usulca yaklaşıp bir şey sorabilir miyim diyen kız

1 /
ah ya neymar ah ya neymar
öncelikle:
(bkz: inanma seni sikecek)

şu sıralar kadıköy'de bolca bulunan ve özellikle vapurdan starbucks'a bağlanan iki ışığın arasındaki yürüyüş yolunda pusu atan aşırı güzel sinyalci kızlardır.

sanılanın aksine benim gibi yakışıklı ve iyi giyimli erkeklere yanaşırlar ki gündelik hayatta bir kızın yaklaşıp kendisiyle tanışmasını gayet normal bulan bu erkekler gafil avlanıp düşsün.

ben bunlardan birine uzun yıllar önce bakırköy'de düşmüştüm, sokak hayvanı duyarı kasarak beni koparmaya çalışmıştı inanın zor kurtarmıştım, çünkü bezdirecek kadar ısrarcıdır da bunlar.

dün önümü kesmeye çalışan esmer dilberi daha 2 hafta önce akşam barda görmüştüm. gündüz abazanları koparıp akşam barlarda bira çerez keyfi yapıyorlar ahaha.

bunları görünce yüzüne bile bakmadan yolunuza devam ediniz.
clitor eastwood clitor eastwood
belki de sadece usulca yanaşıp "merhaba" diyen kızdır.
sırf birine benzettiği içün gelmiş olabilir.
tanıdık bir huzur aramıştır şaşkın bakışlarda, bildik bir söz duymak istemiştir; eskiden kalma, öylesine. e sen de konuşmuşundur, hayvan değilsindir. lakin beklediği sözler onlar değildir. yüzüne bakmışsındır, gözlerine, ama onun gibi değildir...

ya da sadece kadıköy'desindir ve ingilizce eğitim seti kitlemeye çalışıyordur.
her şey olabilir, her şey.
psamathe psamathe
öncelikle bana en son usulca yaklaşıp bir şey soran, karşı cinsiyetten olan kişi ile olan diyaloğumu paylaşmak istiyorum :

- aras kargo ne zaman gelecek bilgin var mı ?
- onu bilemiyorum, ben yurtiçi kargoyu bekliyorum, aras kargo da bugün mü geliyormuş?
- evet ama kaçta gelecekler, nereye gelecekler bilmiyorum ben.
- yani yurtiçi kargodan gelmeden önce arıyorlar bizi, sizi telefonla aramadılar mı ?
- yoooo, allah allah aras kargo niye böyle yapmıyor ki ?
- inanın hiç bilgim yok. olmadı isterseniz siz bir arayın onları, bilgi vereceklerdir mutlaka.
- ayy, off tamam öyle yapayım ben (kısık sesle bir şeyler söylendi sonra onu duymadım)

en son gördüğümde bir yere oturmuş, tlf ile konuşuyordu ve "ikinci bir telefon daha var onu da vereyim mi ?" sorusunu duydum.

bir insana daha faydam dokunmuştu. mutlu oldum ve gösterişli bembeyaz kanatlarımı hafifçe silkeleyerek oradan uzaklaştım. kargom gelmişti çünkü.

usulca yaklaşma nedeni tahminen 70 yaşının üzerinde olup, baston yardımı ile yürüyor olmasıydı.

onun dışında usulca yaklaşıp bir şey sorabilir miyim diyenler de, "burada eczane var mı ? bilmem ne otel varmış nereden gidebilirim, şu pansiyon nerede biliyor musunuz ? " gibi sorular soruyorlar işte.

muhtarlığa adaylığımı koyarsam kafadan 50 oy cepte, ama bu seçilmeme yeterli gelmez ve ben kaybedeceğimi anladığım seçime girmem.
seniburdakimseduyamazbebek seniburdakimseduyamazbebek
işte bu benim. sonra da yalnız mısın dans edelim mi derim. adamda mavi ekran bi surat. sırf kadınım ve bu ülkede yaşıyorum diye barda birine yaklaşıp bunu dediğimde iyi gözle bakan olmadı. ha umrumda mı? amaaaaan, dans edelim mi?
bismillahirahmanirahimof bismillahirahmanirahimof
istiklal caddesindeki insan sirkülasyonu içerisinde aniden karşıma çıkıp yol sorup bir de yol parası isteyen yardım edince de gözlerin güzellliğinden bahseden kızdır. asfdsda
zaten gerçekten ihtiyacı olanı anlıyorsunuz. yolum üzerinde bir yer olduğundan para vermek yerine gideceği yere götürdüm tabi ama her zaman böyle olmuyor. samimiyetsizi de var. iyi ayırt etmek gerek.
tarıçıbeğ tarıçıbeğ
kadıköy, beşiktaş, bakırköy gibi yerlerde sıklıkla görülen ve (ne olur ne olmaz diye tedirgin olduklarından) genelde 2'li kız grupları şeklinde giyim kuşamı orta üzeri, okuyan ya da okumuş olduğunu tahmin ettikleri erkekleri koparmak üzere pusu atmış hanımlardır. greepeace, uniceff, sokak hayvanları, sosyalist bir şey derneği vs gibi şeyler adına oradadır ve 'bir şey sorabilir miyim?' diye oltayı atar. her erkek bilir ki eli ayağı düzgün hiç bir kız bir şey istemeyeceği müddetçe bir erkeğe selam bile vermez. ilgilenmiyorum deyip yola devam edilmesi elzemdir.
sw pls sw pls
ya anketör, ya bir dernek üyesi de ya da eskort. bu şehirde kimse kimseye arkadaşlık niyetiyle yaklaşmıyor artık. çok yakışıklı/güzel ve/veya çok zengin olmalısınız. saf duyguları arayanlar, sizi anadolu'nun güzel köylerine, kasabalarına alalım. orada gerçekten tanışma amaçlı yanınıza gelen kızlar oluyor.
equisetum equisetum
usulca yaklaşıp kulağınıza 'çare gelmez ayrılıktaaaan' diye son ses şarkıya giren kızları usulca konuşup size minnak kedi yavrusu gibi davranan kötü niyetli kızlar yüzünden üzdünüz.

daha fazla açıklama yapmak isterdim ama gidip ders çalışan kardeşimin kulağına söylemem gereken çok önemli bir şey var gdshsh.
müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
yazılanları okudum, üşenmedim.
çok sıradan bir şey için bu kadar olağanüstü yorumlar yapmak instela erkeklerine mi has acaba, adhjkdhk

muhtemelen bir adres ya da başka bir şey soracak olan kızdır, öküz gibi bağırmak yerine sessiz olmayı tercih etmiştir.
2
delipedro delipedro
şu siyahiler ne giyseler yakışıyor. kadınına da erkeğine de. takı konusunda da çok iddialılar. bazıları, mesela musa sow, bu ismi biz taktık, semtimizde saat, cüzdan, kemer, ışıldak filan satıyor, gerçi o senegalli olmadığını sivaslı olduğunu iddia ediyor. bugünlerde semtte siyahi insan sayısında artış gözlemledim. üç kişilik bir aileyi görmeye başladım sık sık. saat vs satmayan erkekler görmeye başladım. 10 kişi civarına ulaştı bu sayı. semtimizin en eski ve tek siyahisi rahmetli şarkıcı esmeray ile abisiydi. bu yüzden çok garipsenilmiyorlar olsa gerek.
dün gece saat dokuz sularında semt bizim ev kira tarzı iki üç kişi sohbet ederken önümüzden birisi ceylan gibi diğeri de yine ceylan gibi iki siyahi kız geçti. ben arkalarından bakarken, bu kız anasından doğmak bilmemiştir, bu ne kadar uzun bacaklar diye fesat fesat düşünürken onlar hemen solumuzdaki pastaneye baktılar. pastanenin kapalı olduğunu görünce bana yaklaştılar. bizim dilimizde merba dedi biri, biz, eeeem, kik, eeeem, börtdey kik filan dedi.
ingliş plizz, yu now ingliş diyerek yanımdakilere havamı bastım. bugüne bugün, yunanistan'da we are losted demiş adamım. ahhaaa, kız başlamaz mı ingilizceye. stap stap, tolk slov. yu ar veri kuikli.
we want buy a birthday kik but it's closed. neyse uzatmayayım. bu saatte açık pastanenim yerini tarif ettim, ya yürüyün ya minibüse binin dedim. yürümeyi tercih ettiler. ben yine arkadan o bir buçuk metrelik bacaklara bakarken az sonra bir servisçi abimiz aracıyla önümüzden geçerken bize selam vermek için yavaşladı. selamı aldıktan sonra aracı durdurdum, bindim, kızların durumunu anlattım, iki dakika şu pastaneye bırakalım dedim. tamam dedi, iki yüz- iki yüz elli metre sonra camdan seslendim. leydiiiz camooonn. lets go. kızlar bindiler, ver ar yu from? mali. ver iz mali? africa. ooo nays, vat iz yor cab. student. biz bunları konuşurken nöbetçi pastanenin önünde kızları indirdik. tenk yu dediler, ben de si yu leytır dedim. tekrar bir tanesinin arkasından baktım. ulan bir bacak bu kadar mı uzun olur be dedim. kızlar sağ biz selamet herkes işine gücüne baktı.
1 /