nikmikyok

nikmikyok

entelijans · 2 ocak 2007

spor (%8) · kişiler (%7) · din (%3) · televizyon (%2) · sinema (%1) · kategorisiz (%79) ?

  1. toplam giri 963
  2. takipçi 3
  3. puan 9850

okan bayülgen

nikmikyok
düdük. bu sigara denen zıkkımla yalnız kendini sikse bu uyarının adı beeeelki faşizm olurdu ama aga o duman buraya da geliyor. herife al dumanını siktir git diyebilmek için önce fabrikaları ıslah etmemiz gerekiyormuş. vay amk. ulan keyfimizden mi içiyoruz şu mereti ha? çevreciyiz onun için. sigaradan bunlar hep, yoksa insan beyni böyle çalışan bişey değil normalde. ayrıca unutmadan sikiyim ben öyle özgüveni.

mehmet baransu

nikmikyok
uğur dündarın kendi kendini madara etmesine vesile olmuş yazar.

kaç yaşındasın diye başlanır mı lan amk? sen oyken ben buydum falan. ulan adem peygamber ilk insandı, kaç yüz sene yaşadı o bile bi televizyon kanalına çıkıp konuşmasına böyle bi abuklukla başlamadı. önce ben doğdum. aferin lan. bravo. ille de karşılaştıracaksan sen bu adamı otur kendi 36 yaşınla karşılaştır bi kere.

uğur dündar bu adama cevap vermemek için oturup akıllara ziyan bir de yutup videosu hazırlamış. ben diyor vecdiden öğrendim telefonda, ama bakan adam diye yazılı bi belge isteme gereği duymadım diyor (tam bi duayen gazetecilik örneği hakkaten), ertesi gün vecdi de diyo ki yok öle bisey (kapak). doğru düzgün alamadığı haberi sonra toroğluna paslamış. aga karafatmalı pastanecileri de pasta börek üzerine yazı yazanlara paslasaydın o zaman, niye kasıyodun ki o kadar. sonra yargı süreci başlamıştır yargı sürecine saygı duyarımlar geliyor arkadan ama gazoz başkanın büyüklüğünü de anlat anlat bitiremiyor bir yandan. hazır çürük raporundan konu açılmışken! fenerbahçenin ne kadar büyük büyük büyük bi kulüp olduğunu da vurgulamadan edemiyor.

sevan nişanyan

nikmikyok
yazar.

kaç gündür bu adamın haberine takıldım gittim. bu kadar büyütülmese umurumda olmazdı belki ama, bi yazı yazdı, sokaktaki adamdan tut, kelli felli köşe yazarlarına kadar saniyesinde afaroz ettiler elemanı. hemen dini değerlere saygısızlık falan filan diye paket yaptılar, bu gidişle yakında postaya da verirler kendisini diye tahmin ediyorum. aga, dini değerler, milli değerler, o değerler, bu değerler iyi tamam anladık da, bu ülkede dine, milliye, carta curta gösterilen saygının binde biri aristoya gösteriliyor mu peki konusu var bi de mesela. eğitim sistemimiz sagolsun onu pek sallayan yok tabi. müfredat öyle bi hazırlanmış ki, okuyup bitirdikten sonra ya adnan hoca olup tvlerde hatun kaldırmak için ya da hamasetin dibine vurup eş dost demeden onu bunu düşman ilan edip vatan kurtarmak için milletin üzerine ister istemez bi cesaret geliyor. durdurulamıyorlar. ondan sonra böyle sadece göğe çıkmış inmiş adamlar için helva yapılan, bol saygı duruşlu, kendinden hizaya sokmalı süper mi süper bi ülke oluyoruz. ulan bi dünya bırakın şu sucuklara, tavada yer açın yumurtalara. orda mısın, eyyyy sevgili... ennnnn sevgili...? hep suç bu adamlarda değil bu adamları da vitesten attıran bi neden vardır.

elektrik akı

nikmikyok
akmayan bir akı çeşidi.

akı akan şeyin miktarı anlamında akmak fiilinden türetilmiş bir isim malum. mesela uyukuya dalmak için sayılan koyunların akısı birim zamanda çitin üzerinden atlayan koyun sayısı çarpı zaman şeklinde hesaplanabilir. elektrik akı da böyle bi durum söz konusu değil. ortada akan bir şey yok aslında. mutlak bir boşluğun içinde cereyan ediyor bütün hadise. yabancı kaynaklarda "action at a distance" diye geçen hadisenin ta kendisi. uzayın bir noktasına konumlandırılmış yüklü bir parçacık var ve sırf o parçacık orda diye yakınına konulan başka bir parçacığın üzerine kuvvet etkiyor. hem de bizim boş dediğimiz yani içinde hiç birsey ama hiç birsey yok dediğimiz bir ortamda. elektrik akı işte bu akıllara zarar kuvveti formulize etmek üzere fiziğin diğer kollarından devşirilmiş bir terim.

mesela hepimiz oksijen tüplerimizi giyinmişiz, havası sıfırlanmış, kapkaranlık bir barda oturuyoruz diyelim. bi ara kapı açılıyor ve içeri taş gibi bir hatun veya adam giriyor olsun. karanlıkta hiç birsey görmüyoruz, oksijen tüplerimiz var koku falan alamıyoruz, ortam boş ses iletilemiyor dolayısıyla ses mes de duymuyoruz ama karşı cins ortama girdiği anda dönüp hepimiz o afetin geldiği yöne doğru bakıyoruz. nerden biliyoruz o parçanın o anda orda olduğunu? korkunç!

bu olayın bugün dahi net bir açıklaması yok ama bi açıklama getirmeden olayı formülize etmenin bir yolu bulunmuş durumda. buna göre ortama giren güzel canlıdan dışarı doğru radyal yönde çizgiler uzanıyor, daha doğrusu uzandığı var sayılıyor. bir sürü dipdibe çizgi. böyle lif gibi. elektrik akı işte sözkonusu parçacığı içine alan rastgele kapalı bir yüzeyi (küre olmak zorunda değil, küp falan da olur) delip geçen çizgi sayısı tam olarak. bu çizgilerin parçanın yakınlarında daha sık, uzaklarında daha seyrek olacağı veya içinde bulunulan ortama göre sayısının artıp azalacaği tahayyül (hayal) ediliyor.

bu çizgilerin üzerinde itmeye çekmeye neden olan kuvvet vektörleri yaşıyor ve bu vektörlerin şiddetleri bahsi geçen çizgilerin sayısıyla ilintilendirilerek hesapediliyor. dediğim gibi tam olarak neyin aktığını bilen veya gören yok ama kuvvet vektorlerinin yarattığı alan ile denge konumuna ulaşmış bir akışkan içindeki hız vektorü alanı arasında matematiksel olarak çok şık bir benzerlik kurma durumu var.

permittivity

nikmikyok
"per" içinden geçerek, "mit" gitmesine müsaade etmek anlamına geliyor. ikisi birleşince içinden geçip gitmesine müsaade etmek anlamı çıkıyor. "tivity" eki fiili isim yaparak permit'e içinden geçip gitmesine müsaade etme mertebesi, derecesi, kabiliyeti gibi bir anlam katıyor.

elektrikte var mesela bu. boş uzayın permittivity'si deniyor. acayip ters bi adlandırma bence. uzay boşsa kimin müsaade etme kabiliyeti oluyor o, o zaman? boşsa boştur, niye içinde bişey varmış gibi yapıyoruz anlamıyorum.

amper

nikmikyok
amper yasası der ki üzerinden akım geçirilen kablo bir manyetik alan üretir.

bi başka kanun der ki manyetik alan içinde hareket etmekte olan yüklü bir parçacığa bir kuvvet etki eder. manyetik alan içinde olup da hareket etmeyen yüklü bir parçacığa ise bir kuvvet etki etmez. söz konusu kuvvete lorentz kuvveti denir.

amperin tanımı bu ikisine dayanır. üzerinden eşit akım geçtiği bilinen ama ne kadar akım geçtiği bilinmeyen iki kablo alınır, aralarında bir metre mesafe bırakılacak şekilde birbirlerine paralel olarak yerleştirilir. birinden geçen akım diğerinin çevresinde manyetik alan yaratır. bu amper yasası. manyetik alana maruz kalan diger kablo içinden geçen haraketli yüklere ise bir kuvvet etkir, bu da lorentz kuvveti.

sonuçta bir metre kablo uzunluğu başına 200 nano-newtonluk (çok küçük bi kuvvet bu, 10^-9 mertebelerinde) lorentz kuvveti oluşturan akıma bir amper denir, ki bir amper bayağa büyük bir akımdır.

dow jones industrial average

nikmikyok
zaman içinde otuz sanayi işletmesine ait hisse senetleri arasından bir hisse bölünürse, yani fakir halk da satın alsın diye hisse senedinin fiyatı yarısına düşürülürken hisse saysı iki katına çıkarılsa bu durum hesaplanan ortalamayı etkilemez. diyelim bi hisse senedinin fiyatı seksen dolardan kırk dolara inse bu ortalama hesabına iki çarpı kırk artı diğer hisselerin toplamı bölü otuz diye girer. sonraki soru şu. o kırkın başındaki ikiyi nasıl kaldırıcaz? o ikiyi kaldırmanın etkisini yok edecek şekilde paydadaki otuzu değiştiririz. bu mantıkla bugüne değin bölünen hiselerin etkisini yok ederken, bölü otuz azala azala bölü sıfır nokta bir iki dokuz bir gibi bir rakam olmuş.

işsiz

nikmikyok
iş bulmaktan ümidini kes-me-miş, halen iş aramakta olan insana deniyormuş. iş bulmaktan ümidini kesip iş aramayı bırakan adama hoşaf deniyormuş. hoşaflar işsizlik oranı hesabına dahil edilmiyormuş. hükümetimiz de 2013 yılında "son üç ayda iş başvurusu yaptınız mi?" sorusunu "son bir ayda iş başvurusu yaptınız mi?" sorusuyla değiştirerek işsizliği daha da aşşağa çekmeye hazırlanıyormuş.
1 /