ümit yaşar oğuzcan

2 /
miaow miaow
unutmak adlı şiiri..

unut demek kolay gel bana sor bir de,
unutamıyorum işte unutamıyorum,
birşey var şuramda beni kahreden,
şuramda tam yüreğimin üstünde,
çakılı duran birşey var,
elimde değil söküp atamıyorum.

dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere,
kimi görsem biraz sana benziyor,
seni hatırlatıyor şu bulut, şu gökyüzü,
şu kayalıkları döven deniz,
şu hüzünlü melodi, şu napoliten şarkı,
bir zamanlar beraber dinlediğimiz.
azwepsa azwepsa
"uludağda karı seyrederim karı
donsuz karı
her yer ak
gök ak
taş ak...

masımın üstünde buz gibi biram
ya rakım
ya rakım olmasaydı ne yapardım
alırdım sikilerimi,
uludağda ski yapardım...

uludağda ski yparlar ski,
ben ski yapamam uludağda
skilerimi kırmışlar çözülmüş donlar arasında"
muglak muglak
oldukça yalın bir dille sizi çok yoğun hissiyatlara sürükleyebilen,üstad. kasmadan,direkt. şiiri sevme sebebim, ilk göz ağrım.
te5ir te5ir
ben seni sevdim mi? sevdim, kime ne
tuttum, ta içime oturttum seni
aldım, okşadım saçlarını, öptüm
içtim yudum yudum güzelliğini

ben seni sevdim mi? sevdim elbette
bendeydi özlemlerin en korkuncu
çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

ben seni sevdim mi? sevdim doğrusu
sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
biri vardı ağlayan gecelerce
biri vardı sana tutkun; o bendim

ben seni sevdim mi? sevdim en büyük
en solmayan güller açtı içimde
ömrümü değerli kılan bir şeydin
sen benim boz bulanık gençliğimde

ben seni sevdim mi? sevdim, öyle ya
bir çizgiye vardım seninle beraber
ve bir gün orada yitirdim seni
ben seni sevdim mi? sevdim....

ümit yaşar oğuzcan
te5ir te5ir
birgün seni sevdiğimi anlarsin

uykuların kaçar geceleri
bir türlü sabah olmayı bilmez
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
onun unutamadığın hayali
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
vurursun başını soğuk taş duvarlara
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
dolar gözlerin için burkulur
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğini
o hiç beklenmeyen saat geldi mi
düşer saçların önüne ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
sevmek neymiş birgün anlarsın

birgün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi
ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
bir gün seni sevdiğimi anlarsın.

ümit yaşar oğuzcan
aytok aytok
cemil meriç'in hakkında kerhane şairi dediği şair. cemil meriç bunu söylemesine sebep olarak ümit yaşar'ın şiirlerinin genelde hazır duyarlılığa hitap eden şiirler olması gerçeğini gösterir.
(bkz: hazır duyarlılık)
purplefrog purplefrog
ayrıca bildiğim kadarıyla yaklaşık 24 defa intihar girişimde bulunmuş ve başarılı olamamış ancak oğlu vedat henüz 17 yaşındayken galata kulesinden atlayarak hayata veda etmiştir.

-galata kulesi-
6 haziran 1973
pırıl pırıl bir yaz günüydü
aydınlıktı, güzeldi dünya
bir adam düştü o gün galata kulesinden
kendini bir anda bıraktı boşluğa
ömrünün baharında
bütün umutlarıyla birlikte
paramparça oldu
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu


gencecikti vedat
işıl ışıldı gözleri
içi
bütün insanlar için sevgiyle doluydu
çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
kendini bir anda bıraktı boşluğa
söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
zaman durdu
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu


"açarken ufkunda güller alevden"
çıktı, her günkü gibi gülerek evden
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin
sonsuzluğa doğru

galata kulesinde bekliyordu ecel
bir fincan kahve, bir kadeh konyak
ölüm yolcusunun son arzusuydu bu
bir adam düştü galata kulesinden
bu adam benim oğlumdu


küçücüktü bir zaman
kucağıma alır ninniler söylerdim ona
uyu oğlum, uyu oğlum, ninni
bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat
6 haziran 1973
galata kulesinden bir adam attı kendini
bu nankör insanlara
bu kalleş dünyaya inat
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat.
surrealkedi surrealkedi
aşkı ve aşk acısını en iyi anlatan şairlerden biridir...gerçek bir şairdir,kelimelerin gözyaşlarını iyi bilir,onun şiirlerini okurken insan kendinden daima bir parça bulur...aşkın ve acının şairidir...
bestelenmiş ve ayrıca efsane olmuş onlarca şiiri de vardır...

muazzam şiirlerinden bir örnek:

birgün seni sevdiğimi anlarsın


uykuların kaçar geceleri
bir türlü sabah olmayı bilmez
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
ne çarşaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
onun unutamadığın hayali
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine
sevmek neymiş birgün anlarsın


birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu
şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
vurursun başını soğuk taş duvarlara
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
sevmek neymiş birgün anlarsın


birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
niçin yaratıldığını
bu iğrenç dünyaya neden geldiğini
uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
dolar gözlerin için burkulur
sevmek neymiş birgün anlarsın


birgün anlarsın sevilen dudakların
sevilen gözlerin erişilmezliğin
o hiç beklenmeyen saat geldi mi
düşer saçların önüne ama bembeyaz
uzanır gökyüzüne ellerin
ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin
bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
sevmek neymiş birgün anlarsın


birgün anlarsın hayal kurmayı
beklemeyi
ümit etmeyi
bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
lanet edersin yaşadığına
maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden
bir gün seni sevdiğimi anlarsın
şekerleme kız candy kendine şekerleme kız candy kendine
ben senin en çok sesini sevdim
buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
bana her zaman dost, her zaman sevgili

ben senin en çok ellerini sevdim
bir pınar serinliğinde, küçük ve ak pak
nice güzellikler gördüm yeryüzünde
en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

ben senin en çok gözlerini sevdim
kah çocukça mavi, kah inadına yeşil
aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
hicbiri gözlerin kadar anlamlı değil

ben senin en çok gülüşünü sevdim
sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
unutturur bana birden acıları, güçlükleri
dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

ben senin en çok davranışlarını sevdim
güçsüze merhametini, zalime direnişini
haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
tüm çocuklara kanat geren anneliğini
nice sevgilerin bir pula satıldığı dünyada
sensin, herşeyin üstünde tutan sevgini

ben senin en çok bana yansımanı sevdim
bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni sevdim.

dizelerinden oluşan, bazı yerlerde aşk şiiiri, sevgi şiiri gibi adlar da takılan ve en cool görünen hatunun bile duyduğunda erimesine yol açan "sevi şiiri"ni yazmış olan, aşk şiirlerinin vazgeçilmez şairi.
ayrıca istanbuldaysanız şiirlerinin bazılarını, metro ile iç hatlara giderken, taksim parkında dolaşırken, durakta tramvay beklerken, karşınıza çıkan kitap şeklindeki banklarda yamulmak suretiyle okuyabileceğiniz, ünlü türk şairlerinden biri.
nisan cadısı nisan cadısı
hayatta aradığını bulamamış, bu yüzden sık sık intihara teşebbüs etmiş, (yaklaşık on yedi kez), sürekli ölümü ve yokoluşu özlemiş, bu derin hasret ve acıyı dizelerine yansıtmış şair. kendi değimiyle aşkın ve acının şairi.
2 /