veysi erkcan özcan

onbirinci nesil aslanlar gibi imtiyaz sahibi onbirinci nesil aslanlar gibi imtiyaz sahibi
bu dönem kendisiyle bir fizik giriş dersini* tamamladığımız, insan canlısı, kabiliyetli bir fizikçi. bugün final sınavını da vermemizle, bir yazı yazmak farz oldu.

kariyer olarak zaten süfer bir yerde duruyor. odtü’den çift anadaldan 4.00 ile mezun olmuş**, arkasından stanford’da* direkt olarak fizik üzerine doktoraya başlamış. her ne kadar kendisi bunun normal olduğunu, temel bilimlerde lisansüstü mezuniyetinin sadece bir iki sene emek veren insanları tatmin etmek için üretilmiş bir şey olduğunu söylese de, (alçakgönülllülüğünden) abd’nin böylesi saygın bir üniversitesinden doğrudan doktora eğitimine kabul alması -bence- über bir şey tek başına. orada dört yıllık macerasından sonra cern’deki gözlemci bilim insanlarımızın arasına katılmış. cern’de de dört yıllık tecrübesi bulunuyor, daha sonrasında idealist bir kararla vatana kesin dönüş yapıyor. zaten şu anda da parçacık fiziği üzerine çalışıyor.

bunlar zaten yetenekli tüm bilim insanlarının geçtiği yollar. erkcan hocamızı kalbimizin sahibi yapan unsurlar da bunlar değil aslında. okulda nice yetenekli hocalarımız var da, egoları yıllardır bulutların altında ne var görmemiş. erkcan hocamız ise öğrenci ile bir görür kendisini, kesinlikle bir mesafe koyma vb. tavırları görmedik kendisinden. kibarlığını hangi tavır ile karşılaşırsa karşılaşsın bozmaz, gerçek bir centilmendir. öğrencisine dersi sevdirmek, kavramasını sağlayabilmek için yapmayacağı şey yoktur.

hazırladığı slaytlar, dersi veriş tarzı kesinlikle fizik dersinin klasikleri ile bağlantısızdır. bir defasında adam sürtünme etkisini anlatmak için derste kolunu 15 dk indirmeden tutarak derse devam etmişliği (ne var lan bunda diyeceklere 5 dk’lık bir deneme tavsiye olunur) vardır. acaba kaç tane hoca 2500 yıllık hiyeroglif üzerinden bilgi sunacak kadar üretkendir acaba? i̇nanın bana, fazlası yok eksiği var anlattıklarımın. okuldaki ilk dönemimde başka hiçbir hocam yok ki, derslerinde asla (benim denk geldiğim bir istisna hariç) 50 dk kendisine yetmesin de buna rağmen “aa, ders bitti mi yav” tepkisini vereyim. yahu, gerçekten yazdıkça yazasım geliyor. bir insan anlattığı her dersi özet halinde temize çekip (öyle rastgele bir şey de değil, 4 renkli kalemle yazılmış gayet nitelikli ders notları) bunları da tüm öğrencilerin bulunduğu bir ortamda paylaşır mı? her birisini yazması yarım saati bulmasına rağmen, buna bir dönem devam eder mi? erkcan hocaysa, eder…

okuldaki ders dışı saatlerinde öğrencilerin hocalarına soru sormak, bir şey danışmak için ofis saatleri bulunur ve bu saatler ders programı gibi bellidir. normalde. ama söz konusu veysi erkcan özcan ise, müsait bulduğunuz her anda kendisine her şeyi danışabilir, istediğinizi sorabilirsiniz. soracağınız şeyin dersinizin konusu olması gerekmiyor, kendisi sayesinde cern’deki deneyler hakkında pek çok şey öğrendik misal. “gerçekten” işi yoksa sizi asla ötelemez, ertelemez; örneğin yapamadığı bir dersin telafisinden sonra sorularımızı cevaplamak için gecenin saat 10’una dek okulda kalmıştı da, en sonunda biz sorularımızın bittiğini söyleyerek dersi/muhabbeti bitirmiştik. o saat olmasına rağmen, “yeter be bu saat oldu, eşim çocuklarım var benim” gibi bir tepki kesinlikle vermemişti. (ki verse hakkı değil mi ey okur?) yani devam etsek itiraz etmeyecekti. dediğim gibi, kesinlikle anlattıklarımın fazlası yoktur eksiği vardır.

--- biraz teknik part alert ---
kendisi ile söyleyeceğim, eleştiriye benzeyen tek şey, tahtada ders anlatırken kullandığı notasyon sistemi. öncelikle x’leri oldukça değişik, bazen bu hangi harf diye düşünürken dersi kaçırıyorum ciddi ciddi. farklı değişkenleri birbirine bağlı olarak yazmak için yazdığı alt ve üst simgeler**, vektör gösterimleri bana oldukç zor anlaşılır geldi dönem boyu. buna eleştiri bile denemez, benim kalın kafalılığım demek daha uygun düşer. ama o tahtada doğaçlama kurduğu harf sistemlerini karıştırmadan bağlayıp takılmadan anlatması, zekası hakkında (hala oluşmadıysa) çok net bir fikir verebilir.
--- biraz teknik part alert ---

sonuç olarak erkcan hoca, ülkemizin yetiştirdiği çok değerli bir bilim insanı, tanışılası bir kişilik. i̇nşallah ülkemizin gelişmesinde çok büyük katkıları olacaktır, zaten şu anda öğrencilere yaklaşımı ile ülkeye katkısı hiç de az değildir ama kastettiğim anlaşılmıştır umarım. birlikte nice yıllar aynı okulda bulunmak dileğiyle, her şey için çok teşekkürler hocam…

bir diyeceğim de -burayı okuyan üniversite adayı öğrenci varsa tabii- boğaziçi üniversitesine veya başka bir köklü üniversiteye kampüsü, kızları, oğlanları, manzarası vb. için değil, böyle insanlarla tanışma şansı elde edeceğiniz için girmeye çalışın, hedefleyin, isteyin ve girin. manzara dediğiniz güzel hoş; ama bir süre sonra yanından geçiyor, bakmaz oluyorsunuz.

“anonymous”

ps: sınavları nasıl detaylı puanlandırdığından, orijinal soru hazırlamadaki maharetinizden vb. bahsetmedim daha hocam. bu yazı bitmezdi onları da yazsam.