ücreti peşin alıyorum tatlım diyen kız

sıvaz regal sıvaz regal
12/02/2015

seni seviyorum sevgilim...

yüreğini, merhametini... en çok da sesimden derdimi anlayıp "iyi misin bitanem?" deyişini... sevmediğin brokoli çorbasına sırf ben seviyorum diye eşlik ettiğin için seni seviyorum... hadi itiraf et artık brokoliyi sevmiyorsun hehe

geçmişimde yaptığım hatalardan aldığım dersleri sanki senin için almış gibiyim. seni üzmemek, kırmamak için büyümüşüm sanki. şimdi düşünüyorum da kader ne acayip bişey? yok olmak istediğim bir an da yeniden seninle var oldum. dinlediğim müzikler, izlediğim filmler seninle daha bir anlam kazandı. evim daha renkli, iş yerim daha cıvıl cıvıl. sanki senden öncem yok gibi. ve ilk defa birine seni seviyorum derken yüreğim ferahlıyor... öyle derinden geliyor anlamı...

şimdi öyle alelade bir çiçek düşün? tek ihtiyacı su. şimdi bir de beni düşün? tek ihtiyacım sensin... yaşamak için, umudum için, kendimi güvende hissetmem için sadece sana ihtiyacım var...

seni seviyorum sevgilim...

...

uzun zamandır kitaplığımda gözüme çarpan fakat okumaya fırsat bulamadığım ve nereden aldığımı hatırlayamadığım kitabın arasından çıkmıştı bu mektup. öylece oturup kalmıştım kitaplığın önündeki orta sehpanın köşesine. eski sevgilimin öyle sıradan bir günde hediye edip "bu kitabı muhakkak oku" dediğini hatırladım.

bakire olmadığını benden aylarca gizlemiş ve yalan söylemişti bana pelin!

(pelinle hikayem)

#14042565

en son gördüğümde biri elinde biri karnında iki çocuğu vardı. her cümlesi, her sözü yalanmış meğer! öyle beni bırakırsan ölürüm, sensiz yaşayamam diyen kız evlenmiş, çocuğu da koymuştu. işte bu yüzden hazır kalıp mesaj atanlardan tiksiniyorum! sensiz olamam, yaşayamam diyenlerden soğuyorum! çünkü yaşadım, tecrübe ettim. çok kral yaşıyorlar...

olan yine am/göt peşinde koşmayıp sadece hissettiği için "seni seviyorum" diyenlere oluyor.

"amına koduğumun sikiği" diyerek buruşturup çöpe attım mektubu. içimde ona dair en ufak bir nefret hissi dahi kalmamıştı.

planım terası yıkayıp temizledikten sonra tablete indirdiğim diziyi biralarım eşliğinde izlemekti ama üşendim. üzerime rahat bişeyler giyip evden ayrıldım. metronun merdivenlerinden indiğimde sol ok mecidiyeköy, sağ ok taksim'i işaret ediyordu. sağa dönüp taksim'e, oradan da istiklal'e devam ettim.

taksim eski tılsımını kaybetmiş, beyoğlunun o ihtişamlı ama kibar havası sönmüştü. ellerim ceplerimde yürümeye başladım. dükkanlar kapanmış, yer değiştirmiş ama nevizade olduğu gibi duruyordu. zaten önemli olan buydu.

taksim sanatın terasına çıktım. masalar hınca hınç doluydu ama bardaki son kalan iki üç sandalyeden birine oturup bi bomonti söyledim. biramı yudumlarken iki kız yanımdaki garsona "hiç masa yok mu yaa?" diyordu. garson yanımdaki boş olan iki sandalyeyi gösterip "isterseniz böyle alayım sizi? boşalan bi yer olursa oraya alırım" dedi. yüzlerini görmemiştim, sadece seslerini duymuştum. "tamam peki" diyerek oturdular. biram bitince barmen'e "dostum" diyerek şişeyi gösterdim. o esnada da kızlardan biriyle göz göze geldik. sebebini anlayamadığım bi tafrayla kafasını çevirdi. aslında sikimde de değildi.

barmen birayı verdikten sonra yanına bi çerez bıraktı ve "afiyet olsun dostum" dedi. muhtemelen o da karılara ayar olmuştu. çünkü isteklerini "bana bi x versene" gibi emir kipleriyle iletiyorlardı.

barmen yanıma gelip elini uzattı ve "onur ben" dedi. "sıvaz. sıvaz regal" diyerek tanıştık. kulağına eğilip "kim bunlar?" dedim.

- ara ara gelirler abi.
+ tanıdıklar mı?
- yok abi, müşteri.
+ ha eyvallah.

siparişlerden arta kalan zamanlarda onurla muhabbet ediyorduk. çok sevdiği sevgilisini barmen diye ailesi vermiyormuş. kavgalar, gürültüler derken bi ton olay olmuş.

+ kaçır amına koyim!
- kaçırdım abi zaten.
+ hahaha adamsın.
- dur geliyorum.

dedi ve gelen siparişleri hazırlamaya gitti. o esnada yanımdaki kız sigara paketimin üstünde duran çakmağı göstererek "çakmağı versene" dedi.

bir iki saniye gözünün içine bakıp "çakmak yok" dedim.

- var orda işte!
+ sana yok!
- neden?
+ önce istemesini öğren!
- peki. rica etsem çakmağınızı verir misiniz?
+ hayır!

amına koduğumun salağı kendini bi sik zannediyordu. versene falan! sanki 40 yıllık arkadaşıydım!

sonra paketten bi sigara çekip yaktım. o sırada da onur geldi ve "ee abi sen anlat?" dedi. kızlar onur'a "çakmak var mı?" deyince cebinden çıkarıp verdi. sonuçta kızlar müşteriydi.

onurla laflarken, kızlar da kendi aralarında konuşuyorlardı. onur yanımdan ayrılınca çakmağı vermediğim kız "hayırdır sevgilin mi terketti?" dedi.

+ yoo neden sordun?
- bi terssin de.
+ ben sevgili terkedince kendini alkole vuranlardan değilim.
- tamam tatlım sakin ol.
+ tatlım mı?
- evet tatlım hahaha bunada mı ters yapacaksın?
+ sevmem öyle tatlım, canım işlerini.
- e o zaman ismini söyle?
+ napıcan?
- tatlım dememe kızıyorsun?
+ mahmut de gitsin!
- hadi ama ya?
+ napıcan kızım ismimi? ha ali ha memet!
- nerden geldin sen?
+ ya kızım baksana işine sen??
- öff tamam be!

sırtımı bara dayamış, yüzümü mekana dönmüş oturuyordum.

yanımdaki kız yerinden kalkıp yanıma dikildi ve "ne iş yapıyorsun?" dedi.

+ astronotum!
- ha ha ha çok komik!
+ gerçekten. nasadayım.
- sen hep mi böylesin?
+ hep.
- gel dans edelim rahatlarsın.
+ kalsın.
- gel yaa...
+ bir iki bira içip kaçıcam. dans etmeye gelmedim.
- gel gel.

diyerek iki elimden tutup çekmeye başladı.

+ kızım bırak ne dansı ya!

diyerek kendimi geri çekiyordum ama ellerimi mengene gibi kıstırmıştı!

piste çıkmış sallanıyordum. o ise etrafımda orospu gibi dans ediyordu! kulağıma eğilip "ismim funda" dedi.

+ sıvaz. sıvaz regal.
- ha şöyle ya rahatla biraz.
+ rahatım zaten.
- tabi tabi. iki saatte anca ismini söyledin.
+ ben bira içicem.

diyerek tekrar bara oturdum. funda da yanıma oturdu. o sırada garson yanımıza gelip bi masanın boşaldığını söyleyerek "isterseniz şu masaya alabilirim sizi?" dedi.

funda bana bakıyordu.

- gel istersen masaya geçelim?
+ iyi böyle.

funda garsona "böyle iyiymişiz" diyerek teşekkür etti.

tersledikçe daha da yapışıyordu funda!

- burdan sonra ne yapacaksın?
+ eve geçicem.
- istersen bana geçeriz.
+ ooo ev ortamı diyosun!
- sana da gelebilirim uyarsa?
+ uymaz.
- tamam bana geçeriz o zaman. yalnız ücreti peşin alıyorum tatlım.
+ hahahahahassiktir ya bi de para mı vericez lan sana??
- piç!
+ parayı senin vermen lazım!
- orospu çocuğu!
+ ağzını topla sikerim o levrek suratını senin!

dedim ve çantasını alıp siktirip gitti.

o arada onur yanıma gelip "abi sıkıntı yok dimi?" dedi.

+ yok kardeşim.
- bira vereyim mi?
+ ver yolda içerim. hesabı da ver ufaktan kaçayım.
- vereyim abi. uğra ara ara beklerim.
+ tamam kardeşim.

onurla birbirimize telefon numaralarımızı verip, vedalaşıp ayrıldım mekandan.

fundayla arkadaşı girişteki bir başka masaya oturmuş parasını yiyecekleri bi enayi arıyorlardı. elimdeki birayı kafaya dikip boş şişeyi "taakk" diye masalarına koydum ve "hayırlı işler" diyerek çıktım mekandan.

nevizadenin alt tarafından bi taksi çevirip eve geçecekken köşedeki midyeciyi görüp tezgahına yanaştım.

+ kolay gelsin üstad.
- eyvallah abi.
+ gönder gelsin...

neyse eyvallah
5
wisekhan wisekhan
üceti peşin alıyorum tatlım diyen kız :d hahahaaa çok güldüm! bilmiyor ayağına yatasım geliyor. paranı yiyip kaçacak olan, yaptığın işin uygunsuz olduğunu söyleyen ama uygunsuz iş yapan dolandırıcılara denir. kendi çaplarında zekidirler. beyne kan gitmeyen durumlardan faydalanarak cinsi (!) duyguların sömürüsünü yaparlar. :d özellikle bu tanımıma eksi oy verenler büyük olasılık bu kızlardır. hahahaaa :) ^_^
1