under the dome

3 /
rki rki
i̇lk sezonunu geçen dönemin final haftasından hemen bir hafta önce yani en fazla çalışılması gereken haftada izlediğim dizi. kafamı sikeyim keşke değseydi.

bir de ta geçen sene dizinin daha yayınlanmaya başlamadığı zamanlarda utanmadan şöyle demişim; (bkz: #10483582)

oyunculuklar öyle çok kötü değildi, senaryo da öyle çok kötü değildi ama ne bileyim bir şeyler eksikti. i̇zledikten sonra insanda ergen dizisi tadı bırakıyor. kitabını daha okumadım iyi olduğuna en azından vasatın üstünde olacağına inanıyorum. sanırım dizide yanlış olan stephen king'in hayal gücünün farklı yansıtılması ya da tam olarak yansıtılamaması. diziyi izlerken hep kitabını okuduğumu ve geçen sözleri kendi hayalimde canlandırdığımı düşündüm gerçekten zevk alacağım bir şey oluyor ama diziyi izlerken aynı tadı veremiyor.

yeni sezonu da 30 haziranda geliyormuş.
klakson klakson
hollywood figüranlarının toplanıp çektiği dizi sanırım. bugün fx kanalı yayın akışını akşama kadar bu diziye ayırmış. sanırım en büyük hatasını yapmış. kitap olarak kalması gereken dizidir.
lady viola lady viola
s2e1 spoiler

çok hızlı bir şekilde sezonu açtılar.

junior'ın dayısında var bir işler, umarım iyi taraftadır çünkü kendisini pek bir beğendim. *

junior'ın annesi ölmemiş mi? kasabanın dışında mı yaşıyormuş? rüyalarda nasıl buluştular oğluyla? zaten garip resimleri vardı, dur bakalım ne olacak.

denizden çıkan kız eskiden ölmüş biri olabilir. nasıl açıklarlar bilmiyorum.

kafede kahve isteyen abimiz stephen king'di, güzel olmuş hoş olmuş.

linda salaklığına doyamadan öldü. mal mal beklersen arabayı öyle olur. denizden çıkan kız neden ondan özür diledi, ölümüne o mu sebep oldu anlayamadık.

angie'nin ölümü de çok ansızın oldu. ama o kız değil de başkası yapmış olabilir. o dolapta ne gördü meraklar içindeyim ayrıca.
minas minas
under the dome fena halde domates olmuştur. her an salçalı döneme girmesi beklenebilir. boktan bir dizidir. canı sıkılan bile seyretmesin dahada canı sıkılır.
may i count on you may i count on you
fantastik, bilim kurgu, gizem, drama tarzında gayet de güzel dizidir. yapımcıları stephen king, steven spilberg, jack bender konusu da ilgi çekici, daha ne olsun. oyunculuklar iyi olmayabilir, ama filmin hareketliliği ve sürekli oluşan sorular gizemler nedeniyle oyunculuğu aramıyorsunuz zaten.

ayrıca 24 haziran 2013'te yayınlanan pilot bölümü yazın en iyi açılış yapan tv dizisi rekorunu kırmış 13,5 milyon izleyici ile;

under the dome'dan rekor açılış under the dome 13.5 milyon kişi tarafından izlenerek, yazın en iyi açılış yapan tv dizisi oldu. beyazperde
slaughter slaughter
---spoiler---

2. sezonun 7.bölümünde barbie aşağıya düşerken julia ile arasında geçen "don't you dare" temalı diyalog tıpkı lost'taki manyetik alan açığa çıktığında sawyer ile juliet arasında geçen diyalog değil miydi ya?

---spoiler---
inis mona inis mona
2.sezon 8.bölüme geldim hala hiç bir gizemi açıklığa kavuşturmadılar.tam tersine sürekli yeni bir şey çıkıyor.ayrıca her özette ikiye ayrılan ineği görmek zorundayız sanırım.to be continued...
the red queen the red queen
ilk bölümünden hiç bir şeye benzemeyeceği belliydi. rol yapmayı bile bilmeyen oyuncuları toplamışlar nedense. stephen king uyarlamaları genelde böyle oluyor. kitap ne kadar iyiyse, film uyarlaması o kadar kötü.
sözlüğün en güzel kızı sözlüğün en güzel kızı
yoklukta gideri olan dizidir.

ayrıca karakterlerin attıkları her adımın, her hareketin sebebini açıklayan ne idüğü belirsiz saçma posfirik replikleriyle her türden iq'ya hitap etmektedir. evet bu dizide yanlış olan bir şeyler var, başlamadıysanız hiç başlamayın.
3 /