ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı

kisil kisil
ilk yazıyı yazdıktan sonra bu sefer ulusların kaderlerini tayin hakkı üzerine daha az şey yazabiliriz. ulusların kaderlerini tayin hakkı'nın emperyalizm çağında ulusların eşitsizliklerini gidermek için ifade edilen bir siyasi çözüm olduğunu ifade etmiştim. ayrıca ulusal sorunun yalnızca marksist çözümünün bulunmadığı aynı zamanda emperyalist çözümünde ifade edilebileceğini söylenmişti. geçtiğimiz yüzyılda mücadele pratiklerine baktığımızda ezilen ulusların ayaklanmalarının emperyalizmi gerilettiğini ancak dünya çapında emperyalizmin siyasi, ideolojik, ekonomik ve askeri saldırıları sonucu bu gerilemenin durduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. bu noktada lenin'in ulusal soruna ilişkin yazdığı çağda tam da ulusal sorunların marksist ve emperyalist iki çözümü arasındaki gerilimin marksizm lehine çözüldüğünü açıkça görüyoruz. çünkü; wilson ilkeleri ulusların ulusal özlemlerini doyurmamış aksine onları manda gibi emperyalist esaret zincirleri altına alan kimi çözümlerin önünü açmıştır.

daha önceki yazıda aktarılan lenin'in ifadeleri komünistler açısından, marksist çözüm açısından belli başlı özleri yansıtmaktadır. ancak bu noktada işin özünü marksizm açısından işçilerin birliğinde yatmaktadır. sınıfın küçük küçük bölmelere ayrılmasını değil, büyük bir bütün halinde örgütlenmesini, aralarındaki tarihsel husumetlerin giderilmesini önermektedir. son aktarımda da olduğu gibi bu çözümün mutlak olmadığı bütün ile parçanın çelişki göstermesi halinde parçaya ayar çekilebileceği örneğini vermiştir. örneğinde de cumhuriyetçiliğe değinmiştir. elbette bugün cumhuriyetçilik gene ülkeler bazında ele alınması gereken siyasal bir başlıktır. abd veya fransa gibi ülkelerde cumhuriyetçiliğin bir anlamı olmadığı gibi bu işçi sınıfını sermaye sınıfına yedeklemeye neden olur. ancak detaylara değil, işin özüne baktığımızda göreceğimiz tek şey marksizmin ortodoksisinin yalnızca işçi sınıfı olduğunu görüyorsunuz. bu nedenle ulusların kaderlerinin tayini aynı zamanda devrimin kaderinin tayinini de bağlıdır.

detaylandırmadan işin özüne geçilmek gerekirse ulusal sorun mutlak olarak emperyalizm çağının getirmiş olduğu bir sorundur. bu sorunun çözülmesi için pek çok yol vardır. ancak marksistler açısından işçi sınıfı mücadelesi içinde anlamlı kılındığı sürece ulusal sorunun çözümünün bir anlamı vardır. tutarlı bir demokrasi istemi ifadesindeki anlam buraya denk düşmektedir marksitler açısından. aksi taktirde ulusal özümlemecilerin düştüğü noktaya düşer marksistler.
bu başlıktaki 40 giriyi daha gör