vizontele

1 /
cagrilanyakup cagrilanyakup
vizontele ikiye güzel şeyler gelmiş ama, yılmaz erdoğanın filmin reklamlarında dediği gibi çabucak gitmiş...
nerde bir, nerede ikii.
umarım azıtıp üçüncüyü de çekmeye kalkmaz.
nonscholasedvitadiscimus nonscholasedvitadiscimus
yılmaz erdoğan 2006 yılında vizontele çiğdem' i çeker. amacı yeni bir gişe rekoru kırmak ve çirkin kral' ın tahtına oturmaktır. nitekim film vizyona girer, seyirci de ilgi gösterir. ne var ki, rekor kırmasına birkaç bin seyirci kala, filmin biletlerinin gazete kuponu olarak ücresiz verilmesi, çirkin kral yılmaz güney' in kemiklerini sızlatır. çirkin kral, kemikleri sızladığı için hortlayarak dirilir ve yılmaz erdoğan' ı ilk gördüğü yerde ona, gerilip gerilip şiddetli bir kafa atar. bir daha da, ne çıtır mükremin film çeker, ne de vizontele çiğdem' e bir allah' ın kulu gider...
trinity trinity
türkiye gerçeğine mizahla ışık tutan, çekim kalitesine hayran kaldığım, süper oyuncuları bir araya getiren izlemeyenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir film.
yaşlı çocuk yaşlı çocuk
her hatırladığımda çokça güldüğüm şu aşağıda yazacak olduğum replikleri bünyesinde barındıran güzeller güzeli filmdir, sadece güldürmüyordur, nerdeyse ağlatacaktır.

herneyse
okey 4lüsü masada oturmaktadır ve belediye hoparlörlerinden suların kesileceği tarzında bi problem dillendirilir.
masadaki iki kişinin konuşması da şu şekilde gerçekleşir

1: birinci kişi
2: ikinci kişi

2: bu nasıl belediye yav
1: belediye ne yapsın, hep mütayit fikrinin orospi çocukluğudur
2: hooop, ağır ol, mütayit fikri benim amcamın oğludur
1: ee, belediye başkanı da benim bilmem neyimdir
2: ben başkana orospi çocuğu diyor muyum
1: diyemezsin, çünkü değildir
2: ne yani, şimdi benim fikri abim orospi çocuğu mudur
1: valla dua etsin ki senin fikri abin, yoksa ondan âlâ orospu çocuğu bulunmaz
2: ha şöyle, adam gibi konuş...

bak yine güldüm iyi mi.
aylak aylak
- peeki, zeki müren'de bizi görecek mi?
- e görmesin ev halidir icabı halde donla geziyor insan.

replerini barındırabilecek orjinallikte olan filmdir.
thedude thedude
tuncer salman'ın canlandırdığı ahmet karakterinin çeşme başındaki ezoyla paylaştığı kısa aşk öyküsü illaki unutulmazdır.
ahmet: a
ezo: e


a: o zamanlar kaymakamın bi kızı vardı ya.. leman. saçları taa buralarında... rüzgarda yürüdümü sanki pelerin sahibi bi balerin gibi oluyordu. o gün de maça gelmiş. ben devamlı terliyorum daha maç başlamadan haa. neyse maç başladı hemen bi korner oldu korneri bizim rıfat atmıştı bi yükseldim topa 2. dakkada köşeye taktım topu. alkış kıyamet... bi döndüm bizim leman alkışlıyor.

e: kaç sene kalmıştı o kız burda?
a: 2 sene... giderken bana bir mektup bırakmıştı izmire gelirsen ara diye. ben de 5 sene sora gittim.
e: ee bulabildin mi?
a: buldum...hatta bi de çay içtik. ben o bi de kocası.. o ara golü yemişiz haberimiz yok anlıcağın... burası için en güzel lafı sadık hoca sölemiştir kardeşim.
e: hangi sadık hoca?
a: lisede edebiyat öğretmeni yok muydu ya afyonlu?
e: haa tamam. ne demişti?
a: hayal kırıklığının başkenti demişti...

etkisini izlerken çok daha başka gösterir.
`http://www.youtube.com/watch?v=8dlz5i9XMN8`
leopold leopoldoviç leopold leopoldoviç
siti ana* reis bey*'in odasına dalar ve askerlikle ilgili o güzel şeyler dökülür ağızlardan, yıllardır duymaktan bıkmadığımız o yalanın bir babaya nasıl ağrı kesici olduğunu görürüz;


-* nerde!
+* ne nerde?
- oğlum nerde?
+ paşa aradı bugün. "nazmi bey" dedi, "evladımızla ne kadar gurur duysanız azdır" dedi. (deli emin* kafa sallamaktadır bu arada) rıfat hakiki bir kahramandı, kıbrıs'taki şehitlikte evladımıza yakışır bir kabir yaptırdık, vatan sağolsun!" dedi.

(siti ana gözlerinden yaş gelirken odadan koşarak çıkar)
+ koskoca paşa, herkesi arar mı? belli ki sevdirmiş kendini komutanlara, besbelli gözüne girmiş komutanların...
1 /