tuz

1 /
chete chete
kantinlerden ot bok için alınıp çöpe atılacağına cebe atılsın diye cepte taşınan, ve aniden tuza ihtiyacı olan bir arkadaşın imdadına yetişiveren güzide madde.
greeen greeen
tuz sevgisi üstüne bir masalda kralın kızları ona sevgilerini ifade ederken ikisi elmaslar, altınlar kadar sevdiklerini söylerken en küçük kız babasını yani krala onu tuz kadar sevdiğini söyler, bunun üzerine kral öfkelenince bunu duyan tuz perisi ülkedeki tüm tuzları altına çevirir, önce tüm halk zengin olduk diye sevinir ama bir süre sonra tuzun kıymeti anlaşılır, tuz olmadığı için hiç bir yemekten zevk alınmamaktadır, en sonunda tabii peri affeder olanları ve ülkeye tuzu geri verir.
mavio mavio
üretilen kısmının tamamına yakın bölümünün sanayide kullanıldığı madde. sofra tuzu, toplam tuzun %1'i civarındadır
sandra dee sandra dee
hayatımızdan çıkarılması gereken, günlük alınması gereken maksimum tuz miktarı 3-5 gram iken hiç tuz eklenmemiş diyette bile 2 gram tuz olduğunu göz önünde bulundurmamız gerekir ve yüksek tansiyonlu yani kan basıncı 120-80mmhg olan bireylerin tuz kısıtlaması değil tuzu tamamen öğünlerinden kaldırmaları gerekir.ayrıca bebekler ilk 6 aya kadar tuz ile tanıştırılmazsa hiç tuz ihtiyacı duymuyorlar ve böbrek, kalp yetmezliği,beyin kanaması (yüksek tansiyona bağlı) riski büyük oranda azalıyor...
beybabacan beybabacan
tuz, hiçbir canlı türünün onsuz yaşayamayacağı, bir asidin bazla tepkimesinden meydana gelen, doğada saf olarak fazla bulunmayan bu ''kutsal madde'', günümüzde ilaç üretiminden(serum tuzu vs.), buz tutan yolların trafiğe açılmasına, suyun yumuşatılmasından sabun üretimine kadar 14 bin çeşit kullanım alanı bulunuyor.

modern yer biliminin sağladığı bilgilerden önce tuzun nerede bulunduğunu bilmeyen insanoğlu, 20. yüzyıla kadar umutsuz bir biçimde tuzun peşinde koştu. tarih boyunca tuz o kadar değerliydi ki, bazı ülkelerde asker ve işçiler maaşlarını tuz olarak alıyordu. büyük roma yollarından ilki, tuzu sadece roma’ya değil yarımadanın iç kesimlerine de taşımak için inşa edilmişti. çinliler, romalılar, fransızlar, venedikliler, habsburglar ve diğer bir çok yönetim, savaşlar için para bulmak üzere tuz vergisi koymuştu. çin’de tuz üretimine ilişkin en eski yazılı kaynak, i.ö. 800’e aitti. belgede, xia hanedanlığı sırasında bin yıl önceki deniz tuzu üretimi ve ticaretinden söz ediliyordu. çin yönetimleri yüzyıllarca tuzu, devletin bir gelir kaynağı olarak görmüşlerdi. çin’de i.ö. 12. yüzyılda tuz vergisinden söz eden metinler bulundu.

yazar kurlansky, et ve balığı tuzlayarak saklayan ilk uygarlığın mısırlılar olabileceğini belirterek, balığı tuzda saklamaya ilişkin en eski çin belgelerinin i.ö. 2 bine tarihlenirken, çok daha eski tarihlerden kalan mısır mezarlarında tuzlanmış balık ve kuş eti bulunduğuna dikkati çekti. araştırmalara göre, mısırlılar nil deltasında deniz suyunu buharlaştırarak tuz üretiyorlardı.

tarihte roma devleti de çinliler gibi tuz satışları üzerinde tekel kurmamakla birlikte, zorunlu gördüğünde tuz fiyatlarını kontrol etmekten geri kalmadı. roma devletinin tuz fiyatlarına ilk müdahalesinin belgeleri, i.ö. 506 yılına aitti. buna karşılık roma devleti zaman zaman tuz fiyatlarını sübvanse etmişti.
öte yandan büyük roma yollarından ilki, tuzu sadece roma’ya değil, yarımadanın iç kesimlerine de taşımak için inşa edildi. roma ordusunda da bazen askerler maaşlarını tuz olarak alıyordu. romalılar için tuz, imparatorluk kurmanın zorunlu bir parçasıydı. yayıldıkları dünyada tuzlaları geliştirip deniz kıyılarına, bataklıklara ve tüm italya yarımadasındaki tuzlu su kaynaklarına tuzlalar kurdular. roma imparatorluğunda 60’da fazla tuzla belirlenmişti. romalılarda tuz, sofrada servis edilirdi. tuz, bir anlaşmanın bağlandığını simgelediğinden bir ziyafet sofrasında tuzluk bulunmayışı, düşmanca bir eylem olarak yorumlanır, kuşku uyandırırdı. i.s. 1. yüzyılda pilinius, ortalama bir roma yurttaşının günde sadece 25 gram tuz tükettiğini tahmin ediyordu.

ortaçağ ve rönesans’ta sofraya tuz koymak zenginlerin lüksüydü. bu dönemde fransız krallıklarında, kral sofraları mücevherlerle kaplı ve içleri tuz dolu vazolarla donatılırdı.

özellikle italyan eşyalarının moda olduğu 16. yüzyılda “büyük tuz” adı verilen şık tuzluğun dışında, değişen yemeklerle beraber sofraya konulan küçük tuzluklar da bulunurdu. büyük tuz, yemek boyunca büyük efendinin, davet sahibinin ya da şeref misafirinin yanında bulundurulurdu. parmakla tuza dokunmak kaba bir davranış, hatta bazen talihsizlik olarak görülürdü. bazı ortaçağ ve rönesans tabaklarında tuz konulması için küçük bir oyuk bulunurdu.

17. yüzyılda fransa’da tuz vergisi önemli sıkıntılara yol açmıştı. tuz vergisi toplayıcılarından nefret ediliyordu. tuz vergisi toplayıcıları, özellikle kadınlardan kuşkulanır ve onlara karşı kötü davranırdı. kadınlar bazen, vücutlarının çeşitli yerlerine sakladığı tuz torbalarıyla yakalanırdı. kadınlar aranmayacaklarını düşündükleri göğüslerinde, korselerinde tuz saklarlardı.

18. yüzyılın sonlarında tuz vergisine karşı işlenen suçlardan dolayı her yıl üç binden fazla fransız erkek, kadın ve hatta çocuk ölüm cezasına çarptırılıyordu.
yerli kuzey amerika kültürlerinin bir çoğu genellikle dişi olan tuz tanrılarına tapardı. amerika kıtasındaki tüm büyük uygarlık merkezleri de tuza kolayca erişilebilen yerlerde kurulmuştu. inkalar tuz üreticisiydi, cuzco’nun hemen dışında tuz kuyuları vardı. herman cortez’in fetihlerini kaydeden bernal diaz’a göre ise aztekler idrarı buharlaştırarak tuz yapıyorlardı.

mark kurlansky’in “tuz insanlığın tuzlu tarihi” kitabından...
troke troke
akvaryumlar için oldukça önemli bir ilaçtır. %3-5 oranında tuz içeren suda balıklar 2 dakika tutulursa bu tedavi sayesinde sülüklerden kurtulmak mümkündür. % 1'lik tuzlu suda balık 1saat tutulursa dış parazitlere karşı mücadele yapılmış olur. akvaryumlarda kullanılan tuz yemek tuzudur. özel olarak tuzluklardan akması için içine magnezyum sülfat ilave edilmesi gerekir.
1 /