üniversitede devam zorunluluğu

1 /
sylvia manson sylvia manson
belirli bir yaşa ve olgunluğa gelmiş bireylere, bazı şeyleri öğrenmemiş kabul edip yaptırım yoluyla öğrettiğini sanmaktan başka bir şey olmadığını düşündüğüm saçmalık.

şöyleki;
şahsıma göre; bir öğrenci okula; yapacağı mesleği en iyi şekilde icra edebilmeyi öğrenmek adına bilgi edinmek için gider. girdiği derslerden kendine has çıkarımlar edinir ve bilmesi gerekenleri öğrenmeye çalışır. bu bilinçle hareket eden öğrenciyi devam zorunluluğu, öncelikle bir 'zorunluluk' altına sokar ve suç ve ceza sistemi konuşur. öğrenciyi, bildiği bilgiyi de zorunlulukla tekrar dinlemek zorunda bırakır, bilmediği bilgileri öğrenebileceği zamandan çalarak da, zaman kaybına uğratır.

kısacası; birey kendi haline bırakılıp bilinçli ve kendi eksikleri doğrultusunda hareket etmesi yönünde yönlendirilirse başarı düzeyinin ve kalitenin artacağını düşünmekteyim.
zaten bu durumda gerekli ve yeterli bilgi düzeyine erişmemiş kişiler elenir ve meslekler daha kaliteli yetişmiş insanlar tarafından yapılır.
nott nott
paranoyak hocaların yüz kişilik sınıfta bile ortaokuldaki gibi yoklama yapmasına yol açan zorunluluk. yüz kişinin adı tek tek okunur, hepsi tek tek burda der, çoğu duyulmadığı için işlem bol bol sekteye uğrar ve kaldığı yerden yeniden başlar.
theprojection theprojection
hocaların ısrarla imza istedikleri
öğrencilerin ise inatla vermedikleri
veya;
dersteki öğrencinin 7 arkadaşının birden imzasını öğrendiği
ilkokuldan beri yapılan, ama üniversiteye yakışmayan
sene sonunda ''vf'' yi kabuslarımızda görmemize neden olan
saçmalıktır...
dali dali
bir kısım üniversite gençliğinin çocukluktan kurtulamayıp hala ders aralarında akşam ebesi oynamasının, 100 beklediği sınavdan 90 alınca salya sümük ağlamasının en önemli sebebidir. liseden pek farkı olmayan dayatmacı eğitim sistemiyle kişisel gelişimini tam anlamıyla tamamlayamamış topluluk bir araya gelince ortaya çıkan tablonun tuzudur, biberidir. sırf bu yüzden okul uzatan insanların da varlık sebebidir, ingilizceyi bir şekilde ana dili gibi konuşan öğrencinin mesleki ingilizce derslerine üç kuruş fazla kazansın diye ölesiye ders yüklemesi yapılmış başka branş hocaları sokup, sonra o öğrencinin derslere katılmasını bekleme saçmalığıdır. katılmadığında ise hiçbir mazereti kalmaz bu öğrencinin, yönetmelik bellidir. tüm kopya çekme tekniklerini yalayıp yutmuş öğrencinin güle oynaya bitirebildiği okulu kopya çekme yeteneği yok diye bitirmekte zorlanan öğrencilerin yakındığı adaletsizliğin bir yansımasıdır. sırf derslere katıldığı için geçirdiği gerizekalı öğrencilere rağmen derslerine katılmayanları sınava dahi almayan kompleksli hocaların elindeki kozdur. dersin amacının saptırılmasıdır, öğrencinin ne bildiğiyle değil ne yaptığıyla ilgilenmektir. netice itibariyle eğitim sistemimizdeki yarım yamalaklıklardan sadece biridir, fazla takılmamak gerek aslında. ben niye bir türlü susamadım, bilmiyorum.
rhododendronluteum rhododendronluteum
okuldan nefret ettiren,asosyalleştiren gereksiz bir yaptırımdır.hayır,sıkılmışsındır,bir yerlere kaçmak istersin elinde takvim hesap yaparsın..
berbat bir durumdur yani.
güdülmeye alışkın insanlarımızın vazgeçemeyeceği,hocaların eline notla beraber tehtid unsuru olarak geçen,saçmalıktır!
göster bakalım kaynanalar hamamda nasıl bayılır göster bakalım kaynanalar hamamda nasıl bayılır
bazı şeyleri lisede bırakmamış mıydık? diye sorduran uygulamadır
diğerleri için (bkz: ödev) (bkz: dersi kaynatmaya çalışan öğrenci) (bkz: hocanın masaya vurması) (bkz: üniversitede çalan zil)
tabi devam zorunluluğu olmadığı zaman okula sınav dönemlerinde uğrayan ve bir halt anlamadığından yakınan insanlar türer, fotokopicilere yarar. gene de sabah üşenip okula gitmezken "yahu ben şimdi iki defa mı gitmedim üç defa mı gitmedim?" stresi yaşamamak ayrı bir keyiftir
marmara üniversitesinin ve istanbul üniversitesinin gözünü seveyim
three hours three hours
benim açımdan şu şekilde vücuda gelmiş bir zorunluluktur:

- anne, baba, ben bıktım okumaktan, bırakmak istiyorum.

anne kitaptan, baba gazeteden başlarını kaldırırlar. tehdit edici sessizlik ve öldüren bakışlar...

- ya... neyse... denedim en azından...
faaip de oiad faaip de oiad
mimarlık, tıp gibi bölümleri okuyanlar için çokta önemli olmayan durumdur. çünkü isterse hiç devam zorunluluğu olmasın geçmek için mecbur derse girilmelidir yoksa vize/finallerde sorulan sorulara abuk cevaplar verip proje istendiğin "nasıl yapılıyor lan maket?" gibi sorular sorabilir ya da diğer tarafta olup çevrenizde bu soruları duyduğunuzda yarılabilirsiniz.
fingon fingon
sınav haftası kavramının olmadığı, yani sınavların dersler devam ederken hafta içi derslerin bitiminde ya da haftasonu yapıldığı bölümlerde işkenceye dönen olay. hele bölüm normal dersler için yüzde 70 uygulama dersleri için yüzde 80 gibi uçuk devamsızlık oranları istiyorsa bu sıkıntı katmerli olur.

şimdi bir düşünün, yav arkadaş benim dersim örneğin akşam 17.50 de bitiyor. 18.00 da sınav var. kötü günler için sakladığınız devamsızlık hakkınız yoksa mecbur sınav saatine kadar derse girmek durumda kalıyorsunuz. yahut önemli sınavlarınız olduğu kritik günlerde, en çok uykuya ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda, sabah 8.30'da yoklama alan bir hocanız var ise o derse yetişebilmek için sabahlamanız gerekebiliyor.

ve bazı dersler veya hocalar var ki, sadece dersin fotokopisini kitabını vs. temin edip derslere hiç katılmasanız da dersi çok rahat anlayabilirsiniz. ama bazı dersler ve hocalar var ki, derslerine girmeyip evde kitabı aylarca karıştırsanız da hoca anlatmadan hiç birşey anlayamazsınız. bu yüzden devam zorunluluğu olmadığı zaman ilk durumdaki derslere katılım olmaz. ama bunu engellemek için başka bir sistem olmalı. (bkz: çok dertliyim be sözlük)
baschar baschar
kimi zaman alttan alınan derslerde bile koşulan zorluktur. kelli felli hocaların her dersin başında ve sonunda paranoik hareketlerle 24-25 yaşına gelmiş "adam"ları tek tek sayıyor olmasına, ders aralarında kaçan "adam"ları tespit etmesine, arkalarından cıkcıklanmasına sebebiyet veren nasıl bi' öğretim anlayışı ise sokarım lan. bu ne ya?!
everdead everdead
ders anlatma kabiliyetinde yoksun, aslında kendi alanında değil de öğrenciyi derste bayma üzerine doktora yapmış hocaların öğrenciyi derse getirmek için en iyi silahı.

devam zorunluluğu diye birşey getireceğini, derste ekstra birşeyler yap, derse gelmeyenin canını öyle yak. ama yok ki sende o orijinal birşeyler anlatabilecek kabiliyet.

bunların nesli tükenmişti sözde.

(bkz: dinazor)
1 /