ülke

giriniz kaydediliyor

işlem bitince otomatik olarak girinize yönlendirileceksiniz. hoşunuza gitmeyen bir şey varsa girinizi daha sonra düzenleyebilir veya tamamen silebilirsiniz.

girinize bir görsel eklemek için dosya veya dosyaları buraya bırakın
dosya(lar) otomatik olarak yüklenecektir.

(bkz: ) `` TR
1
papazzz
gündemi; çeşitli meşhur düşünürlerinde fikirlerine başvurarak konusunda uzman kişilerin yazdığı, yeni yayınlanmaya başlayan bir dergi.
özellikle benzer olayları tarihten olayları irdeleyerek inceler. okunmaya değer.

edit : aylık dergidir. 2007 itibariyle fiyatı 5 ytl'dir.
sir da ros floyd
saat çini vurdu birden: pirinççç
ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
kasketimi eğip üstüne acılarımın
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
birtakim genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa

yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutmadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutmadım
karım olan karnını ve önlerini
orospum olan yanlarını ve arkalarını
işte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
nasıl unuturum hiç unutmadım

kibrit çak masmavi yanardı sesin
ormanlara ormanlara yüzünün sesi
en gizli kelimeleri akıtırdı ağzıma
şu karangu şu acayip şu asyali aşkın
soluğu kesen ağulayan ormanlarında
yaşadım o kısa ve korkunç hükümdarlığı
ve çarpıntılı yüreğim saçlarının akıntısında
karadeniz'e karışırdı ordan akdeniz'e
ordan da daha büyük sulara

geceyse ay hemen tazeler minareleri
kur'an sayfaları satılan sokaklardan
ölüm bir çeşit sevgiyle uçar
ölüm uçar çocuk yüzlere
ben o sokaklardan ne kadar geçtim
damağımda dilinin yosunlu tadı
önce buğulu sonra cam gibi parlak sonra buğulu yine
birtakım tavşanları andıran birtakım su hayvanlarını
pazar pazartesi günlerini ve haftanın öbür günlerini
yine salı çarşamba perşembe cuma cumartesi

bir başak ufak ufak bildirir konya'yı
o başakta o konya'da seni ararım
ben şimdilerde her şeyi sana bağlıyorum iyi mi
altın ölçü çift ölçü ve altın karşılıksız
para basma yetkisini fırat'ın suyunu palandöken'i
erzincan'ın düzünü asma bahçelerini babil'in
antalya'nın denizini o denizin dibini
beş türlü yengeç yaşayan sularında
çaganoz adi pavurya çingene pavuryası ayı pavuryası bir de çalpara

bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
yokluğun gayri şuradan şuraya geldi
bir günler şölenlerle egemen ülkende
şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
n'olur ağzından başlayarak soyunmaya
bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
çık gel bir kez daha yıkıntılardan
çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat

cemal süreya
twiggy ramirez
devletin otoritesinin hüküm sürdüğü, yetkilerini kullanacağı alanı sınırlayan toprak parçasıdır. bir devletin ortaya çıkabilmesi için ülkenin varlığı doğal ve mantıki bir zorunluluktur. çünkü, belli bir arazi üzerinde yerleşmemiş toplum olamaz. ülkenin iklim koşulları, doğal kaynakları, verimliliği ve stratejik konumu gibi özellikler devlet hayatında önemli rol oynarlar. ülke toprakları, milletle birlikte devletin bölünmez parçasıdır.
nastasya filippovna
özellikle son kısmıyla beni benden alan, muhteşem şiir. cemal süreya'nın en sevdiğim dizeleri, bu şiire ait.

"bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
yokluğun gayri şuradan şuraya geldi
bir günler şölenlerle egemen ülkende
şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
n'olur ağzından başlayarak soyunmaya
bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
çık gel bir kez daha yıkıntılardan
çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat"
773
mesela ben şimdi türkiye'nin en batısına gitsem, böyle en ucunda, deniz kenarında durup "bakın, ben türkiye'nin en batısındayım" desem ne güzel olur de mi? müthiş olur bence. en kuzeyine de gidebilirim istersem. muhtemelen böyle bir şeyi hiç yapmayacağım ama istesem yapabilirim. böyle bir imkanım var yani. rahatlığa bak. sırf bunun için bile ülke kurulabilir. mantıklı yani. güzel bir şey ülke.
o şarabi eşkiya
her sevgilime okumak isteyip , okuyamadığım şiir.

hayal ediyorum her seferinde ve karakterler değişse de hayal hep aynı sonla bitiyor.

"kardeşim olan gözlerini" derken bir gülümseme,

"orospum olan yanlarını ve arkalarını" derken bir tokat gelecekmiş gibi.

yemedi.

ama okuyabildiğimle evlenir miyim ?

kesinlikle.
puxa vida
"bu kara parçasının derinlerinde ya bir şey var, onu bozuyor, çıkarıp atmak lazım ya da derininde bir şey yok, onu bulup yerine koymak lazım. ki bir ülke olsun.

bir kara parçasını işgal etmen orayı bir ülke yapmaz. tam tersine işgal kalktığında, işgali kaldırdığında orası ülke, orası ülken olacak.

kendi kendinin işgalcisi türkiye.

coğrafya biçim, ülke içeriktir. yani türkiye hâlâ bir biçimdir.

not “a land of hope and dreams”. a land of disappointments and realities. but bitter realities.

or: land of dogmas and daydreams.

avusturya imparatorluk nostaljisini ve büyüklük kompleksini tiyatro sahnesine taşıyarak bu sanata dünya çapında katkı yaptı. türkiye imparatorluk saplantısı ve büyüklük kompleksini devlet katına taşıyarak bütün ülkeyi bir fars sahnesine dönüştürdü.

kendisi kurum olan ülkelerin yurttaşları olur. kurumlaşmayan ülkelerde ise yurttaşlık kurumsallık sanılır. oysa yurttaş insandır.

bürger, citizen ya da citoyen ile vatandaş arasındaki fark sadece bir tarih ya da çağrışım farkı değil, elbette ideolojik bir farktır da. sonuncusu merkeziyetçiliği anıştırırken, diğerleri adem-i merkeziyetçiliği durmaksızın davet eder.

bazen bir ülkenin yurttaşı olmak katillere meşruiyet kazandırır. eğer kendi gözünde aklanmak istiyorsan ya yurttaşlığını değiştireceksin ya ülkeni. ikincisi iki anlamda da olur.

bist du staatsbürger oder statthalter des staats? yani: bir ülkenin yurttaşı mısın yoksa devletin yer tutucusu mu? bazı ülkeler seni ikincisine fazlasıyla zorlar."

l etat c est moi: ölümcül totoloji.

(1989'da yayımlanan ‘evsiz ülke’ hikayemi şöyle bitirmiştim: ‘ülkem. beni evime götür.’ olmadı. ne o götürdü ne ben gittim.)

'ülke' üzerine bazı düşünceler bu kara parçasının derinlerinde ya bir şey var, onu bozuyor, çıkarıp atmak lazım ya da derininde bir şey yok, onu bulup yerine koymak lazım. ki bir... ahmet tulgar
1
instela

instela ile kendinizi özgürce ifade edebilir ve yazdıklarınızla anında binlerce kişiye ulaşabilirsiniz

üye olmak ücretsizdir ve yalnızca saniyeler alır. hemen üye olun:

zaten bir hesabınız var mı? giriş yapın