vegan

vandal mimar vandal mimar
bence veganlık propagandasındaki en büyük problem, veganların insanların diğer canlılardan üstün oldukları ön kabulüyle giriştikleri "madem daha zekiyim, neden daha ahlaklı ve de vicdanlı olmuyorum?" argümanı. bunu takip eden daha da büyük problem ise veganlığın bir tercih, hatta bir tarzdan ziyade "ahlaksızlık ve aptallık ihtiva eden" carnivor sorumsuzluğa karşı alternatif olarak sunuluyor olması. yani binlerce yıldır bu şekilde evrilip yaşamışız, geliştirdiğimiz endüstri ve teknoloji de bir veganı "vegan" yapan "zeka" ile aynı zekanın ürünü. tüm bu süregiden sıradanlığa haliyle adapte olmuş omnivor bir canlı olarak yaşamak nasıl oluyor da bir suça dönüşüyor? veganın tutarsızlık çemberinde hamster olduğu yere geldik.

her nesil, bir önceki yahut içinde olduğu neslin kusurlarını fark edip, bu kusurları ikame ettirmeme tercihine sahip. bir veganın felsefi bakımdan tutarlı olabilmesi için öncelikle bu işin sıradan bir tercih kabul etmesi gerekiyor. öyle yok "ben koyundan, tavuktan daha zekiyim. öyleyse bir farkım olmalı" tadında küstah bir hindsightla doğa misyonerliğine soyunmak, ancak doğanın sınırlarını sınırlı bir perspektif ile çizme küstahlığı ile mümkün. tohumdan yetişen ağacı, o ağacın yanından akan dereyi doğa klasına alırken, hemen bitişikteki fabrikanın ve çalışanlarının doğanın birer parçası olmadığını iddia etmek, nasrettin hoca'ya açık çağrı gibi bir şey.

kaldı ki doğayı korumanın, belli bir farkındalığı beraberinde getirse de diğer canlılardan daha üstün bir zekayı gerektirdiği fikri apaçık tür şovenizmine girmiyor mu? giriyor. bence bu farkındalığın yol açabileceği en makul eylem, tercih yapmak olmalı. birtakım şeyleri fark ettim, tercihimi yaptım, bundan sonra böyle şeklinde. gerisi laf-ü güzaf. tesadüf eseri beyin hücreleri daha fazla gelişti diye durup dururken kendisini doğadan sorumlu hissedip, yaptığı tercihi vicdanî ve ahlâkî sorumluluk çatısı altında diğer insanlara dayatmak düpedüz aptallık çünkü.
bu başlıktaki 268 giriyi daha gör