üniversiteden mezun olmak

1 /
yazaryazamazyazaryazamazyazaryazamaz yazaryazamazyazaryazamazyazaryazamaz
(bkz: boşluk)

değişik bi duygu. çok farklı. lisedeki gibi değil, ilköğretimdeki gibi hiç değil. çekilecek cefa değil özünde.

at yarışı tadında geçen lise hayatı sonrasında, büyük beklentilerin vuku bulduğu bi umut kapısıdır üniversite. sosyalleşme, insan içine girme, seviyeli muhabbetlere hasıl olma gibi atraksiyonlara yelken açmak için gidilen yer de denilebilir. adamına göre değişir. bana sorarsan iş bulma kurumu derim. basit tanım. düz mantık. sabaha kadar da tartışırım bu hipotezi.

fakat mezun olmak? uzaktan bakılınca güzel gibi görünen, emeklerin karşılığının alındığı son nokta kimilerine göre. yanılmak böyle birşey işte. yeni sorumluluklar edinmek.. zor zanaat. yataktan kalkmaya erinen kimseler için başlarda imkansız hatta.
4 sene boyunca sabahları sadece oda arkadaşımın ''hadi kalk lan derse gidelim.'' uyarılarına itimat ettim, ona güvendim, ona sığındım. hani oldu da bi işe girdikten sonra, alarm sesiyle birlikte uyumayı bu bünye nasıl kabul edecek. hiç düşünen yok lan. sabahın 6'sında kalkması gereken adam üniversitede gece 3'te yatıyorsa, bu babalara geldiğine dalalettir.

''yüksek lisans yap hacı, ne ağladın be'' demeyin dostlar. öyle kolay değil. not ortalmamı anca 3'lü sayı sisteminde 2 yapıyor. belki 2 küsür. 10'luk sayı sistemine göre sen düşün artık.

zaten ilker başbuğ kollarını açmış bizleri bekliyor.. ''şşt lan üniversite mezunu bana bi çay getir, açık olsun. 3 şeker.''. ''emredersin komutanım.'' hiç uzak değil.

mevcut işsizliğe uzmanlar bile değinemezken benim bu konuda atıp tutmam büyük densizlik olur. zor yani o işler. çok karışık.

son olarak; i love you kariyer.net
aklımda hiçbir şey yok aklımda hiçbir şey yok
benim için 1 yıl öncesinde kalmış durum.
artık yetişkin olmak demektir insanların gözünde.
ancak siz kendinizi ait hissetmiyorsanız yetişkinlerin dünyasına, ne öğrenci ne büyük olarak tam da arada kalarak girersiniz bir depresyona. artık kaç ay diyorsanız, seçin beğenin takılın.
neticede para kazanma vakti gelince onu da kabullenir kabuğunuzdan çıkar ve yeni kimliğinize alışmaya çalışırsınız, bir de bakmışsınız size bey/hanım demişler.
chicaloca chicaloca
hayat okuluna adım atmak demek oluyor, ki sınavları en kazık olan okul bu.

ha üniversitede ya da öncesinde, hayat okulu her daim devam etmiyor muydu? ediyordu elbette ama artık daha bi fena sanki ya. bilemedim şimdi.
hell guardian hell guardian
bu ülkede "üniversiteden mezun olmak-iş bulmak" (ve erkeksen askerliğe gitmek) meselesi, "iş bulmak" yönünde yıkıldığından dolayı mezun olmak kabus gibidir.

arkadaş resmen diplomanı alıp evde oturmaya gidiyorsun. iş arıyorsun yok.. mezuniyetten önce zaten kimse seni adamdan saymaz. mezun olmak zorundasın. bu sefer de öğrenciliğin ekonomik kalkanı ortadan kalkıyor. mezunsun artık; öyle beleşe para, burs, yardım, kolaylık yok. git taşı sık suyunu çıkar. sanki bir gün içinde mutasyon geçiriyorsun. tuvalete gidip, dönüşte elinde bir çanta para ile geliyorsun sanki.

yani üniversite son sınıfın ilk gününden, askerliğin de geride bırakılmış haliyle iş yerindeki 3. seneni bitirdiğin gün arasındaki dönem saçma sapan berbat bir yoldur bu ülkede.
theladyofshalott theladyofshalott
çok değişik gerçekten. öyle sınavlardan bıktığımız anlarda isyan ettiğimizde ''şu okul bi bitsin kına yakacam'' söylemlerini unutmuş,hüzünlenirken bulursunuz kendinizi. son final çıkışı, 4 sene doğru düzgün muhabbet etmediğiniz adamla bile vedalaşmak bi tuhaf gelir. gelecek kaygısıyla, tatlı öğrencilik yıllarının geride kalmış olması sentezi pek fenadır.
mrv mrv
günümüz koşullarında diplomalı işsiz olarak hayatta yer edinilmesinden ötürü ne yazıkki gece gündüz düşüncelere boğulmaya sebebiyet verendir. bir dizi belirsizliklerin başlangıcıdır. yıllardır; "bitse de kurtulsak" denilen okul hayatının son bulmasıdır. tuhaftır, bittiği gün tuhaf gelir insana... geçen senelerin sana ne kattığını düşünür kendi içinde muhasebelere başlarsın.
son demlerinde güzel gelen okulun bitmesi, öğrencilikten çıkış, hayata atılan ilk adımın başlangıcıdır. "biraz daha uzasaydı keşke" diye iç geçirmeyle insanın içini bir tuhaf eder. ne acı ki sevilen birçok şeyi geride bırakmayı gerektirir.
pandekt pandekt
insanın kendisinde hayatı omuzlayacak, hayata kafa tutacak hale geldiğini sandığı durumdur. oysa hakikatte daha alınacak çok yol vardır, öğrenilecek bilgi, edinilecek tecrübe.
ama güzeldir üniversiteden mezun olmak, en azından ailenize yaşattığınız gurur için güzeldir.
kaldırımmühendisi kaldırımmühendisi
şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, sevinçliyiz hepimiz yaşasın okulumuz.... bu şarkıyı ilk söylememden bu yana 18 yıl geçmiş. o zaman her şey oldukça uzak gözüküyor insana. neticede tüm dünyası okul yolu, mahalle arası ve hayalini kurduğu bisiklet olduğundan çok da sorun etmiyor bu tip kavramları. kızların saçını çekip, önümüze gelene yüz tekme gibi salakça nakaratlarla grup halinde yürümek daha önemli geliyordu o zamanlar.

ilkokul devam etti, haydi oğlum, anadolu lisesi sınavı, özel okullar sınavı, cart sınavı, curt sınavı derken beden dersleri gitti sınavlar geldi yerine. olsun ama hala okuldan çıkınca top oynamak daha önemli bir yer tutuyordu. o zamanlar playstation ya da bilgisayar yok(var ama şimdiki kadar yaygın değil) haliyle bizim için pes sokakta oynanan kadar. gerçi isimler gayet türkçe ama olsun şimdikilerden çok daha güzeldi.

ortaokula geldik sonra, 3 sene. anadolu lisesi'ni kazanamamışlığın ince ezikliği ilk hafta ortadan kalktı. arkadaşlık ilişkileri önemli hala. hayat kavramının çapı genişlemek birlikte kapsamı çok da genişlemiş sayılmaz.

ve lise. ah lise ah. cemil cümle için çok şey ifade etse de benim için pek de güzel sayılmadı hiç. oldukça popüler ve güzel bir liseye gittim ama o kadar. fazlası olmadı. hemen herkesle ortak olan ise en hasından arap tayı kıvamında sınav derdine düşmüştük.

işte bu yüzden üniversite hemen her ergene bir umut kapısıdır. liseden sonra üniversite cennet gibi gözükür. ortam, büyümüşlük fikri, il dışındaysa kendi ayakları üzerinde durma kavramı daha neler neler. sonra geleceğe dair hayal kurmak falan. tonla ekşın yani. düşünüyorum da hakikaten güzel lan. konserler, şenlikler pehh...

ne demiş oracle* başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. bitti lan. ee ne olacak şimdi? yani bu mudur? hazırlık dahil toplamda 5 yıllık süreç bitiyor. başlarken hayali kurulan iş hayalleri gerçek bile olsa ne farkeder yahu? okul bitiyor. gecelemeler bitiyor. okul muhabbeti bitecek. "hocam yerime imza atarsın ok?" sonlanacak.

mesele şu ki, öğrencilik insanı hayattan bir şekilde uzaklaştırıyor. iş -ki şu kriz denen süreç içinde gayet zor ya neyse- buldun diyelim, öğrencilik hayatı bitiyor yahu. yani artık çocuk değilsin. sorumlulukların var. işe giderken iş arkadaşına "aga ben gelemeyecem yerime bi imza at" diyemezsin. ya da kafan sıkıldığında çıkıp gidemezsin. öğrenci evi denen kavram ortadan kalkıyor bir kere.

yüksek lisans yap, doktora yap değil mi? iyi de onlar okuldan sayılmaz bu bir. ortalaman var mı diye sorsana bir de arkadaşım. anca yap da yap. hey yarabbim. deli olmak işten değil.

neyse ne yapalım biz de askere gideriz. tabur kalk! emir eri olmak için zaten bunca eğitim. kısa mısa olur mu lan. ordunun bize ihtiyacı var. dört yanımız düşman dolu. türk'e türk'ten başka dost yok!*
en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm en sevmediğim özelliğim dürüstlüğüm
ne yapacağını bilememek,afallamak,kararsız kalmak,acaba hangi yöne gitsem diye düşünürken zamanın ayaklanıp alıp başını gitmesi,senin orda sap gibi tek başına kalman,hayatla tanışma,sonra hayata küsme,ağır bunalımlar.aldığın üniversite diplomasının hiçbir işe yaramadığını görüp sana bu diplomayı verenlerin bir tarafına sokma ihtiyacı hissetmen,diplomayı vitrine koyup vitrin süsü yapmak,gelip geçerken arada bakıp tatmin olmak,öğretmen olmak için üniversiteyi bitirdiğin yetmiyormuş gibi üstüne bir de kpss'yi kazanmak zorunda kalman,kazanamadığın için sisteme sallaman,asgari ücretli işlerde çalışmak,ilkokul mezununun da seninle aynı parayı aldığını görüp bu sefer sisteme dümdüz gitmek,sonra da ülkeden basıp gitme isteği....
asitane asitane
en az liseden mezun olmak kadar 'sudan çıkmış balık' sendromu yaşatandır. okurken 'şu okul bitsin neler yapıcam olm' palavraları atan gençlik ilk önce iş bulma sorunuyla karşılaşır. şansı yaver gidip güzelim ülkemde iş bulduysa bu sefer iş ortamına alışmakta zorlanır zira öğrencilik hali hiç bir şeyle kıyaslanamaz. bir de ülkemizde aslen okuduğu meslekle alakasız iş yapmak zorunda olan kişiler var onlara sabır dilemeden geçemeyeceğim. adam okulu bitirmiş mühendis olmuş, gider şirkette müdürlük yapar, öğretmenlik bitirir sekreterlik yapar v.s örnekler uzar gider. velhasıl üniversiteyi bitirmek sorun gibi görülsede asıl sorun bitirdikten sonra belirli bir düzen kurana kadar geçecek olan zamandır. en iyisi hiç uğraşmayıp ikinci bir üniversite okumak.
1 /