49 numara ayaklı yazar

49 numara ayaklı yazar

yazar · 13 mayıs 2013

istatistikler (%3) · tarih (%1) · kategorisiz (%96) ?

  1. toplam giri 1075
  2. takipçi 20
  3. puan 12501

temple of the king

49 numara ayaklı yazar
gecenin karanlığında oturmuş usul usul rainbow dinlerken insanın içinde müslüm gürses dinleme isteği uyandıran şarkı. blackmore ve dio ustalığını konuşturmuşturlardır bu şarkıda. o ikili bir aradayken neler neler yapmışlar zaten. bu da onlardan biriydi. özlemle yad ediyoruz.

aöf okuyana zulmeden sistem

49 numara ayaklı yazar
üniversiteye gelip hala sınıfta kalmaktan bahseden biri tenefüse de çıkar. örgün öğretimde bile bölümler ya da üniversiteler arasında zorluk farkı o kadar varken aöf öğrencileri bile şikayet ediyorsa biz ölelim.

genelde öğrenciler derslerde çözülen örneklerin zorluğu 2/10 ise sınavda 8/10 zorluğunda soru sorulduğu görüşündedir, bunu savunurlar. bizde direkt derste bahsi bile geçmeyen şeyler soruluyor efendim. zor olsa bir nebze uğraşılır yapılır da hiç öğretilmemiş bir şeyi çözmek için farklı bakış açıları geliştirip birkaç farklı konuda öğrenilen şeyleri uygulamak gerekiyor. öyle kitaptan ezberleyeyim, hatırlamazsam 1/5 ihtimalim var atarım tutarlık bir şey değil. kopya yazmaya kalkılsa yazılan formülleri bile nasıl kullanacağını bilmek için bir sürü şey bilmek gerekiyor.

herkesin okulu kendine göre zor. ama okul ve bölümün zorluğu arttıkça da işlerin zorlaştığını unutmamak lazım. "bizim de çok zor ne konuşuyorsun" diyenler oluyor da kimse kusura bakmasın herkesin zor değil. egoistlik falan da değil gerçekler bunlar. kendimden daha iyi yerde okuyan arkadaşlarımın benden daha çok zorlandığını kabul ediyorum ben. hal buyken aöflerin bile isyan etmesini anlamıyorum. (bkz: bilemiyorum altan)

ağırlık kaldırırken omurgasını kıran adam

49 numara ayaklı yazar
gerçek olmadığını düşündüğüm video. insanın omurgası kırıldığında (hele de sondaki röntgen gibi bir kırıkta) elindeki yükü bırakıp kısa süreliğine de olsa ayakta durması pek mümkün değildir. öyle bir kırık omuriliği parçalayıp insanın felç kalmasına sebebiyet verebilir. tahminimce adamın şekeri falan düştü. şaka yapmıyorum. ağır yük altında kalınmasıyla o kadar düzgün bir kırık olma ihtimali çok düşük. ama yine spor yaparken pek zorlamamak lazım diye de eklemek gerekir tabi. ağır yük az tekrar yerine hafif yük çok tekrar yöntemine gidilmesi sakatlık riskini minimalize etme yönünden önemlidir. daha da sağlıklıdır.

duality

49 numara ayaklı yazar
sol framede gördüğümde "bu duality o duality mi acaba" diye düşündüm bir an. oymuş gerçekten. yıllar önce gitara ilk başladığım zamanlarda bunu çaldığımda çok mutlu olmuştum (annem ve komşular pek mutlu değillerdi sanırım).

alanının önce gruplarından slipknot'ın en sağlam şarkılarındandır. son albümlerine bakmıştım geçenlerde de "ben bunları nasıl dinlemişim" demiştim. her şey zamanında güzeldir efendim diyerek entrymi tamamlıyorum.

schecter

49 numara ayaklı yazar
ülkemizde pek ünkü olmamasına rağmen dünyada hatrı sayılır bir yeri olan gitar markasıdır. manyetik olarak kendi üretimi olanları, seymour duncan ya da emg kullanırlar. dünyaca ünlü gitaristlere signature modeller ürettikleri gibi ülkemizde de demir demirkan adına üretmektedirler (ki bence gurur duyulması gereken bir şey. keşke daha fazla olsa).

ürettikleri şeyler (gitar, manyetik vs) genellikle rock/hard rock/heavy metal tarzına uygundur. pek yumuşak tonlu şeyler beklememek gerekir. eline schecter gitar alıp onla blues yapmayı denemek birazcık tuhaf kaçar. ki sert tonları çok başarılıdır. orta ve üst segmentte gitar üretmelerinden dolayı usta olmayan birini tatmin etmeyen pek modeli yoktur. drive tonlarındaki başarının aynısını bir fender bir gibson kadar yakalayamasa da bir nebze yakaladığını söyleyebiliriz. tercih edilesidir o yönden.

fiziksel yapı olaraksa görünüme önem veren bir marka olduğunu kesinl söyleyebiliriz. renk seçimi ve desenler gitarın tarzına çok uygun seçilmektedir. rengi falan bir kenara bırakırsak sapı benim için (dikkat, kişisel bir deneyim) fazla incedir. çalarken elimin içini doldurduğunu oej hissetmiyorum. haliyle yeterli kontrolü sağlayamadığımı hissediyorum ve bu olumsuz etkiliyor. o kadar incelik bence rahatlık değil bir yerden sonra rahatsızlık veriyor. ama sırf bunun için almaktan vazgeçilir mi? asla. prs'e karşı her ne kadar gözümde bir eksi taraf olsa da diğer onca iyi özelliği unutmamak gerekir.

saygılarımla efendim. müzikle kalın.

chp nin atatürk temalı reklamı

49 numara ayaklı yazar
güzelim ülkeye bakarken final yapmaya hazırlanan bir diziyi izliyor gibi hissediyorum. eski yıllara ait görüntüleri gördükçe leyla ile mecnun'dan, friends'ten sahneler izliyor gibi oluyorum. "ne güzeldi be" diyorum kendi kendime. "yaşa mustafa kemal paşa yaşa, adın yazılacak mücevher taşa" sözlerini son kez duyuyor gibi bir korku oluştu içimde. "benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır fakat türkiye cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır" demişti atam. atamız. o mavi gözlerini çıkartamaz kimse aklımızdan. söylediğin sözleri kalbimizin en derinlerine yazdık. "bir gün söylediklerim bilimle ters düşerse siz bilimi seçin" sözünü de. ne zaman dara düşsek seni aradık, sana sığındık. herkes kurtuluşu birine bağlamaya çalıştı. "eğer ülkeni kurtaracak bir lider beklemekteysen, ben size hiçbir şey öğretememişim demektir" demiştin oysa. "umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim" demiştin. biz de kaybetmeyeceğiz. seni fikirlerine alet edenlere, seni düşman belleyenlere inat. "ülkesini en çok seven, işini en iyi yapandır" demiştin. en iyisini yapacağız. her ne olursa olsun.

ilkokulun ilk gününden akılda kalanlar

49 numara ayaklı yazar
anasınıfının önünden geçerken (artık oyuncakların olmadığını bildiğimden) "ya anne ne güzel yeni oyuncaklar gelmiş ben bir sene daha gitsem anasınıfına olmaz mı?" diye sormuştum.

bir de sınıf öğretmenimle tanıştıktan sonra ona sarıldığımda ellerim göbeğinin kenarlarına kadar uzanabilmişti. "ne şişko adaam" diye düşündüğümü hatırlıyorum. hala daha çok severim kendisini.
1 /