unutulanlar dışında yeni bir şey yok

1 /
oldz oldz
hakkari dağ komando tugayı komutanlığını yapmış osman pamukoğlu paşanın görev yaptığı iki yıl boyunca başından geçen olayları oradaki çetin mücadeleyi anlattığı asla unutulmaması gereken şeylerin nasılda unutulduğunu belkide bu kitap sayesinde şehitlerin gazilerin bir nebze hatırlanmasına yardımcı olmuş ibret vesikası.
fixxxer fixxxer
"pkk ile yapılan mücadele hakkari'de ve kuzey irak'ta 3000 m. üstündeki dağlarda ve dağ geçitlerinde ya kar üstünde ya da güneşin altında yürütülmüştür.
bu vahşi doğada nisan ayı ile birlikte rengarenk kır çiçekleri açar. fakat içinde bulunduğumuz ruh hali bunların hiçbirinin farkına varılmasına imkan tanımaz.
metrelerce derin kar ve kır çiçekleri, vatanları için gözünü kırpmadan şehit olan kahramanlar, oscar wilde'ın, küçük yaşta ölen kardeşi için yazdığı şiiri akla getirir:
sessiz yürü, o yakında ,
karların altında;
usulca konuş, o duyabilir,
açan papatyalarla ..."
akıllarazararziyan akıllarazararziyan
bir milletin nasıl kolunun kanadının kırılabileceğinin,liderliğin ne kadar önemli olduğunun,bu ülkeyi bu hale getiren sebeplerin neler olduğunun ibret verici hikayesi.günlerce süren operasyonlarda botları parçalanan,ayakları donan,gözünün önünde arkadaşı öldürülen ama asla yılmayan askerimizinin gurur duyulacak,örnek alınacak öyküsü.sadece düşmanla değil,hava şartlarıyla,kendi psikolojileriyle,sevdiklerinin özlemiyle,sürekli ölüm korkusuyla boğuşan askerimizin hikayesi.bu kitabı okurken gözyaşlarını tutabilen yoktur sanıyorum.birkaç kere okunması ve hepsinden önemlisi ders çıkarılması gereken yakın tarihimizin gerçeklerine ışık tutan bir başucu eseri.ne zaman bir hainlik sezilse açılıp okunmalı.
galliani galliani
kesinlikle okunması gerekir ve bu satırların yazarı tarafından okunmuştur da.şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha saygıyla anmama sebep olmuştur.osman paşamız bir paşanın yapması gereken şeyleri yapmıştır.lakin;terörle mücadeleye yeni metotlar kazandırmıştır.kitaptan aklımda kaldığı kadarıyla bazı önemli noktalar ve değerlendirmeler
- paşamız "baskın basanındır." ilkesiyle hareket etmiş,oturup beklemek yerine bütün dağlara kar-kış demeden operasyonlar yapmış ve teröristleri ülke dışına kovmuştur. onları ülke dışında da barındırmamış, kuzey ırak’a seri operasyonlar yaparak kampları imha etmiştir.
- sayın paşamızdan önce generallerimiz askerle pek iç içe olmazlarmış.operasyonları karargahlarından yönetirlermiş.fakat kendileri çatışma alanına bizzat girerek operasyona komuta edermiş,bu da askerin cesaretini artırırmış.tabii bu durum başarı şansını artırır.
- operasyonel birliklerde niceliğe değil niteliğe önem vermiştir.kendisinden önce 10 bin askerle yapılan operasyonları kendisi 1000-1500 arası askerle icra etmiştir.iyi de yapmıştır,zira küçük birliklerin manevra kabiliyetleri üst düzeyde olur.
- kendisinden önce pusu atma hakkı sadece teröristlere aitmiş. kendisi pusuya özel önem vermiş,başarılı pusulardan sonra teröristler artık dağlarda rahat rahat cirit atamaz hale gelmişlerdir.
- kurmay subayların pek de yetenekli olmadıklarını anlatmaya çalışmıştır bazı bölümlerde. ( kendisi kurmay değildir. )
- köy korucuları dahil olmak üzere bölge halkına hep şüpheyle yaklaşmıştır.
- ordumuzun elinde kanas (uzun menzilli suikast silahı) 1994’e kadar yokmuş. envanterimize ilk kez teröristlerden elde edilen ganimetlerle ve kuzey ırak’taki illegal silah tüccarlarından temin yoluyla girmiştir.
- 1995’e kadar gece uçuşu yapabilen helikopterimizin olmaması beni derin düşüncelere sevketmiştir.
- paşamızın tüm görüşlerine katılmak mümkün değildir.kitaptaki fikirlerine bakarsanız, ülkedeki tüm yetkiler ona verilse 3. dünya savaşını başlatacağından şüpheniz olmaz.çok keskin fikirli olduğu için tuğgenerallikten emekliye sevkedildiği kanaatindeyim
- iyi bir paşa olabilir ancak iyi bir devlet adamı olamaz dediğim bölümler de vardır kitapta.bir seferinde iran’da terör kampları tespit etmiş. istediği zaman kuzey ırak’a girebildiği için iran’a da girebileceğini zannetmiş.fakat yanılıyor sayın paşamız.kuzey ırak için ırak yönetimi izin vermiş ayrıca meclisimiz de aldığı kararla genelkurmaya yetki vermişti.fakat iran için ne izin ne de yetki vardır.iran’a operasyon düzenlemek savaş ilanı sayılır ve bu yetki de münhasıran tbmm’nindir.paşamız iran’a operasyon için acil izin istiyor,siyasiler bu izni vermediği için onlara kitabında ateş püsküyor.okuyanlar da tabiki kitabın yazarına hak verecek ve yöneticilere küfürler savuracaklardır.iyiki sayın pamukoğlu genelkurmay başkanı değilmiş diye iç geçirmişimdir.
- siyasileri her bölümde kötülemeyi kendine görev bilmiştir.
aklımda kalan birkaç noktayı sizinle paylaştıktan sonra şehitlerimizi,gazilerimizi ve sayın pamukoğlu paşamızı şükranla andığımı belirtmek istiyorum.
eriyenadam eriyenadam
okunduğunda insanı sürekli tokatlanıyormuşçasına uzun bir süre aptala çeviren kitap.
şöyle ki;

orada birileri canını dişine takıp savaşıyor. kolu bacağı kopuyor. ölüyor, öldürüyor. dağlarda ser sefil terörist kovalıyor. askere giderken 'anne ben şehit olacağım' diyor. vuruluyor, son söz olarak tekbir getiriyor, şehadet getiriyor, vatan sağolsun diyor. şehidin mübarek anası 'ben şehit anasıyım' diyerek gururlanıyor.

şunu çok iyi anlıyorsun; dağda terörist kovalarken teknolojin topun tüfeğin ne kadar iyi olsa da elindeki tüfek ve yüreğinden başka teçhizat götüremiyorsun. tankların dağa çıkamıyor, uçakların pusuyu, mağaraları vuramıyor. amerikanın orda burda saplanması bunun güzel bir örneği. mehmetçik bunu başarıyor. gencecik insanlar, samsundaki manav, çankırıdaki çaycı yıllarca dağda cirit atan, mesleği 'bölücülük' olan teröristlere karşı aslan kesiliyor, 3 mermi sıkımlık talimden sonra gözünü kırpmadan cehennem alevlerinin ortasına atılıyor. osman pamukoğluda diyor; bu asker başka...

peki neden? bu adamlar neden ölüme böyle korkusuzca atılıyor? şehadeti anlamlı yapan uğruna ölünen değeri en yükseğe çıkarmaktır. bu kadar şehit vermiş bir milletin hangi şehidi ' evet, işte ben bu türkiye için canımı verdim' der?

bu tezatlık insanın kanını donduruyor. dünyanın en cesur, en mert neferleri cephede gözünü kırpmadan ölürken, onların koruduğu ülkede dünyanın en adi, en şerefsiz soyguncuları, soysuzları, müsrifleri cirit atıyor. memleketin iliğini kurutanların çocukları keyif askerliği yaparken, soyulan, ezilen hor görülenlerin yavruları şehadeti dağlarda kovalıyor. miğde bulandırıcı çıkar hesaplarının ortasından alnı pak, göğsünde al madalyasıyla bayrağa sarılı şehitler geçiyor.

bu memleket bu temiz insanların yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor. ama böyle gitmez. bu kadar haksızlığı, pisliği, iğrençliği hiç bir kutsal değer kapatamıyor. bu kadar adeletsizliği hainden yana bozuk terazi dengeleyemiyor. şu anda memleketin bir köşesinde herşeye rağmen bu büyük mücadele verilmeye devam ediliyor. allah hepsinden razı olsun...
dream endless dream endless
aslında bu ülke için en geçerli sözdür bu. herkes dünü, dün de söylenenleri unutmaya o kadar heveslidir ki bu ülkede. şehit anasına laf denir sonra kurban olam ayına yıldızına denir.

(bkz: neyse ben birşey demiyorum)
excalibur excalibur
osman pamukoğlu'nun sonunda okuma fırsatı bulduğum muhteşem kitabı. 93-95 arası dönemi anlatmasıyla beraber 12 yıldan fazla bir süre geçmiş olmasına rağmen hala değişen birşey olmaması son derece üzücü bir durumdur. saldırılan karakollar, saldırı şekilleri, sınır ötesi operasyonlar bile aynı.
at adam at adam
kesinlikle insanı etkileyen bir osman pamukoğlu kitabıdır.okudukça hem o itlere,hem de kendi içimizde yaşamış olan itlere lanet okuyacağınız,bazı sayfalarda coşup bazılarında gözyaşlarınızı tutmakta zorlanacağınız güzel bir kitap.güneydoğu da asker yakını olan veya direk kendisi orada asker olan,beklesin askerden sonra okusun.zira ben bi hayvanlık yaptım okudum,insan kendini bir süre rambo zannedebiliyor
birleşikyazılande birleşikyazılande
ismini bu kadar güzel yansıtan başka bi kitap daha yoktur!

sene 1993, osman pamukoğlu hakkari ye gidiyor.. terör belasının zirvede olduğu günler. 2 sene sonra herşey bitiyor, terör bitirilme noktasına geliyor, pamukoğlu nun görev süresi uzatılmıyor ve dönüyor..

sene 2011.. şehit sayısını bilemiyoruz bile..

arada kalanlar..

unutulanlar.. unutulanların dışında yeni bir şey yok!

açın bu kitabı okuyun ve ne yapılması gerektiğini ve nelerin yapılmadığını görün!
1 /