usulca yaklaşıp bir şey sorabilir miyim diyen kız

clitor eastwood clitor eastwood
belki de sadece usulca yanaşıp "merhaba" diyen kızdır.
sırf birine benzettiği içün gelmiş olabilir.
tanıdık bir huzur aramıştır şaşkın bakışlarda, bildik bir söz duymak istemiştir; eskiden kalma, öylesine. e sen de konuşmuşundur, hayvan değilsindir. lakin beklediği sözler onlar değildir. yüzüne bakmışsındır, gözlerine, ama onun gibi değildir...

ya da sadece kadıköy'desindir ve ingilizce eğitim seti kitlemeye çalışıyordur.
her şey olabilir, her şey.
seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
işte bu benim. sonra da yalnız mısın dans edelim mi derim. adamda mavi ekran bi surat. sırf kadınım ve bu ülkede yaşıyorum diye barda birine yaklaşıp bunu dediğimde iyi gözle bakan olmadı. ha umrumda mı? amaaaaan, dans edelim mi?
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
istiklal caddesindeki insan sirkülasyonu içerisinde aniden karşıma çıkıp yol sorup bir de yol parası isteyen yardım edince de gözlerin güzellliğinden bahseden kızdır. asfdsda
zaten gerçekten ihtiyacı olanı anlıyorsunuz. yolum üzerinde bir yer olduğundan para vermek yerine gideceği yere götürdüm tabi ama her zaman böyle olmuyor. samimiyetsizi de var. iyi ayırt etmek gerek.
tarıçıbeğ tarıçıbeğ
kadıköy, beşiktaş, bakırköy gibi yerlerde sıklıkla görülen ve (ne olur ne olmaz diye tedirgin olduklarından) genelde 2'li kız grupları şeklinde giyim kuşamı orta üzeri, okuyan ya da okumuş olduğunu tahmin ettikleri erkekleri koparmak üzere pusu atmış hanımlardır. greepeace, uniceff, sokak hayvanları, sosyalist bir şey derneği vs gibi şeyler adına oradadır ve 'bir şey sorabilir miyim?' diye oltayı atar. her erkek bilir ki eli ayağı düzgün hiç bir kız bir şey istemeyeceği müddetçe bir erkeğe selam bile vermez. ilgilenmiyorum deyip yola devam edilmesi elzemdir.
delipedro delipedro
şu siyahiler ne giyseler yakışıyor. kadınına da erkeğine de. takı konusunda da çok iddialılar. bazıları, mesela musa sow, bu ismi biz taktık, semtimizde saat, cüzdan, kemer, ışıldak filan satıyor, gerçi o senegalli olmadığını sivaslı olduğunu iddia ediyor. bugünlerde semtte siyahi insan sayısında artış gözlemledim. üç kişilik bir aileyi görmeye başladım sık sık. saat vs satmayan erkekler görmeye başladım. 10 kişi civarına ulaştı bu sayı. semtimizin en eski ve tek siyahisi rahmetli şarkıcı esmeray ile abisiydi. bu yüzden çok garipsenilmiyorlar olsa gerek.
dün gece saat dokuz sularında semt bizim ev kira tarzı iki üç kişi sohbet ederken önümüzden birisi ceylan gibi diğeri de yine ceylan gibi iki siyahi kız geçti. ben arkalarından bakarken, bu kız anasından doğmak bilmemiştir, bu ne kadar uzun bacaklar diye fesat fesat düşünürken onlar hemen solumuzdaki pastaneye baktılar. pastanenin kapalı olduğunu görünce bana yaklaştılar. bizim dilimizde merba dedi biri, biz, eeeem, kik, eeeem, börtdey kik filan dedi.
ingliş plizz, yu now ingliş diyerek yanımdakilere havamı bastım. bugüne bugün, yunanistan'da we are losted demiş adamım. ahhaaa, kız başlamaz mı ingilizceye. stap stap, tolk slov. yu ar veri kuikli.
we want buy a birthday kik but it's closed. neyse uzatmayayım. bu saatte açık pastanenim yerini tarif ettim, ya yürüyün ya minibüse binin dedim. yürümeyi tercih ettiler. ben yine arkadan o bir buçuk metrelik bacaklara bakarken az sonra bir servisçi abimiz aracıyla önümüzden geçerken bize selam vermek için yavaşladı. selamı aldıktan sonra aracı durdurdum, bindim, kızların durumunu anlattım, iki dakika şu pastaneye bırakalım dedim. tamam dedi, iki yüz- iki yüz elli metre sonra camdan seslendim. leydiiiz camooonn. lets go. kızlar bindiler, ver ar yu from? mali. ver iz mali? africa. ooo nays, vat iz yor cab. student. biz bunları konuşurken nöbetçi pastanenin önünde kızları indirdik. tenk yu dediler, ben de si yu leytır dedim. tekrar bir tanesinin arkasından baktım. ulan bir bacak bu kadar mı uzun olur be dedim. kızlar sağ biz selamet herkes işine gücüne baktı.