktası olduğu bilinciyle hareket ederek en yeni eserini air max 90'ın esnek kanalları üzerine inşa etti. bu kapsamda bu yeni modelde; ayağa ve bileğe ekstra destek vermek için dinamik, uyumlu neopren iç kılıf kullanılırken, plastik süt şişelerinden ilham alınarak geliştirilen şişme kalıplı air taban ünitesi yer aldı. böylece model, görünür hava konusunda dünya çapında bilinir hale geldi.



air max 95

1995 yılında tanıtılan ve cesur formuyla öne çıkan nike air max 95, görünür air tabana ayakkabının ön bölümünde yer veren ilk ayakkabı olarak dikkat çekti. yastıklamaya yepyeni bir yaklaşım getiren bu uygulama, çift hava ünitesiyle koşuculara üstün konfor ve destek sunuyordu. siyah orta tabanlı ilk air max modeli olma özelliği taşıyan nike air max 95, bu özelliğiyle geleneksel koşu ayakkabısı tasarımlarından ciddi anlamda farklılaştı.

insan vücudundan esinlenilen bir silueti tanımlayan özellikler, air modellerinin yaygınlaşmasına yol açtı. omurgaya dayanan orta taban, tasarımın belkemiğini oluşturuyordu. modelde yer alan naylon ip delikleri kaburgayı, üst yüzeyin katmanlı panelleri ve file dokusu ise kas lifleri ile vücudu temsil ediyordu. üst kısımda koyudan açığa degrade renk kullanılarak, modelin arazi koşularında bile temiz kalması amaçlanıyordu. markanın göze çarpmayan bir şekilde kullanılması ise başka bir özellik olarak öne çıkıyordu.

nike air max 95, tasarımda dünyaya bir pencere açarak küresel bir hareket başlattı. bu kapsamda new york'tan londra ve tokyo'ya kadar her yerde yeni jenerasyonun gelecek olarak tanımlanan modeli ayağına giymek istemesi sağlandı. model, pek çok versiyonun ardından hala baş döndürmeye devam ediyor.



air max 97

ilk tam boy max air taban ünitesinin kullanıldığı model olarak bilinen nike air max 97, çığır açan bu sıra dışı inovasyonla, diğer air max modelleri arasından öne çıkmayı başardı. modelde yer alan reflektif çıkıntılar, air max 97'ye ışıkta dikkat çeken bir görünüm kazandırırken, ilham kaynağını tokyo'nun yıldırım hızındaki kurşun renkli trenlerinden alan ayakkabının, gümüş tonuyla başlayan akıcı tasarımı göze çarpıyor. bu özellikleriyle öne çıkan model, her şeyin daha maksimalist olduğu bir dönemde; müziğe, sinemaya ve modaya en uygun ayakkabı olarak, o yılları tanımlayan bir tasarım klasiği haline geldi.



air max 2003

minimize edilmiş bir üst yüzle maksimum yastıklama yaklaşımını buluşturan model olarak tanımlanan nike air max 2003'de, daha önce air max 97'de kullanılan air taban ünitesi ödünç alınırken, kalıp, üretim ve yastıklamadaki yeni gelişmeler sayesinde ayak, zemine yaklaştırılarak ilave esneklik sağlandı. daha önceki air max modellerinin cesur renkleri yerine daha pastel tonlarda sunulan air max 2003'e, 2000'li yılların başında yeni bir estetik kazandırıldı. üst yüzde atletizm ve futbol ayakkabılarında kullanılana benzer bir teijin performans malzemesi tercih edilirken, ayakkabıya hafif ve agresif bir görünüm kazandırıldı.



air max 360

orijinal air max tanıtıldıktan 20 yıl sonra, kullananı havada yürüyormuş gibi hissettirme misyonu, nike air max 360 ile gerçekleşti. nike, daha fazla hava yastıklı denge sunan yepyeni bir max air taban ünitesi geliştirerek, termo-kalıplı bir yapı sayesinde ilk kez, köpük katmanların yerine 360 derece yastıklama sistemi kullandı. modelde, orijinal air max renklerine saygı niteliğinde bir renk paleti kullanılırken, üst yüzde görülen lazer kesim degrade etkilerle, air max 95'in görünümü yeniden canlandırıldı. bir defaya mahsus üretilen sınırlı bir seride ise bu yeni taban üzerine bazı ikonik air max üst yüzleri uygulandı.



air max 2015

hem keşif, hem de bir devrim özelliği taşıyan nike air max 2015, 2013 yılında lanse edilen esnek ve ultra rahat max air yastıklamanın dinamik hareketiyle uyumlu bir üst yüzle sunuldu. performans koşu ayakkabısı olarak yaratılan model; nefes alan, hafif, teknolojik ve neredeyse kesintisiz bir file üst yüze sahip olma özelliği taşıyor. ayakkabı, nike flywire teknolojisiyle birlikte ayağı saran bir yapıya da sahip. boru tipi yastıklama yapısı ve esnek kanallarla konforlu ve enerjik bir koşu deneyimi sunan model, standardını yeniden tanımlıyor. nike logosunun ters yönde kullanımı bile alışkanlıkları değiştirirken, stilde yeni bir dönemi müjdeliyor.

http://inste.la/nikeairma...
yazarlara mesaj atabilmek için çekirgelik seviyesini geçmeniz gerekir
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak yalnızca saniyeler alır

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın