ud

1 /
excalibur excalibur
perdesiz her çalgı gibi çalması zor bir çalgıdır, nereye basacağını bilmek gerekir, bunun yanında çok geniş yetenekleriyle müthiş tınılar elde edilebilir, akor bile basılır.
night blue night blue
telli çalgıların ağa babası. davudi bir sese ve tınıya sahiptir. özellikle tsm ve tasavvuf alanında üzerine yoktur. farabinin bizlere bir armağınıdır ve %100 türk kokan bir çalgıdır.hayır çaldım ordan biliyorum.
wondrous wondrous
perdesiz olması sanılanın aksine büyük bir zorluk yaratmaz tam aksi yapılabilecek hatalara karşı daha esnek bir düzeltme imkanı sağlar. fakat tel sayısının fazlalığı ve perde yokluğu genelde ekstra bir cihaz olmadan (adı akort düdüğü de iğrenç bir isim diye telaffuz etmek istemedim) akortu oldukça zorlaştırır. ayrıca köprünün göğüse olan mesafesinin kısalığı da cihazın karakteristiklerindendir.
eksiksizuyum eksiksizuyum
kendisinin bir arap enstrümanı olduğu rivayet edilir. aslen hint enstrümanı olduğunu söyleyenler de vardır. ancak, kesin olan şu ki, flamenko gitarının atasıdır. endülüs'te çalınan flamenko gitarındaki tınıların ve makamların udu andırması da bu ortak geçmiş yüzündendir.
uzun bir mızrapla çalınır.
manha de carnival manha de carnival
batı müziğindeki karşılıkları (aşağıdan yukarı) re-la-mi-si-fa#-do# olan, 4 lü akort sistemi diye de tanımlanan ve bu akort sistemi sayesinde boşta tınlayan bas seslerin melodiye eşlik edebildiği perdesiz bir telli çalgıdır.
ön kapağı ladin ,klavyesi abanoz ağacından olan udlar iyi ud olarak kabul görür. ud da toplam 11 tane tel vardır.(5 bas-6 misina).
günümüzde elektro versiyonları da ortaya çıkan* bu hüzünlü enstruman, iyi çalan birinin elinde coştukça coşar.

bu enstrumanda basılan akorlar genelde şu mantık üzerine kurulur. akor oluşmasını gerektirecek anahtar ses 3. derece kabul edilir ve buna 1. ve 5. sesler ilave edilir. örnek :anahtar ses do (3. derece) akor kuruluşu :fa- do-sol. bu sistemle komalı seslerle bile akor basılabilir.

çoğunlukla sanat müziğinde kullanılsa da, günümüzde hemen her tarz müzikte renk saz olarak kendine yer bulur.
gölgeningücü gölgeningücü
ud kelimesinin aslı arapça dır: "sarısabır veya ödağacı" anlamındaki "el-oud'dan gelir. baştaki 'el'- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen türkler bu edatı atmış, geriye kalan 'oud' ('eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları 'eyn'e uygun olmadığı için- "ud" şekline sokmuşlardır. dillerinde tanım edatı olan batılılarsa, 11-13. yüzyıllar arasındaki haçlı seferleri sırasında tanıyıp avrupa'ya götürdükleri bu saza, luth (fr.), lute (ing.), laute (alm.), liuto (ital.), alaud (isp.), luit (dat.) gibi hep l ile başlayan isimler vermişlerdir. hatta 'saz yapıcılığı' anlamında bizde de kullanılan 'lütye' kelimesi de yine luth'den yapılmadır (aslı luthier).

adı arapça olduğuna göre, ud arap sazı o halde! hem çok acele, hem çok yanlış bir hüküm bu. çünkü bu sazı ilk defa 7. yy.da horasan'dan bağdat'a çalışmaya gelen türk işçilerin elinde görmüş olan araplar, göğsünün yapılmış olduğu sarısabır ağacından (aloexyion agallocum) dolayı el'-oud adını vermişlerse (türkler de bu adı aslı olan kopuz yerine -belki daha kısa oluşu yüzünden- benimsemişlerse) de, saz türklerin bin yıllık kopuz'undan başka birşey değildir; nitekim ta hunlardanberi ozanları ve kopuzcuları olmayan hiçbir türk ordusu yoktu (cahiliyye devri arapları müzik aleti olarak def ve rababe dedikleri tek telli ilkel bir çalgıdan başkasını bilmiyorlardı). bu gerçek de çok önce, yüzyılımızın en büyük müzikologu ile, en büyük edebiyyat tarihçimiz tarafından ortaya konmuştur(fuad köprülü, `mahmut ragıp gazimihal)

tarihçi-yazar i. hakkı uzunçarşılı'nın, "osmanlılar zamanında saraylarda musiki hayatı" adlı makalesinde de, 15 ila 19. yüzyıllarda osmanlı saraylarında görevli müzisyenler arasında 'avvad' adı verilen (udi'nin arapça çoğulu) udilerin sayısı, sanatkar isimleri ve aldıkları maaşlarla birlikte verilmiştir.
1 /