ulubatlı hasan

1 /
tori tori
fatih sultan mehmet'in istanbul'u fethetmesini surların tepesine çıkıp osmanlığı bayrağı diktiği sırada şehit olarak tescilleyen zat-ı muhterem
karahisari karahisari
delikanlım işaret aldığın gün atandan,
yürüyeceksin millet yürüyecek arkandan,
sana selam getirdim ulubatlı hasan'dan

arif nihat asya'nın şiirinde de adı geçen ulubatlı hasan selam getirilen tarihi kahramanlarımızdan ve istanbul'un fethinin sembollerindendir.
levantine levantine
istanbul'un fethi kadar gerçek olan tarihi bir şahsiyettir... hiç de öyle sıradan bir yeniçeri değildir...
bizans tarihçileri ( phrantzes) de ondan bahseder... bu yüzden de adı fetihle anılan bir nefer olmuştur...
morinsan morinsan
dönemin türk kaynaklarına göre şehre ilk giren kişi karışdıran süleyman bey'dir. ulubatlı hasan'la ilgili tek kaynak fetih sırasında şehirde olan bizanslı tarihçi francis'tir. francis iyi güzel anlatmış da bizim kaynaklarda hiç olmayan bir adamın ismini ve memleketini nereden bildiği bana garip gelir.
ender gelişen ataklar ender gelişen ataklar
birilerine göre uydurma, hayali bir kahramanmış. tabii canım tabii.

bu alıntı o insanlara geliyor, tabii zahmet edip okurlarsa.

"istanbul’un fethi esnâsında “ulubatlı hasan” adında birinin bulunmadığı iddiâsını ortaya atanlar da, ellerinde hiçbir delil olmadığı hâlde, ısrarla ulubatlı hasan’ı millî hislerin heyecanına kapılarak uydurulmuş sahte ve hayâlî bir kahramanmış gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

halbuki bizans surlarına ilk sancağı dikenin “ulubatlı hasan” adında bir türk eri olduğunu rivâyet eden ve şehid edildiği ânı ihtişam dolu sözlerle ilk ağızdan bizlere nakleden, milliyetçi duyguları kabaran bir türk tarihçisi değil, o esnâda düşman safında yer alan bizans târihçisi phrantzes’tir.

phrantzes’in ifâdesine göre; muhâsaranın son anlarında “ulubatlı hasan adında dev cüsseli bir yeniçeri kalkanını yüzüne süper edinerek, yalınkılıç” düşmanın üzerine atılmış; “otuz kadar asker” de peşinden gelerek surlara tırmanmaya başlamıştı. surların üzerine kadar çıkmayı başaran “ulubatlı hasan”ın “ayağı bir taşa takılıp surlara düştü”ğü an, daha önce “yerlerini bırakıp kaçmış” olan bâzı bizans askerleri, bu kahraman türk erini “surların dibinde görünce ok ve taş yağmuruna” tutmuşlar, fakat o bütün gücüyle direnerek “dizüstü çökmüş vaziyette” sancağı burçlara dikmeyi başarmıştı.(17) ancak “o kadar çok yara aldı ki, sağ eli çalışmamaya” başladı. sonunda “atılan oklar” bu kahraman askerin tamamen “cansız bir hâle” düşmesine sebebiyet verdi. nihâyet ulubatlı hasan, vücûduna saplanan okların tesiriyle surların üzerinde son nefesini verdi.(18)

tâcîzâde câfer çelebi “mahrûse-i istanbul fetihnâmesi”nde her ne kadar isminden sözetmese de, ulubatlı hasan’ın ve beraberindeki on sekiz yeniçerinin surlara tırmandığı âna işâret ederek; “edirne-kapusu canîbinden olan gedikte kıtal iden gâzîler kâfirlere gâlip gelüb, beş-on gâzî duvâr üzerine çıkub sancak dikti.” demek sûretiyle(19) phrantzes’in yukarıdaki sözlerini teyid etmektedir.

hâl böyleyken, halk o devirde yaşayan ve fethin canlı şâhidleri olan bu “târihçi”lerin “gözüyle gördüğü”ne mi inanacak; yoksa fetihten asırlar sonra hâriçten gazel okuyan bu “tahrifçi”lerin, hiçbir delile dayanmadan “öne sürdüğü”ne mi bakacak?

ortada bu kadar açık ve kesin belgeler varken, kuru lâfla onlar kendi kendilerini kandırırlar."
uyumsuz uyumsuz
çanakkale savaşı ve sarıkamış faciaları ile ilgili bilgi alırken bile şehit sayısı üçle dörtle çarpılırken ve doğru sayıya zor bela ulaşılabilirken hakkaten yaşamıştır. neden çünkü osmanlı tarihinde adı kimse tarafından anılmadı ama bir bizans tarihçisi öyle söyledi. ulan daha 80 yıllık tarihi bile net bilemezken istanbul surlarına sancağı diken adamın gerçek olduğunu iddia etmek gerçekten orjinal bir hareket.

yok diyenler utansın!
iştegezer iştegezer
bazı tarihçilerin, aslen boyabat'lı, bazı tarihçilerin de uluabat'lı olduğunu söyledikleri tarihsel kişilik.tarihsel açıdan bir nevi osmanlı rambosudur da diyebiliriz. lakin rambo hayal ürünü olup ulubatlı gerçek bir kişiliktir. ayrıca ulubatlı varmıydı yokmuydu tartışması da yersiz ve gereksizdir. hayır ulubatlı gerçekte var olmamışsa bu bize ne kazandırır buna bakmak lazım.
1 /