uçan kuş

1 /
workinglynx workinglynx
uçabilen bütün kuşları havada uçarlarken gördüğümüzde onlara verdiğimiz isim.

e: uçan kuş'u gördün mü??
k: evet sevgilim, ne tatlı bir uçan kuş değil mi?
karoten karoten
ağız bozduran programdır. yazının sonunda da ulaşacağımı şimdiden söylüyorum: bunlar insan olamaz.

göt kadar çocukken televizyonda televole diye bir şey vardı, izlenirdi ailecek. fakat tehlikenin farkında olmadan atılan bu tohumların ileride insanlık ve ahlak gibi değerlere neler yapılabileceği hesaplanmamıştı kuşkusuz. bu ve bunun benzeri programlar izleniyor, sebeplerini açıklamaya çalışalım:

televizyon türkiye'de her eve girmiş ve olmazsa olmazlardan biri haline gelmiştir. ilk bakışta ne kadar da hoş bir şeymiş gibi görünse de işin televizyonu eve sokmakta değil, içeriğini düzenleyebilmekte olduğu anlaşılmıştır. televizyon bir ailenin bütün bir gecesini başında geçirdiği avuntu haline gelmiştir. televizyon öyle bir şey olmuştur ki; baba evde saygı duyulası bir fert olduğu için kumanda elinde durmaktadır, kralların başlarındaki taç misali. bütün ülkede bu kadar yaygın bir kitle iletişim aracı yoktur ve geniş kitlelerin aynı zamanda çok para anlamına geldiğini bilen her insan bu işin içindedir. televizyon programcıları gördükleri manzara karşısında öyle bir plan yapmışlardır ki tutmaması imkansızdır. nitekim tutar da. plan çok basit ve bayağıdır zira. tv izleyicisinin profili çıkarılır. gelir düzeyleri tespit edilir. türk insanının gelir düzeyi ile ilgili bilgi vermeyi gerekli bulmuyorum. yayınlanacak programlar da buna göre şekillenir. yepyeni bir dünya izletilecektir insanlara. ilk olarak bu dünya paranın var olduğu bir dünyadır, yani yurdum insanında arada bir bulunan şeyden bahsediyorum. paranın getirecekleri de bellidir zaten: şaşalı giysiler, lüks arabalar, pahalı mekanlar, uçuk fiyatlı içkiler vs. yaratılan ve izlettirilen dünya o gaddar gözel bir dünyadır yani. bar çıkışlarında "en son kime verdiniz?", "son siktiğiniz kız penisinizin o kadar da büyük olmadığını söylüyor?", "xxx size orospu demiş ne diyeceksiniz?" sorularıyla karşılaşan insanlar sanki dünyanın en dertli insanıymış pozu verirler. sanki lübnan'da çocukları ölüyormuş gibi mutsuzdurlar. dertleri -yarın yemek bulabilecek miyim?- değil; -yarın hangi pezevenge ödetsem hesabı?-dır. evdeki hatçe deyze de bu insanları görünce "aboo" demekten kendini alamıyor. güzel insanın dikkatini çekmez mi? çeker. izliyor. sadece hatçe deyze izlemiyor efendim bu programları, kasım abey de izliyor gerek göz ucuyla gerek kaçak kaçak. karılar 90-60-90, ekranda 'gıvırdıyo' bizim kasım abey de izliyor. fena mı porno niyetine arada kaynıyor. kendi kızı böyle televizyona çıksa vuracak alnının ortasından.(apayrı bir giri konusu mk) öyle veya böyle bu programlar izleniyor. alanya, antalya, kemer, marmaris, çeşme, bodrum, fethiye derken ekranlar dolup taşıyor insanlarla. 70 miyonluk türkiye'de 5000 kişi içip sıçıyor geri kalan da izliyor. dikkat çekici bir nokta daha var, kasım abey haklı bir yerde. kameramanlar plajlarda çekim yaparlarken güzel bir hatun bulup, direk götüne yakınlaştırıyorlar görüntüyü. kimin için? kasım abey...

yukarıda anlatılanlarda alıp veremediğin nedir diye soranlar için devam edelim. az önce televizyonun karşısından kalkmış bir insan olarak söylemek isteiğim son sözler var. kanalları dolaşırken bir kanal dikkatimi çekti. normalde beşe takıp gazlayıp kaçan bir insanım. ama son anda altta bir yazı gördüm.

-kaç yaşındasın?
-15
-günde ne kadar harcıyorsun?
-bi şişe açtırıyoruz 300$

durdum ve izlemeye devam ettim. türkbükü'nden insan manzaralarıydı bunlar. bu kız gibi birkaç insanı daha gösterdiler. harcanan paranın hattı hesabı yoktu. ee banane bundan demekten kendinizi alamıyorsnuz biliyorum ama anlatan adamın sesinde bir gariplik var. bu insanları eleştiriyor. ailesinden kopmuş insanlar bunlar diyor. ayıplıyor. oha filan oldum. devam ettim izlemeye. görüntüler bitti ve stüdyoya bağlanıldı. üç kişi bir masa etrafında oturmuşlar, çevrelerinde da seyirciler var. başladılar, vay efendim bu küçücük kızların burada ne işi varmış, vay efendim niye bu kadar alkole vermişler kendilerini, vay efendim niye evlerine gitmeyip buralarda sabahlıyorlarmış... ulan! ulan! sen yıllardır şu yarrak hayatı, baba parası yemeyi, 3 ayını göt vererek gezenleri izlettirmedin mi millete? ulan! sen bu yayınladıklarından milyonlar kazanmadın mı reklam ala ala. onu da geçtim de bu yayınladığın insanlardan tv'ye çıkmaları karşılığında para almadın mı? bre zındık! gençlerin oralarda uyuşturucu sattığından yakınırsın, peki bu insanları elinde avucunda yiyecek ekmek olmayan vatandaşlara gösterip üstlerinden paranın amına koymadın mı? sen yıllardır, magazin yapıyoruz diye özel hayatı delik deşik etmedin mi? işine gelince basın özgürlüğü giye götünü yırtmadın mı? bu görüntüleri her yıl ısıtıp ısıtıp koymadın mı ekranlara? yok efendim bu insanlar yoldan çıkmış, bu insanlar şöyle olmuş, böyle olmuş.

şimdiye kadar yaptıklarınla bile suça teşfikten yargılanman gerekir.

sonuç: şu anda türkbükü'nde olanlardan david beckham yakınsa bile senden daha çok ciddiye alınır. sen konuşması gereken en son kişi olmakla beraber, her konuştuğunda da benden bi araba küfür yiyeceksin.

(bkz: bir takım şeylere çok sinirlenmiş yazar)
ksanikse ksanikse
magazin programlarından adice zevk alanları anlayamıyorum.anlamak istemiyor değil,gerçekten anlayamıyorum.saatlerce süren bu programlar,programa konu olmuş ünlüler ve bir de üstüne gereksiz binlerce yorum yapan kişiler kimi ya da kimleri tatmin etmekte?...bunca saati bunlara ayıran bir kanalın kana bulanmış dünyadan haberi yok mudur?
mollacellad imam u azam mollacellad imam u azam
özellikle magazin olaylarının sanki yorumlanacak bir boyutu varmış gibi her haberin arkasından onun bir heyette derincisine tartışılmasını pek abes bulduğum programdır.özellikle heyet yorumlamadan önce yorumlamak için belirli bir süre olduğunu tayin eden o çan gerçekten de çok komik bir simge teşkil etmektedir.
cybi cybi
standart bir öğrenciden ideal öğrenciye kadar bütün öğrenci kesiminin borcu olduğu kurum ya da kuruluş.şayet herkes bilmektedir ki bir insanın uçan bir kuşa borcu olması durumu imkansıza oldukça yakınsar.

(bkz: uçan kuşa borcu olmak)
1 /