ücret

nisan cadısı nisan cadısı
emeğin fiyatıdır.

bir iş için harcanan emeğin karşılığıdır.

işçileri sürekli olarak hizmet sözleşmesi ile bir başkasının emrinde çalışması sonucunda emeğin karşılığında ödenen değerdir.
yazıyorum fütursuzca yazıyorum fütursuzca
"şimdi de sermayenin bu 'adil' ücretleri ne ile ödediğini araştıralım. elbette ki, sermaye ile. ama sermaye hiçbir değer üretmez. toprak dışında biricik servet kaynağı emektir. sermaye, birikmiş emeğin meyvesinden başka bir şey değildir. bundan işçinin ücretlerinin emekle ödendikleri sonucu çıkar; işçi bizzat kendi emeğinin meyveleriyle ödüllendirilir."

karl marx

işçiye ücretin, işçinin kendisinin ürettiği değerin ufak bir kısmı tarafından ödendiğini bunun da lutfen yapıldığını iyi bir şekilde özetler.
ebuzen ebuzen
vergilendirilmesiyle ilgili sunum hazırladığım gelir türü. araştırdıkça bu konuda da çok adaletsiz bi ülkemiz olduğunu görüyorum. deveye sormuşlar: boynun neden eğri? deve durur mu? yapıştırmış hemen cevabı: nerem doğruki. deve=türkiye
bona fide bona fide
insanımızca sürekli yanlış kullanılan sözcüktür.

ücret bir hizmet, iş, emek, mesainin karşılığıdır. fiyat ise bir malın bedeli yani karşılığıdır.

bir mağazaya girdiğinizde "bu ceketin ücreti nedir" gibi bir soru sorarsak anlatım bozukluğuna sebebiyet vermiş oluyoruz. hadi bilmesini beklemediğimiz insanlar neyse de okumuş, über entelektüel geçinenler bir çay içip yahut yemek yedikten sonra ücreti nedir diye sorunca; yüzümde küçümseme mikro mimikleri eşliğinde bakıyorum o insana.
rene rene
maaş + prim şeklinde çalışıyoruz ilk ay maaş yok, ikinci aydan itibaren memnun kalırsak karşılıklı sigorta yaparız, şartlar böyle. mesai saatleri esnektir, hafta sonları bazen çağırabiliriz.