sarıcaoğlan

sarıcaoğlan

sensei yazar · 19 mart 2015

istatistikler (%1) · kategorisiz (%99) ?

  1. toplam giri 298
  2. takipçi 19
  3. puan 4963

eve erkek atma taktikleri

sarıcaoğlan
öğrendikçe göğüs kafesimdeki kemikleri sırayla bağırsaklarımı deşercesine saplayan taktiklerdir.

o kadar kızdım ki odunluğuma, nefretimden içime doğru çöküp kara delik yaratacağım. onlar taktik miydi ya ! son bi kaç yıldır neler kaçırmışım, gözüm yeni yeni açılıyor. kaçan fırsatlara mı yanayım yoksa şu kafasız aklıma mı ! örneğin:

+:kız, - : ben
+:bugün çok hastayım, kimse de yok evde mesajlara geç cevap verirsem kusura bakma
-:tamam canım, bir şey olursa ararsın beni. geçmiş olsun.

şu da yaşandı:

+: kitaplığımı görmek ister misin ?
-: ya bırak allasen, canan tan'la doldurduyosunuz kitaplığı ehehehe.

bu da üniversitenin ilk yıllarından:

+: ya ne güzel kar da yağdı, bi film izlemeyelim mi şimdi sıcacık evde. yapalım sıcak çikolataları ^^
-: ben film izlemeyi sevmiyorum biriyle, dikkatim dağılıyor. (gayet ciddi bir eda ile)
+: hımm, tabi herkes farklı bir ambiyans ister.
-: film boyunca sessiz kalacaksan izleyelim, ama çatır çutur çerez yemek de yok.

buradan, geç de olsa gözümü açtığı için kardeşlerime bir teşekkürü borç bilirim. ama ayıp yahu, benim kafam çalışmıyor arkadaşım belki öyle taktiğe falan. ben hastayım deyince hasta sanıyorum, kitaplığı göstereyim deyince kitaba bakacağız sanıyorum, film deyince film geliyor yani aklıma. dur bakalım daha ne taktiklere maruz kaldıysam hepsini bulucam buradan.

aşık olunan kişiye açılıp reddedilmek

sarıcaoğlan
alınacak en iyi ikinci cevaptır ( birinci tabi ki kabul cevabı).

bi de red bile edilmemek var yani seni adam yerine bile koymaması. "hımm öyle mi canım senin adına çok sevindim" diyerek kalbinizi etna'nın eşsiz lavlarıyla dağlayabilir. bi de "hayır" diyememek var. uşağa "bilemiyorum cansın, biz senle çok iyi arkadaşız ama hislerimden emin değilim şimdi şok içindeyim ne diyeceğimi bilemiyorum lab lub zart zurt vs." diyerekten umut verip ondan sonra haftalar süren tahmin oyunlarına bırakanlar var ki hiç hoş değil. direk hayır desene, durduk yere umut veriyosun uşağa arkasını biz topluyoruz sonra. gerçi adı cansın olan bir türk evladı red yemez hayatında, şerefli de olmaz. yavşak olur o, kesin kabul ettirir kendini.

kuran kursunda dayak yiyen çocuklar

sarıcaoğlan
çok büyük bir çoğunluğunun annelerinin ve babalarının çok da umurunda olmayan hadisedir.

hatta "sen hocadan niye dayak yedin lan eşek sıpası !" diyerekten ebeveynin de kendi çocuğuna karşı benzer bir performans sergilemesi gayet de mümkün çünkü gördüm bunu, benzerleri bizzat gözümün önünde yaşandı. sabah hocadan dayak ye, akşam eve git babadan dayak ye ondan sonra bu çocuklar niye böyle ! manyak ettiniz uşakları !

sevgilinin geçmişi

sarıcaoğlan
araştırılırken boku çıkartılan olaydır.

geçen bir abi ile muhabbet ediyoruz, hoşlandığı bir kız varmış sınıftan ciddi düşünüyormuş "biraz araştırdım işte." dedi. ben "naptın abi gbt'sine mi baktırdın ehi ehi" diye işi dalgaya vuracakken lafa bir girdi:

"ya işte ilkokuluna gittim oradaki hocalara falan sordum dersi nasıldır, sınıfta nasıl davranır diye. biliyorsun sarıcığım insan yedisinde neyse 70'inde de o. eski arkadaşlarına ulaştım face'ten onlarla konuştuk. dün de lise'sine gittim işte yine lise'ye geçince ne olmuş ne bitmiş diye. e-okul'dan bile baktık, devamsızlıkları çok azdı. dersleri de iyiydi. düzgün birine benziyor. kantinciyle de konuştuk. önce pek çıkaramadı sonra resmini gösterdim tanıdı. erkekle takıldığı olmuyormuş, bir grupları varmış kız kıza hep. ben artık duygularımı açıyorum sen ne diyorsun?" diye sordu.

kız ana sınıfına gitmemiş olacak ki oraya da sormamış "oyun saatinde nasıl davranırdı, uykusunu tam alır mıydı, kutu kutu pense de eline erkek eli değmiş miydi?" diye. elimdeki sigara söndü zaten. dinlerken yaşadığım şaşkınlık yerini korkuya bırakmıştı. karşımda geçmişi araştıran erkeklerin en ruh hastası modeli vardı. "hayırlısı olsun" dedim. müsaade istedim, kalktım gittim. daha fazla durup samimi olma riskini göze alamazdım.

yılbaşı kutlamasanız olmaz mı

sarıcaoğlan
sen istemezsin de ben kutlamam mı? küçücük ilçemde evde oturup kedi sevecektim sen böyle deyince bi kanım kaynadı.

zaten şurada bi şeyleri kutladığım bi kaç gün var, kalan bütün günler sizin bu ülkede. sizin istediğiniz adam cumhurbaşkanı, sizin istediğiniz adam başbakan, bakanları siz istediğiniz gibi, müsteşarı hatta en düşük kademedeki memuruna kadar sizin istediğiniz adamlar. ülke gündemini siz belirliyorsunuz, sizin istediğiniz şeyler anlatılıyor, yazılıyor, gösteriliyor tüm medya organlarında. istediğiniz adamı içeri attırıp istediğiniz kadar orada tutuyorsunuz. bu ülkenin yarısından çoğu siz ne derseniz yapıyor zaten.

daha fazla istemeyin, çıldıracağım.

mevlüt mert altıntaş

sarıcaoğlan
yaptıkları yüzünden uykumu kaçıran şahsiyetsiz, beyinsiz bir mahlukat!

saat kaç oldu, sınavım var yarın, yorgunluktan gebermek üzereyim ama hala hazmedemiyorum yaptıklarını. bi de öldü gitti ya, sanki yanına kar kaldı gibi hissediyorum. işin kötüsü, bunun yaptığını yapabilecek bir sürü polis olabilir, hiç de mantıksız gelmiyor. biri suikast yapar, biri gider belki de yarın halkın üstüne ateş açar ya da ne bileyim provoke eder olayı. yok mu bu zihniyette insanlar, var maalesef. aklını kiraya vermiş zaten herkes!

bir kadına asla söylenmemesi gereken şeyler

sarıcaoğlan
mesela "biz aslında fıtrat olarak eşit değiliz." denmemeli.

"bir kadın olarak sus" da denmemeli.

"anneliği reddediyorsan, eksiksin,yarımsın" gibi bir söz kesinlikle söylenmemeli.

hele hele "sen kız mısın, kadın mısın bilemem" asla ve asla söylenmemeli.

"kariyer yapmana gerek yok, en iyi kariyer annelik zaten" diyorsan sen zaten adam değilsin.

ve bunu söyleyen insanlar bence ülkeyi yönetmemeli.

18 aralık 2016 yılmaz özdil köşe yazısı

sarıcaoğlan
dezenformasyonun da yamanmış delikanli. (bkz: maviyazar)

yok "soma faciasını hala sıcak sıcak hatırlıyoruz", yok efendim "ölmeleri müstahaktır" demiş de bunları göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekir rerererörörö.

şimdi lafı cımbızla çekip öyle bok atmak yok efendim. bunu diyorsan, o zamanki başbakanın "ölmeleri normaldir", "bu işin fıtratında var" sözünü de hatırlatacaksın. yazıyla alakası yok ama unutmamak gerekir ki başbakanın normaldir sözüne gönderme yapıyordu telefonla yayına bağlandığında.

tanım: yalan yanlış bilgiler içermeyen tertemiz bir yazıdır.
1 /