ülkü ocakları

7 /
terelelli terelelli
içinizde bu ülkü ocağı denen yerlere gitmemiş olan varsa çok şey kaçırmıştır. benden söylemesi.

içimde ülkü ocaklarına gitmek gibi bir arzu ve heves hiçbir zaman oluşmamıştır. ama merak denen illet yok mu? merak ne güzel şey cingılı kulaklarımda çınlamaya başladı şu an. ve işte o merak;

bir defalığına olmak kaydıyla oturduğum semtte bulunan bir ülkü ocağına gitmiştim. gittiğim dönem lise yıllarıma tekabül ediyordu. aman yanlış anlaşılmasın, dedim ya; meraktan benimkisi. sırf 3 yıllık bir lise hayatının hasarsız atlatılması amacıyla ülkü ocağına giden o ipnetorlardan değilim ben. gözlemlemeye ve orada toplaşıp ne bok yediklerini görmekti niyetim. isterseniz gözlemlerime geçelim.

şimdi.. içeriye ilk girildiği anda yaklaşık 25-30 tane adamın ki; bu 50-60 adet ayak eder, leş gibi ayak kokusuyla buram buram hoşgeldin havası hakimdir. içerideki ayak kokusu o kadar yoğundur ki yer yer bu kokunun gözle görüldüğü dahi tarafımdan tasdik edilmiştir. (girişe bakar mısınız, daha şimdiden lanet ettim geldiğime)

isteyen istediği yere oturur. yere derken mecazi olarak değil, gerçekten yere oturusunuz çünkü üzerine oturabileceğiniz herhangi bir tabure, iskemle vs. hiç bir eşya yoktur. götünü koyacak yer bul, haline şükret yani. fazlasını arama. içeride moderatör gibi eleman bulunur. adı "reis"tir. bu kanıya herkesin ona "reis" demesinden vardım. yoksa gerçek adı da olmayabilir ama neyse. koy götüne reisin şimdilik.(reisin iskemlesi vardı lan) hee.. bir de reisin yanında yancısı vardır. bu kişi reisten sonra gelen 2. büyük rütbeyi almıştır. ne mezunudur, ne kadar bilgili adamdır onu bilemem. belki de reisin kankasıdır. onun için böyle büyük bir konuma yerleştirilmiştir. (kadrolaşma)

yeter sayısı alındıktan sonra reis bir şeyler anlatmakta, o günlerin gündemiyle ilgili önemli konu başlıklarınını içine yorumlar katarak tebaya sunmakta ve bu konu hakkında fikri olanlara söz vermektedir. ben söz falan almamıştım. hala ayak kokusuyla baş ediyordum çünkü. millet alışkın olacak ki; bu durumu yok sayıyorlardı ya da evrim geçirerek o ortama ayak uydurmayı başarmışlardı. bunun gibi bir şeydi işte.

dediğim gibi konular tartışılıyordu. arada tuvalete gitmek isteyen reis'e değil de onun yancısına çaktırıp tuvalete gidiyordu falan. konular bittikten sonra sözlü yapıyordu reis efendi. seçtiği kişilere şu an hatırlamadığım bir kaç "ülkücünün bilmesi gerekenler" diye tahmin ettiğim sorular yöneltiyordu. içerik hatırlanacak şeyler olsaydı mutlaka hatırladım hacı. emin ol. demek ki içerik boşmuş anlayacağın.

daha sonra çay ve bisküvi faslı. daha da sonra o hafta posta yemiş teba üyelerinin durumu reise bildirip halledileceği yönünde söz almaları şeklinde devam eden bir etkinlik akışı. ve bir ton zaman kaybı.

bitse de gitsek dediğim çok net aklımdadır. bitti ve gidiyoruz işte. he he.

merak ettiğim için yaşamış olduğum bu deneyimden öğrendiklerim vardı tabi. mesela her şey merak edilecek kadar önemli değildir gibi bir sonuç çıkardım. meğer ülkü ocaklarının da bana vereceği bir ders varmış. öğrenmiş oldum.

not: en başta; gitmeyenler çok şey kaçırmıştır demişim, yalan söylemişim. aksine çok şey kazanmışlardır.
sturridge sturridge
içlerinde gerçekten ülkücülüğün ne olduğunu bilen ve öyle yaşamaya çalışan gençler var mıdır bilmiyorum.varsa lafım onlara değil.kusura bakmasınlar.ülkü ocakları denilen şey benim gözlemlediğim kadarıyla,götünü kollattırmak amacıyla bir sürü ergenin toplandığı kuruluştur.oradaki gençlerin çoğu da götümü kollasınlar arkamı toplasınlar amacıyla girer bu oluşuma.ülkü ocaklarına bu amaçla gittiğine şahit olduğum bir sürü adam vardı zira.buradaki gençlerin sesi tek başlarına çıkmaz,grup olunca sesleri çıkar.reisleri genelde ağzı laf yapan ve kafası çalışabilenlerden seçilir.bir kavgaya gidildiğinde tek başına gitmezler,10 kişilik grup halinde giderler.kendilerine yürekli derler ama tek kişiye 10 kişi dalmak yüreklilikse fazla söze gerek yok.
fakeolog fakeolog
çayın her zaman bulunduğu; fakat yiyecek herhangi birşeyin olmadığı ergenlerin takıldığı mekandır. eğer gitmeyi düşünen arkadaşlar 10 yumurta ve 3 ekmek götürürlerse reislik mertebesine kısa yoldan ulaşabilirler.
tek tek
bir kısmı; içersinde 9 ışık doktrinini bile sayamayan mahalle delikanlılarının ülkücü olarak kabul gördüğü, amacının dışında faliyetlere kafa ve adam yormakla meşgul meskenlerdir.
nicktirnick nicktirnick
yüzde 80 inden fazlasını liseli öğrencilerin oluşturduğu, üyelerin seçimle reislerini seçtiği(!)* ve bu reise kimsenin karşı çık(a)madığı yerlerdir.kendi aralarında reis seçip dururlar, mesela her lisenin bir reisi vardır; kendi lisesindeki olaylardan ve sınıf reislerinden(9-10-11-12) sorumludur.sınıf reisleri de şube reislerinden(a-b-c-....),şube reisleri de kendi sınıfındaki erkeklerden sorumlu ve onları zorla ülkü ocaklarına götürmekle görevlilerdir.
en çok kullandıkları cümleler: "bugün toplantı var ocakta hepiniz geleceksiniz", "tamam reis", "ben hallederim", "çıkışta toplanın; kavga var", "ne biçim türk'sün lan sen!" vb. dir.
her lise mezunu ve lisede okuyanların bununla ilgili birçok anısı vardır.

bazıları:
geçen sene ilçemizden birisi şehit olmuştur.okul müdürünün de mhp li olması sonucu, isteyenler son ders okuldan kaçıp, şehit cenazesine gidebilir denmiş ve son ders okulda tek bir sınıfta dahi yoklama alınmamıştır.nicktirnick ve birçok arkadaşı, okulla toplanıp 700-800 kişi olup sloganlar eşliğinde, ülkücü reislerinin kalabalığı yönetmeye çalışırken rezil olması ve bağırıp durmalarının eşliğinde ilçenin bütün ana caddelerinden geçilerek, yolu uzatarak şehidin defnedileceği mezarlığın önünde durulur.herşey bittikten sonra kalabalık ülkü ocağına doğru yürüyüşe geçmiştir, ocağın bulunduğu binanın önüne gelince biz gitmek istemişizdir; fakat bizi dövmekle tehdit edip, zorla içeri almış ve reisleri onca kişiyi bir odaya sıkıştırıp ayaklarını masanın üstüne atmıştır, nutuk atıyordur, birden kapı açılır ve kapıdakini gören middle reis hemen ayaklarını indirir ve big reis nutuk atmaya başlar.toplantımsıdan bikaç kişi diğer odaya götürülür ve falakaya yatırılacağı söylenir.(onların okuldan az kişi geldiği için...)nick ve arkadaşları toplantımsı biterbitmez hemen kalkar ve ayakkabılarını bulup hemen giderler..

ve ülkü ocağına davtler ignore edileceğinde hep bu olaylar anlatılıp işte bu yüzden hala bi boka yaramıyorsunuz, hala ülkeye bir katkınız yok dendiğinde davetçiler uzun süreli mavi ekran dumuruna geçiş yaparlar...
kunta kinte kunta kinte
3-5kendini bilmezin sabahtan akşama kadar oturup çay ve sigara eşliğinde bugün büyük türk ulusu için kimi dövsek diye oturup düşündüğü yerdir.
boolean boolean
daha kendi kişiliğini tamamlayamamış ergenlerin boyundan büyük laflar edebildiği; ona buna sataşmaktan kaçınmayan adamların olduğu yerlerdir. ideallerini kolpalaştırdıkları açıktır. günümüzde bu değerlerin önemsiz olduğunu hala farkedemeyen, sorgulamayan, sığ düşüncelerle ergenlerin beynini yıkadıkları; ergenlerin de reis diye tabir ettikleri abilerine çok önemli bir adammış gibi davranmalarından dolayı bu reislerin sonsuz bir rahatlık içinde oldukları yerlerdir.
burası istanbul yeditepe burası istanbul yeditepe
ülkücüler 80 öncesi vurdular vuruldular. düşmanları da komünist devrimcilerdi. gerillaydı devrimciler, bunlar ise militandılar. bu gizli saklı birşey değil ki.. o dönemleri incelerken her iki tarafın gençliğine de üzülüyor insan.
ülkü ocaklılar 70 lerde doğuda kamplarda eğitim alırken, aynı doğuda, farklı farklı radikal sol örgütler , birbirleriyle savaşıyor, bir birlerine üstünlük sağlamak için katliamlar yapıyordu.
o dönem de ülkücülere öcü diye bakan zihniyete derim ki, solcu söz de gerillalar da ellerinde gülle,çiçekle dolşamadıkları da
kesindir.
lütfen akıl başa...
şimdi o günkü ülkücü şiddet bugün sahipsiz kaldı ama garip olan komünist devrimci şiddeti hala günümüz de sahiplenenler var. dolayısıyla saldırmaya devam ediyorlar...
tikko- tklp- tkip gibi birbirinden farklı ama söz de solcu örgütlerin istanbulumuzda sürekli bir birini yedikleri, öldürdüklerini bilmeden, devrimci karargah örgütünün evindeki silahları görmeden yapılan yorumlardır.

üniversite ve kampüslerde ülkücü ocaklılar şöle böyle, ellerinde balta var falan diyenlere derim ki, gidin yıldız teknikteki kantinleri tarasınlar. sol örgüt mensubu öğrencilerin emanetleri saklı...
bir olayı, kurumu ,düşünceyi ,derneği eleştirirken lütfen kendinize de bakın demem gerekir.

turan diyarlarından düzenleme : şimdi eksileyeceksiniz, ülkü ocakalrının misyonu darbe sonrası ve sovyetler çöktükten sonra bittiği için kenara atıldınız diyebilirsiniz...ama aynı şekilde yasa dışı, silahlı mücadele eden radikal sol örgütler de günümüz de aktif değil. ne olacak şimdi? sovyet ajanları ile hiç mi bağı olmadıydı o örgütlerin? ama hiç mi?
sözlerim zamanın da sovyetleri tapacak kadar seven zihniyete,
sovyetleri de emperyalist güç olarak gören sol franksiyonlara lafım yok...
her zaman, hangi ideoloji olursa olsun sadece türkiye ve türkiye toplumu önceliği olan herkeze, her oluşuma saygı duyar ülkü ocakları...

örneğin mi resmi yasal tkp ile sorunu olmayıp da, silahlı mücade veren terörist sol örgütlerle sorunu olan benim gibi insanları yetiştirdi o ocaklar.
tkip gibi,tklp, tikko gibi elinde silah yok mu hala?
neden ülkü ocakları batıyor size...
neden mi?
çünkü biz türkiyeyiz, türkmeniyle,kürdü,azerisi,hataylı arabıyla, ülkenin yüzde 15 ine hitap ediyoruz...
yaa sol partiler? yüzde 1 var mısınız?

son edit: yasal sol,sağ partiler üzerine alınmasın.
burası istanbul yeditepe burası istanbul yeditepe
ülkü ocaklarına ve onların yetiştirdikleri gençliğe söz sölerken tarihsel gerçeklere parmak basmam gerektiğini hatırlatan giridir.

1960 ların ortalarında yükselen sol akımlar ne zaman eline silah almıştır?
ikinci sorum ülkü ocaklılar eline ne zaman silah almıştır.
ilk çatışma ortamı nasıl doğmuştur...

devrimin ancak silahla yapılması gerektiğini sölemek ilerici de,
ülkücüler yaptığında gericilik mi oluyor?

yazık, yobazlıktır, seninkiler katil olunca hoş ,diğerleri öcü değil mi?
gerillalar dağlarda konuçlanınca, eğitim alınca hoş...
militanlar alınca kaka..
deniz geçmiş, fkö nde eğitim alıp, israillilerle savaşırken hoş,
alperenler, ülkücüler 90 larda bosnaya, çeçenistana gidince öghh kaka ...
not: deniz geçmişleri falan severim, saygı duyarım...onu asan devletin 11 yıldır bir caniyi besleğini düşününce üzülüyorum
7 /