sychtianarch

sychtianarch

entelijans · 18 haziran 2013

yeni türkiye (%7) · yobaz saçmalıkları (%5) · terör (%5) · türkiye klasiği (%5) · ehonomi (%4) · kategorisiz (%74) ?

  1. toplam giri 2778
  2. takipçi 84
  3. puan 63083

mehmet akif ersoy

sychtianarch
annesi özbek, babası arnavut vatan şairimiz. asıl mesleği veterinerliktir. bir keresinde rte, atatürk'ü hedef alan şiirini yarım yamalak okumuştur. aslında bu dinci gurup eskiden atatürk ile çatışma yaşayan mehmet akif ersoy'u sever gibi görünür. halbuki mısır'da yaşarken en sonunda atatürk'e hakkını vermiştir. kendisini sirozdan kaybettik.




not: kur'an çevirisi de yarım kalmıştır. aslında çalışmasından kendisi tatmin olmamıştır. düşünün bir kere, atatürk dindar veya değil, ayrı tartışma konusu; meal için iki kişiye teklif götürüyor. koskoca halifenin yönettiği imparatorluktan iki kişi aday. elbette elmalılı hamdi, meal işinin üstesinden geliyor. halkın kur'an ı kerim'den haberi falan olmayacak yoksa.

isitkalal marşı hakkındaki iddialar kanıt olmadığı için spekülasyondan ibarettir. gerçeklik payı olabilir mi olabilir. kanıtı olmayan bir şeyi tartışmak enerji ve zaman kaybıdır. ayrıca marş fe i lâ tün / fe i lâ tün /fe i lâ tün /fe i lün vezni ile yazılmıştır.

sen bilirsin türkiye

sychtianarch
bir çok anlama gelebilecek cümle. allah belanı versin, mesela. yada hesabını sorarlar...

"chp halktan çekiniyor" diyen mhp'nin 1 kasım 2015 seçim sloganı. artık çaresizlik mi, panik mi, nedendir bilemedim, mhp'nin ortak aklı hep güçlünün yanında olmaktan yana sonuç veriyor. başkanlık senin neyine yarayacak. fetöden sonraki günah keçisi olacaksınız. ideolojik olarak yakın olsanız bile fetö sizden bunlara daha yakındı. pastayı sizlerle paylaşırlar mı? daha eski türkiye'nin sermayesini kapış kapış paylaşacaklar. öyle görünüyor ki burada da destek olacaksın ki bölünmesinler. kabak başına patlayacak.

fiilen hukuksuz durumu hukuki açıdan uygun hale getirmekle gasp, hırsızlık ve rüşveti meşru hale getirmek aynı şey değil herhalde. mhp'nin ve defalarca devlet bahçeli'nin klasik tavrıdır, mantıksızca hareket etmek. "hiç düşünmedi" diyemem. bu kafa başka kafa.

idealler ve prensiplere ne oldu? arsızın suyuna gidilir mi? 2002'deki erken seçim hamleni bir kenara koyalım, sen önceki cb seçimlerinde abdullah gül'e ciğeri altın tepside sundun. meclis oylaması ile cb seçildi, bu sefer halkın oylaması ile başkan seçilecek diye minareye kılıf mı biçilir. nedir bu çelişki? seçmen senin biletinizi kesse her durumda kazançlı yine akepe. bunun sonu ölene kadar mokoko. bir gizli ajandanız mı var? feraha mı ereceğiz? "artık sıkıntı geçti bu sefer mokoko sırası bizde" mi diyeceğiz"

(bkz: 21 ocak 2017 anayasa değişikliği genel oylaması)


arapların türklerden nefret etmesi

sychtianarch
kendilerine göre anlı şanlı arap impoaratorluklarını gerek içeriden askeri teşkilatlara girerek ele geçirip gerekse işgal ederek dağıtan millettir türkler, araplar için. korkuyla karışık hayranlık beslerler. osmanlı imparatorluğu boyundurluğunda kalmayı hazmedemezler. memluklular bile adige türk haneleri tarafından yönetildi. iran dersen, yine 20 yy'a türkmenler; sevmezler. acemler de pek haz etmezler. türkler asya'dan gelip topraklarına konan işgalci güçtür. korkarlar da. türkiye cumhuriyeti'nden de kompleksleri kabarmış şekilde nefret ederler. dil devrimi ve harf devrimini hakaret olarak görürler. bir yandan da türkler müslüman oldukları halde avrupalı'ya kın olduğu için de hayranlık beslerler. dediğim gibi bu hisler komplekstir. türkiye'deki siyasal islamı da yeşil kuşak projesi'nin rahatlığı içerisinde yeşerten bunlardır. akepe iktidarı süresinde körfez parası köprüyü geçinceye kadar istikrar unsuru oldu. mezhepsel bakımdan çatışmalı da olsa iran islam devrimine (ak devrim) öykündüler.

mesela arap baharında laik devlet yapısı yüzünden hakem devlet olduğu kadar türkiye'nin araplar üzerinde bir saygınlığı da vardı. nefret ederler fakat, imparatorluk geçmişi yüzünden kendi emperyal arzularını (islamiyet) yücelttiği için de gözleri kamaşır. elbette türkler araplaşmayı seçtiler. belki de hiç türk olamadılar. batılılar aydınlanma ile kendi bağnazlıklarından kurtulurken türklerin rönesansı kanuni ile yarıda kesildi.

aklı başında arplar da var. osmanlı'ya ihanetin bedelini ödediklerini düşünüyorlar. fakat, çok yaygın bir düşünce değildir.

büyüyünce idamı getireceğim diyen kız

sychtianarch
ah ah, bilse reisin idamı bu kadar çok konuşmasının asıl sebebinin fetönün iadesini daha çok zora soktuğunu; iadesi halinde kanalizasyonların bile taşacağı zamanlardan çekindiğini.

türkiye, her politikacının rüyası olabilcek bir ülke. her yola gelen vatandaşı var. yavrum goygoyu çocuk yaştan öğreniyor. ağaç yaşken eğilir demişler. vatandaş yolunu bulmayı öğrenecek. elbette yalan dolan bir hayatınız var. kendinizi gizlemeye çalıştıkça daha fazla vücut buluyor. kendi kokunuzdan rahatsız olmadığınız müddeetçe elbette burnunuza kadar batmış olduğunuzu fark etmezsiniz.

bilişsel çelişki

sychtianarch
kalın kafalı, eleştiriye tahammül edemeyen, cahil insanların içine düştüğü ve bence kavram karmaşası olarak da tanımlayanileceğimiz zihinsel olgu. insanın duygu ve düşüncelerine karşılık gelen kavramlar çarpıtılır veya yanlış ifade edilirse az gelişmiş kişiler kolayca manüpile edilebilirler. burada toplumun genel eğitim düzeyi makro ölçekte kollektif bilincin oluşumu açısından önemlidir. derin kavrayış gelişmiş bilinç demektir.

çok etraflıca irdelenmesi gereken bir konu. fazlasıyla örnek incelenebilir. türkçe'de bazı kelimelerin karşılığı yanlış konulmuş. mesela, eleştiri kavramı yermek, kötülemek olarak anlaşılıyor. tolerans için de hoşgörü, olarak yanlış bir kelime seçilmiş. tam karşılığı katlanmak olabilir. hoşgörmek zorunda değilsiniz ama katlanabilirsiniz. yine korku ile kaygı (ansiyete) farklı kavramlardır. üstelik beynin aynı merkezi uyarılsa da korku, sadece ölümle ilişkilendirilir.

dil zihniyettir. gramer haricinde kelimelerin kavramları temsil edilişi de önemlidir. deyim ve atasözleri de aynı şekilde.




baskıcı toplumlarda yönetici elitlerin kelimeler ve jargonlar üzerine oyun oynaması olağandır. sile yerleşen (kabul gören) kelimeler, ifadeler, aforizma ve deyimler gelişime ket vurur.

"devletin malı deniz, yemeyen domuz", en bilinen örnek.

jargonlar için de örnek verecek olursak; süreç (ihanet), psikolojik sınır (devaluasyon), imralı (apo ile değil imralı ile), barış (saldırı) vs. gibi kelimeler kavramları çarpıtmak amaçlı kullanılan güncel örnekler.

(bkz: afazi)

bir de bu konu ile bağlantılı olarak. trump ve diğer başka rakipleri hakkında uyarı yazısı. korkarım biz o noktayı çoktan geçtik. bir kutuplaşma ve dualite merkezinde bir hapishaneye mahkum edildik. şeytanı yanımızı, gizlemeye çalıştığımız, bastırdığımı özelliklerimizi vücuda gelmiş hali ile karşımızda bulduk. kuralları kendi koyduğu bir oyunda nefret ve tiksinti içerisinde çaresizlikten yorulduk. modern çağın yeni yönetim anlayışı yoksa böyle mi olacak?

a completely different perspective on trump's presidency. this will make you think considering the hype around the latest celebrity statement about trump by meryl streep and the upcoming ritual to put "the man" into "power" offici... collective evolution

daha geniş bir düşünce ile basma kalıp kabulleri bırakıp objektid bakacak olursak bu kısırdöngüden kurtulabilecek miyiz; ben ümitsizim. kavramlar arasında kaldık.

tostçu erol

sychtianarch
sosyal medyanın gücünü anlamış, vizyon sahibi girişimci bir abimiz. tosta gelince uzmanı olmaya gerek yok. bu yönü ile bende saygı uyandırmıyor. hazır ketçap, yumura kaşar, yeri geliyornutellayı boca ediyor. karamelize olmuş ekmeğe tereyağını sür, al sana lzzet.

bu yemek programların bakıyoruzm, "şu mükemmel çileği bu harika kremanın içine atıyorum..." böyle yağarak lezzet beklentini arttırıyor adam. bildiğin pazarlama. ürünü janjanlı pakete koymak gibi.

erol abimiz ne yapıyor, aynı şeyi elbette. "evde tost nasıl yapılır" diye videosu var. bırak tostu, evde pilav yapamayanı erkekten saymam. tost yapamıyorsan kendine bakmaya hayrın yoktur.

yine de erol abimizi gönülden takdir ediyorum. iletişim, reklamcılık adına kendisini aşmış. bu yönüyle sempatimi kazandı.

reina saldırganının son hali

sychtianarch
yakılan ve infaz edilen askerlere karşılık olarak yapılmış benzetme işlemidir. yine de insani açıdan rahatsız oldum. terör ve teröristin amacı budur. dehşet ve panik yaratmak. açıkçası pek ölçülü bir tepki değil. bir de herifin dört yaşındaki çocuğuna işkence edilmesi taraftarı olan ağır çomarlar var. yahu adam sizin elemanınız. geçmişte fetö gibi düşün. yani gericiliğinizi anladık da bu kolay adam satma işini pek anlayamadık. batarken dafra mı atıyorsunuz?

şimdi bu insanlık adına eleştiri elbette yakılan, infaz edilden ve çatışmada kaybettiğimiz askerlerin yakınları ve sevenleri için bu hiç bir şey. onları geri getirmeyeceği de kesin. devlet linç duygusu ile hareket ederse eleştirdiğimiz israil'e döneriz. tüm terör örgütleri için geçerli bu.

''jandarmayı öldürerek sevap işledim'' niğde'nin ulukışla ilçesinde astsubay, polisi şehit eden, bir yurttaşı da öldüren üç işid üyesi, ankara'da çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. arn... cumhuriyet

saldırganın uyruğuna gelince, doğu türkistanlı, özbek, kırgız olduğuna ilişkin bazı şeyler söylendi. kimi de buradan yaklaşmış olaya. amaçlerı nedir, bilmiyorum. köktencilik, fanatizm hangi milletin ruhunu ele geçirirse onu bir caniye dönüştürüyor. ışid uluslararası terör örgütüdür. içerisinde türk vatandaşları ve müslüman ülkelerden insanlar var. bu oluşuma cariye olarak katılan insanlar var... buradan çıkarılacak sonuç şu olmalı; türkiye vakti ile gayrı resmi olarak bunlara kapıyı açtı. destek oldu. ülkeye giriş yapan ipsiz sapsızların ne kadarı ışid veya el kaide mensubudur, bilmiyoruz.

türk vatandaşı olan sempatizanları şimdi saf değiştirmekte. ne kadar yanar döner olduklarını biliyoruz. hepsi laiklik karşıtı olduğu için genelleme yaparsak hata yapmış olmayız. ayağını taşa çarpan, öfkesini dizginleyemeyen "fetö de fetö" diye yaygarayı basıyor. maalesef yutanlar var.

dünya zaten türkiye hakkında anlayacağını anlamış. türkiye algısı sultanahmet, laleli, fatih. bildiğin ortadoğu. devletin kanalı bunların uzantısı olan, vakti ile cezayir ve mısırda bol bol turist kafası kesen müslüman kardeşlere ağıt yakıyor, sisi'ye saydırıyor. kusura bakmayın da çuvaldızı kendimize batırmak durumundayız. elbette ben kendi üzerime alınmıyorum. akepe seçmenleri düşünecek bu kısmı.




bir de gündemde olan şöyle bir şarkı var. açıkçası karamizah mı yapıyor yoksa gerçekten türklere ve ışid'i destekleyen siyasetine karşılık bir taşlamama mı var, bilemedim. batı basınında türkiye'de gerçekleştirilen ışid terör saldırılarına karşı tepkisizlik eleştiriliyor. "niye bize saldırılınca kıyametler kopuyor da türkiye'deki saldırılara karşı tepki göstermiyoruz" şeklinde özeleştiri yapan bir iki yazı gördüm. elbette duruma oh çekenler var.

bu dangalak beyaz tv'de bu herifi yerden yere vurmuşlar. acaba diyorum, ironiyi mi anlamadılar da direk çomarlık yapıp çamur atıyorlar. yani, çomarların dolduruşuna gelmeyelim. akepe = müslüman kardeşler vs vs.

terör desteklenince sahibine bumerang gibi dönüyor sonuçta. belki daha az zararla atlatanlar batılılar olur. kazığın uzun tarafı kesinlikle bize girer. o bakımdan ironi veya aşağılama, bunların hiç biri önemli değil.

tümosan

sychtianarch
albayraklara şeetirilen şirket. ayrıca altay tankı'nın transmisyon aksamı avusturya menşeilidir ve milli tank projesi de son dönem savunma sanayine yönelik alman ve avustuya şirketlerinin birer birer lisans anlaşmalarından çekilmesinden nasibini almıştır.

kap bıst şirketleri yatırım kuruluşları portföy yönetim şirketleri bağımsız denetim kuruluşları derecelendirme şirketleri değerleme şirketleri diğer ka... kap

milli otomobil projesi gibi milli tank da yalan oldu ya la.

insan şöyle durup düşünür, viyan'yı iki kere almaya yeltenmişsin. artık empryal vasfın kalmamasına rağmen rusya gibi "oraya dalarım, burayı alırım" diye atarlanıyorsun. halep diyorsun postayı y,yorsun. musul diyorsun postayı yiyorsun. yahu "kimin şeyi ile şey yapıyorsun" derler adama. yerli ve milli bir şey üretin de ondan sonra ağlayın, "içişlerimize karışıürleer" diye. hayır zaten taliban rejimi kuracaksın, avrupalı da sana teknoloji transfer edecek. milleti seçmeniniz gibi enayi mi zannetiniz. bu kadar yıol bir transmisyon sistemi geliştirecek doktora mühendisi bulamadınız mı? elinizi atıp da kayyum atmaları dahil, içini boşaltmadığınız kurum yok.

(bkz: avusturya nın silah ambargosu)
(bkz: avusturya nın türkiye ye silah satışını durdurması)
heckler koch lisans iptali : #16542463

türk erkekleri dargın tarık akanlardır

sychtianarch
hatununuz göbeğinize övgüler düzüyor ve onu okşuyorsa bilin ki, altınızı mayınlıyor. göbek sevilir mi yau. baklavalı karın kası dururken göbeğe abartılmış bu övgü ve sevgi seli nedir?

maksat kalbinizden giden yolla sizi kendisine bağlamak, rakiplerinden koparmak. bir dahaki sefere göbeğiniz okşanırken gerçek niyetin ne olduğunu bileceksiniz. günde 8.000 adım, 30 şınav, az ekmek. ha gayret tosunum.

evrime savaş açan iktidar

sychtianarch
michio kaku, her devrin sonunun savaşla bittiğini ifade ediyor. sanayi devrimi, sonrası iki dünya savaşı yaşadık. daha gerilere gidersek bronz çağı 400 yıllık sancılı bir süreçle sonlandı. insanlık adeta geriye gitti. her devrin sonu yeni bir devrin başlangıcı demektir. demir bronza çağına alışmış bir dünyayı ve üzerindeki insanları üzerinden silkeledi. iktisadi kriz çıkardı. iki dünya savaşında olduğu gibi.

insanların zayıf bir özelliği var, kaynaklar sonsuzmuş gibi davranıyorlar. nüfus planlaması yapmıyorlar. planlama hadisesi yeni bir düşüncedir. insanlar hurafelerden kurtuldukça geleceklerine az çok şekil vermeye başladılar. bu noktada türkiye'nin durmunu ben hiç araya youm katmadan değerlendirin.

dünya 2009 ile çok ağır bir iktisadi krize girdi. nedeni 4. sanayi evresidir. amerika gibi güçlü bir ülkede orta sınıf çöktü. maaşlar azaldı, işsizlik arttı. bilim ve teknolojinin ne önemli üssü amerika'da üniversite mezunu olmanın hiç bir fiyakası yok. yükselen internet teknolojileri yeni iş dalları yarattı. burada da donanımlı ve yüksek zekalı kişilera ekmek var. yazılımcıyım, web tasarımcısıyım diye havaya girmeyin. artık paket programlar var, wordpress var. elinden hiç bir iş gelmeyen boş biri fazla çaba sarf etmeden bir web sayfası açabilir. bu işler bu derece ayağa düştü. hiç bir şey bilmeyen sosyal medya kullanarak görüyor işini.

cad cam dersen, yine öyle. autocad ve benzeri programlar üretimde tasarım ve ürün geliştirme maliyetlerini düşürdü. bu alanda fazla kalifiye olmanın bir anlamı kalmadı. yani kalifiye olanlar arasında rekabet kızışmış durumda. üstelik süreçler rekabetten dolayı daraldı. bilgisayarlar zamandan tasarruf etmekten çok iş yükünü arttırdı. bitirdiğiniz işi bir başka iş acilen yapılmak üzere bekliyor.

burada bu tip programları yapanlar ön plana çıkıyor. yani yazılımcılık geleceğin mesleği ama, fark yaratmanız kaydı ile. basit aplikasyonlar yazmak falan... hiç bir değeri yok.

hindistan'ı hepiniz biliyorsunuz. matematik, yazılım, bilim konularında sıyrılan bir ülke. bundan yirmi sene önce eğitimde köklü reformlar yaptı. abd ve kanada'da yönetici pozisyonunda hintliler dolu. hindistan'ın gelecek için şöyle bir handikapı var. büyük bir ülke, ingilizce konuşan en kalabalık ülke ve hintçe tek bir resmi değil. ülkenin iletişim sorunu var. bu reformlar bile hindistan gibi bir ülkeyi anca adam edecek. çin gibi yükselen bir güç olması çok zor.

halbuki türkiye bu onbeş senelik süreç içerisinde yazılım, bilişim sektöründe bir şeyler yapsaydı, kendi sanayisini de lağv etmek yerine yatırım yapsaydı durum, bugünkünden farklı olabilirdi. dünya yeni bir küresel kaosa sürüklenirken korkarım türkiye, kaybeden uluslardan olacak. bu vasıfsız, cahil, sorumsuz ve öfkeli kalabalıklardan bir cacık olmaz. anca muhtemel bir savaşta canlı silah olurlar. bunun emarelerini görüyoruz. geriye dönülmez noktayı aştığımızı söyleyebilirim.

oldukça sevimsiz ve karamsar bir tablo çizdim. insanlar yalanlara inanmaya daha yatkındır ama, gerçekler böyledir. hitler de halkının incinmiş gururunu okşadı. neredeyse yoktan bir savaş makinası yarattılar. türkiye için durum farklı; az çok var olanı bitirdiler. geriye kuru hamaset kaldı.

tartıştığımız şeylere bak. bu gidiş hayra alamet değildir.

(bkz: namaz kılan robot)



evrim teorisi

sychtianarch


geçenlerde bir genç geldi bir teorim var dedi. merak ediyorsanız dinleyin...

adam kara cahil çıktı rıza baba!

sonuna kadar izleyin.

(bkz: sıfır hatası)

şimdi türkiye'deki tavizsiz laiklik uygulamaları bugünlerde yine sıkça tartışılır oldu. anayasa değişikliği ve ilk dört maddesi gündemdeyken yine topluma uygulancak şoklamalar öncesi bu tip tartışmalara aşinayız.

genelde şablon şöyle, önceden şehven bir açıklama yapılırdı, tansiyon birden bire yükseltilip, sonraki süreçte azar azar bir takım icraatler yapılırdı. şimdi "şehven oldu" denecek bir durum artık yok. hemen her gün her gerici cesurca fikir ve düşünce özgürlüğü (!) çerçevesinde ortalığı inciliyor. yani "lakileri bulduğunuz yerde yakın, olmadı çaprazlamasına kesin" demek bölücülük kapsamında değil. elimizde kalan bir kaç şeyi bugün için bir anda kaybetmeyeceğimizin bilincinde olarak eski cumhuriyetin en fazla iki yıl kadar sonra tamamen bitirileceğini artık biliyoruz.

bu noktada laiklik yada türkiye'de vakti ile gözetildiği hali ile laiklik nasıldı; diye merak eden varsa cübbeli ahmet hoca güçlü bir referans noktasıdır. şimdi ılımı ıislam ile tatlı su müslümanlığını da bir kefeye koymadan ifade edeyim; türkiye'deki laiklik ışid ile cübbeli ahmet hoca arasındaki çizgidir. o çizgi aşıldığı zaman ki yakındır. hoş geldin taliban. hoşgeldin ışid.




evrime savaş açan iktidar : #16695276
karbon 14 : #16272147

evrime savaş açan iktidar

sychtianarch
göt kıspetten çıkmışsa yarrak bağdat tan gelir diye bir deyim var. güzel türkçemize sahip çıkmalıyız. her atsözü, her deyim, hayatın süzgecinden damıtılmış. zorda kaldığımızda bize yol gösterir nitelikte.

böyle bir toplum 4. sanayi devriminin şafağında hele bu vasıfsızlıkla ancak tek bir işe yarar, harcanmak. türk insanı nerede hatcanır; elbette cephede. takdir edersiniz, laiklik ateş altında pek bir işe yaramaz. dünyada insanlığın tecrübe ettiği her değişim evresi sancılı olduğu kadar davranış ve neden sonuç ilişkisi bağlamında tersiniz etkileşimlidir. yani "din, tarım devrmi ile mi ortaya çıktı? yoksa, tarım devrimi dini mi doğurdu?" gibi bir tartışma içine girmek anlamsız. her şey bir bütünün parçasıdır. türkiye'nin gidişini bu etkileşimden yola çıkarak öngörebilirsiniz.

türkler artık emperyal bir güç değil. aydınlanma ve teknoloji devrimin es geçtik. üreme artışımız gelişim hızımızı aşmış durumda. üretmekten çok tüketiyoruz. kendi sikletimize bakmadan sağda solda atarlanmaya başladık ve muazzam cari açık veriyoruz. ilk yüz şirketimizi toplasanız bir apple kadar etmiyor. türkiye'yi kapalı bir sistem olarak düşünürsek, entropi yasası ülkenin hata verdiğini bildiriyor. evrimsel perspektiften bakarsan, tarih ve biyoloji, doğanın böyle ulusları üzerinden silkelediğini olumluyor. bir durulma, bir düzen şart.

iki gün önce chp tekirdağ milletvekili faik öztrak, rezerv miktarının 35 milyar dolar, ihtiyacın 200 milyar dolar olduğunu aktardı. bu hesaba göre türkiye, elindeki rezerv ile 2 ay idare edebilirmiş.

dünya'da kazan kaynıyor, türkiye'de ayrı kaynıyor. bu esnada anayasa beyimiz anayasa'nın derdine düşmüş, hatta dört maddesi dahil olmak üzere yalakaları ve değnekçisi ile değiştirilmeye çalışıyor. bu nedir; sivil savaş (iç savaş).

eğitim kısmına geri gelirsek, türkiye on beş yılını zaten boşa harcamıştır. gelinen noktada evrim, atatürk ilkeleri ve laiklik, tartışmalı ki aslında, hiç öncelikli olmaması gereken konular.

ne diyebilirim, bok içinde yüzüyoruz beyler bayanlar.


üçüncü dünya savaşı

sychtianarch
ben vesayet savaşları çerçevesinde sürdüğünü düşünüyorum. yada belki şu açıdan bakılabilir, "bir savaş bir öncekinin devamıdır". birinci dünya savaşı balkan savaşlarının devamı olduğu gibi. her durumda savaşlar tüm yıkıcılıklarına rağmen var olacaklar. malesef barış yönündeki temenniler yetersiz kalıyor. halbuki, büyük yıkımların ardından geçmişe bakıldığında savaşların kolayca önlenebileceğini anlıyoruz.



amerikan askeri gücünün doğu avrupa'da arttığını görüyoruz. muhtemel savaşın hatta dünya savaşlarının alman - rus gerginliklerinin ağırlık noktası polonya'ya son zamanlarda askeri yığınak artmış durumda. varşova paktı'ndan sonra rus teknolojisini kullanan polonya ordusu on yılı aşkın süre içerisinde amerikan teknolojisi ve askeri düzeni modernize edildi. hatırlarsanız eski cumhurbaşkanı ve devlet erkanını taşıyan düşen uçak rus yapımıydı (bkz: katyn katliamı). bugün sukhoi, mikoyan bürolarından çıkma uçakları olduğu gibi f-16 kullanan hava kuvvetleri var polonya'nın. rus siyasetçilerin akıllarından kim bilir, neler geçiyor. rusya'nın doğal sınırları aşılmış durumda.



poland welcomes thousands

elbette polonya tarihine, avrupa'daki rolüne ve slav (katolik) olmalarından dolayı ruslarla yaşadıkları çekişmelere eğilmek gerekir. düz bir ova olması nedeniyle taraflar arasında yol geçen hanı olmuş bir ülke. bu yüzden polonyalı (katolik) olma kimliği çok keskin. rusların panislavism temelli politikaları ile pek uyuşmuyor. soğuk savaş sonrası polonya küresel sermayenin büyük yatırım yaptığı ülke. kısaca polonya, önemli bir ülke.



eisenhower warns us of the military industrial complex

rusya'nın yayılmacı siyaseti ve çin'in yükselen bir güç olması nedeniyle abd de pasifik ve avrupa'da gerilimi tırmandırmaktan kaçınmıyor. küresel kriz ise ayrı bir gerilim unsuru. amerika'yı kuruluşundan beri incelersek, onu vareden şeyin teknoloji (mühendislik / silah) olduğunu görüyoruz. abd ordusunun yıllık petrol tüketimi hollanda'nın yıllık tüketimine denk. dünya barışı için kısırdöngü abd'dir. abd, ekonomisini döndürmek için dünyadaki her gerilime burnunu sokmak durumunda. jeopolitik ve iktisat bunu gerektiryor. kendi içerisindeki politik çekişmeler, paradigmalar ve ahlaki kuramlar ayrı meseleler. burada realiteden bahsediyorum.



u.s. heavy combat vehicles arrive in poland

ortadoğu ve türkiye'nin belirsizliği (irticanın yükselişte olmasının haricinde rus şemsiyesi mi? abd şemsiyesi mi?) ortadayken polonya, latvia gibi ülkelerdeki askeri hareketlilik beni endişelendiriyor.

anayasanın ilk dört maddesi

sychtianarch
ula bu nasıl mhp akepe uzlaşması. gözünüzü kırptığınız anda kıbrıs'ı elinizden alırlar. biri cin olmadan çarpma derdinde. diğeri avanak.

sözüm ona cb'ye yargı önü açılıyor. yargılama meclis onayından geçmek durumunda. meclis ise cb'nin insafına kalmış, feshedilebilir.

bahçeli bu kafayla akepe ile bu maddeler üzerine uzlaştıysa, bu şark kurnazları üzerinizde don bırakmaz. bunların sorumlusu ise aldanmışın aldanmışı bahçeli'dir. devlet kimlere emanet görün.

bir de gelen geçen vatandaşın üzerinden geçsin, varsın türk adı yerinde kalın. yerim ulan ben böyle türklüğü. kiminle dans ediyosunuz siz?


ek not: dünyada hemen her anayasa hukuku kanla yazılmıştır.

textron airland scorpion

sychtianarch


a-10'lar son günlerini yaşıyor. abd, bir sonraki yakın hava desteği uçağı hakkında hala tereddütlü çünkü, f 35 artan maliyeti ve ek mühendislik problemleri ile şüpheli bir uçak konumunda. özellikle dikey kalkış yapabilen modeli için somut bir sonuç yok. f-35 gakkındaki tüm olmlu yorumlar da pazarlamadan ibaret. marine modelindeki maliyet artışı ve teknik problemler türkiye'nin alacağı versiyona da yansımız durumda. bu da projeyi belirsizliğe sürüklüyor. bu konu türkiye'nin yeni nesil savaş uçağı ihtiyacını da sıkıntıya sokuyor. özellikle son politik gelişmeler belirsizlik teşkil ediyor. konuyu uzatmadan yine kara kuvvetlerine destek amaçlı görevlere geri dönelim...




textron firması ucuz ve hafif bir uçak geliştirmiş. uçağa ilk etapta baktığımızda kanatları tam olarak açılmış küçük ölçekli f-14 uçağına benzer bir yapı görüyoruz. dikey kanatlar açılı ve motorlar bilerek mesafeli tutulmuş. sabit kanatlar düz bir yapıda. tıpkı a-10 gibi. öncelikle bu tip uçaklar görevdeyken yavaş uçmak için tasarlanmış. sebebi, yerde düşman kuvvetlerini aramak, operasyon bölgesinde uzun süre kalmak. bunların hiç birini süpersonik uçaklarda yapamazsınız. f-16'da denediler başarı sağlanamadı. düz ve uzun kanatların diğer bir amacı düşük süratte ani dönüşler yapmak. mesela a-10'lar, üzerilerine kilitlenen radardan bu sayede kaçınabilirler. diğer bir avantaj da silah istasyonları için yeterli alan yaratılmış olması.


motorların pozisyonu da önemli. öncelikle çift motor emniyet demek. ikisi arasındaki mesafe, isabet sonucu yangın ve patlama olasılığına karşı diğer bir emniyet unsuru. a-!0'daki gibi. elbette a-10'un motorları gövdenin yukarısında inşaa edilmişti. bundan ayrı olarak kabin, zırhlıydı ve gövde, cephaneye karşı mukavim yapılmıştı. scorpion'da kompozit yapı baskın. gövde küçük. zaten uçak da "multi mission light strike aircraft" olarak tanımlanmış. günümüzün koşullarında (düşük bütçeli) güvenlik sorunlarına ucuz maliyetli çözüm olarak pazara sunuldu.




türkiye, benzer ihtiyaç için hürkuş'u hizmete sokmayı planlıyor.
_____________________________________________________________________
hafif saldırı eğitim uçakları:

jetler:
mako
yak 130
l 39 albatros
boeing t x (saab)
lockheed martin t 50 (kai)
textron airland scorpion


pervaneliler:
kai kt 1 woongbi
tai hürkuş kt 1 (kore menşeili projeden esinlenme)
super tucano a 20
pilatus pc 21
beechcraft at 6 texan
air tractor at 802 (aslen tarım ilaçlama uçağı olarak tasarlanmıştı.
ov 10 bronco (ışis ile mücadele için servis dışı bırakılmış uçaklar tekrar hizmete sokuldu.

(bkz: t x programı)

allah ın kuran da pompei den bahsetmemiş olması

sychtianarch
şimdi başlık makara yada başka bir amaçla açılmış olsun olmasın, pompei ile ilgli son araştırmalarda ceset kalıntıları bt taramasından geçiriliyor. bulunan sonuçlara göre patlama esnasında insanlar ileri dercede gangbang, orci falan yapmıyormuş. insanlar, ilk olarak yanardağdan çıkan gazlar sonucu boğulmuşlar. elbette lut kavminin başına gelenler toplumun pompei algısı için örnek teşkil ediyor. halbuki sapkınlıklar her yerde.




bir toplumun başına bir felaket gelecekse bunun seks kaynaklı olduğunu düşünmemizi isteyenler var.yani yolsuzluk, rüşvet yerindeyse seks yoksa zelzele olsa tınmayın. tipik islamcı kafası budur. gerçi mahalle tren yapmış. böyle kıyamet kopmuyorsa hiç kopmasın.



cübbeli ahmet hocayı hapse attıran ibret verici deprem vaazı. (bir de bunun "deprem olunca çoh hoşuma gidiyor" muhabbeti vardı. bulamadım.) "deprem deniz kuvvetlerini acaba neden vurdu?" bir dönem irticacıların dilindeydi.

orta çağdaki veba salgınlarına ve kayıpların büyüklüğüne bakarsanız asıl felaketin salgından ziyade kilise olduğu sonucuna varabilirsiniz. bir kere hastalıkların nedeninin kötü ruhlardan kaynaklanmadığı konusunda artık hemfikiriz. dünyanın yuvarlak olmadığına inanalar hala var ama, bu yeterli. doğal felaketler ve hastalıklar insanları öldüren faktörler. bunlarla olabildiğince başetmenin yolu önlem almak. bilime sarılmalıyız. bulaşıcı hastalıklar için mücadele etmeli ve önlemini almalıyız. deprem bölgelerine sağlam evler yapmalıyız. gerekirse o bölgelere yerleşim yerleri kurmamalıyız. toplu ölümlere sebep olan felaketler cehaletle birleşirse buradan nemalanan insanlara gün doğar. veba salgını gibi salgının yayılmasını sağlayan hurafeler kayıpların baş nedeni olur.

her kim bilimin aksi istikamette yol alırsa başına meteor yağar.

akp den kurtulma formülü

sychtianarch
böyle bir formül yok. yıllarca televizyon ve okullarda bizimle sağlam kafa bulmuşlar. biz de bir fanus içerisinde bir masalı yaşamışız. hadi büyük şehirleri anladık, irtica tehlikesinin farkında olmamı sağlayan, hatırı sayılır bir süre taşra yaşantım var. cumhuriyet bir idealdi. ütopya olduğunu yeni anlıyorum. iran, afganistan, pakistan için durum benzerdir.

türkiye parya sınıfı baskın bir toplum. bundan 25-30-40 yıl evvel gerçekleşen her durum bugünlere işaret ediyor. ya boş bulunmuşluk, ya umursamama yada basiretsizlik, hiç birinin önemi yok. sonuca bakmak lazım.

türkiye'de her şeyden önce ağır bir kimlik problemi yaşanıyor. siyaseti de buna endeksli. dolayısı ile ekonomik ve iktisadi booyutta bir yıkım yüzeye çıkmak için yeterli olmayacaktır. umut göremiyorum.

bir de yurt dışına çıkmak, orada gelecek kirmak ile ilgili beklenti içine girmeden önce ne derece kalifiye olduğunuz ön plana çıkıyor. bugün abd'de beş altı milyon kadar iranlı var. bunlar en seçkin üniversitelerden tut, nüfuzlu şirketlere kadar yayılmışlar. en az bir dili akıcı konuşmak ön şart. bu insanları "batan gemiyi terk edeneler" olarak nitelemek haksızlık olur. başarılı bir çok bilim insanımız var. benzeri şartları burada sağlasaudık zaten, bu durumda olmazdık.


kısacası pohumuzda boğuluyoruz. karanlığı yaşıyoruz. yaklaşan kötü bir durum yok. onun doğrudan içerisindeyiz. bu baskı ortamının etkisi daha da artacaktır.


bir de bidon kafalıların akıllanacağını falan ummayın. zaten hzyata beş sıfır yeni başlamışlar. para yok, vasıf yok, vizyon yok. kendilerini gayet güzel biliyorlar. asgari şartlarda hayatta kalmayı öğrenmişler. beş kuruşa beş takla atmaktan utanmazlar.kaybede,ek çok az şeyleri var. beklentileri yok. kaybedenler endişe taşıyanlar olacak. ben arafta kalanlar diyorum benzerlerimiz için.

genç yaştakiler için çağrım, 30'lu yaşlara gelmeden işleri çok sıkı tutmaları. toefl, yülsek lisans, ikinci dil… bunları halledin. bir de meslek üzerine son derece donanımlı olmanız gerek. böyle kobilerle falan havanda su döversiniz. bu ülke toptan hikayedir. moralinizi bozmak için yazmıyorum bunları. eninde sonunda gerçeklerle karşılaşacaksınız. belki iran kadar şiddetli olmayacak, yani üst sınır 15 temmuz 2016 diyelim, eskiyı mumla arayacaksınız. sermayedarlar, orta sınıf, sade vatandaşın emeklilik beklentisi falan… herkesin elini kolunu bağlamış durumda. hoş onlar da pek parlak durumda değil.

burada yazıp çizdiğiniz her ne varsa bir başkasının keyfine kalmış. eleştiri bile potansiyel suç unsurudur. gelişim, üretkenlik, rekabet böyle ortamlarda hayat bulamaz. liberalizm eleştirisi yapanlar bile türkiye'nin gerçeklerinden çok uzaktır. ne icat, ne buluş, ne kalkınma imkân dahilindedir.


en tehlikelisi de paranoya sanıyorum. yaşam kalitenizi düşüren gerçeklerinizden biri olacak. nefret, korku eğer duyarlıysanız sizi içten içe kemirecek. kimseyi de "yok acun seyrediyo, yok dizilere sarmış" diye eleştirmenin alemi yok. bu katlanmanın bir yolu. öyle devrim mevrim falan boş işler. zaten düşük yoğunluklu iç savaş yaşıyoruz. önceden her on yılda bir ordu okaya el koyardı. şimdi böyle bir beklenti içine girmeyin. demokrasiye gerçekte sahip çıkan toplumdur. taşıma su ile değir en dönmez. bir sivas, bir maraş büyük olasılıkla tekrar gerçekleşebilir. yüzdüğünüz suyun farkında olun.

ülke daha kuruluş tarihi öncesinden arı kovanı gibi. iç dinamikleri dünyanın belki hiç bir yerine benzemiyor. istikrarsız ve halkın paylaşacağı çok az ortak değer var. bir de toplumkar için homofili kavramı ön olana çıkar, türkiye bir imparatorluğun mirasını taşıyor. ingiltere gibi britanya mirasını taşıyan bir ülkede insanlar üretime kanalize olmuşlar. burası önemlidir. sosyalistler bile organize durumdalar ve işçi sınıfı komünist ülkeerden daha fazla hak sahibi. bu düzene çok kolay sağlanmamış elbette. sözüm ona monarşi var. kendinle kıyaslayacaksan taa magna carta liberium'un tarihine bakacaksın. yani dünyadaher ne oluo bitiyorsa bu işler ne orta zekalılara ne de amatörlere göre. türkiye'nin potansiyeli, toplam kalite ve katma değeri ortada. para birimine bakacaksın.




ülkeyi yönetmenin özü budur.


kısacası yazık oldu bize diyorum. su testisi çoktan kırılmıştır.

imam hatipler kapatılsın
1 /