vesikalık fotoğraf çekilmek

nickime sağlık nickime sağlık
şekilden sekile girdim en az 10 poz çekildim acaba bir de şu taraftan mi çeksek diye fotoğrafçıyı deli etmeme rağmen yine şaşkın bir bakışla çıktım.

tanım: gereksiz gerilmeme sebep olan eylemdir.
tencere tencere
bulunduğum küçük şehirin en çok iş yapan fotoğrafçısı yüzünden işkence haline gelmiş hadisedir. adam illa güldürecek hatta sırıttıracak adam yüzünden şehirde ne kadar önemli belge varsa üzerinde ki fotoğrafta herkes mutlu. bir nufus cüzdanım var sanırsın milli piyangoyu tutturmuşum, o an gidip fotoğraf çekmişler.
utangaç ve yüzsüz utangaç ve yüzsüz
benim için kısmi işkence.. oturayım o koltuğa çektireyim çıkayım gideyim istiyorum da ne mümkün..

- gülümseyin lütfen.
-gülümseyerek çektirmek istemiyorum..
-o zaman sağa doğru bakın.
-düz bakmak istiyorum..
...
çiziyle martı besleyen adam çiziyle martı besleyen adam
evrim sürecini gerilere götürüp beni tekrardan maymuna döndüren eylemdir.

durumu bu hale getiren kesinlikle ben değilim ben pozu görmeden kabul ederken fotoğrafçı yok bu olmadı,böyle gül,yine yamuk çıktı,hadi bu son poz derken işi uzatıyor.gören sanki katalog çekimi yapıyoruz sanacak.
amy winehouse kafası amy winehouse kafası
ne kadar güzel veya ne kadar yakışıklı olursanız olun, bir türlü kendinizi o fotoğrafçıya beğendiremezsiniz.
adam kafasında artık nasıl bir poz tasarlamışsa, sizi o şekle sokana kadar maymun eder.
sizin ne düşündüğünüzün hiçbir önemi yoktur, o bilir her şeyi, onun istediği gibi olur her şey.

ben bir keresinde fotoğrafçının dediğini yapmadığım için adam bana trip atmıştı.
evet evet trip.
sonra bilgisayardan fotoğraflara bakarken, eh işte, benim dediğimi yapsaydın daha güzel olurdu demişti.
tribine sıçtığımının ya.
clitor eastwood clitor eastwood
geçenlerde oluşan bir zaruriyet sebebiynen bir fotoğrafçıya gitmem gerekti.
bu tür bir şey olduğu zaman daima seçici davranır; dışardan hızlıca iç mekanın yapısına, dekorasyonuna, içerideki kişinin duruşuna, yaşına, kılık kıyafetine hareketlerine hızlıca göz atıp kendimce en yakın bulduğum yere girerim.

bu fotoğrafçı da 40'larında, kuul bi kasket takmış, eski şair duruşu olan bir bey idi.
girdim içeri, şöyle bir diyalog gelişti aramızda..

+ merhaba.
- hoş geldiniz. ne lazımdı?
+ fotoğraf çekilmek istiyorum. güzel olmasını ümit ettiğim bir fotoğraf çekilmek istiyorum.
- hı?
+ bir tanesi belki sevgili çantasında, bir diğeri şu güzel ciltli yıllık albümlerde durur belki bir gün..
- anlamadım beyefendi.
+ ziya osman saba?
- yani?
+ hani mesut insanlar fotoğrafhanesi'nde böyle diyor ya.
- haa alıntı yapıyorsunuz, bilmiyorum onu. buyurun çekim alanına geçelim.
+ eh, tamam madem, ne zamana çıkar müdür..
- yarım saate çıkar.
+ tamam abi.

samsung tablet kutusundan hıyar ya da bok çıkmış çocuk hüznümle döndüm eve.