ülkü ocakları eski başkanının öldürülmesi

dumrul dumrul
senin eski danışmanın öldürülmüş, sana yine senin çok yakından tanıdığın bir gazeteci tarafından bu konuda bir soru soruluyor "hadi işine bak" diye tersliyorsun ve yanındakiler de gazeteciyi tartaklıyorlar.

diyeceğin şey basit; "bu menfur cinayeti kınıyoruz. allah rahmet eylesin falan filan"

bunu diyebilir mi? bir siyasetçi için basit iş. bir siyasetçi adamın ölümünden çok memnun olsa bile "şöyle kınıyoruz, böyle kınıyoruz, katillerin mına koyum" diye rahatça atıp tutabilir. bir siyasetçi her türlü fırıldaklığı yapabilir ki bahçeli de fırıldaklığın ağa babasıdır, her türlü fırıldaklığı çok iyi bilir. 28 şubat döneminde kılık kıyafet yönetmeliğinin tam uygulanması için bağıran kendisiydi. sonra önüne geleni 28 şubatçı ilan eden kendisi oldu. 17-25 aralık muhabbeti aynı, başkanlık sistemi konusundaki lafları aynı, erdoğanın asla cumhurbaşkanı olamayacağını söyleyen de kendisi, 2001 krizinin başbakan yardımcısı kendisi ama sorsan yıllardır o krizi de o dönem mecliste bile olmayan chp'ye (çünkü chp 99 seçimlerinde baraj altında kalmıştı) yıkmakta pek mahir.

demek ki bahçeli için soruyu savuşturmak çok kolay olmalı ama bunu yapamaz. çünkü mhp'nin kırk yıllık geleneğidir: faili olduğu cinayetleri hiçbir zaman açıktan üstlenmez ama kınanmasına da her zaman müdahale eder. yani sol örgütlerin yaptığı gibi "biz bu cinayeti şu şu nedenlerle işledik" diye açıktan bir savunma geliştirmez. buna karşılık öldürüleni suçlayan cümleler kurulabilir. sen mhp'nin öldürdüğü birini anıyorsan sana saldırabilir.

kısacası olayın başından beri bahçeli, semih yalçın gibi kişilerin tavırları, mhp'nin bu cinayeti kurumsal düzeyde üstlenme biçimidir. bunu da bütün mhp'liler bilir. mhp'yi azıcık tanıyan herkes de bilir.
bu başlıktaki 27 giriyi daha gör