uluslararası ilişkiler

1 /
anosias anosias
ilk mezunlarını verdiğinde kadından kaymakam mı olur, siz ata bile binemezsiniz diye mezun bayanların aşalandığı, bu bölümden adam mı olur diye kendilerinin eleştirildiği, sonradan çok gözde olmuş lisans programı.
dharma dharma
sözümona diplomat yetiştiren (`türkiye'de diplomat olunmaz diplomat doğulur), oldukça önemli fakat sürekli halkla ilişkiler gibi alakasız bir bölümle karıştırılan, kazanmak için ölüp bittiğim, adeta benim için yaratılmış olan bölüm..
kendi halkıma nasıl faydalı olurum sorusuna yanıt arayan ancak türkiye için başarılması pek de muhtemel olmayan, imf ve abd'ye yalakalık yapmayı öğretmesi gerekli olan anabilim dalı..
herşeyi öğreten ama tam anlamıyla bir uzmanlık kazandırmayan yine de öneminin kavratılması gereken lisans programı.
(bkz: siyasal bilgiler fakültesi)
böcek böcek
al gülüm ver gülüm temalı ilişkiler. hiç bi ülke diğerinin yararına yapmaz bir ''iyliği'' kendi çıkarı yoksa. çıkar ilişkisidir. mantık ilişkisidir. misal 1950'lerde amerika, 2.dünya savaşı'nda ekonomileri iyice çöken avrupa devletlerine ''kalkınabilsin'' diye yardım etmiştir, uzun vadede kendi ekonomisinin durumunu,çıkarını düşünerek. yardım denen şey aslında yatırımdır. işte uluslararası ilişkilerde kimse babasının hayrına bişey yapmaz.
galliani galliani
avrupada lisans düzeyinde olmayıp türkiye'de olan bölüm.bu bölümden mezun olduğum halde türkiye'de bu bölümün niye açıldığını halen daha anlayabilmiş değilim.biraz teknik bilgi verelim.uluslararası ilişkiler disiplini abd'de ortaya çıkmıştır.kurulduğu yıldan itibaren avrupa'nın askeri ve siyasi olaylarına hiçbir şekilde katılmamayı kendine şiar edinen abd uzun yıllar diplomasi kültüründen uzak kalmıştır. 1945'ten sonra sscb'nin önlenemez yükselişini kendine büyük bir tehdit olarak algıladığı için bütün dünyada sscb'ye karşı sazı eline almaya karar vermiştir.sazı eline almıştır,lakin ortada sazı çalacak sanatçı bulamamaktadır.bu açığı kapatmak için uluslararası ilişkiler alanında lisans programları başlatmıştır.avrupa devletlerinin tarihten gelen diplomasi yetenekleri olduğu için uluslararası ilişkiler disiplinine ihtiyaçları olmamıştır.biz ise abd'nin var bizim de olsun mantığıyla açtık bu bölümleri.sanılanın aksine uluslararası ilişkiler bir bilim dalı değildir.olsa olsa sosyoloji biliminin bir alt disiplinidir.
bulamadım bulamadım
dar anlamında devletler arasındaki hukuksal ve siyasal ilişkilerdir.fakat "uluslararası" kavramı sadece ulusları değil, devletler, hükümetler ve halklar arasındaki ilişkileri de kapsar.
karbon karbon
kocaeli üniv. de bu bölümden ilk mezun olarak hayata atılmamı sağlayan ve her kapıyı açtıran yoğun yabancı dil eğitimi veren iktisat-işletme-hukuk sentezi bölüm
böcek böcek
bir uluslararası ilişkiler öğrencisi olarak diyebilirim ki tam anlamıyla kişiliksiz bir bölümdür kendisi. iktisadın özetini, siyasetin özetini, hukukun lüzumlu yerlerini aldık ilk iki yılda. sosyolojiye, ekonomiye, siyasete, hukuka girişle geçti zamanımız. girdik sandık sonra abidik gubidik şeyler çıktı. 3. ve 4. sınıfta daha spesifik( öz türkçe tabi) konulara eğilebiliyoruz. nerede hangi zenginlik var, hangi kurumlar mevcut, hangi kurumlar kime hizmet eder,vs. daha ciddi bir üslup kullanırsam girimin daha etkili olacağına karar verdim şu an ve...
bu bölümü tercih ederken ortada ulusların ve de onların ilişkileri olduğuna inanmıştım. cehalet... zamanla görüyorsunuz ki global dünyada ulusların ilişkileri söz konusu değil. herşey birbirine girmiş. kapitalist düzen, evet budur sebep. şimdi kahrolsun kapitalizm demeyi es geçiyorum ve diyorum ki ileride uluslararası ilişkiler bölümü kadar anlamsız bir bölüm olmayacaktır. zira uluslar birbirine daha çok amerikalılara(ki kendileri ulus bilincini zoraki ikinci dünya savaşı sonrasında edinmişlerdir) benzemektedir. belki ileride çin bir gol atıp süper güç olursa hepimiz çinliye benzeriz. kim bilir. gözlerimizi çektiririz, boyumuzu kısaltırız, kız erkek sürekli fönlü ve siyah saçlı gezeriz. evet efendim, yine tutturamadım ciddi bir üslup ama budur uluslararası ilişkiler. birileri birilerine birşeyleri dikte eder, edemezse usuldan enjekte eder. bakın sinema sektörüne, bakın taksime. hepimiz adeta amerika gençliğiyiz. converse, rock müzik, elimizde starbucks kahvelerimiz o olmasın hadi kolalarımız(pardon cola)... dizilerin, sinema filmlerinin, müziklerin ağırlığına bakarsak her gün bünyelerimize o yada bu şekilde 100 mg amerika enjekte edildiğini görürüz. söz konusu amerika olmasa sscb olsaydı(el fatiha) hepimiz her gün 100 mg daha komunist olurduk muhtemelen. cnbce izliyoruz kaliteli yaşıyoruz ne de olsa. cnbce kötü demiyorum. bizim için gayet iyi tabi ama altta ne yatar? cnbce neden bu kadar etkili ve yaygındır mesela? yada sinemadaki holifud tekeline bakarsak? adamlar her daim kaliteli film üretiyor mu diyeceğiz? tabi ki hayır. süper güçseniz bunu devam ettirmek için kendinize benzetirsiniz diğerlerini. filmlerinizle gündelik hayatı değiştirirsiniz. bugün bir güney kore filminde (amerika etkisini inkar etmek gerzekçe tabi ama) converse giyen bir başrol oyuncusu görüyorsak?* budur. bu açıdan ulusun ilişkileri diyebiliriz bu bölüme. tabi bir de israil faktörü var. kendisi dünyadaki en büyük entellektüel kapasiteye sahip olup yeri geldiğinde ve hatta gelmediğinde amerikaya söz geçirebilen bir ülke. belki hepimiz ileride kolpa yahudiler oluruz..
türkü barlarımızda cola forever diyip headbang yapabiliriz. converse'e hayır diyerek nike'a geçebiliriz. gerçekten destekli bir tepki olur kendisi.
örümcek ağından karışık buluyorum ben bu ilişkileri. dallas mallas hikaye. paranız varsa ve biraz zekiyseniz, kendinize benzetirsiniz. budur.
evolution evolution
ilk girenlerin neredeyse tamamının sadece adına bakarak, ne olduğunu bilmeden ve diplomat olacağını sanarak geldiği bölümdür. üniversite sınavı sonucu klavuz da öyle bir göze batarlar ki adeta "yaz beni, yaz beni!" diye bağırmaktadırlar. bilgisiz genç sıf sadece adında uluslararası geçiyor diye seçim yaptıysa ve de olaki kazandıysa onun için çanlar çalmaya başlamış demektir.

efendim nedir peki bu uluslararası ilişkiler? şimdi aslında böyle bir ilişki yoktur efendim. devletler global sistemde hep birbirlerini zükmeye, hep sömürmeye çalışırlar. birleşmeymiş, dostlukmuş bunlar alafranga şeyler.. genelde karmaşık ucu bucağı olmayan ilişkiler olarak tanımlanırlar. hayır efendim alakası falan yoktur. güçlü olan kazanır. orada da size 4 senede(kimi zaman 5) bunu öğretirler zaten. dünyada ulusüstü hukuk kuralı koyucu ve uygulayıcı yoktur ibaresi de 4 senede dillere yerleşecek diğer bir söz öbeğidir.

sonuç itibariyle ankara siyasal mezunu değil iseniz ne diplomat olabilirsiniz, ne ateşe, ne konsolos..
mürekkepbalığı mürekkepbalığı
"biraz ordan biraz burdan, al sana bölüm" diye ortaya konmuş bir bölüm değildir. aklı yetip aradaki bağları kurabilenler için gelmiş geçmiş dünya düzenini anlamakta ve güncel siyasi ilişkileri anlamlandırabilmekte kullanılacak önemli bilgiler ve yöntemler sunar. esas disiplin "siyaset bilimi"dir. siyaset biliminin çok daha derin ve kapsamlı bir bakış açısı vardır. ancak uluslararası ilişkilere göre biraz fazla teorik kalır. bu açığı kapayabilmek için uluslararası ilişkiler ayrı bir bilim dalı olarak gelişmiştir. bir nevi siyaset biliminin televolesidir, ama burdan sakın küçümsediğim gibi bir anlam çıkmasın, aksine bence çok değerlidir. ne var ki pek çok avrupa üniversitesinde genellikle siyaset biliminin gölgesinde, ikinci planda kalır hatta çoğunda hiç açılmaz, siyaset bilimi disiplini içinde ayrı bir branş olarak varlığını sürdürür. siyaset bilimi kadar olmasa bile çok zevkli ve önemli bir bilim dalıdır.
epitome of pandemonium epitome of pandemonium
dinin,inancın,duyguların bir kenara bırakıldığı ilişkilerdir.şu bölümde geçirdiğim yıllar beni gerçekten yıpratmış olmakla beraber, değişik bir düşünce konumuna sokmuştur.uluslararası ilişkiler düşünmeyi bile düşünmektir. araştırmak, sormak,ilgilenmek, yeni diller öğrenmekkültürleri anlamak lazımdır hep.yüzeysel adam tutunamaz.
1 /