vogue

1 /
abece abece
seslendirilişi çoğunluk fransızca kökenli kelimeler gibi sondan iki üç harf söylenmeden yapılır yani "voug" demesi daha bi makbul kelime
clementine clementine
bir kadın dergisi. marie claire gibi türevlerine göre; daha mantıklı ve kadını maymuna çevirme çabası daha az olan bir yayın. ama sonuçta o da "süslen püslen, kikirde ve yoluna git" mesajı verir ucundan.
yvessaintlaurent yvessaintlaurent
dünyanın en prestijli ve saygın moda dergisidir . kendisine kapak olmak için modeller neredeyse birbirini ezer çünkü vogue un kapağına çıkmak en azından bir köşesinde görülmek büyük bir statü sembolüdür moda dünyasında yer alan insanlar açısından .

yayın hayatına 1892 yılında birleşik devletlerde başlamıştır . haftalık olarak yayınlanmaya başlanan derginin ilk imtiyaz sahibi arthur turnure idi . condé montrose nast isimli bir bey tarafından turnure un ölümünden sonra satın alınan dergi , condé nast publications şirketine bağlıdır .

i̇lk yayın yönetmeni josephine redding tarafından ismi bulunmuştur . fransızcadaki anlamı modaya uygun olan dır . diana vreenland , anna wintour gibi efsaneleşmiş isimler genel yayın yönetmenliğini yapmış ve moda dünyasına yön vermiştir .

amerika (1892)
ingiltere (1916)
fransa (1920)
italya (1966)
almanya (1979)
ispanya (1988)
tayvan, kore, rusya (1998)
japonya (1999)
avustralya
brezilya
portekiz

ülkelerinde yayınlanan derginin en bilinen ve ilk ortaya çıkan türü us vogue dur ve bu derginin yayın yönetmeni anna wintour dur . moda dünyasındaki yönlendirici etkisine ve ününe karşın , amerikan vogue dergisi moda anlayışı , karakteristik özellikleri gibi fasiliteler yönünden fransız vogue una kesinlikle yaklaşamamaktadır . dünyanın en iyi moda dergisi olarak bilinen dergi vogue paris yani fransız baskısıdır . ( modanın kalbi zaten paristir . ) bunu reklamlarının kalitesinden bile anlamak mümkündür . amerikan vogue michael kors , tommy hilfiger , donna karan , calvin klein , ralph lauren gibi amerikan tasarımcılara ağırlık verip hata yapmaktadır . ( derginin karakteristik özelliği amerikan moda stilini yansıtmaktadır , ancak moda amerikada devşirmedir , ordan burdan alınan stiller , tasarımlar harmanlanarak , bir şeye benzemeyen , özenti , kalitesiz ve berbat kıyafetler bütünü ortaya konur . paris ve milano moda haftalarının aksine londra ve new york moda haftaları 4 büyük moda haftası olarak kabul edilenler içerisinde en sıkıcı , en basit ve en kötü kreasyonların sergilendiği moda şovlarını kapsar.

vogue paris baskısının ise üzerinde durduğu tasarımcı / markalar : yves saint laurent , christian dior , chanel , christian lacroix , dolce&gabbana , karl lagerfeld , john galliano , giorgio armani , givenchy , christian louboutin , roger vivier , celine , chloé , miu miu , louis vuitton , roberto cavalli , valentino garavanni , ungaro , miuccia prada , versace , balenciaga , fendi , jean paul gaultier gibi moda dünyasında rüştünü ispat ederek , sayılı markalar arasına girmiş ve moda tarihine damgasını vurmuş isimlerdir , ayrıca seçimleri , önerileri ve kreasyonları birleştirerek yarattıkları kombinler göz doldurucudur , gerçekten süperdir , harikadır . kalitesini ortaya koymaktadır . amerikan vogue ve diğer vogue dergileri ise yerinde saymaktadır , elle , cosmopolitan , in - style gibi saçma sapan moda dergimsileriyle benzeşmektedir ve modanın dışında yer alan popüler kavramlara kafa yormaktadır . oysa ki vogue paris içerisinde , moda , tasarımcılar , defileler ve kreasyonlar haricinde pek bir şey yoktur .

bir de erkekler için olan vogue hommes international vardır , fransız orjinli olmasına rağmen , enternasyonel yönüyle , dili ingilizcedir ve herkes tarafından anlaşılır olmasına dikkat edilir , yine amerikan orjinli olan men's vogue ise , paris orjinli vogue hommes international ın yanında bayağı ve kalitesiz olduğunu ıspatlamaktadır .
adrian adrian
okunuşu voku olan kelime.
bir de bu isimde bir sigara vardı yanılmıyorsam british american tobacco ürünü.
ayrıca türkiye de piyasaya sürülen bir ürün için seçilebilecek kötü isimlerden biridir. voku ney ya ?
boku moku der gibi. çok antipatik.
zeus zeus
ing. bir şeyin moda olması, revaçta olması, itibar yaratması..

bundan dolayıdır ki bir moda/style dergisiyle de anılıyor ismi..
mandalinakolonyası mandalinakolonyası
strike a pose
strike a pose
vogue, vogue, vogue
vogue, vogue, vogue

look around everywhere you turn is heartache
ıt's everywhere that you go (look around)
you try everything you can to escape
the pain of life that you know (life that you know)

when all else fails and you long to be
something better than you are today
ı know a place where you can get away
ıt's called a dance floor, and here's what it's for, so

come on, vogue
let your body move to the music (move to the music)
hey, hey, hey
come on, vogue
let your body go with the flow (go with the flow)
you know you can do it

all you need is your own imagination
so use it that's what it's for (that's what it's for)
go inside, for your finest inspiration
your dreams will open the door (open up the door)

ıt makes no difference if you're black or white
ıf you're a boy or a girl
ıf the music's pumping it will give you new life
you're a superstar, yes, that's what you are, you know it

come on, vogue
let your body groove to the music (groove to the music)
hey, hey, hey
come on, vogue
let your body go with the flow (go with the flow)
you know you can do it

beauty's where you find it
not just where you bump and grind it
soul is in the musical
that's where ı feel so beautiful
magical, life's a ball
so get up on the dance floor

come on, vogue
let your body move to the music (move to the music)
hey, hey, hey
come on, vogue
let your body go with the flow (go with the flow)
you know you can do it

vogue, (vogue)
beauty's where you find it (move to the music)
vogue, (vogue)
beauty's where you find it (go with the flow)

greta garbo, and monroe
dietrich and dimaggio
marlon brando, jimmy dean
on the cover of a magazine

grace kelly; harlow, jean
picture of a beauty queen
gene kelly, fred astaire
ginger rogers, dance on air

they had style, they had grace
rita hayworth gave good face
lauren, katharine, lana too
bette davis, we love you

ladies with an attitude
fellows that were in the mood
don't just stand there, let's get to it
strike a pose, there's nothing to it

vogue, vogue

oooh, you've got to
let your body move to the music
oooh, you've got to just
let your body go with the flow
oooh, you've got to
vogue

bilek hakkıyla copy paste *

edit: bilmiyormuşum o zamanlar * yapmayı. *
kurremkamerruk kurremkamerruk
istanbul un en iyi işletilen lokantalarından biridir. oldukça pahalı olması dışında eksisi neredeyse yok gibidir. yabancı misafirleri, özellikle müşteri konumunda iseler, ağırlamak için en iyi seçimlerdendir. mekanın kendi şarabı da denenesidir. kocaman tabaklarda ufacık kalan yemek sunumları vardır. ilk kez gidiliyor ise garsonun sözünü dinlemek çok doğru bir tercih olacaktır.
1 /