ümit besen

1 /
invisibleruh invisibleruh
türkçeyi bayağı iyi kullanan arabesk müziği insanı. "imkansız", "ben aşkı ölümsüz bilenlerdenim", "ah bu şarkıların gözü kör olsun" gibi güzel türk sanat musikisi eserleri bulunan "bir tanesin sen" albümü alınıp dinlenmeliktir. neticede, 80 sonlarından hepimiz biraz aşinayız sesine.
ayrıca (bkz: coşkun sabah )
cagrilanyakup cagrilanyakup
tavernacı.

“birçok özelliğe sahip olan ümit besen’e her şey çok kolay geliyor. sol eliyle yemek yerken sağ eliyle yazı yazabiliyor ve piyanoda sol eliyle, sağ elin yaptığı işleri gerçekleştiriyor. eşi de hayat mücadelesindeki en büyük desteği ve gücü...

ümit besen adı hafızalara yerleşeli daha çok az zaman oldu, ama bu adı artık ama bu adı müzik dünyasında tanımayan kalmadı gibi. geçen yılın son aylarında ilk plağını doldurduğu zaman onu hiç kimse tanımıyordu. aradan iki ay geçmeden “şikâyetim var”, “alışmak sevmekten daha zor” ve “eskici” gibi parçalardan oluşan ilk uzunçaları onu müzik dünyasına tanıtmakla kalmadı, şöhret de yaptı.

hareketleri rahat, söyleyişi duygulu, sesi güçlüydü. sonra ikinci plağını yaptı; “ıslak mendil”... ümit besen bu plakla da sıradan bir isim olmadığını ispatladı. adı gün geçtikçe büyüyor, plakları satış rekorları kırıyor, çalıştığı gazinolar tıklım tıklım doluyordu.

1956 yılında adana’da osmaniye ilçesinde doğan ümit besen, araba tamircisi babanın beş çocuğunun en büyüğü idi. altı yaşında ilkokula başladığında ilk müzik aletine de sahip oldu. ümit besen, müzikle tanışmasını şöyle anlatıyor:

“amcam bozuk melodikasını kendi kendime üfler bir şeyler çalmaya çalışırdım. babam bunu gördü ve bana yeni bir melodika aldı. sonra da ‘ümit küçük yaşta nefesin yoruluyor artık melodika çalmak yok’ diyerek bana küçük bir akordeon aldı. ve her şey o akordeonla başladı.”

artık müzik yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır. lise yıllarında “tayfunlar” adlı bir orkestra kurar ve orkestranın bütün elemanlarını kendi yetiştirir. bu arada müzik, okumasını engellediği için askere gider.

metin oktay dinlemeseydi...

1978 yılı ümit besen için hayatının önemli bir dönüm noktası olur. sıradan gazinolarda da olsa, ikinci, üçüncü sınıf gece kulüplerinde de olsa artık rahatlıkla iş bulan, aranılan bir isim olmuştur. adana’da bir gece kulübünde piyano eşliğinde türk sanat müziği okumakta ve çok beğenilmektedir. bir gece onu dinleyenler arasında eski ünlü futbolculardan metin oktay da vardır. metin oktay istanbul’a dönünce tarabya’daki müzikli bir restoran sahibine “adana’da bir çocuk var, piyano eşliğinde şarkı söylüyor, bu çocuğu muhakkak bul getir, senin belini bu çocuk doğrultur” der.

karşılıklı görüşmelerden sonra ümit besen, istanbul’a gelir ve adı geçen restoranda tam 2,5 yıl aralıksız çalışır. bu arada hayatına emine adlı bir genç kız girer, önce arkadaş olurlar, sonra da âşık. ve uzun süren bir arkadaşlıktan sonra da bundan 10 ay önce evlenip dünya evine girerler. evlendiği gün ilk uzunçaları piyasaya çıkar.
artık çalışmalarında en büyük yardımcısı eşi emine’dir. yaptığı besteleri önce eşine dinletir. “sen beğendiysen muhakkak bu şarkı tutar” der. ’48 saat hiç durmadan piyano çalabilen ümit besen sol eliyle yemek yiyor, sağ eliyle de yazı yazıyor. doğuştan solak olduğunu belirten ümit besen “piyanoda sağ elin yaptığını sol elimle yapabiliyorum, benim için sol el, sağ el hiç farketmiyor.” diyor. ümit besen, içki ve sigara kullanmıyor, ancak çok efkârlı olduğu zamanlar bir iki tane sigara tellendiriyor. “hayatta en çok üç şeyi seviyorum” diyen ümit besen bu üç şeyi şöyle sıralıyor: “önce eşim emine, sonra acılı kebap, sonra da arabam.” 8 yaşında araba kullanmasını öğrenen çok hızlı araba kullandığını ve çok hızlı yemek yediğini belirten ümit besen, herhangi bir arabayı en ufak noktasına kadar 2 saatte söküp takıyor.

kağıt, tavla dahil her tür oyundan nefret eden sanatçı “bu oyunları oynayanları seyrederken de sıkılıyorum” diyor.
tragedy tragedy
ı love you, i love you. do you love me? yes i do.
ıf you love me tell me tell me...
ıf you love me kiss me kiss me...
eseri unutulmazlar arasına giren piyanist şantör film yıldızı hokkabaz kimse
gudu bet gudu bet
an itibariyle gudik bi kanalın yemek programında görülmüş, elindeki satırımsı şeyle havuç doğrama görevi kendisine verilmiş, klasikleşmiş şarkıları efkar ortamlarından eksik olmayan müzik insanı. anlayacağınız nikah masası olmuş yemek masası..
sezerciğin eşeğini satın almaya çalışan çocuk sezerciğin eşeğini satın almaya çalışan çocuk
hemen hemen her parçasında diyalog oluşturulabilir.

+ abi geçen gün sarayburnu' nda görmüşler seni ne iş?
- abi deme bana.
+ ne oldu ya ne yaptım neden mutsuzsun ?
- sarayburnu nda aşk yaptım.
+ abi iyi değil gibisin gel bir iki kadeh bişi içelim .
- meyhaneler teselli etmiyor beni artık.
+ abi otururduk ya.
- tahta masa hem oturmam.hem sana söyleceklerim var
+ abi sen de ne emmeye ne gömmeye geliyorsun. tamam ne diyeceksin söle.
- sevil sevme.
+ peki abi. (deli galiba .)
la vie en rose la vie en rose
adana'lı piyanist şantör. efendi insandır. tek kusuru iki kelimeyi bir araya getirmekte zorluk çeker. kendisiyle yapılan radyo röportajlarında vereceği yanıtları ezberlemeye çalışır. durarak ve de tekleyerek konuşur. canlı yayında zordur. banda kaydedip orayı burayı keserek yayınlamak daha uygundur.
1 /