veysel güney

hose kutinyo hose kutinyo
12 eylül döneminde idam edilen devrimci. 10 haziraz 1981 yılında idam edilmiştir. idam edildikten sonra cenazesi ailesine teslim edilmeyen veysel güney'in mezarı halen bilinmemektedir.

arkadaşları 78'liler ve ailesi halen veysel'in mezarını aramaktadır. bununla ilgili olarakhttp://www.veyseliariyoruz.net/ sitesinde imza kampanyası başlatılmıştır.

veysel güney'in idam edilmeden önceki son mektubu :

"değerli babacığım ve tüm dostlarım, ben hiç bir şahsi çıkarımı gözetmeden ülkemin bağımsızlığı ve halkımın kurtuluşu için doğru bildiğim yolda inanarak mücadele ettim. benim kalbim insan sevgisi ile doludur. ben kimseyi öldürmedim, suçsuzum. gösterdikleri gerekçeyi dahi mahkemesi sonuçlanmadan karar verildi. onlara göre suçlu olabilirim. çünkü onlar ülkeyi yabancılara peşkeş çeken ve onlarla bir avuç işbirlikçi mutlu azınlık işbirliği yapmaktadırlar. halkıma ise zam, işkence ve ölüm reva görünmektedir. i̇şte ben buna insan olarak karşı geldiğim için onlara göre suçluyum. ama boşuna. çünkü insan kafasındaki düşünceyi yok edemedikten sonra işkence ve idamla bir yere varamayacakları açık.

babacığım, ben ölüme seve seve gidiyorum, bir namussuzluk ve bir serefsizlik yapmadım. onun için hiç üzülmeniz gerekmez. benim binlerce annem babam olduğu gibi sizin de binlerce oğlunuz var. göndermiş olduğunuz mektupları bugün verdikleri için cevabını yazamadım. i̇mam ve sultan'dan da mektup aldım. ayrıca sultan'ın gönderdiği çamaşırları da aldım. tüm dostlardan memnunum, saygılarımı sunar mutlu yarınların halkımın olmasını dilerim. size bir tek dörtlük şiir yazıyorum:

mezarımı yol kenarına kazın
üzerine devrim şehiti yazın
başına yumruklu yıldız kazın
gidiyorum ölümsüzlüğe hoşçakalın...

selamlar.
sizin veysel."
fenomenal fenomenal
10 haziran 1981 tarihinde, cuntacılar tarafından gaziantep'te idam edilen devrimci.

saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz. i̇htilalin üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen hâlâ yargılanmayan kenan evren ve avanesi ile aynı ülkede yaşadığım için ise büyük utanç duyuyorum.
arabulucu arabulucu
12 eylül deyince aklıma ilk veysel geliyor, bir de ismini ifşa etmek doğru olmadığından veysel'i ihbar eden adam.

veysel'in yoldaşından dinledim bu öyküyü, asıldığı zaman aynı hapishanede yatıyorlarmış.

i̇hbarcısıyla aynı arabayla başka bir yere naklediliyorlarmış, veysel'in ihbarcısı, bizim abiyi de örgütleyen kişiymiş. gerisini onun ağzından anlatayım da güzelim öykü mahvolmasın.

"arabayla gidiyorduk, ben o'nun ihbar ettiğini biliyorum ama o benim bildiğimi bilmiyor. dedi ki: veysel'leri ihbar edeni bulursanız ne yaparsın? gözlerim doldu, çok severdim onu ama... abi biz senden öğrendik, örgüt ahlakı aldık, ihanet eden kimse bedelini öder. ben bu'nu deyince arkasını döndü, farkettim ki ağlıyor, ben de arkamı dönüp ağladım. sonra açığa çıktı ihbar ettiği, aynı koğuştayız, idam gecesi geldi, veysel slogan atıyor biz katıldık sloganına gözüm o sıra ihbarcıya ilişti. ölüler morarır ya, mosmor olmuştu. ben bir ölüler de gördüm o rengi bir de o adamda. zaten sonra, sıkıntıdan hasta olup o da öldü."

veysel için çok üzülüyorum, ama o adam için de üzülüyorum.

bir anlık zaafiyeti ömrüne mal oldu.

arkadaşlarının da katili oldu.

adını kimse hatırlamıyor.