ümmet

hicbir seyi begenmeyen adam hicbir seyi begenmeyen adam
tanrı ümmetlerini seçmeleri için 3 peygamberi çağırır.

ilk önce musa ümmetini seçer. ve tanrım insanlaar arasındaki tüm zeki kişiler benim ümmetimden olsun der. ve tanrı tüm zekileri musanın ümmetine verir.

sonra isa gelir tüm güzel ve yakışıklıları ümmetinden olmasını ister. ve insanlar arasındaki tüm güzelleri ve yakışıklıkları tanrı isanın ümmetinden yapar.

geri kalanlarınıda bana ver muhammed ve muhammedde tanrıya geri kalanınıda bana ver. ben nasıl olsa onların yüzlerini örterim der.
ben olan ben ben olan ben
tasavvufta, kaynağa gittiğimizde dişil öğeyi, anneyi buluruz; anne “um”, evlât “umme”dir. umüm- ümmî-ümmet birbirinden türeyen kavramlardır.

türkler “ümmet”in sonundaki “t”yi okur ama araplar okumazlar, “ümmet” demezler, “ümme” derler. evlât tekil söylenen çoğuldur; velet çocuk, evlât çocuklar demektir, ama tek bir sözcükle söylenir ve anlamı “safiyette birlik”tir. herkes safiyette bir olursa “ümmet”tir; safiyette bir değilse birleşmemiştir,ümmet değildir.

hac ritüelinde “um” kavramı ilginç bir kavramdır; dişil öğe ile, anne kavramıyla buluşur. çıkış noktası daha sonra buradan olacaktır.

muhammed peygamberin kendisine, bu bağlamda kendi için, rabbince söylenmiş bir kavramdır “ümmet”. herkes kendinden, kendi biricik yolundan çıkar ve çölde kendi varlığının arayışında olursa, o zaman insana dönüşen varlıkların birliğine, bu lojiğe göre, “ümmet” denir.

“um” kavramı etimolojik olarak “anne” demektir. bir başka ünvân da “rahmet” kavramıyla bütünleştirilmiştir ve “âlemlere rahmettir” denir.

annelik “âlemlere rahmet”tir; dişil öğenin tasavvuftaki temel noktası budur. her birinin bir ümmet olması, bir anneden doğmak demektir.

örneğin, tevrat’ta da kullanılır: “ibrahim tek başına bir ümmetti.” kurân’da da vardır “tek başına ümmet”; biz “ümmet” deyince çoğul düşünürüz –veletler, evlât gibi– ama “tek başına ümmet” diye bir kavram var.

“tek başına ümmet”ten “kendinden doğma”yı anlar tasavvuf. buradaki “annelik kavramı” bir bedensel anneden doğmak gibi değil, kendisindeki “dişil öğeyi” bulmak, ona ulaşmak ve ondan doğmaktır.

metin bobaroğlu'nun "hac ritüelinde “dişil öğe” kavramı" isimli makalesinden alıntıdır.
sahte killanici sahte killanici
ümmet genel manada müslüman olan toplulukların tamamını ifade eder. dünyada birlik olamayan, birbirinin gırtlağını kesen müslüman toplulukların üst kimliğidir. türkiye' de ümmet siyasi bir görüşün ağzından düşürmediği, arkası doldurulamamış siyasi!, teknik bir terimdir.

ümmet içerisinde dişleri iskorpitten dökülen osmanlı askerini arkadan vuran şerifleri, yemene gönderilen askerin mallarını yağmalayan bedevileri, kendinden başka her hizibi kafir ilan eden tekfircileri barındıran pare pare bir oluşumdur. maalesef.

türkiye' de ümmet islamcı camianın ağzından düşürmediği artık kof bir terimdir. "ümmet"çi olmayanlara ırkçılık iftirası atmaktan başka bir işe yaramaz. ümmet memleketimizde hiçbir davaya taraf olamayan, her bir siyasi çatışmadan güçlenerek çıkan, yancı, bir şubat ayında çektiği eziyetlerle varlığını temellendiren, kendi çocuğunu memleket için şehadete değil, inderagandi için vakıfçılığa hazırlayan gürühun ağzından düşürmediği kelimedir.
elcordobez elcordobez
insan türünün evrim sürecinde toplumu homojenleştirme adına başarısız girişimlerinden biridir. bu saptamanın bütün patenti de bana aittir. yemin ediyorum demin tuvalette başlığı görünce geldi aklıma. uydu ama. buradan alın geliştirin işte.