chewie chewie lady

chewie chewie lady

sensei yazar · 20 haziran 2015

istatistikler (%4) · umut sarıkaya (%1) · ilişkiler (%1) · botanik (%1) · kategorisiz (%93) ?

  1. toplam giri 312
  2. takipçi 57
  3. puan 12604

baba olmak

chewie chewie lady
tolstoy'un anna karenina'da, levin karakteri üzerinden nasıl bir his olduğuna dair muazzam bir anlatım sergilediği olay. bebek doğar doğmaz onu sahiplenen, kokusundan dahi tanıyabilen annelerin aksine babaların baba olduklarını zamanla idrak ettiklerini, bu hissi sonradan kazandıklarını yeni baba olmuş adamın gözlerinden gerçekçi düşüncelerle dile getiriyor yazar.

anne, bebekle 9 ayın her anını beraber geçirmiş bir şekilde yüzleşiyor, kalp atışlarına dek tanıyıp bildiği bir varlıkla buluşuyor. baba ise bebek dünyaya geldikten sonra onunla tanışıyor. iç güdü kıyasını bir yana bırakırsak bu açıdan dahi gözle görülür bir fark söz konusu.

kendini evleneceğin insana saklamak

chewie chewie lady
insanların bir şekilde kendilerince mutlu olacaklarına inanarak belirledikleri amaçlar doğrultusunda iradeleriyle kendilerini birtakım şeylerden alıkoymalarına saygım var. bu tutarlı bir hareket, mantıklı bir harekettir. evliliği büyük bir eşik olarak gören kişi, hayatını buna göre düzenleyebilir. ancak herkesin böyle görmek zorunda olduğunu düşünerek kendini evleneceği insana saklayan veya saklamayan kişileri övmek veya yermek anlamlandıramadığım bir şey.

evlenme eyleminden ziyade, gerçekten hayat boyunca yan yana yürümek isteyeceği insanı bulduğunu düşünen biri bu eşiği umursamayabilir. çünkü hayatı paylaşmak isteyeceği insanı tanımak için kendisine "evliliğe kadar tanıdım tanıdım" gibi bir sınırlama koymayacaktır. izlediğiniz bir fragmandan hareketle filmi izlemek isteyişiniz, ardından da o yönetmenin diğer tüm filmlerini izlemek isteyişiniz ve hepsi tükendikten sonra da yeni film çıkarsa diye bekleyişiniz gibi düşünün bu süreci. ufak izlenimlerin birbirini açması yoluyla aşama aşama tanırız insanları. ve aşamalar sonucu memnun kaldıkça daha çok tanımak, yeni filmler izlemek isteriz. iyi bir analiz yeteneğiyle izlediklerinizi anlayabiliyorsanız karşınızdaki insanın çoğunlukla mutlu olabileceğiniz biri olduğuna da kanaat getirirsiniz. bu yüzdendir ki, bir aşama sonra insanlar evlenmiş olmalarına rağmen bir diğer aşama sonra birbirleriyle ters düşüp bu durumu sonlandırmak isteyebiliyor, yollarını ayırabiliyorlar. ha bir de fragmanı izledikten sonra filmi kafasından yazıp "sen hiç de sandığım gibi biri değilmişsin" diyenler var, onların mutsuzluğunu ayrı bir başlıkta incelemeli.

bu yüzden bana kalırsa kişinin özel bir insanı hayatı boyunca istemesine ve onu tanıma sürecine evlilik gibi bir eşik getirmesi durumu yalnızca gergin bir hale sokacak bir gelenek. toplumsal yaşam gereği evliliğin yasal veya sosyal çokça getirisi olabilir, bu yüzden özellikle evlenmemeyi tercih etmek "evlilik aşkı öldürüyor" demek de oldukça saçma. bu kavrama bu denli büyük bir anlam yüklenmesi saçma.

hayatını beraber geçirmek istediğin, sevdiğin aşık olduğun insandan söz ediyoruz. asırlar boyunca "birlikte ölüme atlayalım dese atlar mısın" sorusuna "evet" denilmiş, "onsuz ölürüm"ler sarf edilmiş, şiirlerce şarkılarca betimlenmiş özel insandan söz ediyoruz. bir defa geldiğin şu hayatının büyük bir kısmını birlikte geçirmek isteyeceğin kadar tutku duyduğun bir insan. gerçekten evlilik gibi basit bir kavram yeterli mi bu kişiyle olan diyaloğunuza bir eşik olarak belirlemeniz için?

bana kalırsa "doğru kişi, the chosen one" gibi şeyler zaten yok. yüksek sayıda doğrular içeren ve yüksek oranda uyuşabileceğiniz insanlar var. ama doğru kişi tanımı üzerinden konuşmam gerekirse: o kişiyi bulduğunuz gün, onu sizin karşınıza çıkaran şey geçmişte yaşadığı her şey olacaktır. bir şekilde, etkilenmenizi sağlayan her özelliği yaşadıklarından edindiği kazanımlar olacaktır. gerçekten sevdiğiniz ve o kişinin varlığı karşısında hayranlık geçirip hayatınızı onunla doldurmak istediğiniz zaman o kişinin evlenmeden önce ne yaptığı, sizin karşınıza çıkana dek hayatında neler olduğu sadece onu o yapan detaylar olur. bir insanın geçmişini öğrendikçe şimdisini daha iyi anlayıp geleceğini de kendinizce anlamlandırabilirsiniz pek âlâ. ama bunu o kişinin iradesi dışında yapmadığınız kadar saygı duyduğunuz takdirde, ne yargılamış oluyorsunuz ne de ön yargı geliştirmiş oluyorsunuz. sadece onu daha iyi anlayıp hayata bakışını fark etmiş oluyorsunuz.

sizi özel gören, ve yaşadıklarının kendisi üzerindeki izdüşümlerini anlatan insan yalnızca size değer verdiği için tüm geçmişini nesne haline getirip özne olan kendisi hakkında konuşuyordur. ve muhattabının görüşlerine değer verdiği için anlaşılma arzusu taşıyordur. bu yüzden, "evlenmeden önce şunu yapan bunu yapan, sevgilinin geçmişi" vs konuları ne tabu haline getirin, ne de fazla kafayı takın. muhattabınız kafayı takmış biriyse kendisini dinleyip sorunlarını çözmesi için zaman tanıyıp kenara çekilebilirsiniz. ilişkilerde herkesin özel alanı olmalıdır. ancak onun yerine kararlara varmaya ne gerek var? yaşanmış ve olup bitmiş olaylar serisini mikroskop altına alıp da, sevdiğiniz insanın size nasıl bir önem verdiğini görememenin ne anlamı var?

bu söylediklerim kolay şeyler değil. bu denli anlayışlı bir iletişim düzeyi, bu denli bir kabulleniş ve bu kadar açık bir iletişim hiç kolay şeyler değil. ama bunları yaşayabileceğiniz ve yaşatabileceğiniz biri bulursanız, değil evlenmeden önce kendini saklamak; bir saniye sonrayı dahi düşünmeden aldığınız nefesi birlikte vermeye, her saniyenizi güzelleştirmeye bakın.
2

hogwartstan kaçan kız

chewie chewie lady
muhabbetine doyamadığım, içtenliğine nadir rastlanır pek tatlı yazar kişisi. günümü kıymetli kıldı, en kısa zamanda bir daha yapmak üzere de anlaşmayı imzaladı. gerçekten hissederek yaşayan insanların nesli git gide tükenirken karşınızda sevincinizle sevinebilen ve hüznünüzle hüzünlenebilen bir dost görmek nasıl bir mucizeyse, işte bu kız o mucizeyi gerçekleştirecek büyüleri öğrenmiş de öyle kaçmış hogwarts'tan :d iyi ki de kaçmış, buralara gelmiş, bizleri kendinden mahrum bırakmamış. geleceğe yönelik umutlu hayalleriyle içimi aydınlattı. geçmişe dönüp baktığımda neler hissettiğimi anlayabildiğini bildiğim için, korkmadan bakabilmemi sağladı, eşlik etti hüzünlerime. ve güleç yüzü, güzel kalbi ile de neşe doldurdu, depoyu fulledi -ki bunun ne kadar zor olduğunu iyi bilir-. yaydığı pozitif enerjiden santral kurup ülkeyi depresyondan çıkarma projeme "he" dediği vakit, hayat bayram olacak.

bir dahaki tavafta görüşmek üzere efendim, esen kalınız.. -ve her biri ayrı yöne gider-
2

dikkat eksikliği

chewie chewie lady
daha önce hiç yaşamadığı halde zamanla gelişen veya bu konuda bilgili olan biri varsa birkaç şey danışmak istediğim bir konudur. hayatımın hiçbir döneminde böyle bir sıkıntı çekmedim, şimdi dahi sorun olarak nitelendirilebilecek bir şekilde çekmiyorum ama kafama takılan birtakım noktalar var.

edit: vazgeçtim. karşılıklı fikir yürüterek az çok bildiğim şeyleri doğrulamak veya üzerine eklemek amaçlı yazmıştım ancak yardım etmeye niyetlenip daha sıkıntının ne olduğunu dahi anlamadan "psikiyatriye görünün" tavsiyesinde bulunabilecek kadar derya deniz bilgili arkadaşlarla karşılaştım. çoook teşekkürler.

niyetiniz yardım etmekse gerçekten yardım edin insanlara. sağlık-ruh sağlığı gibi konular rastgele atış yapılabilecek şeyler değildir. bunun ciddiyetinin farkında olmadan ahkam kesmeye kalkan insanlara sinirlenmemeyi öğrenmek için en kısa zamanda terapi almayı düşünüyorum gerçekten.

the last time

chewie chewie lady
soulsavers ve dave gahan'a ait angels and ghosts isimli albümden, en az diğerleri kadar muhteşem bir diğer parça. "have you ever follow jesus?" kısmı, buruk bir şekilde gülümsetir.



sözleri:

one hand in my pocket
one foot in the grave
standing here, waiting to be saved
this will be the last time
scratching my patience away

oh no, oh no
just take your time now, take it slow
oh no, oh no
take your time here, take it slow

have you ever follow jesus?
he lives downtown l.a
he's coming, he'll be here
it's where he prays
this will be my last time
scratching and sapping my troubles away

oh no, oh no
just take your time here, take it slow
oh no, oh no
take your time here, take it slow

this will be my last time
just say good bye
time you know
just passed you by
this will be my last time

tanrı ya sorulacak tek soru

chewie chewie lady
başlıkta "neden" yazıp arattığınızda 39 sayfa giri içerisinde karşınıza defalarca kez çıkıyor bu kelime. zamanın birinde, görmüş geçirmiş bir insan bana "neden demeyi bırakıp nasıl demeye başladığında ilerlersin" diye bir öğütte bulunmuştu. bir uçurumun tepesinde, bunca acı ve bunca tiyatro, yaşamın ta kendisi, neden?! diye bağırırsanız duyacağınız tek şey nasıl ki sert dağlara çarpıp da size dönen sesinizin yankısı olursa, tanrıya soracağınız bu soruların cevapları da aynen böyle olacaktır.

öyle ya da böyle, bir şekilde gerçekleşti tüm sonuçlar. nedenler ise hala saklı. neden diye sormakta da fayda vardır ancak bundan ızdırap duymak faydasızdır. "nasıl" dedikçe hayret uyandırıcı mekanizmaları çözecek, ve ileriyi daha net görebileceksiniz. sonuçlara katlanmanın tek yolu da nasıllar ile kendini oyalamaktır sanıyorum.

instela yazarlarının itirafları

chewie chewie lady
bu sabah, ansızın gelişen bir şekilde o kadar huzurluydum ki yol boyunca zamanı doldurma ihtiyacı duymaksızın sadece gökyüzünü seyrettim. o koskoca kitabı oraya buraya taşımama rağmen açıp okumadım, beni mutlu eden müzikleri dinledim. sonra geriye doğru düşüncelerimi taradım. "hayat dediğin dönüp baktığında zihninde kalmış olan anlar bütünü aslında" demişti bir dostum. güzel anlar takıldı bu defa oltama. umut doldum. birçok düşünceden, ufacık hayallerimin içinden geçtim kanlı canlı. güzel insanlar tanıdım. bir şekilde hayatıma dokunmuş, hayatlarına dokunmama izin vermiş çok güzel insanlar tanıdım. acılar her ne kadar zaman zaman canlansalar da, tetiklenseler de böyle saf ve huzurlu anlarda hiç izlerini hissettirmiyor olmaları dahi insana büyük umut veriyor iyileşmiş hissetmek için. artık geçmişe göre daha az ağladığımı fark ettim. normalde böyle anlarda içimden geldiği gibi yazar, zihnimdekileri dökerdim ancak öyle huzurluydum ki bunu dahi yapmak istemedim. sadece gözlerimi kapattım ve müziği dinledim. huzurdan ağlayacak kadar özlediğimi fark ettim bu hissi. fazla uzun sürmedi, belirgin bir sebebi yoktu. sebepler bütünüydü. bu hissi hatırlamak istiyorum. bu kadar huzur demişken, yine yine yine bırakayım şunu şuraya.


böyle bitsin 7305. gün de..

thalidomide

chewie chewie lady
ilaçtaki moleküllerin vücutta enantiomeri (ayna görüntüsü) olarak etki etmesi sonucu sakat doğumlara sebep olan bir yan etki gerçekleşmiştir. bu sebeple ilaç üretiminde sadece laboratuar aşaması değil klinik aşamalarda da kontrollerin sıkılaştırılmasında büyük payı bulunan bir faciaya sebep olmuş. 90.000'den fazla düşük, 10.000'den fazla sakat bebek ve ölümle sonuçlanmıştır bu facia.

ülkemizin bu faciadan etkilenmemesini ise prof. dr. süreyya tahsin aygün'e borçluyuz. kendisi sağlık bakanlığı'nı ilaca karşı uyarıyor ve ülkeye girişine engel oluyor.

değer yargısı

chewie chewie lady
dayatılmış olanlar yıkıldıktan sonra, hiçbir şeye tutunmaksızın her şeyi yeniden değerlendirmeye almak oldukça zor bir durumdur, sancılı bir süreçtir.

ancak zihin hiç olmadığı kadar açık olur, kişi ise hiç olmadığı kadar anlayışlı bir hale bürünmüştür. uzun süre muhafaza etmesi kolay değil bu hali. yeniden inşa edilen değer yargıları ise, böyle bir eşik sonrasında çok daha dikkate değer olacaktır.

mesaj atsam mı atmasam mı tereddüdü

chewie chewie lady
bir sürü yazdım, sonra hepsini sildim.

bir şekilde duygusal bağları olan iki insan arasındaki diyalog söz konusu. karşımdaki insanın tek bir cümlesini anlamaya çalışırken dahi zorlanacak kadar detaya indiğimi hissediyorken tonlarca değişken içeren durumlar için "o mesajı at, o mesajı atma" denklemi kurmak oldukça anlamsız.

tereddütü yaşayanın sevgisi bu çağda bulunmayacak denli kutsal olabilir, tereddütü yaşatan o mesajı okumaya layık olmayabilir. tereddütü yaşatan o mesajı alsa belki de etkilenip olumlu cevap verecektir. tereddütü yaşayan mesajı atmayayım diye kendini tutarken attıktan sonra karşılaştığı hayal kırıklığı ile kısa sürede hayatına devam eder belki? ya da atmasa o mesajı, belki de karşı taraf mesaj atacak? burada var olan iki insan ve aradaki bağın niteliği incelenmesi gereken bir şeydir. "yap ya da yapma" denilebilecek hiçbir yönü yoktur durumun.

tonlarca ihtimal, tonlarca değişken. lazım olan tek şey, açık ve net bir iletişim. kişinin kendini bilmesi, neyi neden istediğini anlayıp dinleyebilmesi.

ha ama unutmadan, mucizeler de beklememek lazım. fırsatınız varken, kendinizi anlatabildiğiniz kadar anlatabilmeniz lazım. -işi asla tacize dökmeden-. ama karşı tarafı anlamayı unutursanız, bu çabanızın beyhude olup olmadığı konusunda da böyle sonsuz tereddütler kalır. karşı taraf dahi kendini anlayamıyor ise..

lanet olsun bu insan ilişkilerinin karmaşıklığına akjshlkajs
1 /