chewie chewie lady

chewie chewie lady

sensei yazar · 20 haziran 2015

istatistikler (%4) · umut sarıkaya (%1) · ilişkiler (%1) · botanik (%1) · kategorisiz (%93) ?

  1. toplam giri 242
  2. takipçi 57
  3. puan 9918

ismini sevmemek

chewie chewie lady
ismin kendisiyle bir sorunum olmasa da, bana verilirkenki düşünce yapısından dolayı sevmiyorum. hatta nefret ediyorum. hatta böyle çağrıldığım her an öfke duyuyorum. çünkü beni yalnızca bu ismi veren kişi böyle çağırıyor. işin ilginci, başkaları varken bu şekilde çağırmıyor; ikinci ismimi kullanıyor. ikinci ismim ise, ilk ismime inat olarak koyulmuş vasat bir isim hepsi bu.

hani demiyorum ki çocuğunuza sikimsonik isimler koyun farklı olsun.. sadece, biraz emek sarf ettiğinizi ve üstüne düşünüp değer verdiğinizi hissettiren bir isim olsun. koyduğunuz isimle karakter yüklemeye kalkmayın, yüklediğiniz karaktere bürünmedi diye de hesap sormayın. bu yüzden ilk ismimden nefret ediyorum. her seferinde bu isme sahip olmam lütufmuşçasına yüzüme vurulmasından nefret ediyorum.
4

umay

chewie chewie lady
bugün doğmuş, iyi ki tanımışım dediğim biricik yazar :) kafa dengi olmasının yanında zor anınızda yetişeceğinden emin olabileceğiniz kadar merhametli, aynı zamanda düşüncelidir kendileri. defalarca yaptığı çıkarımlar ve bağıntılarla ufkumu katlamıştır. gerçek bir dost olmasının en temel sebeplerinden biri de sanırım dürüstlüğünden ödün vermeyişidir. çünkü en sıkıntılı anınızda dahi, sizi avutmak için olmayan şeyleri varmış gibi söylemez; dosdoğru bildiğini söyler. bu yüzden içim rahat, istediğimi dökerek kafasını şişirebilirim bu sevimli insanın :) her halükarda modunuzu yükseltir, garanti ediyorum. bu yüzdendir ki, kafa yapılarımızın benzerliğinden gurur duyarak kendisinde, birkaç yıl sonraki halimi gördüğümü söylemekten mutluluk duyuyorum.

hayatın ona hep güzellikler sunmasını, mutlulukla dolmasını, var olan mutluluk sebeplerinin de sonsuza dek sürmesini dilerim. bir de dostluğunu benden esirgememesini :) iyi ki doğdun, iyi ki varsın!

instela yazarlarının itirafları

chewie chewie lady
yine bir rüya seansı ile daha karşınızdayız. 2. en kötü olmaya aday şiddette üstelik. ama bir haftalık huzurumun etkisi mi, yoksa bu kafa tatilinin son bulmasının hatrına mı bilmiyorum; beklenen etkiyi göstermedim. kötü değilim. mutlu da değilim ancak umutluyum, sakinim.

epeydir böyle tatlı güneşli bir hava da görmemiştim. çok soğuktur muhtemelen ama, bugün de hüzünlü olunamayacak kadar güzel bir gün.

tüm kişilik bozukluklarını bünyede bulundurmak

chewie chewie lady
akla "tıp öğrencisi hastalığı" durumunu getiren insandır. okuduğu hastalık tanımlarının kendinde olduğunu düşünmek, ya da amiyane tabirle "hastalık hastası" olmak böyle bir yanılgıya sebep olabilir.

bunun dışında, psikolog ve psikiyatr görüşmeleri sonucu bu teşhisler konulduysa oldukça zor bir durum olduğunu düşünerek kendisine kolaylıklar dilemekten başka diyecek bir şeyim olmaz.
6

narsisistik kişilik bozukluğu

chewie chewie lady
savundukları şey uğruna mevcut koşulları kullanarak muhattabına hayal gördüğünü, delirdiğini, aslında iddia ettiği şeylerin var olmadığını düşündürtmek isteyecek kadar, bunun için yalan ve inkarı kullanmaktan çekinmeyecek kadar ileri gidebilecek bir diretme huyları vardır. eleştiriye açık olmamak ve hatayı kabullenmemekten ileri gelen bir tavırdır. benliklerinden kaynaklanan her düşünceyi ve söylemi kutsal kabul etmelerinden dolayı, kendi doğruluklarına olan inançlarından dolayı aksi fikirde olmanızı en basit konuda dahi kendi benliklerine saldırı olarak görebilmeleri mümkündür.

kendilerinden ziyade, onlara maruz kalan insanlara üzülüyor ve hepsine sabır diliyorum.

creep

chewie chewie lady
"what the hell i'm doing here, i don't belong here" sözleriyle aniden gelen benim burada ne işim var hissini tetikleyen şarkı. ne çok kişi de muzdaripmiş bu histen. her zaman ciddiye almamak lazım.


ha lafı sulandırmayacak olursam da, mutsuzluğu huzur yapıp kabullendiğiniz anların şarkısıdır. bu yüzden aslen depresyona sürüklemek yerine, "tamam durum bu ve ben bunu kabul edip hayatıma devam ediyorum" motivasyonuna sebep olmalı bittiği an.

burçlara inanmak

chewie chewie lady
burçlara inanmak konusu açıldığında adeta yeni nesil rezzan kiraz olan bir arkadaşım demişti ki: doğduğun zaman diliminde güneşin dünyaya hangi açılarla düşüyor olduğu seni neden etkilemesin ki? gezegenlerin birbirine göre konumu, uyguladıkları çekim kuvveti... sadece ayın etkisiyle med cezir olayı olurken, denizler okyanuslar etkilenirken insanlar neden bu olayların bir sene içindeki tekrarlanan döngülerinden benzer etkileri almış olmasın ki?

böyle bir yorum duyunca, "sahi neden olmasın?" demiştim. ama şu bir gerçek ki: güneşin, ayın, venüsün, marsın hatta isterse iki adım ötenize düşen göktaşının doğduğunuz anda karakterinize bıraktığı etki ile; yetiştiğiniz çevrenin, ailenizin, yaşadığınız olayların, hayatınızda iz bırakan insanların ve benimsediğiniz görüşlerin, doğduğunuz coğrafyanın, konuştuğunuz dilin* kısaca hayatınız boyunca maruz kaldığınız çokça etkenin üzerinizdeki izi arasında dağlar kadar fark olduğuna inanıyorum. bu yüzden kesin olarak reddetmeyi anlamsız bulduğum gibi üzerine bu kadar düşünmeyi de kutsal arayışı, ilahi vergilere sahip olma arzusu, kısaca özel hissetme isteği gibi şeylere bağlıyorum.

kaldı ki burç yorumları genel olarak yuvarlak ifadeler içerir. insanlar siyah ve beyaz olarak ayrılmazlar. bu iki çizgi arasında tonlarca renk tonu barındırırlar ancak bazı insanlar çoğunlukla beyaza yakın, bazıları da siyaha yakın, bazıları ise bildiğiniz gridir -artık buraya istediğiniz dengesiz burcu yerleştirin-. ruh halinize göre, kendinizi okuduğunuz burç yorumlarına "aynen!" derken bulabilirsiniz. ki dediğim gibi, yuvarlak ifadeler olmasının yanında bu yorumlar "biraz bencil olsalar da özgürlüklerine çok düşkünlerdir!" veya "bazen vurdumduymaz olsalar da hep başkalarına yardım etmek ister ve bu yüzden üzülürler" tarzı iki uçlu şeylerdir. güzel ucunu sahiplenmek adına, kötü ucunu özeleştiriymişçesine özümseyip görmezden gelebilirsiniz.

muhtemelen başlıkta yüzlerce defa dile getirilmiştir ama bunca lafın üzerine vurgulamadan geçemeyeceğim. burçlara, insanlardan soğumaya sebep olabilecek veya ön yargılı yaklaşmaya varabilecek denli önem atfetmek saçmalığın daniskasıdır. daha "mavi" dediğimde zihninizde canlanan renk tonuyla benim zihnimde canlanan renk tonu konusunda bile mutabık olamayacak canlılarız. doğumumuzdan bu yana genler dışında -ki genler arasındaki farklılıklar dahi tek başlarına yeter derecede etkili- o kadar çok faktörle şekilleniyoruz ki.. sen gel, bunların hepsini kenara at ve burçlara göre bir insan hakkında hükme var. insan gerçekten hayret ediyor.

gözlemleyebildiğimiz veya fikir yürütebileceğimiz şeyler dışındaki otoriteler tarafından şekillendirildiğimize olan inanç eğilimiyle yürüyen bir durum velhasıl. inanmayı gerektirmeyen bir konu olduğunu düşünüyorum. ihtimaller denizinde yüzdüğümüz şu hayatta hiçbir şeyin pek de tam bağlılıkla inanmayı gerektirmediğini düşündüğüm gibi. her gün muhakkak birkaç başlık oluyor burçlarla alakalı. ve onedio tarzı siteler de testleriyle oldukça ekmeğini yiyor bu işin. inanma veya inanmama gereği duymadığım bir konu hakkında uzun uzadıya yazma sebebim de bu açıdan dikkatimi epey çekmiş olması.

ha unutmadan, bu burç mevzusunun tek bir işlevsel yanı var. bir ortamda konuşulacak her şey tükendiyse biri bu muhabbeti açar ve uzun bir süre herkesi kapsayan yorumlar döner, rezzan kiraz arkadaşınız da moderatör gibi grubu yönetir. bunun ise iyi bir yan olduğunu söyleyemeyeceğim zira 234534594 kere duyduğunuz şeylerin tekrarından farklı şeyler değildir, insanı bayar.

gerçek hayat

chewie chewie lady
keyifli ve mutlu olmak arasındaki farkı, öyle güzel açıkladı ki bir arkadaşım.. hemen ardından bu şarkıyı önerdi. ve bu şarkı için kullanılabilecek en doğru kelime: keyifli. sözlerinin yoğunluğu, kabullenmeyi gerektirdiklerinin yoğunluğu, mutluluğun coşkunluğunu yeşertemez. ancak gerçekleri böyle insanı saran bir ritimle, fonda huzura boğan klavyeyle, ve 2.42'de başlayan sözsüz kısmın yarattığı umut dolu havayla kabullenmekten daha keyifli bir şey olamaz sanıyorum. üst üste 3 defa dinledim, tadını çıkarmak üzere şimdilik kenara bırakıyorum.

instela yazarlarının itirafları

chewie chewie lady
bu gece uzun ve karmaşık bir rüya gördüm. yer yer çok üzülüp bunaldığım, yer yer ise uyandığıma sövdüren bir güzellikte. bittiği için, ve çok üzüldüğüm yerlerde maruz kaldığım umursamaz(yüz çeviren) tavırlar için kabus diyebileceğim; ama rüyamda gördüğüm kişiden dolayı kabus demeye dilimin varmayacağı bir rüya gördüm. mevsim yazdı, onu tanıdığım şehirdeydim. her köşesini gezerek binbir zorlukla ulaşmaya çalışıyor ve onu buluyordum. sonunda ise mutluydum.

uyandığımda, çok çok kötü olmam gerekirdi. 90 gün sonra bile aynı sızıyı hissetmeliydim. ama son zamanlarda her insandan bir parça koparıp ufak ufak biriktirdiğim kırgınlıkları; insan bazından çıkarıp genel fikirlere, hayat görüşlerine çevirmeye başladım. her tartışma, her hayal kırıklığı, her anlaşmazlık "bu koşullarda bile anlaşamamak mümkünse, gerçekten herhangi bir iletişim kapsamında, iki insanın birbirini tam olarak doğru anlaması nasıl mümkün olabilir ki?" gibi sorularla genel olarak meşgul etmeye başladı kafamı. biliyorum ki, bu bir iyi hissetme belirtisi. bir gün durumu tam anlamıyla kabullenip, dost olsun aile olsun ne olursa olsun iki insanın birbirinin kalbine dokunma ihtimalinin azlığının farkında olup; mutlu olmasam da huzurlu bir şekilde yapmam gerekenleri yapabildiğim hayatıma devam edeceğim. müzik yine sadece müzik olacak.

uyandığımda çok çok kötü olmam gerekirdi demiştim. bunu engelleyen ise, gülümseyerek huzurlu bir şekilde uyumamı sağlayan sebep olmuştu yine. dün akşam, konuştuğum iki arkadaşımın da konuşmamızın sonunda, başındakinden daha mutlu olduğunu hissedip uyumuştum. sabah uyandığımda birinin güzel bir sabaha uyandığı, keyfinin yerinde olduğu haberini aldım. diğerinin ise her şeye rağmen güçlü durduğunu gördüm. bir şekilde, kendi durumuma odaklanmamaktandır belki, çok çok kötü olmadım. güzel dostlar edindim, güzel insanlar tanıyorum. bu yüzden huzurluyum. beni en çok mutlu eden, en kıymetli gördüğüm anlarım elimden kayıp gitmiş olsa da; huzurluyum. fazla tadı tuzu olmasa da geleceğin, özlem acısının yoğunluğu da azalacak bir gün. hiçbir sızı tam anlamıyla geçmeyecek olsa da kabullenişin sakinliği getirecek huzuru.

kar çok güzel yağıyor, hüzünlü olamayacak kadar güzel bir gün!

hogwartstan kaçan kız

chewie chewie lady
iksir derslerindeki hocaların birikimini yeterli bulmayışından sebep, haklı bir isyanla okulu terk etmiştir. kendisi şu anda kadim geleneklerin ilimlerini araştırıp simya ile harmanlayarak büyülerine büyü kattığı eğitimini sürdürmektedir. ve şu anda finalleri vardır. ama o strese rağmen ne gülümsemesi eksik olur yüzünden, ne de muhabbetini esirger. bi de kaçarken fazladan görünmezlik pelerini yürütse güzel olacaktı ama olsun yine de yeri ayrı olacak*

iyilikle dolu kalbinin her türlü hüzünden arınmasını, hep mutlulukla çarpmasını dilerim. hayatına dokunduğu insanlara ışık saçtığının farkında olması gerekiyor. hayatında zorlu bir süreçten geçiyor olmasına rağmen başkalarına güç verebildiğini ve bunun ne kadar muazzam olduğunu muhakkak bilmeli. bu kadar da mütevazi olmasın yahu! :d insanları, kendinden bilerek böyle güzel görmenin ne kadar nadir bir özellik olduğunu da fark etmeli.

güç onunla, o da bizimle olsun..
5

egosu olmayan insan

chewie chewie lady
üniversitede böyle insanlara rastladıkça gerçekten çok mutlu oluyorum. sadece profesör ünvanına sahip olmakla kalmayıp birikimleriyle genç nesilleri aydınlatmaya çalışan, gülümsemeyi ve selamı esirgemeyen, sorulan sorular yer yer oldukça saçma olsa dahi heves kırmamak adına cevap veren, öğrenim gördüğünüz alana ilginizin artmasına sebep olan insanlar içimi umutla dolduruyorlar. ülkedeki koltuk sevdasının eğitim alanında da var olması, zamanında beşik ulemalığının verdiği zarara götürüyor adeta; tarih tekerrür ediyor.

aslında egosu olmayan yerine kibri olmayan insan denmesi gerekirdi derdi bir arkadaşım, benim de bahsettiğim durum bu. id, ego ve süperego durumları açısından ele alacaksak çok daha farklı şeyler söylemek gerekiyor.

kız düşürmek

chewie chewie lady
artık, trilyonuncu defa yere düşürmekten bahsetmenin yasaklanması gereken başlıktır.

gerçi onca başlık var, birkaç kelime ve harf farkıyla kendini tekrar eden tonlarca giri içeren. bir başlansa temizlenmeye, sanıyorum sıra gelmez bu başlığa.
1 /