aqua

aqua

entelijans · 20 haziran 2004

kişiler (%5) · bilim ve teknoloji (%5) · edebiyat (%1) · günlük hayat (%1) · sinema (%1) · kategorisiz (%87) ?

  1. toplam giri 5801
  2. takipçi 51
  3. puan 42921

cosworth

aqua
formula 1'de iddiasız garaj takımlarının en büyük dayanağı olan motor üreticisi. 2010 sezonunda yeniden ortaya çıkarak team us f1, manor grand prix ve campos meta team'in motor tedarikçisi olmuşlar, aferin. 2011'de formula 1'e takım kurarak katılmayı planlayan youtube ve virgin group gibi firmalara da tedarikçi olurlarsa şaşmam.

travesti cindy

aqua
parasızlıktan veya işsizlikten değil, istediği için bu yola giren insandır. daha iyi yaşamak, çok para kazanmak ve bunu fuhuştan kazanmak amacıyla ameliyat olmuş, çalışmaya başlamış ve başka bir sektörde çalışması için gelen teklifleri bile geri çevirmiştir.

kendisinden duyduklarımı onu tanımayanlar yalanlıyor ya, işte budur beni güldüren.

travesti cindy

aqua
hayatı fuhuş harici herhangi bir meslek icra etmesine izin vermediğimiz için değil, güvenliğine yeterince dikkat etmediği için son bulan insandır.

cindy, onbinlerce dolara malolan ameliyatlar zincirini sadece fuhuş amacıyla gerçekleştirdi. evlenmek veya bir özel şirkette kariyer yapmak değil, fuhuştan mümkün olduğunca çok para kazanmaktı onun amacı. doğrudur veya yanlıştır, orası başka şey. ancak cindy'nin başına gelenlere bakıp da toplumsal kurallara geçirmeye çalışmanın gereği yok.

parasızlıktan "kötü yola" düşmedi, bu yolu kendi seçti.

toplum baskısı nedeniyle psikolojisi bozulan birisi falan da değildi, son derece mutlu yaşadı.

teknosa

aqua
hedefi müşteri memnuniyeti değil, pazarda yayılmak olan mağazalar zinciri. o nedenle fazla kastırmadan franchising verirler, mümkün olduğunca hızlı yayılmaya çalışırlar.

çok pis genelliyorum: teknosa müşterileri ağırlıklı olarak teknolojik ürünlerden fazla anlamayan fakat ihtiyacı olan kişilerden oluşur. bu müşteri kitlesi pazarı da fazla bilmediğinden, sabancı'nın ismine ve imajına güvenerek bimeks gibi adını pek fazla duymadığı, hangi holdinge bağlı olduğunu bilmediği firmalar yerine teknosa'dan alışveriş yapmayı tercih eder.

teknosa bunun farkında, merak etmeyin. ancak amaç müşteri memnuniyetinden ziyade yüksek ciro rakamları olduğu için henüz fazla umursamıyor internette yazılıp çizilenleri. yeterince yayıldıktan sonra kalitesi değişecek, bugün teknosa'ya küfredenler iki yıl sonra gelecek olan kampanyalarla en sadık teknosa müşterileri olacaklar.

pek ahlaki olmasa da başarılı bir yayılma politikası izliyorlar. hem sabancı isminin imajına, hem de türk halkının unutkanlığına güveniyorlar. uzun vadede başarı kaçınılmaz bir sonuç onlar için.

o değil de, koç grubu neden girmedi teknoloji mağazacılığına, bunu hala anlamış değilim. bu iki holding paranın olduğu her yere atlardı, koç'un dalmaması ilginç.

halkta para var

aqua
en baba esnaf geyiğidir. bu tespiti yapan esnaflar, halkın yüde altmışı aptaldır tespitinde olduğu gibi, kendilerini halka dahil etmezler. "halkta para var, alışveriş yapmıyo ipneler" diye isyan edip rakı şişesine davranırlar.

yollardaki arabalara, iphone çıktığında turkcell bayileri önünde kuyruk olanlara, taksitle yarrak satılsa hemen koşup bonusuyla taşşak almaya çalışanlara bakarsanız hak verirsiniz belki bu esnaflara. ama bu halkta para olduğunu değil, insanların iktisattan anlamadığını gösterir.

ayağını yorganına göre uzatmayan adam, milyoner olsa da ağlar, sokakta yatsa da ağlar. 2.000 lira maaş alan adamın altında 70.000 liralık arabanın ne işi var lan?

babası benzin koyamadığı 100.000 liralık arabasını garajda bekletirken, oğlu da -19 kontörle iphone kullanmaya çalışır. sonra halkta para var derler.

para mara yok halkta, gösteriş merakı var sadece. içmeye ayranı olmadığı halde sıçmaya tahterevanla gittiği için dışarda şişinir durur, evde oturup bozukluk sayar.

sevgili tayyip abi uzaydan geldiği için bu gerçeği bilmez, halkta para var der, o ayrı.

he var aq, var ama sana vermem.

travesti cindy

aqua
travesti enflasyonu yaşayan ankara'da "orijinal" bir kadından daha güzel görünecek kadar başarılı olan, bu amaç uğruna bir servet harcayan tek travestiydi cindy.

ödeme konusunda pek tercih etmediğim yöntemler teklif ettiğinden birlikte iş yapma şansımız olmadı. ve sadece travestilerle iş yapan, tahsilatını da cinsel hizmet olarak kabul ettiği için sürekli aç gezen bir template şövalyesi tarafından 43 yerinden bıçaklanarak katledildi.

travestidir, orospudur, escorttur, şudur budur önemli değil de, üç kuruş para için pisi pisine ölmesi hiç hoş olmadı. 1.000 lira için ölen cindy'nin devlet gözündeki değeri kaç yıl, olacak, o dallama ne kadar ceza alacak çok merak ediyorum.

vodafone

aqua
imajı batılı kafası doğulu uzak durulası iletişim firması.

turkcell hattınızı bırakıp vodafone'a geçerseniz size şöyle kıyak böyle kampanya yaparız, bizi çok seversiniz dediler. milenyumun eşekliğini bunların lafına inanmakla yaptım ve 20 kişinin çalıştığı şirketime 4 adet vodafone hat aldım. şirket içi sınırsız hedehödö bi tarifesi vardı bunların, ayda 31 lira sabit ödemeyle kendi içinde sınırsız görüşme falan...

kendi kullandığım hat, bankadan otomatik ödeme talimatıyla ödeniyordu. diğer hatlar içinse, kullanan şahıslara maaşıyla birlikte veriyordum parayı. bu durumda birisi faturasını ödemezse ne olur? ödemesi yapılmayan hat kapanır.

ama bunlarda öyle değil. eğer hatlardan birinin faturası ödenmezse, faturası günü gününe ödenmiş tüm hatları kısıtlamakta bir sakınca görmüyorlar. tabi ben bunu faturası otomatik ödenen hattım aramaya kapatılınca öğrendim.

ve utanmadan diyorlar ki, "hatlarınızın hepsi şirket adına, biri ödenmezse diğerleri de tehlikede demektir, güvenlik nedeniyle kapattık!"

neyin güvenliği lan? 31 liranızı alıp yurtdışına mı kaçayım? bu şirkette türk telekom'a kayıtlı 7 tane hat var. eğer biri ödenmezse, ödenmemiş olan hat kapatılır, tüm hatların kapatıldığı nerde görülmüş?

üstelik bunlar hattı satarken böyle bir bilgi vermezler. hatları alırken üstüne basa basa sordum. "hatlardan biri vaktinde ödeme yapmazsa bunun diğer hatlara bir zararı olur mu?" dedim. "yok beyfendi, diğerleriyle ne ilgisi var, ödemesi geciken hat kısıtlanır sadece" dedi bana bu hatları satan şişman amca. üstelik imzaladığım 4-5 sayfalık punto fakiri sözleşmede de konuyla ilgili bir madde göremedim.

ama bir hat yüzünden tüm hatlar kapandığında bunların müşteri hizmetleri'ni aradığımda, "hepsi aynı şirketin adına, zamanında ödeseydiniz" şeklinde fırça yedim.

işin garibi, 3 ay oldu pek de ilgilenmedim bu işle. vodafone kullanmayı bıraktım, turkcell'e döndüm yeniden. tabi bu esnada otomatik ödemeyle her ay çatır çatır çekmişler hesabımdan parayı. sonradan uyandım da otomatik ödemeyi iptal ettim, ama hattı kapatmak için bir vodafone shopa gitmeye fırsat bulamadım.

bugün de tutup yasal takip ihbar mektubu göndermişler. "ödenmeyen borcunuzu 7 gün içinde ödemediğiniz takdirde şöyle yaparız böyle yaparız, almasını biliriz olm biz" şeklinde şirin bir kağıt imzalamışlar. sanırsın ki milyarlarca borç taktık adamlara.

ayrıca departmanlar arası iletişim bozukluğu hiçbir şirkette vodafone kadar zirveye ulaşmamıştır. tahsilat departmanını arıyorum, "sadece borcu olan hat kapatılır, siz hangisini kullanıyorsanız onu ödeyin, diğerlerinin borcu o hatla alakalı değil" diyor. buna inanıp tek hattın borcunu ödüyorum, diğer hatların borcundan dolayı ödenen hat açılmıyor.

müşteri temsilcisini arıyorum, "tüm hatların borcunu ödemezseniz hiçbir hat açılmaz" diyor.

lan kendi aranızda bir sözleşmeniz de mi yok? tahsilatçıyla call center nasıl bu kadar habersiz olur çalıştığı şirketin kurallarından?

hatları kapatmak istersem de her hat için 30 küsur tl kapatma bedeli ödemem gerekirmiş, ay canım benim.

formula 1'de, internette cıvıl cıvıl reklamlar yapmakla olmuyor bu işler, müşteriyi insan yerine koymayan firmayı ben de firma yerine koymam. ulan iyi ki tüm personele vodafone almamışız, şirketin tüm mobil iletişimini keserdi bunlar 31 lira için.

sözün kısası şudur ki, kurumsal hat kullanacaksanız vodafone dendiğinde koşarak uzaklaşın. kunteper gibi zınzın geziyorlar yeminle, fırsat buldukları anda hiç acımadan geçirirler, üzülürsünüz sonra.

ne zaman evleniyorsun

aqua
- sünnet oldun mu len?
- kuş ötüyo mu len?
- okula başladın mı len?
- okumayı söktün mü len?
- kaça gidiyosun bakiyim?
- derslerinin hepsi pekiyi mi?
- anadolu liseleri sınavına girdin mi?
- kaça gidiyosun bakiyim?
- fen lisesi sınavına girecek misin yoksa aynen devam mı?
- kaça gidiosun lan lise bitmedi mi hala?
- üniversiteye hazırlanıyor musun dershaneye başladın mı?
- üniversiteyi kazandın mı?
- dersler nasıl lan bitecek mi 4 yılda? sizin bölüm de zordur haa
- dersler nasıl lan? sizin bölümde de bisürü kız vardır haa vakit bulamazsın derse
- ne zaman bitiyo lan üniversite?
- kpss girecek misin?
- iş bulamadın mı lan hala?
- aaa araban yok mu hala?
- ne zaman evleniyosun?
- hala aynı yerde misin terfi edemedin mi?
- dünyada mekan ahirette iman, bi daire alamadın mı daha?
- ulan iki yıldır aynı arabayı kullanıyosun değiştir artık be?
- hala çocuk yok mu ya düşünmüyo musunuz?
- senin çocuğun sünneti ne zaman yaw? (çocuğu tenhada yakaladığında bkz. 1. madde)
- çocuk ne zaman okula başlayacak? (çocuğu tenhada yakaladığında bkz. 3. madde)
- çocuk okulu bitirmedi mi hala?
- çocuk ne zaman evlenecek?
- ee bi torun sahibi olmanın zamanı gelmedi mi dünür?


ruhuma fatiha yok mu len yazdıracam mezar taşıma. bi rahat bırakın lan!

ozurbekliyorum com

aqua
ermeni çetecilerin 1918 yılında yaptığı katliamların tarihine 1915 yazan, ortaya da 1992'de gerçekleşmiş hocalı katliamından bir fotoğraf yerleştiren ilginç bir site.

keşke özür beklemeden önce biraz açıp tarih okusalardı.

edit: vay değiştirmişler cümleyi. daha önce 1915 yazan yere geçmişte yazmışlar. gaz gençlik oldukları gerçeğini değiştirmiyor tabi.

sponsorluk

aqua
vergi borcu olmayan bütün şirketler için bedava reklam yöntemidir. sponsorluk için yapılan harcamalar şirketin yıllık gelir vergisinden düşülür. şirketin kasasından zaten vergi olarak çıkacak olan bu para reklama harcanmış olur. bu sayede şirket hem reklam yaparak imaj tazeler, hem de sponsor olduğu alandaki potansiyel müşterilerinin gözündeki sempatisini yükseltir.

tabi birçok konu gibi sponsorluk işi de türkiye'de yanlış anlaşılmaktadır. özellikle orta halli şirketler, herhangi bir spor organizasyonuna sponsor olduklarında, sponsor oldukları kişi veya takımı satın aldıklarını düşünmeye başlayabilirler. "parasını verdik gardaşım, yarışa çıkacak bu araba!" şeklinde profesyonel cümlelerle takımın motivasyonunu yükseltirler.

arabanın yarış öncesi testlerde yatak sarmış olması, segman kırmış olması onlar için önemli değildir, onların önem verdikleri, yarış kayıt ücretlerini bile zor karşılayacak bir para vererek sponsor olmalarına rağmen sinekten yağ çıkarırcasına "bize plaket vereceniz mi, gastelere medya bülteni de yollayalım, xxx şirketi yarışıyor şampiyon olcak diyelim" şeklinde sponsorluk sözleşmesinde bile yer almayan ekstra kıyaklara sahip olabilmektir.

sponsorluk, halkın gözünde de çoğu zaman "ay ne kadar cici bir şirket, kimsesiz çocuklara yardım ediyor, bakın okul yaptırmış, vakıf kurmuşlar aç doyuruyorlar" şeklinde sempatiyle karşılansa da, bu tip hizmetlere girişen şirketlerin neredeyse tamamının muhasebe departmanı sponsorluğun, yapılan masrafların nasıl daha yüksek gösterileceği üzerinde hummalı bir çalışma yürütmektedir. fakirlere dağıttığı 5 kilo patatesi vergiden 50 kilo olarak düşmeye çalışan, bir takım sponsorluğu için ödediği 50.000 ytl'yi vergide 85.000 ytl olarak gösterebilmek için atmadığı takla kalmayan firmaların o çok tazelenen imajına sıçayım ben.

ha evet sinirlendim biraz, arıza yüzünden yarışa çıkamayan arabanın sponsorluk ödemesini geri alabilmek için savcılığa müracaat edecek kadar yavşaklaşabilen karakterlerle uğraşmak olabilir sinirlenmemin nedeni.

honda cbr 1000 rr

aqua
honda'nın ölüme uçmak isteyenler için ürettiği alçaktan uçuş makinesi. yeni modellerinde kafa grenajı değiştirilmiş ve egzosu kısaltılarak aşağı indirilmiştir. egzos tüpünün kuyruktan alınması hem kuyruğu hafifletmiş, hem de ağırlık merkezini ortaya almış. 12000 devirde 177 hp güç, 8500 devirde 112 nm tork üreten, 0-100 km arasını 4 saniyede tamamlayan deli bir motosiklettir. alışkın olmayanların deneme sürüşü yapması bile tavsiye edilmez, sakin sakin seyrederken yanlış bir el hareketiyle 140 km'ye fırlayabilir. dijital kadranında 300 km/s üzerini görenler olsa da, 277'den sonrasını benim götüm yemedi.

ilker başbuğ

aqua
bugün medyadan içtima alan kişidir. öyle bir konuşma tarzı vardı ki bir ara gazetecilere istikamet vereceğini* düşündüm.

çok kızmış, sinirlenmiş falan ama konuşmasında klişelerden uzaklaşamadı pek. biz kendisinden cevaplar bekliyorduk, taraf başta olmak üzere birçok medya kuruluşu tarafından ortaya atılan iddialara tutarlı yanıtlar vermesini beklerdik ama o içtimadaki askerlere "yemek sırasında birbirinizle çiftleşmeyin lan dallamalar!" tarzında konuşan bir astsubay gibi fırça ve tehditler savurmayı tercih etti. aktütün belgelerinin sahte olduğunu açıklamasını isterdim, o "bu bilgileri kamuoyuna sızdıranlar cezalandırılacaktır" dedi. belgeleri yalanlamayıp basına sızdıranları tehdit etmesi bu belgelerin doğruluğunu kanıtlamış olmadı mı?

pkk'nın yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler varmış. pkk elini kolunu sallayarak gelsin karakol bassın, benim arkadaşlarımı öldürsün, sonra da siktir olup geldiği yere gitsin ve biz bu eyleme başarısız diyelim. başarılı olması için ne yapması gerekir bunların? hakkari'ye bayrak mı diksinler? terör örgütü ulan bu, baskın yapıp gider. o baskında seni gafil avlarsa başarılı olmuş demektir. kahramanlık destanı falan göremedim ben burada. baskına gelen pkk'lılardan 3-5 tanesini öldürmek mi kahramanlık? bu kadar mı ucuzladı olm türk ordusunun kahramanlığı?

"bu olay bölücü terör örgütü açısından adeta bir intihar saldırısıdır! açın, okuyun, öğrenin!" nereyi açıp okumamız gerekiyor öğrenmek için? terör örgütünün intihar saldırısı yapmasından daha normal bir şey olabilir mi?

ayrıca tsk bugün her zamankinden daha kararlı ve azimliymiş. tsk tarafından yapılan her açıklamada her zamankinden daha kararlı ve azimli olduğu vurgulandığı için bunu saymıyoruz. bulaşık deterjanı gibi lan, onların da reklamlarında her yeni modelinin öncekinden daha azimli olduğu, kirleri süper temizlediği vurgulanıyor ama fiiliyatta bir fark göremiyoruz.

bugünkü tsk basın açıklaması da beklenen yanıtları duymak yerine fırça yememizle sonuçlandı. birileri kalkıp söylesin, ordu millet sözü bir deyimdir, gerçekte ordu falan değiliz, genelkurmay başkanı biz sivillere fırça atamaz, emir veremez. askerde yeterince emir aldık zaten, adamlar tutmuş sivil yaşamımızda da neyi nasıl düşüneceğimizi emrediyor.

sigarayı bırakmak

aqua
reklam yapması birçok ülkede yasaklanmış olan sigara firmalarının dolaylı reklam konusu. sigaranın reklamını yapamazsınız ama sigarayı bırakma tedavilerinin reklamını yapabilirsiniz.

12 yıldan fazla oldu sigaraya başlayalı, bırakmayı da hiç düşünmedim. sadece birkaç kez bırakırsam neler hissedeceğimi düşünerek geçici olarak bıraktım. aylar süren sigara bırakma dönemlerimde tek sorun kahve içerken eksiklik hissetmemdi, sigara aklıma bile gelmedi.

yarın doktor "bırakmazsan keserim kolunu" falan dese, hiçbir eksiklik hissetmeden bırakabileceğime bu nedenle eminim. sigarayı bırakma programlarına katılıp "bırakmak da ne zormuş hacı yav" diyenleri de bu nedenle anlamıyorum. irade senin, ciğer senin, yardıma ne ihtiyacın var kardeşim?

raven riley

aqua
jayman cash'in en büyük kozu, sıcakkanlı, sevimli, seksi, çikolatalı bayram şekeri tadında bir porno dahil sinema oyuncusu. bok varmış gibi pornoyla uğraşmasa gayet başarılı bir sinema oyuncusu olabilir.

jayman cash raven ünlendikçe baskısını arttırmış, raven'ın isyanı sonucunda iş mahkemeye varmıştır. son zamanlarda ne sitesini güncelleyebiliyor, ne de msn, icq, email gibi iletişim araçlarını kullanabiliyor. mahkeme sonuçlanana kadar internet dünyasından uzak kalacak, jayman cash'den yakasını kurtardığında da yakın arkadaşı liz vicious'la birlikte, bir özel partiye katılmak için türkiye'ye gelecek.

opel corsa van

aqua
opel corsa'nın kapalı kasa kamyonet ve tek kapı spor araba arasında kalan modelidir.*

1.3 cdti modeli, konfor ve performans açısından aynı sınıftaki fiat palio'dan çok daha üstündür. palio'nun ağlayarak çıktığı yokuşları corsa ceylan gibi sekerek çıkar. ancak donanım zenginliği açısından (cd player, klima, elektrikli aynalar vs) palio'nun arkasında kalır. yüksek pencereleri, küçük direksiyon simidi ve alçak koltuğu sayesinde spor araba kullanıyormuş havası verir. sınıfının en hafif modeli olmasıyla birlikte, hem ufak tefek, hem alçak olması nedeniyle yüksek hızlarda güvenle kullanılabilir. frenleri sınıfındaki diğer otomobillerden daha iyidir, frenaj esnasında palio gibi saçmalamaz.

geri viteste mandal olmasının sebebini anlamadım ben bunlarda. hadi geri vites ve 1. vites aynı yönde olursa vites topuzunda mandal olur ki geri vitese takarken 1. vitese geçmesin. ama bunda geri vites gayet normal yerde (5. vitesin altında) olmasına rağmen yine de mandal sistemi var.

periyodik bakım ücretleri palio ve fiesta gibi yakın modellerden %40-50 daha ucuzdur. uzun süre kullanılacaksa şirket arabası olarak diğer rakiplerinden daha uygundur.
1 /