ulysses

1 /
ufkabakan81 ufkabakan81
sanırım yunan mitolojisinde bi şahsiyet , belki de bir tanrıça.

bir de çizgi film kahramanı vardı zamanında ulysses diye, dizinin adını hatırlamıyorum şimdi.

ekleme : guenever'in belirttiğine göre odysseus'un isimlerinden biri imiş. kendisine teşekkür ediyoruz.
kuzudis kuzudis
nevzat erkmen'in çevirirken defalarca pes ettiği yanlış bilmiyorsam 4 ya da 5 yıl içinde çevirisini tamamladığı james joyce kitabı. aslında 24 saati anlatan bir kitap olduğu halde kalınlığı ile göz doldurur. anlaşılması felsefi ya da akıl kurcalayıcı cümlelerin yoğunluğundan değil, james joyce'un berbat el yazısı, daha sonra temize çekilmişinin tekrar james joyce getirilip hataların düzeltilmesinin istenmesidir. çeviri sırasında ise yapılan kelime oyunlarının türkçeye kesinlikle uymayışıyla bu anlaşılmazlık katlanır., basit bir kitaptır aslında. neden bu kadar büyütülmüş anlamış değilim.
mardek mardek
incilden sonra en fazla tartışılan ve kitapların en hayasızı olarak sunulan james joyce kitabıdır.kimisine göre bir başyapıt,kimisine göre ise anlaşılmaz ve gereksiz bir şeydir.
eleanor eleanor
başladığım ama utanarak yazıyorum ki bitiremediğim kitaptır..olmadı fakat azim içerisindeyim bitiricem.30 yaşına gelinmeden okunmamalıymış demişlerdi bi yerde, önce olgunlaş zihnen falan sonra okursun gibi heralde..
1101001 1101001
psikanalize (`lacan) bile konu olmuş bir kitaptır. günlük yaşamda göremediğimiz, üzerinden atladığımız birçok olay, olgu ve gelişmenin izlerini sürmeye davet eder insanı. ama bu davetin yolu insanın geçmişine çıkar her defasında. `james joyce`, ulysses'de ilk olmasa bile yeni bir yazınsal biçem kullanmıştır. dublin'de 1904 yılında yaşayan ortanın altındaki sınıftan kişileri almış, haziran ayının başlangıcındaki bir gün boyunca sadece ne yapmış olduklarını değil, neler düşünmüş olduklarını da anlatmıştır.

romanı okurken aniden, hiçbir şey olmamış gibi araya girip kendi kafasındaki düşünceleri anlatan kahraman durup bir soluk almanızı, paragrafı yeniden okumanızı sağlıyor. yazar sadece ara sıra araya girip kahramandaki düşünce ve duyguların nasıl bir mekândan türediğine ilgi çekmekle kalmayıp, ayrıntılı bir tablo da koyuyor.

bir rivayete göre joyce ölmeden önce ulysses için , "kimse anlamadı mı?" diyerek ölmüştür.

ancak joyce'nin kitaplarında (ulysses'te de) ele aldığı konu genellikle , insanı dışındaki dünya ve değişimlerden yalıtıp, gelişimin dinamiğini nesnel gerçeklik ve toplumsal ilişkiler bütünlüğünden kopararak tek başına geçmiş içinde yapılacak kazılara mahkum ederek bir çıkmaza sürüklemektedir. joyce tüm eserlerinde buna düşmüş bir yazardır. çok parlak ve etkileyici çözümlemeleri de vardır halkına, ülkesine ve insanına dair. ama onun zamanı bu dairesel kavrayışı ve bireyi geçmişinin içine hapsedişi her şeyi yerinde sayan bir durağanlıkla çözümlemeye götürür kendisini. o yüzden de irlanda ve irlandalılar onun tüm kitaplarında hep aynıdır, donmuşlardır adeta.
tepside kan damlaları sızan böbrek tepside kan damlaları sızan böbrek
enis batur un deyimiyle çağın fetiş romanı.
kitabı türkçeye ceviren nevzat erkmen ise şunu belirtmiş: "... olay, ingilizce yazılmış bir yapıtı türkçeye çevirmek değil, ulyssesce'yi türçeye çevirmek."
yapıtın 1922 basısı ile 1984 basısı arasında oldukça önemli farklar vardır. enis batur bunu şöyle dile getirmekte:

"neden bu denli eksik yanlış bir basımı yapılmıştı ulysses'in? bilindiği gibi joyse'un romanı ilk kez pariste ünlü "shakespeare and company" kitabevi tarafından yapılmıştı. joyce'un neredeyse okunaksız sayılabilecek bir elyazmasıyla kitabı teslim etmiş olması, baskı öncesinde dizilen metne yaklaşık 100 bin(!) kelimeyi ekleyivermesi, üstelik onları aynı okunaksız elyazısıyla provaların üstüne yazması ulysses' daki "errata" çizelgesinin bu denli büyümesine yol açmıştı. ama, joyce'u aşan bir neden daha vardı, yanlışlar konusunda: böylesine güç bir metni harf harf dizme durumunda olan dijon'daki basımevinin 26 dizgicisinden hiçbiri, tek kelime olsun ingilizce bilmiyordu!
nedeni ne olursa olsun ulysses bu yarım haliyle ortaya çıktığında kültür çevrelerini kasıp kavurmuş okurlarına zorlu saatler hatta günler geçirtmişti." [sözlük yazarından not; belki de zorlu yıllar geçirtmişti. mesela ben]

büyük yazarlar böyledir işte: kitaplarını hiçbir zaman bitiremeyiz.

dikkat ettiyseniz içeriğe [yani esasa ilişkin] tek kelime edemedim.
1 /