hogwartstan kaçan kız

hogwartstan kaçan kız

sensei entelijans · 1 haziran 2013

istatistikler (%5) · kategorisiz (%95) ?

  1. toplam giri 1759
  2. takipçi 140
  3. puan 31465

büyüyünce idamı getireceğim diyen kız

hogwartstan kaçan kız
videonun tamamını izledikten sonra ürperdim, bir karanlık sardı bünyemi bir an için.

bu kız ilkokul çağında. ben ilkokul çağındayken insanları severdim, iyi yanlarını görmeye çalışırdım, her fırsatta "dünyada barış olsun, insanlar ölmesin, kimse fakir olmasın, herkes mutlu olsun" diye dilekte bulunan bir çocuktum. yeni yıla girerken, doğum günümde pasta üflerken... bence hepimiz de böyleydik zaten. masumduk, kötülük nedir bilmezdik. zihnimizin kirletilmesine izin vermezdik. ilkokul çağındayken derdimiz ev ödevleriydi, erken yatmak istemezdik, arkadaşlarımızla küsüştükten sonra nasıl barışacağımızı düşünür dururduk, hoşlandığımız kişinin yanına otururduk sevinirdik, oyuncaklarımızın tadına varmak ister, oyun oynamak dünyanın en önemli şeyiymişçesine hareket ederdik. ailelerimizi severdik, onların da bizi sevmesiyle huzur bulur, kafamızı yetişkin konularına (siyaset ve türevi ciddili konular için bu tabiri kullanabiliriz) takmazdık, takamazdık. çocuğuz çünkü. çocuk ya. 7-12 yaş arası çocuklar yaşından büyük isteklerde bulunabilir bazen evet, hatta bir nebze de olsa yetişkin konularından bağımsız olarak "ben başbakan olucam!", "belediye başkanı olucam eheh" diyebilir de. der bu, çocuk. ama bir çocuk, siyasetin karanlık sularına atmaz kendini, düşünüp zihnini kirletmez. hele ki bunun hayalini kurmaz. idamın hayalini hiç kurmaz. çünkü çocuklar ölümü sevmez, ölüm karanlıktır, kaybetmektir, üzüntüdür. "insanlar üzülmesin hep mutlu olsun" der çocuk, "şu şu kişiler şöyle yaptılar, çok sıkıntılı günlerdeyiz, ben ilerde şu makama yükselicem, yasaları değiştirip idamı geri getiricem" demez! diyemez! bu çocuk zihni olamaz! "yasalar değişsin kimse ölmesin, kimse ağlamasın" der! yasaların değişmesini istese istese iyilik için ister. o yaşta da yasayı ne kadar bilir ki zaten?

bizler paylaşımcı çocuklardık, sevgi doluyduk, kusurlarımız olsa bile çocuktuk, masumduk, kötülük yapmaktan kaçınırdık, yapsak bile farkında olmadandı. insanların iyiliğini düşünürdük biz, oyunlarımızı oynardık, beraber yaşardık, ufacık bir anlaşmazlıkta bile küs kalamazdık, kırdığımız kalpleri onarırdık. kirlenmemiştik, kirletmemiştik zihinlerimizi. şu an ise, bu videoda büyük bir soğukkanlılıkla -ürkütücü ötesi bir soğukkanlılıkla- ileride belli makamlara gelip insanların ölmesini -hem de siyasi sebeplerden ötürü- düşünen, planlayan bir minik gördüm. minik demeye bin şahit. çocuklarınızı böyle yetiştirmeyin, eskisi gibi, masumca, çocukça büyütün. bırakın oyunlarını oynasınlar, sütlerini içip erkenden huzurla uyusunlar. kendi konuştuklarınızı, orada burada konuşulanları, insanları birbirine düşüren her türlü söylemi onlardan uzak tutun! dünya yeterince iğrenç bir yer olmuşken, ileride daha da kötüleşmesine sebep olmayın.

çocukları rahat bırakın, çocuk bırakın.

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

hogwartstan kaçan kız
bazen öyle merak ediyorum ki, bazılarına sormak istiyorum "ne yaptım da iplenmiyorum acaba? senin nedenin nedir?" gibilerinden. sonra da nefesimi tüketmek boşunaymış gibi geliyor. youtube'dan eğlenceli videolar açıp, şarkı söyleyip kendi çapımda coşuyorum. "kim takar, koy totosuna gitsin" diyecek kıvama geliyorum. bugün de kendisiyle ilgili o modda bir karar aldığım arkadaşım yazdı uzun aradan sonra. yok inandıramıyor samimiyetine/beni önemsediğine. etiket yapıştı mı çıkması zor tabi. neyse efenim, konuşma keşke bitse derken buluyorsunuz kendinizi.

yazarların kendilerine notları

hogwartstan kaçan kız
bazen çok güzel aklını ve mantığını kullanıyorsun. kendine güveniyorsun. huzurlusun, etrafa da huzur yaymak istiyorsun. insanlara karşı sonsuz sevgin var gibi. şefkatlisin de. içinden geliyor biliyorum. o zaman seni seviyorum.

ama bazense o kadar güçsüzmüş gibi duruyor, alıngan oluyor ve çok düşünüyorsun ki, senden kaçmak istiyorum. bu kadar beklentide olma ya da kendini geri plana atma. sevdiğim ruh haline bürün, ayakların yere sapa sağlam bassın, kimse seni yıkamasın, hiç bir olay seni yıpratamasın. insanlardan bir şey umma, gerçekleşmesini istediğin şeylerin gerçekleşmesini sağla. uğraşmak istemiyor musun? s.ktir et. bu kadar zor olmamalı. seni sen yapan şeylerle mutlu olmaya bak. ayrıca bu aralar derslerini kafana çok takıyorsun. başarısızlığı kafana takacağına çalış. çalışmadan başarının sana gelmesini bekleme.


aynı anda hem sevgi dolu, kendiyle barışık bir insansın, hem de küçük bir aptalsın. olsun böyle kabul ettim seni. düşe kalka öğreniyorsun her şeyi. ama artık kendini sağlam tut. aptal yanını körelt, kendiyle barışık olan yönünü yücelt. yüzünden gülücüğünü eksiltme.

bir erkeğe en çok yakışan şey

hogwartstan kaçan kız
top 3:

1) baba olmak.

2) aşık olmak

3) kendini geliştirmek için çabalayan, ideallerinin peşinde koşan biri olmak.


fiziksel top 3:

1) gözleri parlayarak gülen bir yüz.

2) şık bir giyim. özellikle gömlek giymek, kimi zaman takım elbise giymek yakışıyor çok.

3) güzel saçlar ve buna eşlik eden yerine göre sakal yerine göre bıyık. tabi bazıları sakalsız bıyıksız da hoş durabiliyor.



bonus:

hoş bir ses tonu da erkeklere çok yakışıyor tabisi.
4

chewie chewie lady

hogwartstan kaçan kız
hazır sınavlarım bitmişken kendisine güpgüzel bir nickaltı döşemek istiyorum.

ya ben bu kızı cidden çok seviyorum. arkadaştan öte, böyle kanka mı desem kardeş mi desem dost mu desem aynen o tarz bir şeyler. söylemek için çok erken mi emin olamıyorum ama bana böyle hissettirdi en azından. çok iyi bir insan. laf olsun diye demiyorum, gerçekten, çok çok çok iyi niyetli, ince düşünceli, tatlı mı tatlı bir kişiliği var. insanlara karşı mesafeliyimdir, cidden samimi olabildiğim kişi sayısı çok azdır ve hatta son zamanlarda arkadaşlık konularında baya bir reform hareketlerinde bulunuyordum. ama bu kız o kadar tatlı bir arkadaş oldu ki, öyle büyük destek oldu, güzel geyik muhabbetlerime ortak oldu ki, kendisini cidden çok seviyorum. iyi ki tanışmışım, arkadaşım olmuş diyorum.

benzer şeylerden dert yanarız, benzer tepkiler veririz ama arada sırada ufacık farklılıklarımız da vardır, yine de sorun etmeyiz, edeceğimizi de sanmıyorum şahsen. sözlüğün bana kazandırdığı en değerli insanlardan, sağlam bir arkadaşlık kurduğumuzdan da şüphe etmiyorum. birbirini dinleyen, fikir alışverişi yapan, önemseyen, vaktini ayırmaktan çekinmeyen kaç insan var ki şu dünyada artık? her geçen gün yapay ilişkiler denizinde sürükleniyoruz. "arkadaşım o, beni yüzüstü bırakmaz, arkamdan konuşmaz" dediğimiz onca insan bizi hayal kırıklığına uğratıp duruyor. e bu durumda hassaslaşıyoruz, karşımıza böyle sevimli kişiler çıkınca da sevinçten dans ediyoruz. (tamam etmedim ama öyleymiş gibi şey edelim.)

önceden de yazmıştım yine yazacağım:
mutlu olmayı gerçekten hakkediyor, gerçekten. bu yüzden karşısına güzel insanlar çıksın istiyorum. sağlam dostlukları olsun, kariyer planları istediği gibi ilerlesin. iyi insanlar güzel yaşamalı, kötü şeyler onlardan tamamen uzak durmalı ya da duramıyorsa bile minimum derecede etkilemeli. neyse efenim, ben bu kıza dostluğu için, vaktini ayırdığı için, mutluluğuma da üzüntüme de ortak olduğu her zaman için teşekkür ediyorum. tüm iyi dileklerim, ilham perilerim, güç verici büyülerim onunla (swh). kendisini çok öpüyorum, sözlükte nice yıllar geçirsin bizlerle diyor veeeeeeee kaçıyorum!
8

mine tugay

hogwartstan kaçan kız
asil kadın'ın yerli versiyonudur.

bu kadını beyaz saray'da toplantılara sokun ya da ingiliz kraliyet ailesiyle beş çayına yollayın, gram sırıtmaz. güzeldir, sağlam ve asil bir duruşu vardır, masum bir yüzü vardır ve iyi bir oyuncudur zannımca. hele ki piyasadaki güzellik yarışmalarından çıkıp oyuncu olan tiplerle kıyaslayınca daha bir parlıyor kendisi.

başak burcu kadını

hogwartstan kaçan kız
kimi zaman yerin dibine sokarsınız "takıntılısınız, detaycısınız, bu kadar sahiplenici/anaç olmayın, kuruntu yapmayın" dersiniz. ama yeri gelir "bu kadar detayları aklında tutman ne güzel, insanlara değer vermen, kol kanat germen ne güzel" diye översiniz. bir karar verin. evet ipin ucunu kaçırabiliyoruz, bir çok konu hakkında günler, hatta haftalar süren beyin fırtınaları yapabiliyoruz, kafamızı küçük şeylere takıp stres olmaktan ömrümüzü yiyoruz, kabul. hatta bazen ilginin dozunu kaçırıp arkadaşlarımıza, sevgilimize ikinci bir anne oluveriyoruz. ama ne yani? kusursuz mu olalım? napalım? burç muhabbetini çoooooook sevemiyorum ama kahretsin ki burcumun özellikleriyle birebir uyuşuyorum. hele ki bir de dağınıklığımda bile bir titizlik olduğunu düşünürsek.

buradan da sesleniyorum: herkes kusurludur, yeter ki insanları oldukları gibi sevin, doğallıklarını bozmayın. tabi burada not düşmek istiyorum, çevreye ve kendisine zarar verecek kadar sıkıntılı davranışta olan insanlar zaten tam sağlıklı bir ruh halinde değildir, burçlara veya kategorilere göre değerlendirmemek lazım bunu.

hoşlanılan erkeği birden dudağından öpmek

hogwartstan kaçan kız
kumardır.

ya karşınızdaki kişinin de size aynı hisleri beslediğini öğrenecek ve güzel günlere yelken açacaksınızdır ya da aranızdaki iletişim noktalanacaktır. deli cesaretidir aslında. bir kadın bunu yapabiliyorsa kesinlikle kafasındaki karmaşaya en net şekilde son vermek istiyordur. ataerkil toplumda yaşamamızdan mütevellit bu hareketi bile kadını küçük düşürecek bir şey olarak tanımlayan zihinlere inat, hepimiz günün birinde böyle cesaretli olabiliriz umarım. hayat belirsizlikler için çok kısa.

scott cohen

hogwartstan kaçan kız
"hakkında nasıl başlık açılmamış????" dediğim 1961 doğumlu aktör.
the 10th kingdom isimli mini dizide oynamıştır kendisi. aslında bir sürü film-dizi var ancak benim için hayranlık uyandır ve kendisiyler ilgili ilk izlediğim yapım budur. küçükken hallmark'ta denk gelmiştim bu mini diziye, o zaman da hayran kalmıştım kendisine. şimdi upuzun yıllar sonra internetten buldum, en baştan tekrar izliyorum ve adamın gençliğine adeta aşığım ya. öyle hoş bir havası var ki, öyle güzel aşık bir adam ve de aşık olunabilecek adam imajı var ki. şu an kendisi ileri yaşta olmasından mütevellit çökmeye başlamış olmasına rağmen halen bir karizması var.

neyse efenim seviyorum.











bu da şu anki haliymiş beyefendimizin:





sihir bakanlığı nın hogwarts a atadığı kayyum

hogwartstan kaçan kız
eski bir hogwartslı olarak peşinin bırakılmamasını istediğim olaylar silsilesidir.

bakın bu konular derinleşiyor. seçmen şapka'dan tutun quidditch'e kadar uzanan bir skandal var ortada. saygın görünen insanlar bulaşıyor. olay derinlemesine incelenip büyücüler dünyasına detaylı bir durum raporu verilmesi şart. zira hakemlerin bile bulaştığı çirkin bir oyun söz konusu.

hogwarts'ı yedirtmeyiz!

sihir bakanlığı nın hogwarts a atadığı kayyum

hogwartstan kaçan kız
(bkz: hogwarts çok bozdu)

biliyordum! böyle olacağını biliyordum! kaçmakla ne kadar doğru yaptığımı bir kez daha anladım.

sene 2013, hogwarts'ta mezuniyetime bir yıl kala, kaçtığım sene. zaten senelerdir slytherinlilerin bazılarının merdiven altı ve süpürge üstü voldemort propagandalarına maruz kalmıştık, kulak tıkamak ve kendi hallerine bırakmaktan başka çaremiz yoktu. ancak bir kaç hocamızın -isim vermek istemiyorum, gerçi yeterince ifşa olmuşlar- dersin akışını bozacak şekilde karanlık lord'a göndermeler yapan, hayranlık belirten laflarını duymanın önüne geçemiyorduk. malum, hoca diyorduk, ses çıkarmıyorduk. "dersi geçelim bir daha da yüzlerine bakmayız" diyorduk. ama nerdeeee... bir tanesinin acımasızlığı ve düşük sözlüleri yüzünden harika iksir notlarım düştü ve dersten kalma tehlikesiyle karşı karşıya kaldım. hogwarts'ta adet bellidir: ilk üç sene derslerden kalanlar hoşgörüyle karşılanır ama yıllar ilerledikçe, hele mezuniyete yaklaştıkça dersten kalanlara ucube muamelesi yapılır, okulda ezildikçe ezilirler. bunu öğrenciler yapmasa bile -gerçi slytherinliler her fırsatta diğer house'ların öğrencilerine hakaret etmekten zevk aldıkları için bunu da zevkle yapıyorlardı- bazı hocalar her boş anınızda suratınıza çarpabilirdi. nitekim üstümde oluşacak baskıyı göz önünde bulundurarak kaçtım. iyi ki de kaçmışım. benim gitmeme sebep olan kişi ve aynı zihniyettekiler gerçekten de voldemort'un yandaşları çıkmışlar, vetöcülermiş. bir de bize hogsmeade'e gittiğimizde kaymak birası içiyoruz diye "sorumsuz, dejenere öğrenciler" yakıştırması yaparlardı. peeeeh! bize laf edenlere bakın hele. büyücülük tarihinin en karanlık isimlerinden birine yandaşlık yapıp onca masumun yaşamına, hayatlarına müdahele etmişler!

neyse efenim. burada tek üzüldüğüm kişi dumbledore'dur, aklanacağına şüphem yok.

gelecek postasında şu satır başlarını görmemiz yakındır:

(bkz: alastor moody ye hapis şoku)
(bkz: sybill trelawney ye hapis şoku)
(bkz: severus snape e hapis şoku)
(bkz: dolores umbridge e hapis şoku)
(bkz: argus filch e hapis şoku) pardon ama o koftiydi... eheh.
(bkz: federaller vetö iddiasıyla slytherinlilerin peşinde)


sihirle kalın!





edit: imla.
2

konuştuğum biri var

hogwartstan kaçan kız
dürüstlük belirten sözdür. elbette söylendiği zamana göre garip ya da normal olarak nitelendirilebilir ama olsun. şahsım adına konuşacak olursam da, bunu birisine söylüyorsam net mesafe koymak içindir, bu cümlenin yedekte tutma anlamı olabileceği bile tuhaf geldi hatta şu an. sonuçta ne demek bu:
ben şu an birisiyle görüşüyorum ve bunu bu şekilde ifade edebileceğim kadar kayda değer bir iletişimimiz ve de olası bir ilişki durumumuz var, bu sebeple ne sana ne de başkasına ilgi duyacağımı sanmıyorum, ümit de vermeyeceğim.

ben bu kullansam bu mantıkta kullanırım, bu yüzden de bunun söylenmesini oldukça dürüstçe bir tutum olarak bulmanızı tavsiye ederim. tabi kişiye göre değişebiliyor. siz yine de direktman "yedekte tutmak için dedi" diye düşünmeyin.

hangi durumlarda sevgilinizden ayrılırsınız anketi

hogwartstan kaçan kız
onedio'nun hazırlamış olduğu anket. aslında öyle garip sonuçlar var ki ortada ve insanımızın "bana zararı olmayan bir durum çok da ilgilendirmeyebilir" mantığında olduğunu gözler önüne seriyor. anket şurada:

devasa ilişki anketi: hangi durumlarda sevgilinden ayrılırsın? ilişkilerin neden bittiğini ortaya koyan bir anketle karşınızdayız! seçimlerinizi yapın ve çoğunluğun yönelimi neymiş öğrenin! kadınlar neden ayrıl... onedio

gözlemlediğim durum:

kadınlar eski sevgiliyle görüşülmesine tahammül edememişler ama aynı zamanda yarısından birazcık fazlası eski sevgililerin aldatılmış veya şiddete uğramış olmasını umursamış. bu ilk aklımda kalandı. kıskançlık denilen şey insanların vicdanlarını ne kadar da köreltiyor.

edit: bir kaç tespit daha eklenecek.
1 /