victor jara

1 /
libertar libertar
şili'li ozan; 1973'te faşist darbe sonrasında işkencede öldürülmüştür, işkencede ölene kadar şarkı söylemiştir.
latin amerikanın devrimci şarkılarını en güzel yorumlayan kişidir.
"el pueblo unido jamas sera vencido"(örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez) şarkısının konser kaydı, bu şarkının dinlediğim en iyi kaydıdır.
1101001 1101001
şili'de gerçekleşen darbe tüm şili'yi bir halklar işkencehanesine çevirir. kışlaları, karakolları dolup taşar.
santiago stadyumu'na yüz bini aşkın insan toplanır. işkencenin aralıksız sürdüğü, soyunma odalarında kurşuna dizilenlerin sloganlarıyla yankılanan bir stadyum. faşizme karşı direniş haykırışlarının, marşlarının haykırıldığı yer.
darbeden birkaç gün sonra tutuklanan şilili ünlü ozan victor jara'nın gür sesiyle yankılanır "venceremos" şarkısı.

victor jara, öldürüleceğini bildiği halde, oradaki binlere moral verebilmek için gitarının tellerine dokundu. stadyumdaki binler için bir şarkı yazdı. çevresindekiler her satırını ezberlediler.
“beş bin kişiyiz burada” diye başlıyordu şarkı:

“beş bin kişiyiz
kim bilir kaç kişidir
bütün şehirlerde ve bütün ülkede
tohum eken ve fabrika işleten
yalnız burada on bin el…”

katillere boyun eğmeyeceğini haykıran bir ses! bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı… onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için jara'nın parmaklarını kırdı. kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. o da marşı var gücüyle söylemeye başladı. üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı. şili'nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına "venceremos!"(kazanacağız) diye haykırıyorlardı. jara'nın istediği de buydu.

bundan sonrası…
victor jara'nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.

pinochet yatağında ölmemeliydi... pinochet gibiler de...
o x u s o x u s
şili'li sanatçı. vahşice katledilmiş müzisyen.
faşist pinochet tarafından binlerce insan stadyuma toplantığı sırada şarkılar marşlar söylemeye devam eden victor jara'nın önce gitar çalmaması için parmakları kırılmış, ancak buna rağmen venceremos diye haykırarak şarkısını söylemeye devam etmesi üzerine dili kesilmiş ve kurşuna dizilmiştir.
güney amerika'da yeni şarkı (`nueva canción) akımının kurucularındandır.
insanlık onurunun faşizme direnişine sembol bir isim olarak tarihte yerini almıştır.
lijepa djevojkaa lijepa djevojkaa
beş bin kişiyiz burada

beş bin kişiyiz burada
kentin bu küçük parçasında.
beş bin kişiyiz.
ne kadar olacağız bilemem
kentlerde ve tüm ülkede?
burada yapayalnız
on bin el, tohum eken
ve fabrikaları çalıştıran.
insanlığın ne kadarı
açlıkla, soğukla, korkuyla, acıyla,
baskıyla, terör ve cinnetle karşı karşıya?
yitip gitti aramızdan a...ltısı
karıştı yıldızlara.
biri öldü, diğerini vurdular asla inanmazdım
bir insanın bir başkasına böyle vuracağına.
öbür dördü sona erdirmek istedi bu dehşeti
biri boşluğa attı kendini,
diğeri vuruyordu başını duvarlara
ama ölümün işareti var hepsinin bakışlarında.
nasıl dehşet saçıyor faşizmin yüzü!
kusursuz bir kesinlikle yürütüyorlar planlarını.
hiçbir şey umurlarında değil.
onlar için kan madalyadır,
kıyım kahramanlık gösterisi.
tanrım, senin yarattığın dünya bu mu,
çalışıp hayran kaldığın yedi günlük emek bu mu?
dört duvar arasında tükeniyor ömürler
sanki hiç geçmiyor,
yakarı yalnızca ölümün bir an önce gelmesi için.
ama birdenbire içim sızlıyor
ve görüyorum bu akışı yürek vurusu olmadan,
yalnızca makinelerin nabzıyla
ve ortaya çıkıyor askerlerin ebelerinin yüzlerinin
yalancı tatlılığı.
ya meksika, ya küba ve tüm dünya
ağlıyorlar bu alçaklık karşısında!
on bir el buradayız
üretmekten yoksun bırakılmış.
ne kadarız hepimiz tüm ülkede?
başkanımızın kanı, yoldaşımızın,
daha güçlü vuracak bombalar ve makineli tüfeklerden!
işte böyle vuracak bizim yumruğumuz da yeniden!

ne zor şarkı söylemek
dehşetin şarkısı olunca.
dehşetti yaşadığım,
ölümüm dehşetti.
gördüğüm kendimdi oncasının arasında
ve oncasının sonsuzluk anı içinde
sessizliğin ve çığlıkların
ezgileridir şarkımın noktalandığı.
hiç görmemiştim böylesini
hissetmiş ve hissetmekte olduğum
yeni bir tohumun doğumu olacak bu...



şili stadyumu, eylül 1973

victor jara
simurgh simurgh
pinochet darbesi sonrası bir stadyuma binlerce şilili gibi tıkılmış ve orada bile gitarını çalmaya, özgürlük için şarkılarını söylemeye devam eden müzisyen. ancak elleri kırılmış önce bu nedenle sonra da hala gitarını çalmaya devam etmesiyle elleri kesilmiş ve kurşuna dizilerek öldürülmüştür. devrimcidir, sanatçıdır.
elastigirl elastigirl
saygıdeğer insan , kolay kolay herkesin gösteremeyeceği türden bir cesareti canıyla ödemiş müzisyen ne zaman parmak kırılması ,incinmesi hakkında birşey duysam aklıma düşen.
mevlüt şekeri hüznü mevlüt şekeri hüznü
berlin'in ortasında oturuyorum. tam ortasında. bu berlin dediğin, benim üç adım ötemde ikiye bölünmüş, yine burada bir olmuş.

bu berlin'in doğusuna zamanında bir öğrenci köyü kurulmuş. adına victor jara denmiş. köy dediğin de köy hani. öyle böyle değil. çocuklu öğrenciler için özel evler, mangal yerleri ve elma ağaçlarıyla pek güzel bir yer.

kendi branşı dışında çok şey okuduğunu söyleyen berlinli profesörüm, bilmiyor victor jara'nın kim olduğunu. bilmiyor marzhan'da dünyanın en güzel bahçe komplekslerinden biri olan "gärten der welt"in bulunduğunu. hem de ufak çocuğu var la bu adamın. neyse hasılı, sınıfa soruyor adam "ya ben bilmiyorum; ama sizin içinizde victor jara'nın kim olduğunu biliyor musunuz?" sınıftan pek ses çıkmıyor. sadece victor jara yurdu'nda kalan çocuk bir şeyler söylüyor. "demek ki o kadar da bilinen bi insan değilmiş" diyor profesör, gülmeye çalışarak...

şili'nin kahraman çocuğu, ölene kadar şarkı söylemekten geri durmayan adamı, berlin'in doğusunda bir öğrenci köyüne adını veriyor...ama onu bu "çok okuyan" berlin'de, birtek solcular ve yurtta kalanlar tanıyor.
okaliptüs yaprağında uğur böceği bulan kız okaliptüs yaprağında uğur böceği bulan kız
--spoiler--

şilili öğretmendi.
aynı zamanda gitar çalıyordu.muhalif inti illimani 'nin sanat danışmanıydı.
11 eylul 1973 sabahı üniversitede bir konsere giderken, elinde gitarıyla gözaltına alındı. askerler darbeyle yönetime el koymuştu.

victor jara da, silah zoruyla evlerinden alınıp santiago 'daki bir stadyuma toplananların arasına kondu.
stadyumda beklerken, gitarını çıkarıp venseremos u (kazanacağız) çalmaya başladı.
şili de sosyalistlerinin marşıydı bu...
biraz sonra marş stadyuma doldurulan 5 bin kişilik tutuklular tarafından bağıra bağıra söylenmeye başlandı.

jara götürülüp dövüldü.
dipçikle parmakları kırıldı. o da ıslıkla çalarak söylemeye devam etti, ancak dili ve bilekleri kesilerek susturulabildi.
ardından da kurşuna dizildi.

--spoiler--

bu dünya da özgürlük uğruna o kadar çok ölen insan var ki...
puxa vida puxa vida
"önce uyuşturucu satıcılarını defettiler. sonra orospuları. sonra serserileri vurdular. ve ibneleri patakladılar. bizi şüphe ve korkuyla doldurdular. sesimizi yükseltmedik, karışıklık yaratmadık. komik olansa sesimizi duyuracak kimse kalmamıştı bizim için geldiklerinde."


puxa vida puxa vida
"...askerler saldırdılar. jara’yı öldüresiye dövdüler. jara olacakların bilincinde olan her devrimcinin alacağı tutumu aldı. susmadı. var gücüyle şarkısını söylemeye devam etti. askerler victor jara’nın silahının gitarı olduğunu düşünerek ellerini kırdılar. bir daha gitara dokunamayacak hale getirdiler, yıllarca gitarın tellerine basa basa parmak uçları nasırlaşmış ellerini… victor jara susmadı. ellerini kestiler… dilini kestiler sonra. ardından bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar binlerin tanıklığı önünde ulusal stadyum’da katledilen jara’nın dilsiz cesedi daha sonra bir çöp kutusunda bulundu. jara gibi katledilen yüzlerce insan ise uçaklardan atılarak şehre yağdırılmıştı."


kiya kiya
artık her şey unutuldu.. hiç kimse, hiçbir şeyi hatırlamıyor artık.. bütün sesleri kestiler, bütün türküleri susturdular. ne ki duyulursa bir yerlerden jara'nın sesi her şey bugün gibi hatırlanıyor yine...

o zeytin sesiyle türkülerini söylerken, acının, umudun, aşkın ve öfkenin bütün izdüşümleri yeniden oluşuyor belleğimizde..


1 /