üniversite gençliği

poena poena
üniversitede okuyan her yaştaki kişi bu grubu temsil eder.

insanların ''hayat sana güzel'' , ''ne b.k yiyceksen şimdi ye, daha bu ortamı bulamazsın!'' gibi söylemlerle aklımızı çeldiği, birçok kampanyadan faydalanabildiğimiz, ''bu dönem hiç bitmesin lan'' dediğimiz,bazı zorlukları da olan gençlik evremiz.
mahesvaras mahesvaras
çoğunu boş beleş insanların oluşturduğu güruhtur.

bunlar sabahtan akşama kadar ve gece geç saatlere kadar o saçma salak dizileri izler, facebook, twitter ve interaktif sözlüklerde fink atarlar. kafelerde, barlarda sürterler. baba parası yemekten başka bi' işleri yoktur bunların. uzun bir tatile çıkmış bir insan gibidirler.
wulfgar wulfgar
yarın 6 kasım. fakat ciddi bi' çoğunluğunun bu tarihin öneminden haberi bile yok.

edit: sözlük formatına aykırı diyip de ispiyonlayan arkadaşa;

arkadaşım mal mısın yoksa mal taklidi mi yapıyorsun?
çözücü çözücü
10 eylül çarşamba günü bir kısmını (maalesef) gözlemleme imkanı bulduğum boş beleş topluluk mensupları.

ingilizce bir bölüm kazanan kızımı hazırlık sınavına götürdüm çarşamba günü. çocuk hayatımın bir yılı dedi, oturdu 2 gün falan ders çalıştı. ciddi olaydır yalnız, üniversite sınavına hazırlandığını görmemiştim, gözlerim yaşardı. ders çalışan çocuğa meyve servisi falan yapmak gibi içimde kalan ne varsa gerçekleştirdim. neyse önce pazartesi günü seviye belirleme sınavına girdiler hepsi. sonrasında da o sınavda başarılı olanları ikinci turda baya kazık bir sınav bekliyormuş, malum özel üniversite olunca 4 yerine 5 yıl para alacaklar çocukları üzerinden velilerden. neyse dağıtmayayım.

böyle tuhaf kılıklı tuhaf tipli bir dünya çocuk. çığlıklar atarak birbirlerine sarılıyorlar abuk sabuk konuşuyorlar falan ve mekana da gayet hakimler. şaşırdık haliyle bunlar burayı tanıyor belli, neden buradalar acaba diye. sonradan konuşmalarına kulak kabartınca farkettim ki bunlar hazırlığı zaten okuyan fakat geçemeyenlermiş. hatta 2 sene okuyan da vardı içlerinde.

üstlerinde armani jeans, ck, guess, lv, amk ne ararsan var, yıkılıyorlar. muhabbetler erkekler arasında "hangi arabayla geldin kanka?" minvalinde ilerliyor. kızlı erkekli bir grup bahçenin ortasında bir daire oluşturdu sonra. ve daha çok kız olanların bağırtı, böğürtü, höykürme ve çığlıkları arasında türlü küfür ve cinsel içerikli muhabbetle kendilerince eğlenmeye başladılar. sanırım bir tür soru cevap olayıydı. ama konu ne ara ve hangi sorudan sonra jartiyer muhabbetine gelmiş olabilir o konuda çekincelerim var.

bu sene lise 3 okuyacak olan küçük kızımla birlikte oturuyorduk bahçede sınava giren ablayı beklerken ama o öğrencimsilerin basitliğine, bayağılığına dayanamadım ve "gel içeri geçelim" dedim. bişey değil çocuğun ahlakı bozulacak diye endişe ettim.

şimdi gelelim konuya.

bunların çoğunun kolej mezunu ve burssuz okuyan çocuklar olduğunu varsayarsak (ki bence tamamı öyledir) yıllığı 31bin tl olan bir okulda 2 yıl hazırlık okumaktan, hayatlarının 2 yılının heba olmasından ve tabi 62bin tl den bahsediyoruz. o sınavdan çıkan çocukların gayet umursamaz bir şekilde "zordu yeaaa. olum ben zaten essay yazamıyorum amk. çok yorgunum hocam sorry yazdım kağıda çıktım moruk." tarzı beyanatları üzerine kafalarını ısırmak içgüdüsüyle yanıp tutuştum.

ulan neredeyse hiç adam gibi ingilizce eğitim almamış benim kızım oturup 2 gün essay nasıl yazılır diye çalışıp bu sınavı geçebiliyorsa, 2 yıl sırf bunun eğitimini almışsın eşek herif sen de geçiver bi zahmet... dedim içimden de şiştim ama yani.

neticede gördüğüm şekliyle gençlik sıçmış canlarım. baba parasıyla okul okumaya değil piyasa yapmaya gidiyor çoğu.

ama suç bu çocuklarda olamaz diye düşünüyorum. sadece gereğinden fazla para vererek iyi ebeveyn olunacağını sanan ve çocuğa ilgi, alaka, arkadaşlık göstermeyip kendi hayatını yaşamak derdinde anne-babalar sebep oluyor olmalı buna.

gene de içim acıdı hallerine.

üstelik sonra çocuklarıma biraz daha aşık olabildim nasıl başardıysam.

son sözüm anne-babalara:

bakabileceğiniz kadar değil, adam gibi ilgilenip zayi etmeyeceğiniz kadar çocuk yapın lütfen...