turşu

1 /
beatrice beatrice
turşu, türk mutfağına kendini adamış yetenekli şahısların hayal güçlerini konuşturabildikleri yegane alanlardan biridir. meydana getirdikleri olağan üstü turşu denemeleri, gururla dükkanlarının camekanına dizdikleri kavanozlarda görülebilir ki bunların içinde artık domates, fasulye ya da biber ve salatalık turşuları bile görülemez, onlar büyük kaplar içerisinde toptan satış versiyonu halinde bekletilmektedir, onların gözünde pek değerleri kalmamıştır. dizilen kavanozlarda soğan, bilumum meyve hatta çam kozası da tarafımca görülmüş, ne meyve ne de herhangi bir bitkiye benzetemediğim çeşitli gıdalar da turşu versiyonunda görücüye çıkartılmıştır.
enfazlaellikarakterolabilir enfazlaellikarakterolabilir
öğrenci evinde bulunmaktaysanız, açsanız, paranız yoksa, evde hiç ama hiç birşey yoksa- kavanozdaki beyaz lahana turşusundan başka- yiyeceğiniz en güzel şeydir turşu. mideniz delinsede yemek zorundasınızdır, çünkü açsınızdır.
bigudi bigudi
gecenin bir vakti can sıkıntısından ne yapsam diye kara kara düşünürken birden aklınıza gelip sizi mutfağa yönlendiren kelime.fakat dikkat gece geç saatte turşu yemek bütün gece uykudan uyanıp uyanıp su içmenize neden olur
widowmaker widowmaker
her ne kadar geçmişinden kopamadan inatla tuzlu olmaya devam etmek istesede, ekşilik demek. bir kader karışıklığıdır almış basını...
quenya quenya
kurmanın da bir maharet istediği güzelliktir.

bugün kömürlüğe inip iki kavanoz biberiye turşumun çalınmış olduğunu görmemle, ne kadar dillere destan turşu kurduğumu acı bir tecrübeyle anlamış olmamın nedenidir.
(bkz: turşu çalmak)
portakalda vitamin portakalda vitamin
gece uykumdan uyandıran, sabah uyanır uyanmaz rüyamda görmüş gibi, hayatımda hiç yememiş gibi ilk işim bir kavanozun yarısı boş kalacak kıvamda tüketmeme sebep olan, yemesi güzel fakat mide ağrısı pek yaman olan yiyecek/şaheser. iyi bir elden çıktıysa sabah-akşam yenilesi yemeden önce bol bol famodin içilesi ekşi, tuzlu, salatalıklı, lahanalı, biberli, taze fasulyeli... komplo aracı.
sezenehir sezenehir
şöyle iri gövdeli temiz bir kavanozun içine salatalıklar dizip, su, limon, sarımsak, bir iki dal dereotu koyup, kavanozun ağzını bir bez parçasıyla örttükten sonra kapağını sıkıca kapatacaksınız.

onlar yavaş yavaş sararacak.

kehribar rengini alacak.

sonra kapağını açacaksınız

isırdığınızda, salatalıkların diri çıtırtısıyla birlikte harikulade tadını hissedeceksiniz.

yağmurlar da başlamış olacak.

akşam erken çökecek.

minarelerin ışıkları yandığında, camdaki damlalara çarpıp onları karanlık pencerelerde inci kolyeler gibi ışıldatacak.

derin, yumuşak bir koltuğa oturacaksın.

heyecanlı, hareketli bir film olacak televizyonda.

yanındaki sehpanın üstünde sigaran, küllüğün, birkaç kitap bulunacak.

ayaklarını altında toplayıp sevdiğin kadın yanına oturacak.

kalın çoraplar giyecek.

kaba bir hırka belki üstünde.

üşüyüp mırıldanarak sana sokulacak.

hiç konuşmadan filmi seyredeceksiniz.

film bittiğinde, sakın o bir şey söylemeden sen bir şey söyleme, belki de film hakkında hiç konuşmayacaksınız.

öyle oturacaksınız.

şöyle kaba yünden, zırh gibi bir yorgan almalısınız.

yattığınızda, yatak soğuk olmalı önce.

bir zaman kımıldamadan durmalısınız.

yorgan sizi güvenle koruyup ısıtmalı.

i̇yice ısınınca, kıpırdanacaksınız.

uyandığınızda hâlâ yağmur olacak.

ağaçlarda hışırtılı bir rüzgâr.

pencereyi açıp derin bir soluk alacaksın.

soğuk yüzünüze çarpacak, telaşla içeri çekeceksin başını.

sonra bir daha açıp pencereyi, yaramaz bir çocuk gibi kafanı gene dışarı uzatacaksın.

yanakların biraz kızaracak.

kalın bir kazak giyeceksin, üstüne şu damalı oduncu gömleklerinden birini.

ayağında kalıbı çoktan bozulmuş kadife bir pantolon.

kahvaltıdan sonra yağmurda birlikte yürüyeceksiniz.

şemsiye almayın bence, kukuletalı yağmurluklardan giyin.

varsa belki lastik çizmeler.

döneceksiniz sonra.

masana oturacaksın.

olmayan insanları toplayacaksın etrafınıza, onlar konuşacak sen yazacaksın.

yüksek sesli bir müzik çalacak.

oda müziği belki...

belki de bir konçerto...

belki bir sonat...

müslüman dostları kızdırmak pahasına küçük bir kadehte akik rengi konyak, o kadeh olmadan, “olmayan” insanlarla konuşmak, onları dinlemek zor çünkü.

gırtlağın yanacak.

i̇çerlerden, evin derinlerinden sıcacık bir yemek kokusu.

kapının pervazına dayanmış gülümseyen bir yüz.

bir şey söylemeden bakacak.

hiç sormadan yemek yiyecek misin yoksa biraz daha mı çalışacaksın onu anlayacak.

sen çalışacaksan, o da gidip içerde kitabını okuyacak, yazacakları varsa yazacak.

hafifçe utanacaksın.

onca işi arasında, sana bakıp, seni beslediği için.

garip bir hüznü de içinde barındıran, mutluluğa benzer bir minnet duyacaksın.

sakın aklındakilerin hepsini yazma.

hemingway’in kuralını unutma.

masadan kalktığında mutlaka aklında yazılmaya hazır bir paragraf olsun.

yeniden döndüğünde, seni o paragraf karşılasın.

alsın seni, yeniden yazdıklarının arasına sokuversin usulca.

yabancılık çekme.

i̇lk oturduğunda ağaçları, müziği, rüzgârı duy, penceredeki yağmuru gör.

sonra silinsin her şey.

sen yeniden “olmayan” bir âlemin kapısından geç.

hava kararırken masanın üstündeki lambanın düğmesine bas, turuncu renkli bir aydınlık vursun harflere.

gece çöktüğünde sandalyenden bitkin bir şekilde kalk.

kalın tahta masanın üstüne dizilmiş tabaklarda akşam yemeği.

ve sararmış, kehribar rengi turşular.

dereotu ve sarımsak kokusu.

boşver ölümü, boşver hayatı.

i̇yisin işte.

yazılacak iki satır yazın...

kütürtülü turşuların...

bir de sevip güvendiğin bir kadının varsa...

ne hayat dokunur sana, ne de ölüm.

ahmet altan

http://www.taraf.com.tr/yazar.asp?id=6
akılfikirdükkanı akılfikirdükkanı
evliya çelebi esnaf alaylarının geçişini anlatırken turşuculardan şu şekilde sözeder.
fasıklar yemeği turşucular esnafı: dükkan 70, neferat 1600 bu meslek de başcıya sirkeciye yamaktır, zira bunlar da sarhoşlara gerekli yemektir ki "mümin helva fasık turşu" demişlerdir. mümin olan tatlı sever ki "tatlı sevgisi imamandandır" demişler, ama yine bunlar gerekli esnaftır. mideyi ekşi turşu açıp yemeye iştiha verir. bunlar arabalar üzere dükkanlarını donatıp çeşit çeşit çini ve başka küpler içine türlü türlü turşular korlar. dükkanlarında iri çini tabaklar içinde nane, maydanoz, kereviz, gül, kebere, hıyar, patlıcan lahana, havuç, şalgam, pırasa, sarmısak ve çeşitli turşular ile dükkanlarını süsleyip büyük alay ile geçerken halka turşu dağıtırlar.
1 /